Danıştay Kararı 10. Daire 2021/3468 E. 2022/4196 K. 28.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3468 E.  ,  2022/4196 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3468
Karar No : 2022/4196

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının araflarca aleyhine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların murisi olan …’un 15/08/2013 tarihinde Van ili, Çaldıran ilçesi, … Köyü’ne yakın İran sınırında askerler tarafından silahla vurularak öldürüldüğü iddia edilerek, olayda davalı idarenin kusurlu olduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, davacılardan anne … için; 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı (miktar artırım sonrası 102.544,22 TL), 150.000,00 TL manevi tazminat, kardeş … için; 150.000,00 TL manevi tazminat ve her iki davacı için 500,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 103.044,22 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verirken, davacılar murisinin kusurlu davranışı da gözetilip meydan gelen olayda davacılar murisine düşen kusur miktarı (müterafik kusur) oranında hükmedilecek tazminat miktarından indirime gidilmesi gerekeceğinden, olayın meydana gelmesinde davacılar murisi Nurettin Karakoç’un %50 oranındaki müterafik kusurlu olduğu dikkate alındığında, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat tutarının %50’si oranında, 51.272,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı idare tarafından davacı anne Nuryavuz Talan’a ödenmesi gerektiği, maddi tazminatın 1.000,00 TL’lik kısmının davalı idareye başvuru yapıldığı 10/01/2014 tarihinden, maddi tazminatın kalan 50.272,11 TL’lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin Mahkeme kaydına giriş tarihi olan 22/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı tarafa ödenmesine; davacılar tarafından talep edilen 500,00 TL cenaze ve defin giderine ilişkin isteme gelince; Mahkemenin 14/03/2018 tarihli ara kararı ile, davacılar yakının ölümü üzerine yapıldığı ileri sürülen 500,00 TL cenaze ve defin giderine ilişkin tevsik edici (ispatlayıcı) bilgi ve belgelerin sunulmasının istenildiği, davacılar tarafından bu gideri tevsik edici bilgi ve belge sunulamadığından ispat edilemeyen cenaze ve defin giderine ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği; manevi tazminat istemi yönünden ise; müterafik kusur da göz önünde bulundurularak davacılar murisi …’un vefat etmesinden dolayı yaşadıkları acı ve üzüntü nedeniyle, anne … için 20.000,00-TL ve kardeş … için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacılar tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine maddi tazminata ilişkin olarak istinaf başvurusunun reddine; manevi tazminat yönünden ise, istinaf başvurusunun kabulü ile davacıların murisi olan …’un 15/08/2013 tarihinde Van ili, Çaldıran ilçesi, … Köyü’ne yakın İran sınırında askerler tarafından silahla vurularak öldürülmesi nedeniyle, duymuş oldukları acı ve üzüntünün karşılığı olarak anne ….. 70.000,00 TL, kardeşi … için 35.000,00 TL olmak üzere toplam 105.000,00 TL manevi tazminatın idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilerek İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına 105.000,00 TL tazminatın 10/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, müteveffanın bir kusurunun olmadığı, defin ve taziye masraflarının kabulü gerektiği, faiz başlangıcının olay tarihi olarak alınması gerektiği, artırılan miktara yürütülen faiz başlangıç tarihinin doğru olmadığı, manevi tazminatın az olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, meydana gelen olayda idarenin hiçbir kusurunun olmadığı, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, buna faiz yürütülmemesi gerektiği, idarenin harçtan muaf olduğu, idarenin kusurunun bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; 15/08/2013 tarihinde, Van ili, Çaldıran ilçesi’nin İran sınırına yakın olan ve …’ncı Hd. A. …’nci Hd. Tb. …’üncü Hd. Bl. …’üncü Hd. Tk. K.lığı’nın (Onurtepe Hudut Karakolu) sorumluluk bölgesinde bulunan alanda Onurtepe Karakolu Gözetleme Kulesinden yapılan gözetleme esnasında İran sınırından Türkiye topraklarına kaçak geçiş yapmak üzere olan yaklaşık 40-50 kişilik kaçakçı grubun tespit edildiği, bunun üzerine karakol ve gözetleme kulesinden birer tim kuvvetinin kaçakçıların ülkeye kaçak geçişinin engellenmesi için olay yerine sevkedildiği, operasyon icra eden askerler tarafından kaçakçı grubun ülkeye yasak girişinin engellenebilmesi için ”dur” ihtarı yapılarak havaya ateş açıldığı, dur ihtarının yapılması ve havaya ateş açılması üzerine kaçakçı grubun geri dönerek İran tarafına doğru kaçmaya başladıkları, kısa bir süre sonra ise bu kez davacının da aralarında bulunduğu 10-12 kişilik atlı bir grubun tekrar Türkiye topraklarına kaçak giriş yapmaya çalışmaları üzerine askerler tarafından ”dur” ihtarı yapılarak silahla ateş edilmek suretiyle kaçak geçişin engellenmesi amacıyla gruba müdahalede bulunulduğu, yapılan müdahale sonrasında askerler tarafından grubun olduğu yere hareket edildiği esnada, kaçakçı grup tarafından yaralı şahısların olduğu gerekçesiyle askerlerden yardım talep edildiği, askerlerce yaralı şahısların bulunduğu bölgeye varılmadan önce, yaralı şahısların ikamet ettiği ve olay yerine yakın olan ,,, Köyünden gelen bir araç ile yaralı şahısların Çaldıran Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı, yapılan müdahalelere rağmen yaralı iki şahıstan biri olan davacılar murisinin hayatını kaybettiği, diğer yaralı şahsın ise tedavi sürecinden sonra taburcu edildiği, davacılar tarafından, yakınları olan Nurettin Karakoç’un dava konusu olay sonucu vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini amacıyla 07/01/2014 tarihli dilekçe ile idareye başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, davacılardan anne … için; 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı (miktar artırımı sonrası 102.544,22 TL), 150.000,00 TL manevi tazminat, kardeş … için; 150.000,00-TL manevi tazminat ve her iki davacı için 500,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 103.044,22 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I. Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:
Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmı yönünden davalı idarece istinaf yoluna başvurulmamış olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının maddi tazminatın kısmen kabulüne yönelik kısmının kesinleşmiş olduğu ve Bölge İdare Mahkemesinin davacının istinaf başvurusu üzerine vermiş olduğu davalı idare aleyhine yeni bir hüküm içermeyen bu kısma dair istinaf başvurusunun reddine ilişkin karara karşı temyiz isteminde bulunamayacağı sonucuna ulaşıldığından; davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
II. Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıztırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olmayıp, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.
Manevi tazminatın belirtilen amaç ve niteliği esas alındığında davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarı yüksek bulunduğundan, yukarıda aktarılan ölçütlere göre, olayın oluş şekli ve niteliği ile Dairemizin bu gibi olaylarda verdiği kararlar da dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat miktarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerekmektedir.
Bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir.
Buna göre, davalı idarenin manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığı ve Bölge İdare Mahkemesince davacı tarafın manevi tazminatın reddine ilişkin kısma karşı istinaf başvurusu üzerine yeni bir karar verildiği dikkate alındığında artık bu aşamada İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarından daha az bir miktara karar verilemeyeceği açıktır.
III: Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına yürütülen faize ilişkin kısmının incelenmesi:
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.
Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Bakılmakta olan davada da Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, artırılan miktar dahil, faizin başlangıç tarihine, davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacının idareye başvurduğu tarihin esas alınması gerekirken, maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmı yönünden dilekçenin Mahkemeye giriş tarihinin esas alınarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, KISMEN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, maddi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmı ile maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına yürütülen faizin başlangıç tarihi yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.