Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1519 E. , 2022/3763 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/1519
Karar No : 2022/3763
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : …
İSTEMLERİN_KONUSU : Davacı tarafından, 13/06/2010 tarihinde bayılması üzerine kaldırıldığı Van İpekyolu Devlet Hastanesinde yapılan enjeksiyon nedeniyle ayağında kalıcı hasar oluştuğu ve meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, 150.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda; … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararın, Danıştay Onuncu Dairesince verilen 19/09/2019 tarih ve E:2019/6160, K:2019/5862 sayılı karar ile maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanması, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ve maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması üzerine bozulan kısımlar yönünden bozma kararına uyularak, manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi, hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi ve reddedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, manevi tazminat miktarının hükmedilen meblağdan daha yüksek belirlenmesi gerektiği; davalı idare tarafından, enjeksiyon uygulamasından önce yazılı onam alınması gerekmediği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; davacı tarafından ise savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Mahkeme kararının; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin esasa yönelik kısmı usul ve yasaya uygun olduğundan bu kısmının onanması, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idare lehine bozma üzerine verilen son karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmı hukuka aykırı bulunduğundan bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davanın Kısmen Kabulü, Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kısmen kabulü, kısmen reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Reddedilen Maddi Tazminat İstemi Nedeniyle Hükmedilmiş Olan Vekâlet Ücretine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
28/12/2013 tarih ve 28865 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 12. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise ” (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli bir kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılmakta olan dava, 150.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 14.200,00 TL, reddedilen manevi tazminat yönünden ise maktu olarak belirlenen 750,00 TL vekâlet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir. Dairemizin 19/09/2019 tarih ve E:2019/6160, K:2019/5862 sayılı kararı ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı onanmış, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı ile reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı bozulmuştur.
İdare Mahkemesince bozulan kısımlar yönünden bozmaya uyularak yapılan yargılama üzerine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ve reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar, yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca ve Dairemizin yukarıda belirtilen kararının vekalet ücretine ilişkin bozmaya yönelik kısmına uyulmak suretiyle, İdare Mahkemesince reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı idare lehine maktu vekalet ücreti ödenmesine karar verilmiş olsa da; maktu vekalet ücreti belirlenirken ilk karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yerine bozma üzerine verilen son karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hüküm kurulduğu ve kararda sehven maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti yazıldığı anlaşıldığından, İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda, reddedilen maddi tazminat istemi yönünden davalı idare lehine ilk verilen Mahkeme kararı tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, 750,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “hesaplanan ve aynı tarifenin 13/(4) ve 21’nci maddeleri uyarınca belirlenen 2.550,00 TL nispi” ibaresinin “ilk karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00 TL maktu” ve “9.850,00 TL” ibaresinin “8.050,00 TL” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının reddedilen maddi tazminat istemi nedeniyle hükmedilmiş olan vekâlet ücretine yönelik temyiz isteminin KABULÜNE, davacının ve davalı idarenin diğer temyiz istemlerinin ise REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararının, hüküm fıkrasında yer alan “hesaplanan ve aynı tarifenin 13/(4) ve 21’nci maddeleri uyarınca belirlenen … TL nispi” ibaresinin “ilk karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL maktu” ve “… TL” ibaresinin “… TL” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz aşamasına ait yargılama giderlerinin istemde bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/09/2022 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, vekalet ücreti yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz istemine konu Mahkeme kararında, davacının maddi tazminat talebinin reddi nedeniyle davalı idare lehine ilk karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bozma üzerine verilen son karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp; anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.