Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/73 E. , 2021/2642 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/73
Karar No : 2021/2642
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …Bakanlığı / …
VEKİLİ : …
2- …Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF(DAVACI) : …Yapı İnş. Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, davalı idareler tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idare müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda düzenlenen …tarih ve …sayılı inceleme raporuna istinaden 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 77. ve 78. maddeleri uyarınca 4.421.898,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacı şirkete verilen 4.421.898,00 TL idari para cezasının 3.252.000,00 TL’lik kısmının davacı şirketin 2018 yılı sonunda oluşan gayrisafi satış gelirinin (brüt satışlar ve alınan sipariş avansları toplamı) yüzde birinin hesaplanması sonucu bulunan tutardan oluştuğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 77. maddesi gereğince idari para cezasının hesaplanmasında esas alınan “gayri safi gelir” kavramının belirlenmesi hususunda 6502 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında açık bir hüküm bulunmamakla birlikte; 15/02/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (f) bendinde, Yıllık Gayri Safi Gelirin: “Tek düzen hesap planındaki net satışları veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa, Kurul tarafından saptanacak olan, net satışlara en yakın gelir” olarak tanımlandığı, 26/12/1992 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde, (Giriş), a) Muhasebenin Temel Kavramları, b) Muhasebe Politikalarının Açıklanması, c) Mali Tablolar İlkeleri, d) Mali Tabloların Düzenlenmesi ve Sunulması, e) Tekdüzen Hesap Çerçevesi, Hesap Planı ve İşleyişi konularında düzenlemelerin yapıldığı, Tebliğde, 340-Alınan Sipariş Avansları hesabının, “işletmenin satış amacıyla gelecekte yapacağı mal ve hizmet teslimleri ile ilgili olarak peşin tahsil ettiği tutarların izlendiği hesap” olduğu, hesap işleyişinin, alıcılardan alınan avansların bu hesabın alacağına, malın teslim edilmesi, hizmetin görülmesi halinde borcuna yazılmasıyla gerçekleştiği, 440-Alınan Sipariş Avansları hesabının, “işletmenin satış sözleşmesine dayanarak mal ve hizmetin tesliminden önce tahsil ettiği bir yılı aşan avansların izlendiği hesap” olduğu, hesap işleyişinin, alıcılardan alınan avansların bu hesaba alacak, vadesi bir yılın altına düşenlerin “340-Alınan Sipariş Avansları Hesabı”na aktarılmak suretiyle bu hesaba borç kaydedilmekle gerçekleştiğinin belirtildiği, Tebliğin “Gelir Tablosu Hesapları” bölümünde, Brüt Satışlar’ın, işletmenin esas faaliyetleri çerçevesinde satılan mal ya da hizmetler karşılığında alınan ya da tahakkuk ettirilen toplam değerleri kapsadığı, satılan mal ve hizmetlerle ilgili sübvansiyonlar, satış tarihindeki vade farklarının, ihracatla ilgili dönem içinde ortaya çıkan kur farklarının, vergi iadelerinin brüt satışlar içinde gösterileceği, brüt satışlara “Katma Değer Vergisi”nin dahil edilmeyeceği, brüt satışların; yurtiçi satışlar, yurtdışı satışlar ve diğer gelirler şeklinde bölümleneceği ifade edildikten sonra, Satış İndirimlerinin, net satış hasılatına ulaşabilmek için brüt satışlardan indirilmesi gereken değerleri kapsadığı, satıştan iadeler, satış iskontoları ve diğer indirimler şeklinde bölümleneceği, aktarılan düzenlemelere göre, Tek Düzen Muhasebe Sistemi açısından “Alınan Sipariş Avansları Hesabı”, işletmenin borcu olarak muhasebeleştirildiğinden ve belirli bir yılın gelirine ilişkin olmadığından anılan avansların gayri safi gelir içerisinde değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, yıllık gayri safi gelirin de, işletmenin ilgili yıl net satışları kapsamında alınan ya da tahakkuk ettirilen değerlerden ibaret olduğu, dava konusu idari para cezası miktarı belirlenirken işletmenin yıllık gayrisafi gelirinin hesabında alınan sipariş avanslarının yıllık gayrisafi gelir miktarına eklenmesi suretiyle ortaya çıkan miktara göre idari para cezası tutarının belirlenmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu …. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, idari para cezasının 3.252.000,00 TL’lik kısmının şirketin gayrisafi satış geliri üzerinden hesaplandığı, ancak geriye kalan 1.169.898 TL’ nin ise gayrisafi gelir üzerinden hesaplanmadığı, dolayısıyla para cezasının tümüyle iptalinin hukuka aykırı olduğu, davacının savunmasının alınmadığı iddiasının yersiz olduğu, inceleme raporuyla idari para cezasına konu aykırılıkların tespit edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, dava konusu işlemin; 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca her bir sözleşme veya işlem adedi üzerinden hesaplanarak uygulanan 1.085.428,00 TL idari para cezası ile 77. maddesinin 5. fıkrası uyarınca maktu olarak belirlenen 120.706,00 TL idari para cezası olmak üzere toplam 1.206.134,00 TL olarak uygulanan idari para cezasına ilişkin kısımları yönünden bozulması, davacı şirket tarafından yapılmakta olduğu anlaşılan “…” adlı proje kapsamında şirket beyanlarını doğrulayacak hiçbir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden bahisle 6502 sayılı Kanun’un 75. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık nedeniyle uygulanan aynı Kanun’un 77. maddesinin 19. fıkrası uyarınca şirketin aykırılığın tespitinden bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi geliri üzerinden hesaplanan 3.252.000,00 TL idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, davalı idare müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda düzenlenen …tarih ve …sayılı inceleme raporuna istinaden 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 77. ve 78. maddeleri uyarınca 4.421.898,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 3. fıkrasında; “Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” hükmüne, 5. fıkrasında; “Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.” hükmüne, 40. maddesinde; “(1) Ön ödemeli konut satış sözleşmesi, tüketicinin konut amaçlı bir taşınmazın satış bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir. (2) Tüketicilere sözleşmenin kurulmasından en az bir gün önce, Bakanlıkça belirlenen hususları içeren ön bilgilendirme formu verilmek zorundadır. (3) Yapı ruhsatı alınmadan, tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi yapılamaz.” hükmüne, 41. maddesinde; “(1) Ön ödemeli konut satışının tapu siciline tescil edilmesi, satış vaadi sözleşmesinin ise noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Aksi hâlde satıcı, sonradan sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremez. (2) Satıcı, geçerli bir sözleşme yapılmış olmadıkça tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez.” hükmüne, 45. maddesinde; “(1) Ön ödemeli konut satışında sözleşme tarihinden itibaren yirmidört aya kadar tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönme hakkı vardır. Sözleşmeden dönülmesi durumunda satıcı; konutun satışı veya satış vaadi sözleşmesi nedeniyle oluşan vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar ile sözleşme tarihinden itibaren ilk üç ay için sözleşme bedelinin yüzde ikisine, üç ila altı ay arası için yüzde dördüne, altı ila oniki ay arası için yüzde altısına ve oniki ila yirmidört ay arası için de yüzde sekizine kadar tazminatın ödenmesini isteyebilir. (2) Satıcı, yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmezse tüketiciden herhangi bir bedel talep edemez. Tüketicinin ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi yüzünden sözleşmeden dönülmesi hâllerinde tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemez. (3) Sözleşmeden dönülmesi durumunda, tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge, dönme bildiriminin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren en geç yüzseksen gün içinde tüketiciye geri verilir. Satıcının aldığı bedeli ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgeyi iade ettiği tarihten itibaren, tüketici on gün içinde edinimlerini iade eder.” hükmüne, 46. maddesinde; “Sözleşme öncesi bilgilendirme, sözleşmenin zorunlu içeriği, tüketici ile satıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı ve sözleşmeden dönme ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.
“hükmüne, 75. maddesinde; “(1) Bu Kanunun uygulanmasında, Bakanlık müfettişleri, gümrük ve ticaret denetmenleri ile Bakanlıkça görevlendirilecek personel, mal veya hizmet sunulan her yerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidir. (2) Bu Kanun kapsamına giren hususlarda, yetkili ve görevli kişi veya kuruluşlara her türlü bilgi ve belgenin doğru olarak gösterilmesi veya istenmesi hâlinde belgelerin aslının veya onaylı kopyalarının verilmesi zorunludur.
” hükmüne, 77. maddesinin 1. fıkrasında; ” Bu Kanunun 4 üncü, 6 ncı, 7 nci, 18 inci, 19 uncu, 20 nci, 21 inci, 23 üncü, 26 ncı, 30 uncu, 33 üncü, 35 inci, 48 inci, 49 uncu, 51 inci, 52 nci, 54 üncü ve 57 nci maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket
edenler hakkında aykırılığı tespit edilen her bir işlem veya sözleşme için iki yüz Türk Lirası idari para cezası uygulanır.” hükmüne, 77. maddesinin 3. fıkrasında; ” Bu Kanunun 24 üncü, 25 inci, 27 nci, 28 inci, 29 uncu, 34 üncü, 36 ncı, 37 nci, 38 inci, 39 uncu, 41 inci, 43 üncü, 45 inci, 46 ncı maddeleri ile 31 inci maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü, 40 ıncı maddesinin ikinci, 47 nci maddesinin üçüncü, dördüncü, beşinci, yedinci ve 50 nci maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, dokuzuncu ve on birinci fıkralarında belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında aykırılığı tespit edilen her bir işlem veya sözleşme için bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır.” hükmüne, 77. maddesinin 5. fıkrasında; “Bu Kanunun 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ile 47 nci ve 50 nci maddelerinin ikinci fıkralarında belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında yüz bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır.” hükmüne, 77. maddesinin 19. fıkrasında; “Bu maddenin sekizinci, dokuzuncu, on ikinci ve on üçüncü fıkralarındaki idari para cezaları hariç olmak üzere, aykırılığın tespit edildiği tarih itibarıyla bir takvim yılında uygulanan toplam idari para cezası tutarının yirmi beş bin Türk Lirasını aştığı durumlarda, bu miktardan az olmamak ve yüz milyon Türk Lirasını geçmemek üzere toplam idari para cezası tutarı; a) Cezaya muhatap gerçek ya da tüzel kişinin, aykırılığın tespitinden bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde beşini aşamaz. Bir önceki yıl gayrisafi gelirinin oluşmaması hâlinde, tespit tarihi itibarıyla oluşan gayrisafi geliri dikkate alınır. Gayrisafi gelirlerinin bildirilmediği veya yanlış bildirildiği durumlarda bu bent hükmü uygulanmaz. b) Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar için, kamuya açıklanan en son finansal tablolarda yayınlanan öz kaynağının binde beşini aşamaz” hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mahkeme kararının dava konusu işlemin, davacı şirket tarafından yapılmakta olduğu anlaşılan “…” adlı proje kapsamında şirket beyanlarını doğrulayacak hiçbir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden bahisle 6502 sayılı Kanun’un 75. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık nedeniyle uygulanan aynı Kanun’un 77. maddesinin 19. fıkrası uyarınca şirketin aykırılığın tespitinden bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi geliri üzerinden hesaplanan 3.252.000,00 TL idari para cezasına ilişkin kısmının iptaline dair kısmı yönünden yapılan inceleme:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin, davacı şirket tarafından yapılmakta olduğu anlaşılan “Çeşme Jarden Eden” adlı proje kapsamında şirket beyanlarını doğrulayacak hiçbir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden bahisle 6502 sayılı Kanun’un 75. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık nedeniyle uygulanan aynı Kanun’un 77. maddesinin 19. fıkrası uyarınca şirketin aykırılığın tespitinden bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi geliri üzerinden hesaplanan 3.252.000,00 TL idari para cezasına ilişkin kısmının iptali yolundaki kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarelerin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının dava konusu işlemin, 6502 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 5. fıkrasına, 40. maddesinin 3. fıkrasına, 45. maddesinin 3. fıkrasına ve 46. maddesine aykırılık nedeniyle 77. maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca her bir sözleşme veya işlem adedi üzerinden hesaplanarak uygulanan 1.085.428,00 TL idari para cezası ile 77. maddesinin 5. fıkrası uyarınca maktu olarak belirlenen 120.706,00 TL idari para cezası olmak üzere toplam 1.206.134,00 TL olarak uygulanan idari para cezasına ilişkin kısımlarının iptaline dair kısmı yönünden yapılan inceleme:
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı şirket hakkında uygulanan toplam 4.421.898,00 TL idari para cezasının 3.252.000,00 TL’lik kısmının şirketin 2018 yılı sonunda oluşan gayrisafi gelirinin (brüt satışları ve alınan sipariş avansları toplamı) yüzde birinin hesaplanması sonucu bulunan tutardan oluştuğunun anlaşıldığı, idari para cezasının geriye kalan 1.206.134,00 TL’lik kısmı yönünden yapılan hesaplamanın gayrisafi geliri üzerinden hesaplanmadığı, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca 1.085.428,00 TL’lik kısmının her bir sözleşme veya işlem adedi üzerinden, 120.706,00 TL’lik kısmının ise mevzuatta maktu olarak belirlenen tutar üzerinden hesaplandığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince; idari para cezasının tümü yönünden davacı şirketin 2018 yılı sonunda oluşan gayrisafi gelirinin yüzde birinin hesaplandığından hareketle Tek Düzen Muhasebe Sistemi açısından “Alınan Sipariş Avansları Hesabı”, işletmenin borcu olarak muhasebeleştirildiğinden ve belirli bir yılın gelirine ilişkin olmadığından anılan avansların gayri safi gelir içerisinde değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, yıllık gayri safi gelirin de, işletmenin ilgili yıl net satışları kapsamında alınan ya da tahakkuk ettirilen değerlerden ibaret olduğu, dava konusu idari para cezası miktarı belirlenirken işletmenin yıllık gayrisafi gelirinin hesabında alınan sipariş avansların yıllık gayrisafi gelir miktarına eklenmesi suretiyle ortaya çıkan miktara göre idari para cezası tutarının belirlenmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu toplam 4.421.898,00 TL idari para cezasının iptaline karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin, 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca her bir sözleşme veya işlem adedi üzerinden hesaplanarak uygulanan 1.085.428,00 TL idari para cezası ile 77. maddesinin 5. fıkrası uyarınca maktu olarak belirlenen 120.706,00 TL idari para cezası olmak üzere toplam 1.206.134,00 TL olarak uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmının esasına girilerek karara bağlanması gerekirken belirtilen gerekçeyle iptali yolunda verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı şirketin toplam 4.458.134,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ancak davalı idarece toplam 68 adet sözleşmenin zamanaşımına uğradığının tespit edilerek bu sözleşmelere karşılık olan 36.236,00 TL’nin toplam tutardan (4.458.134,00) mahsup edilmek suretiyle 4.421.898,00 TL idari para cezası verilmesine karar verildiği anlaşıldığından, bozulan kısım yönünden yeniden verilecek kararda, İdare Mahkemesince bu hususun dikkate alınması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, dava konusu işlemin; 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca her bir sözleşme veya işlem adedi üzerinden hesaplanarak uygulanan …TL idari para cezası ile 77. maddesinin 5. fıkrası uyarınca maktu olarak belirlenen …TL idari para cezası olmak üzere toplam …TL olarak uygulanan idari para cezasına ilişkin kısımları yönünden BOZULMASINA, davacı şirket tarafından yapılmakta olduğu anlaşılan “…” adlı proje kapsamında şirket beyanlarını doğrulayacak hiçbir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden bahisle 6502 sayılı Kanun’un 75. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık nedeniyle uygulanan aynı Kanun’un 77. maddesinin 19. fıkrası uyarınca şirketin aykırılığın tespitinden bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi geliri üzerinden hesaplanan …TL idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 26/05/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.