Danıştay Kararı 10. Daire 2021/7605 E. 2022/4683 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/7605 E.  ,  2022/4683 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7605
Karar No : 2022/4683

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Kayseri ili, Develi ilçesi, … Mahallesinde bulunan hisseli taşınmazlarının yer aldığı alanda yapılan toplulaştırma işlemine yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; arazi toplulaştırma işleminin yeni parselasyon planı ve mülkiyet listelerinin uygulamayı yapan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından onaylandıktan sonra kesinleşeceği, davacının taşınmazlarının bulunduğu alanda yapılan toplulaştırma işlemine ilişkin toplulaştırma projesinin henüz tamamlanmamış olduğu ve yeni parselasyon planlarının onaylanmadığı nazara alındığında, davalı idarece tesis edilen idarî davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığından bu aşamada davanın esasının incelenmesinin hukuken olanaklı olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin kesinleştiği, UYAP kayıtlarına yeni parsellerin işlendiği, eksik ve hatalı incelemeye dayalı karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
04/05/2012 tarih ve 28282 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 16/03/2012 tarih ve 2012/2976 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, karara ekli 1 sayılı listede belirtilen yerleşim birimleri 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 3. ve 8. maddeleri uyarınca “uygulama alanı” ilan edilmiş, davacının taşınmazlarının bulunduğu Kılıçkaya Mahallesi (Köyü) de anılan 1 sayılı listede yer almış ve bu karar uyarınca davacının taşınmazlarını kapsayan alanda toplulaştırma işlemi yapılmıştır. Davacı tarafından, toplulaştırma işlemine yapılan 17/03/2020 tarihli itirazın reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun “Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakatı aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabilir.” hükmüne; 8. fıkrasında, “Toplulaştırma esas ve usulleri ile toprağın derecelendirilmesi ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin nasıl yapılacağı yönetmelikte belirtilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin “Toplulaştırmanın ilanı ve proje hazırlığı” başlıklı 23. maddesinde, “Toplulaştırma yapılmasına karar verilen yerler, sınırları da belirtilmek suretiyle Bölge Müdürlüğünce alışılmış usullerle mahallinde ilan edilir. Ayrıca, toplulaştırmanın yapılacağı yerler, mahalli en büyük mülki amirine de bildirilir. Toplulaştırma projeleri, teknik talimatta belirtilen esaslara göre hazırlanır ve Bölge Müdürünün teklifi ve Genel Müdürün onayı ile kesinleşir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı’nın 20. maddesinde, “Arazi toplulaştırma projesi son şeklini aldıktan ve ilgili Şube Müdürlüğünce kontrol edildikten sonra 15 gün süreyle mahallinde askıya çıkarılır. Askı süresi içinde yapılan yazılı itirazlar incelenir ve kontrol ünitesince tutanağa bağlanarak gerekli düzeltmeler yapılır. Proje ve tutanak mahallinde ikinci kez ilan edilir. Tüm askılar için bu husus bütün maliklere tebliğ niteliği taşır. Ayrıca yazılı itirazlara cevap verilmez. Parselasyon planları mahallinde en fazla 3 kez askıya çıkarılarak son şeklini almış olur. Kesinleşen planlar, Bölge Müdürlüğünün tasdikinden sonra tetkik ve onaylanmak üzere 3 (üç) nüsha olarak Genel Müdürlüğe gönderilir. Genel Müdürlükçe onaylanan projeler uygulamaya konur ve onaylanan projelerde değişiklik yapılmaz, ancak askıyı gerektirmeyecek derecede ve elzem olan değişiklikler Genel Müdürlük izni ile yapılır.” düzenlemesi; 21. maddesinde ise, “Toplulaştırma alanında uygulamadan dolayı çiftçilerin zarar görmemeleri ve uygulamanın gecikmemesi için hasat zamanı dikkate alınarak, ekilecek ürün çeşitleri, kaplayacağı alan ve yeri gibi her türlü gereken tedbirler köy ihtiyar heyeti ile birlikte proje mühendislerince tespit edilir. Alınan kararlar köyde alışılmış usullerle duyurulur. Bu kararlara uymayanlar, herhangi bir zarar iddiasıyla tazminat talebinde bulunmazlar. Tescil işlemlerinin uzaması ya da zamanlamasının uygun olmaması nedeniyle çiftçilerin zirai üretim dönemini kaçırmamaları için yer teslimi yapılabilir.” kuralı yer almaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği; 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, idari yargı yerince dava dilekçelerinin “idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olup olmadığı” yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmaması halinde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemler, idari makam ve mercilerin kamu gücüne dayanarak idare hukuku alanına ilişkin olarak yaptıkları ve hukuki sonuçlar doğurabilme kabiliyetini haiz, hukuka uygunluk karinesinin doğal sonucu olarak ve kural itibarıyla (kanunda aksi öngörülmedikçe) re’sen icra edilebilme yeteneğini taşıyan irade açıklamalarıdır.
Başka bir ifadeyle, idarelerin ilgililerin hukukunu doğrudan etkileyen, onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan ve hukuk aleminde sonuç doğurması için başka bir işleme ya da onay mekanizmasına ihtiyacı olmayan irade açıklamalarının idari davaya konu edilmeleri mümkündür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasamızın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı, kullanma (usus), yararlanma (fructus) ve tasarrufta bulunma/yok etme (abusus) yetkilerini içermekte olup, taşınmazların el değiştirmesi sonucunu doğuran toplulaştırma işleminin, mülkiyet hakkının içerdiği yetkilerin kullanılmasını ortadan kaldıracağı, dolayısıyla mülkiyet hakkıyla sıkı sıkıya ilişkili olduğu açıktır.
Bu itibarla, ilgililerin mülkiyetinde bulunan taşınmazları kullanamama sonucunu doğurma ihtimali olan toplulaştırma işlemlerinin her aşamasının idari yargı denetimine açık tutulması, hukuki güvenlik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir.
Her ne kadar yukarıda aktarılan mevzuat gereği parselasyon planları askıya çıkarılmakta ve askı süresi içinde yapılan itirazların haklı bulunması halinde yeniden plan hazırlanarak ikinci ve/veya üçüncü askı süreci başlatılmakta ise de; bu itirazlar tek başına dava konusu parselasyon planlarını kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olmaktan çıkarmamaktadır. Başka bir anlatımla, parselasyon planının dava konusu edilme sebebinin, plana konu bölgenin “uygulama alanı” olarak belirlenmesine, dolayısıyla planın bütünüyle ortadan kaldırılmasına yönelik olması veya dava dilekçesinde yer alan parselasyon planına yönelik itirazların askı süreçlerinin sonucunda da uygun bulunmaması hallerinde söz konusu planların dava konusu edilen yönleri bakımından kesin ve icrai niteliğinde değişiklik meydana gelmemektedir. Bu bakımdan, belirtilen hallerde askı süresi içinde parselasyon planlarına itiraz edilmiş olsa dahi -itirazlar kabul edilmediği sürece- bu durum, planın kesin ve icrai niteliğini davacılar yönünden değiştirmediği gibi parselasyon planına karşı dava açılması için askılar sonucunda nihai halini almasının beklenmesine de gerek bulunmamaktadır.
Bu itibarla, parselasyon planlarına karşı açılan davalarda, Mahkemece öncelikle dava konusu plana yapılan itirazların kapsam ve niteliğinin irdelenerek planın belirli kısımlarına mı yoksa tümüyle bölge seçimine yönelik mi itiraz edildiğinin ortaya konulması, ardından planla ilgili nihai durum araştırılarak plana yapılan itirazlar sonucunda davacıların talebine uygun bir değişiklik yapılıp yapılmadığının saptanması, davacıların talebi doğrultusunda bir değişiklik yapılmamış olması halinde işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
İtirazlar sonucunda davaya konu parselasyon planında davacıların talebine uygun bir değişiklik yapılmış olması halinde, Mahkemece, değişikliğin kapsam ve niteliği ile davanın konusu göz önünde bulundurularak, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği gibi, değişikliğin dava konusu planın yargısal denetimini yapmayı engelleyecek şekilde olması ve dilekçedeki itirazların nihai plana karşı açılacak davada değerlendirilecek hususlar haline gelmesi durumunda, dava konusu işlemin kesin ve icrai niteliğini yitirdiği gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine de karar verilebilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince, dava konusu toplulaştırma işleminin kesinleşmediği, idari davaya konu edilebilecek nitelikte bir işlem bulunmadığı belirtilerek davanın incelenmeksizin reddine, Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından, dava konusu toplulaştırma işlemine ilişkin olarak üç kez askıya çıkarma işlemi yapıldığı, tüm süreçlere itiraz edildiği halde netice alınamadığı ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı, davalı idarenin savunmasında ise, toplulaştırma işlemi ile davacının farklı taşınmazlarda bulunan çok sayıdaki küçük hisselerinin iki parselde birleştirildiği, kesin kabul parselasyon planının Genel Müdürlükçe onaylanmadığı beyan edilerek, davacının taşınmazlarına ilişkin krokinin gönderildiği, ancak toplulaştırma yapılmasına ilişkin kararlar ile askı ilanlarına ilişkin tutanakların dosyada bulunmadığı, dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibarıyla toplulaştırma işleminin hangi aşamada olduğunun net bir şekilde ortaya konulmadığı, eksik incelemeye dayalı karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işleme ilişkin gerekli bütün bilgi ve belgelerin dosyaya ibrazının sağlanması suretiyle, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak, söz konusu arazi toplulaştırması işleminin bulunduğu aşama itibarıyla idari davaya konu olabilecek nitelikte olup olmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra davacının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın incelenmeksizin reddi yolundaki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın incelenmeksizin reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.