Danıştay Kararı 10. Daire 2021/972 E. 2022/2091 K. 13.04.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/972 E.  ,  2022/2091 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/972
Karar No : 2022/2091

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde meydana gelen patlamalar sonucunda …’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle annesi ve babası olan davacıların uğradığı iddia edilen zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Hatay Valiliğinin … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davacı anne ve baba için ayrı ayrı 10.000,00’er TL maddi, 75.000,00’er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin 28/03/2018 tarih ve E:2016/15634, K:2018/1334 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle, dava konusu işlemin ön karar olduğu, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın idari başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemi yönünden (incelenmeksizin) reddine; maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik olarak, 11/05/2013 tarihinde Reyhanlı’da meydana gelen patlamaların birer terör eylemi olmakla birlikte idarenin eylemin gerçekleşmesinde ağır hizmet kusuru bulunduğunun, idarenin kendi müfettişince hazırlanan ön inceleme raporu, Hatay Valiliği İl İdare Kurulunun soruşturma izni verilmesine ilişkin kararı, Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanmış olan iddianameler ve açılan ceza davası ile ortaya konulduğu, bu nedenle; söz konusu patlamalar nedeniyle vefat eden …’ın ebeveyni tarafından açılan işbu davadaki maddi ve manevi zararların tazmini istemlerinin, 5233 sayılı Kanun hükümleri ve sosyal risk ilkesi kapsamında değil, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturan hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiği, davacıların maddi kayıplarının tespiti amacıyla Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora göre 5233 sayılı Kanun gereği Hatay Valiliği Zarar Tespit Komisyonunca yapılan ödeme ve Kanun’un ek 1. maddesi kapsamında bağlanan aylık mahsup edildikten sonra davacılardan …’ın 161.802,39 TL, diğer davacı …’ın ise 61.949,86 TL maddi zararının bulunduğu, karar tarihi (16/11/2020) itibarıyla dava hakkında miktar artırımı talebi bulunmayan, davacıların talepleri ile bağlı kalınarak maddi tazminat isteminin tamamen kabulü ile davacılardan her biri için 10.000,00.TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın davanın ilk olarak açıldığı tarih olan 07/08/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılardan her biri için 40.000,00’er TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın 07/08/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; maddi zararlarının tespitine ilişkin taraflarına tebliğ edilen bilirkişi raporu üzerine usule uygun olarak dava dosyasına miktar artırımı dilekçesi sunulmasına rağmen Mahkemece talep edilen maddi tazminat miktarı gözetilmeksizin karar verildiği, manevi tazminat istemlerinin ise tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmı ile manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
Davalı idarelerce; davacıların yakınlarını kaybettiği olayın bir terör saldırısı neticesinde meydana geldiği, bu kapsamda 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıların zararlarının giderilmesi için Hatay Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonunca 25.842,95 TL ödeme yapılmasına karar verildiği ve 03/09/2013 tarihli ödeme emri ile vefat edenin yasal mirasçıları olan davacıların hesaplarına ayrı ayrı miras payı oranında aktarıldığı, 5233 sayılı Kanun’un terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan zararların sadece maddi olan kısımlarını karşılamakla idareyi mükellef kıldığı, zararın bir terör eylemi neticesinde oluştuğu göz önüne alındığında davacıların manevi zararlarının idarece karşılanmasına yasal olanak bulunmadığı ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı ile manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı İçişleri Bakanlığınca, davacıların temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar ve davalı Hatay Valiliğince savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın kısmen gerekçeli olarak onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Dava dosyasının incelenmesinden; 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde meydana gelen ve 53 kişinin hayatını kaybettiği, 222 kişinin de yaralandığı patlamalarda davacıların çocuğunun da vefat ettiği, bu olay nedeniyle Hatay Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığının 24/05/2013 tarihli kararı ile davacılara 25.842,95 TL tazminat ödenmesine karar verildiği, bu miktar üzerinden 22/07/2013 tarihinde taraflar arasında sulhname imzalandığı ve söz konusu miktarın 03/09/2013 tarihinde miras payları oranında davacılara ödendiği, davacılar tarafından oğullarının ölümü nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi, manevi zararlarına karşılık 16/06/2015 tarihinde davalı Hatay Valiliğine 300.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 350.000,00 TL tazminatın ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun 22/06/2015 tarih ve 10283 sayılı işlemle reddi üzerine, bu işlemin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davacı anne ve baba için ayrı ayrı 10.000,00’er TL maddi, 75.000,00’er.TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle 07/08/2015 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, istemin reddi veya zımnen reddi hallerinde dava açma süresi içinde dava açılabileceği; ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle 13. maddesinin 1. fıkrasında, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini isteyebilecekleri, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde ise bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açabilecekleri, 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı nedeniyle ilk incelemeye tabi tutulacağı; 6. fıkrasında, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği hükümleri bulunmaktadır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”, 6. maddesinde, “Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde meydana gelen ve 53 kişinin hayatını kaybettiği, 222 kişinin de yaralandığı patlamaların bir terör olayı olduğu, terör olaylarında kişilerin salt toplumun bireyi olması nedeniyle uğradıkları özel ve olağandışı zararlarının tazmin edilmesini amaçlayan sosyal risk ilkesinin kişilerin maddi zararlarının tazmini bakımından 5233 sayılı Kanun ile yasalaştığı ve bu doğrultuda oluşan maddi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde karşılanması gerektiği açıktır.
İdare Mahkemesi kararında her ne kadar davacıların oluştuğunu öne sürdükleri maddi ve manevi zararlarının davalı idarece tazmin edilmesine yönelik istemleri hizmet kusuru ilkesi kapsamında hem maddi, hem de manevi tazminat istemleri bakımından genel tazminat hükümlerine göre incelenmiş ise de, yaşanan patlamanın bir terör olayı olması nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünde maddi tazminat istemleri bakımından 5233 sayılı Kanun hükümlerinin, manevi tazminat istemleri bakımından ise genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Bu doğrultuda; 11/05/2013 tarihinde meydana gelen patlamalar sonucunda yakınını kaybeden davacıların maddi zararlarının tazmini istemiyle, 5233 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan Komisyon’a yapılan başvuru üzerine verilen 24/05/2013 tarihli karar uyarınca sulhnamenin imzalandığı 22/07/2013 tarihinden itibaren en geç 60 gün içerisinde dava açılması; manevi zararların tazmini istemi bakımından ise, söz konusu patlamaların yaşandığı 11/05/2013 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde en geç 12/05/2014 Pazartesi gününe kadar ilgili idareye başvurulması, başvuru neticesinde tesis edilecek işlemin neticesine göre işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekmekteyken, davacıların yakınlarının hayatını kaybettiği 11/05/2013 tarihli patlamalardan çok sonra, uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 16/06/2015 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun … tarih ve … sayılı işlemle reddi üzerine 07/08/2015 tarihinde açılan işbu davanın, hem maddi hem de manevi tazminat istemleri bakımından süresinde açılmadığı, bu nedenle İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

A- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yukarıda aktarıldığı üzere, davacıların manevi tazminat istemlerinin, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmı sonucu itibarıyla hukuka uygun olup, davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulü ile Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
Yukarıda aktarıldığı üzere, uyuşmazlığın maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden esasının incelenmesine olanak bulunmadığı anlaşıldığından, davanın tazminat istemleri bakımından süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesi kararının, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü ile manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü yolundaki kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı idarelerin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu davanın kısmen reddine ilişkin kısmının yukarıda aktarılan gerekçe ile ONANMASINA, davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/04/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.