Danıştay Kararı 10. Daire 2021/3729 E. 2022/2068 K. 13.04.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3729 E.  ,  2022/2068 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2021/3729
Karar No: 2022/2068

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van Belediye Başkanlığı emrinde işçi olarak çalışan davacının, Belediyeye ait zabıta aracı içerisinde görevli olduğu sırada Van ili, Merkez ilçesi, … kavşağında 09/03/2006 tarihinde meydana gelen bomba patlama olayı sonucunda yaralanması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zarar karşılığı … TL (miktar artırım dilekçesi ile artırılarak … TL) maddi, … TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 04/02/2020 tarih ve E:2017/724, K:2020/225 sayılı bozma kararına uyularak, İçişleri Bakanlığının hasım mevkinden çıkarılıp Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının husumete alınmasını ve dosyanın belirtilen hasımla tekemmülünü müteakip yapılan yargılama sonucu, davacının kamu hizmeti yapmak üzere Van Belediye Başkanlığı tarafından görevlendirildiği ve bu idarenin tahsis ettiği araçla görevini icra etmekte iken bir intihar eylemcisinin anılan aracın sağ ön kapısı yanında üzerindeki bombayı patlatması sonucunda yaralandığı dikkate alındığında, yürütülen kamu hizmetinin neden ve etkisiyle meydana gelen ve idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin doğrudan sonucu olan özel ve olağan dışı zararın kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmini gerektiği, ancak 5233, 2330 ve 506 sayılı Kanunlar uyarınca davacıya yapılan ödemeler ve bağlanan aylık tutarları dikkate alındığında davacının maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine; davacının olay sebebiyle yaşadığı acı ile üzüntüden dolayı manevi zarara uğradığı gerekçesiyle olayın oluş şekli ve zararın niteliği ile ödenmiş bulunan nakdi tazminat tutarları da göz önünde bulundurulmak suretiyle manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın kabulüne, … TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, kamu görevi ifa edildiği esnada yaralandığı, durumunun 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği, uğranılan gerçek zararların (geçici iş gücü kaybı, sürekli iş gücü kaybı, efor kaybı tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, protez gideri) hesaplanarak ödenmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın günümüz şartlarında çok düşük kaldığı, manevi tazminata yönelik olarak miktar artırımına imkan sağlanması gerektiği, davalı idare tarafından, dava konusu olayda tazminat ödenmesi için gerekli olan şartların sağlanmadığı, olayda hizmet kusurunun varlığından söz edilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminata faiz işletilmemesi gerektiği, davanın tamamının reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek Mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacının temyiz isteminin ise kısmen reddi, kısmen kabulü ile Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının onanması, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Van Belediyesinde işçi olarak görev yapan davacı, 09/03/2006 tarihinde Van ili, … ilçesi, … Caddesi, … Kavşağında Van Belediye Başkanlığına ait … plakalı zabıta aracı içinde görevli olarak bulunmakta iken, saat 09.05 sıralarında bir intihar eylemcisinin anılan aracın sağ ön kapısı yanında üzerindeki bombayı patlatması sonucunda patlamanın etkisiyle yaralanmış, zararlarının genel hükümlere göre tazmin edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığına yaptığı başvurunun reddi üzerine de aynı istemle bakılan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın; manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden; … Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 24/07/2007 tarihli raporuyla, dava konusu olay nedeniyle davacının %81 oranında kalıcı sakatlığa maruz kaldığının tespit edildiği; İdare Mahkemesinin 22/01/2020 ve 23/02/2021 tarihli ara kararları ile dava konusu olay nedeniyle davacıya bağlanan aylıkların sorulması üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, dava konusu olay neticesinde davacıya 5233 sayılı Kanun’un Ek-1’inci maddesi kapsamında 2. derece sivil terör mağduru aylığı bağlandığı ve halen (1.259,97+63,00) 1.322,97 TL malullük aylığı ödendiği, ayrıca 506 sayılı Kanun’un 4/a bendine tabi sigortalı hizmetlerinden dolayı 01/10/2008 tarihinden itibaren malullük aylığı, 19. maddesine göre 01/06/2007 tarihinden itibaren de sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, bağlanan bu aylıklar ile gelirin rücuya tabi olmadığı, yine meydana gelen olay nedeniyle 06/06/2007 tarih ve 828 sayılı Van Belediye Başkanlığı Encümen kararı ile davacıya 2330 sayılı Kanun uyarınca en yüksek devlet memuru katsayısı tutarının 200 katı tutarında nakdi tazminat ( … TL) ödendiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince; davacının İş Kanunu’na tabi olarak çalıştığı, dava konusu olay nedeniyle İş Kanunu kapsamında belirtilen haklardan yaralandırıldığı, 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinde sayılan kamu görevlileri arasında yer almadığı, aynı madde hükmünün (j) bendi uyarınca, terör eylemlerinin ortaya çıkartılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasına yönelik bir faaliyet kapsamında bir terör eylemi nedeniyle de yaralanmadığı, bu durumda, 5233, 2330 ve 506 sayılı Kanunlar uyarınca davacıya yapılan ödemeler ve bağlanan aylık tutarları dikkate alındığında davacının maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre Mahkemece, davacının kazanç/gelir kaybından kaynaklı maddi zararına yönelik olarak Dairemizin son dönem içtihatlarına uygun bir şekilde hesaplama yapılmak suretiyle gerçek zararın tespit edildiğinden bahsedilemeyeceği gibi, davacı tarafından, dava dilekçesinde efor kaybı (çalışma gücü kaybı) zararının da tazminine karar verilmesi isteminde bulunulmuş olmasına rağmen, Mahkemece bu istem hakkında hiçbir inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiş olup; Mahkemece, davacının dava konusu olay nedeniyle gelir kaybından kaynaklı maddi zararının bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi aracılığıyla aşağıda yer verilen şekilde hesaplama yapılması gerekmektedir.
Aktif dönem işlemiş devre zararı, olay tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, davalı idare bünyesinde çalışan davacının emsali işçiye ödenen ücret ve varsa ikramiye, iaşe yardımı gibi yan ödemeler ile davacıya olay nedeniyle bağlanan aylık ve gelirlerin toplamı arasındaki fark, davacının gelir kaybı zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönem işleyecek devre zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten davacının içtihadi emeklilik (60) yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, davacının emsalinin aylar itibarıyla alabileceği ücret ve varsa ikramiye, iaşe yardımı gibi yan ödemeler ile davacıya olay nedeniyle bağlanan aylık ve gelirlerin toplamı arasındaki fark, davacının gelir kaybı zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönem zararı, davacının içtihadi emeklilik (60) yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, içtihadi emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen davacının alacağı yaşlılık aylıkları ile olay nedeniyle bağlanan ve pasif dönemde de ödenmeye devam edilen aylık ve gelirlerin toplamı arasındaki fark, davacının gelir kaybı zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Ayrıca, davacıya ödenen nakdi tazminat tutarının da yarar kalemi olarak kabul edilip düzenlenecek hesap bilirkişisi rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanan toplam maddi zarar tutarından indirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, yukarıda belirtilen şekilde yapılacak hesaplama sonucu yarar ve zarar durumu gözetilerek denkleştirme yapılmak suretiyle davacının maddi zararının olup olmadığı tespit edilmelidir.
Davacının efor (güç) kaybı tazminatı istemine gelince;
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İş gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan davada, dava konusu olay neticesinde %81 daimi maluliyeti bulunan davacının, günlük yaşamını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, aktif dönemdeki (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının, asgari geçim indirimi dahil net asgari ücrete %81 maluliyet oranı uygulanarak hesaplanmak suretiyle bulunması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, iş gücü kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının, asgari geçim indirimi hariç net asgari ücret tutarına % 81 maluliyet oranının uygulanması suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Öte yandan, 01/01/2022 tarihinden itibaren asgari geçim indirimi uygulaması kaldırıldığından, Mahkeme tarafından alınacak bilirkişi raporunda bu durum, ayrıca gelir kaybı zararı hesabında yapılacak denkleştirme sonucu davacının halen yararının bulunduğunun tespit edilmesi halinde kalan yarar tutarının da efor kaybı zararından düşülmesi gerektiği hususu dikkate alınmalıdır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının gelir kaybı ve efor kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Son olarak, davacının temyiz dilekçesinde bakıcı gideri ve protez gideri yönünden de maddi tazminat talebinde bulunduğu görülmekte ise de; dava dilekçesinde yer almayan bu istemlerin davanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu değerlendirildiğinden, anılan maddi zarar kalemlerine yönelik herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Bu itibarla, eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının manevi tazminat istemine yönelik miktar artırım hakkı tanınması yolundaki temyiz isteminin REDDİNE, diğer temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/04/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.