Danıştay Kararı 10. Daire 2021/3711 E. 2021/6472 K. 20.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3711 E.  ,  2021/6472 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3711
Karar No : 2021/6472

DAVACI : …Konfederasyonu
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 10/03/2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren “Uzaktan Çalışma Yönetmeliği”nin 6., 7., 8. maddeleri ile 14. maddesinin 6. fıkrasının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun Kuruluşların Faaliyeti Başlığını taşıyan 26. maddesinin 2. fıkrasında sendika ve konfederasyonların çalışma hayatından, mevzuattan, toplu iş sözleşmesinden, örf ve adetten doğan hususlarda işçileri temsilen dava açma hakkı bulunduğu, yönetmeliğin iptali istenen hükümlerinin uygulanması halinde konfederasyona bağlı işçilerin menfaatlerinin zedelenmesi ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle, üyesi işçilerin hak menfaatlerini koruma görevi bulunan ve bu görevini en iyi şekilde yapma iddiasında bulunan davacı konfederasyonunun bakılmakta olan davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğu, Yönetmeliğin iptalini talep ettikleri 6.,7.,8. maddelerinde yer alan düzenlemelerin 4857 İş Kanunu’nun 14. maddesinde yer almadığı halde, çalışma mekanın düzenlenmesinden kaynaklanan maliyetin, malzeme ve iş araçlarının temininin, üretim maliyetlerinin sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa işveren tarafından karşılanacağı belirtilerek, bu hususların yani işçiye mali külfet yükleyecek sözleşme edimlerinin işçi tarafından da karşılanabilmesinin hukuki alt yapısını oluşturduğu, belirtilen düzenlemelerin Asgari Ücret veya Asgari ücretin biraz üzerinde ücret alacak işçilerin, üzerlerine yüklenen, esasen işveren tarafından karşılanması gereken işyeri maliyetlerinin mali karşılığı kadar az ücret almalarını, yani asgari ücretin altında çalıştırılmaları sonucunu doğuracağı, düzenlemenin 6., 7. ve 8. maddeleri gereğince, sözleşme ile işçinin karşılaması gereken işyerinin düzenlenmesi, üretim için gerekli mal ve ekipmanlar ile elektrik, su, doğal gaz, iletişim vb. işletme maliyetleri kadar miktar işçinin alacağı net ücreti düşüreceği, bunun da işçinin asgari ücretin altında bir ücretle çalıştırılması sonucunu doğuracağı, bu durumun gerek Anayasa, gerekse 4857 sayılı Kanun’un emredici hükümleri ile İş Hukukunun evrensel işçinin korunması prensibine aykırı olduğu, Yönetmeliğin, 14. maddesinin 6. fıkrasının ise uzaktan çalışmaya geçişte işçinin iradesini, onayını yok saydığı, oysa, Yönetmeliğin 14. maddesindeki diğer düzenlemelerde işçinin talebi ve onayı şart koşulduğu halde, işçi iradesinin ve onayının aranmamasının açıkça hukuka aykırı olduğu, bu hususun 4857 sayılı İş Kanunun 14. maddesinde yer almayan bir hüküm olduğu, 4857 sayılı İş Kanunun işçiyi korumayı hedefleyen bütün emredici hükümlerinde sözleşme hükümlerinin değişikliğinde (madde 22), fazla çalışma (madde 41), Hafta Tatilinde Çalışma, Ulusal Bayram ve Genel Tatillerde Çalışma (madde 44 ila 47) işçinin rızası, onayı arandığı, işçinin rızasının aranmayacağı istisna haller (örneği ücretsiz izin: Geçici 10. madde) kanunda açıkça sayıldığı, Kanunda yer almayan bu düzenlemenin yetki bakımından hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Konfederasyonun değişik iş kollarında en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olduğu, konfederasyonların kanunla verilen özel yetki dışında sadece kendi tüzel kişiliğine yönelen düzenlemelere karşı dava açmaya ehil olduğu, davacının doğrudan kendi üyesi sendikalara uygulanma olanağı bulunmayan bir düzenlemeye karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davacının Yönetmeliğin 6., 7., ve 8. maddelerinin işçinin asgari ücretin altında ücret almasına neden olacağı, bunun da açıkça Kanuna aykırı olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, Yönetmeliğin 6. maddesinde çalışma mekanının düzenlenmesinden kaynaklanan maliyetlerin karşılanma usulünün, uzaktan çalışan ile işveren tarafından birlikte belirleneceği, 7. maddesinde ise malzeme ve iş araçlarının temininden işverenin sorumluluğunun esas olduğu ancak aksinin kararlaştırılabileceği, üretim maliyetlerinin karşılanmasına ilişkin hususların ise iş sözleşmesinde belirtilmesi gerektiğine yer verildiği, işverenin söz konusu maliyetlerin karşılanmasını anlaşmak koşuluyla işçiye bırakabileceği, söz konusu maliyetlerin işçi tarafından yapıldıktan sonra bunun işverenden talep edilmesinin her zaman mümkün olduğu, bu durumda da işletmenin işletme ve yatırım maliyetlerinin yine işverence karşılanmış olacağı, dolayısıyla işçinin yapmış olduğu giderleri işverenden talep edebileceği için asgari ücretin altına düşmüş olmayacağı, dolayısıyla Kanunda açıkça yer alan ekipmanların işveren tarafından sağlanması hususunun gerçekleştiği, Yönetmeliğin Kanunda belirtilen yetki sınırları çerçevesinde çıkarıldığı, İş Kanunu’nun sözleşme serbestisi ilkesi gereği çalışma koşullarının ve maliyetlerin işçi ve işveren arasında akdedilen iş sözleşmeleri ve taraflar arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmeleri ile serbestçe belirlenebilmesinin mümkün olduğu, bu çerçevede işçinin kendisine maliyet unsuru olarak yansıyacak herhangi bir düzenlemeye imza atmamaya hakkı bulunduğu, Yönetmeliğin 14. maddesinin 6. fıkrasında uzaktan çalışmanın, zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde işyerinin tamamında veya bir bölümünde uygulanması halinde işçinin onayının aranmayacağı hususuna ilişkin düzenlemenin Kanunun vermiş olduğu yetki çerçevesinde yapıldığı, Kanunda uzaktan çalışmaya geçişte işçinin rızasının veya onayının alınmasına ilişkin bir hükmün de yer almadığı, işin ve işçinin korunması ile iş sözleşmesinin devamının sağlanması maksadıyla, zorlayıcı nedenlerle sınırlı olmak kaydıyla, işverene bu yönde bir karar alma hakkının tanındığı, davaya konu Yönetmelik hükümlerinin üst düzenleyici kurallara ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi maddesi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 2(ğ) maddesinde, sendika: işçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak vegeliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek birişkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar, konfederasyon ise; değişik işkollarında en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluş olarak tanımlanmış olup, aynı Kanun’un 26. maddesinin 2. fıkrasında da, kuruluşların, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen; sendikaların, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.
10/03/2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren “Uzaktan Çalışma Yönetmeliği”nin 6., 7., 8. maddeleri ile 14. maddesinin 6. fıkrasının iptaline ilişkin olarak, menfaatlerinin ihlal edildiğini ileri süren kişiler ile bu kişilerin üyesi olduğu sendikalar tarafından dava açılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturduğu davacı Konfederasyonun, doğrudan kendi üyesi sendikalara uygulanma olanağı bulunmayan dava konusu düzenleyici işlemin iptalini istemekte doğrudan bir menfaati bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacı Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun; kendisine bağlı sendikaların üyesi olan gerçek kişilerin menfaatlerinin ihlal edildiğinden bahisle, 10/03/2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren “Uzaktan Çalışma Yönetmeliği”nin 6., 7., 8. maddeleri ile 14. maddesinin 6. fıkrasının iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2- Aşağıda dökümü yapılan …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3- Kullanılmayan …TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra isteği halinde davacıya iadesine,
4- Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlak Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca belirlenen …TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.