Danıştay Kararı 10. Daire 2022/2693 E. 2022/3711 K. 05.07.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2693 E.  ,  2022/3711 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2693
Karar No : 2022/3711

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. …
Huk. Müş. …

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …

DİĞER DAVACILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …
DİĞER MÜDAHİLLER
(DAVALI YANINDA) :1- …
VEKİLİ : Av. …
2- …
VEKİLİ : Av. …
3- … Sigorta Şirketi
VEKİLİ : Av. …
4- … Sigorta A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahil … tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları müteveffa …’ün Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gördüğü tedavi sırasında tedavi protokolü gereği verilmesi gereken “10 mg vinblastin” isimli ilacın 100 mg dozunda verilmesi sonucu zehirlendiği ve 18/07/2018 tarihinde hayatını kaybettiğinden bahisle, davacılardan anne … için destekten yoksun kalması karşılığı olarak 10.000,00 TL (miktar artırım ile 334.282,35 TL) maddi, 350.000,00 TL manevi, kardeş … için 250.000,00 TL, dayı … için 10.000,00 TL, teyze … için 10.000,00 TL ve teyze … için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; ilgililer hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında olaya yönelik olarak Adli Tıp 8. İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda, ilaç hazırlama görevinde çalışan hemşire … ve hemşire … ile eczacı olarak görev yapan …’in ilaç hazırlama süresinde şüpheye düştükleri ancak doktora danışmadıkları, ilaç hazırlamada özensiz ve dikkatsiz davrandıkları dikkate alındığında, hemşire …, hemşire … ve eczacı olarak görev yapan …’in tıbbi uygulama hatası bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, söz konusu Adli Tıp Kurumu raporu kapsamında, davacıların yakını …’ün ölümünde davalı idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, mevzuat ile idareye yüklenen kamu hizmetinin kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idarece tazmini gerektiği, olay nedeniyle davacılardan … için meydana gelen destekten yoksunluk zararının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 01/04/2020 kayıt tarihli raporda, …’ün 273.576,16 TL destekten yoksun kaldığının hesaplandığı, buna göre adı geçen davacının 273.576,16 TL maddi tazminat isteminin kabulü ile söz konusu meblağın 10.000,00 TL’lik kısmının idareye başvuru tarihinden, bunu aşan 263.576,16 TL’lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idare kayıtlarına girdiği tarihten itibaren işletilecek faiziyle birlikte adı geçen davacıya ödenmesi, olay nedeniyle duydukları üzüntü ve acı karşılığı davacılardan müteveffanın annesi … için 250.000,00 TL, kardeşi … için 250.000,00 TL, dayısı … için 10.000,00 TL, teyzesi … için 10.000,00 TL, teyzesi … için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 530.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 22/09/2021 tarih ve E:2021/3821, K:2021/4224 sayılı bozma kararına uyularak … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının gerekçesi ve sonucu bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılardan …’ün istinaf başvurusunun kısmen reddine, hükmedilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davacı lehine hükmedilen toplam 273.576,16 TL için yürütülecek yasal faiz başlangıcının idareye başvurunun yapıldığı 05/12/2018 tarihi olarak düzeltilmesine, davalı idare ile davalı yanında müdahillerden …, … ve … Sigorta A.Ş. tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılardan … tarafından, müteveffanın annesi olması nedeniyle duyduğu acı, elem ve üzüntü dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat tutarının eksik olduğu, reddedilen tazminat tutarı yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, idarenin yürüttüğü kamu hizmetini yerine getirirken hizmetten faydalananların uğradığı zararın tazminiyle mükellef tutulabilmesi için bulunması gereken şartların olayda gerçekleşmediği, hangi sebepten gerçekleştiği ortaya konamayan zarardan sorumlu tutulamayacağı, idarenin eylemi ile netice arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, hükmedilen tazminat miktarına idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahillerden … tarafından, müteveffanın annesi ve kardeşi lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğu, dayısı ve iki teyzesi lehine ise manevi dünyalarının zarar gördüğüne yönelik bir delil olmaksızın manevi tazminata hükmedildiği, kişinin mevcut hastalığından kaynaklı olarak vefat etme ihtimalinin de çok yüksek olduğu, zararın ne suretle meydana geldiğinin kesin tıbbi deliller ile ortaya konması gerektiği, destekten yoksun kalma tazminatına yönelik hesapta hatalı maaş tutarının dikkate alındığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, dosya kapsamındaki ön inceleme raporu ve Adli Tıp Kurumu raporu ile müteveffanın ölümünde tam ve ağır hizmet kusuru bulunduğunun sabit olduğu, uygulanan ilacın hazırlanmasında dikkatsizlik ve özensizlik gösterildiği, destek hesabında yetiştirme giderinin düşüldüğü, müteveffanın yaşasaydı annesine yapacağı destek dikkate alınarak maddi tazminatın belirlendiği, anne ve kardeş için hükmedilen manevi tazminatın fahiş olmadığı, dayı ve iki teyzenin tedavinin her aşamasında ilgilendiği belirtilerek davalı idare ile davalı yanındaki müdahilin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, davacılardan …’ün temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını …’e Ekim 2017’de lenfoma tanısı konmuş, Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, 13/11/2017 tarihinde ABVD 1. kür kemoterapi tedavisine başlanmış, 12/07/2018 tarihinde 8. kür ABVD 15. gün tedavisi (doxorubicin, vinblastin ve dakarbazin) uygulanırken 10 mg vinblastin yerine 100 mg vinblastin uygulanmış; bunun üzerine hasta ivedilikle hematoloji servisine yatırılarak farmakoloji uzmanına danışılmış, kardiyak toksisite riskinin yüksek olması nedeniyle yoğun bakım takibi gerektiği belirtilmesi üzerine hasta genel yoğun bakım ünitesine devredilmiş, ancak yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen 18/07/2018 tarihinde lenfoma tedavisinde yer alan vinblastin isimli ilacın yüksek dozda kullanılmasına bağlı komplikasyonlar (sepsis) nedeniyle vefat etmiştir.
Davacılar tarafından, 05/12/2018 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren dilekçe ile hatalı tedavi uygulanması nedeniyle yakınları …’ün hayatını kaybettiği ve zarara uğradıkları iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş, talebin zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Olayda …’ün kesin ölüm sebebinin ve ölümünde sağlık görevlileri açısından bir kusur ya da ihmalin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla … Cumhuriyet Başsavcılığının … Soruşturma No’lu dosyasında başlatılan soruşturma kapsamında bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda; “…ilaç hazırlama görevinde çalışan hemşire … ve hemşire … ile eczacı olarak görev yapan …’in ilaç hazırlama süresinde şüpheye düştükleri ancak doktora danışmadıkları, ilaç hazırlamada özensiz ve dikkatsiz davrandıkları dikkate alındığında, hemşire …, hemşire … ve eczacı olarak görev yapan …’in tıbbi uygulama hatası bulunduğu…” yolunda görüş bildirilmiştir.
İlk derece Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. İdarenin belirtilen bu sorumluluğu hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur.
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu; hizmetin işleyiş ve ifası sırasında gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların -hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla- idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar, idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zararı ifade eder.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Maddi Tazminat İstemi Yönünden:
Davacılar tarafından, …’ün ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla davalı idare aleyhine açılan işbu tam yargı davasında olayla ilgili Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda, tedavi protokolü gereği verilmesi gereken 10 mg vinblastin isimli ilacın 100 mg dozunda verilmesi sonucu adı geçen hastanın zehirlendiği ve hayatını kaybettiği belirtildiğinden, …’ün hayatını kaybetmesinde hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, ilk derece mahkemesince, … yönünden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı 01/04/2020 havale tarihli hesap raporun hükme esas alındığı, söz konusu rapor doğrultusunda 273.576,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının davacı …’e ödenmesine karar verildiği, ancak anılan hesap bilirkişi raporunda, aşağıda belirtilen hususlara uyulmaksızın maddi zarar hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, anılan hesap raporu hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, davacı …’ün uğramış olduğu destek kaybından kaynaklanan maddi zararı yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınarak hesaplanmalıdır:
Öncelikle, müteveffanın varsayımsal gelirinin belirlenmesinde davacılar tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitlerin herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın aynen kabul edilerek hesaplama yoluna gidildiği görülmektedir. İdarenin hizmet kusuru sonucu vefat eden …’ün olay tarihinde lenfoma hastası olduğu, 21 yaşında ve Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Hizmetler Ön Lisans Programı 2. sınıf öğrencisi olduğu, görmüş olduğu kemoterapi nedeniyle eğitimine devam edemediği, anılan bölümden henüz mezun olmadığı dikkate alındığında, asgari ücret üzerinden yapılacak hesaplama ile destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi gerekirken, öğrenim gördüğü bölümden mezun olduktan sonra “sosyal yardım destek çalışanı” olarak görev alacağı varsayımdan hareketle asgari ücretin 2,71 katı bir maaş üzerinden yapılan hesaplama ile destekten yoksun kalma zararının belirlenmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
İkinci olarak, bekar olan müteveffanın kazancının %50’sini kendisine ayırdığının, %25’ini de annesi …’e ayırdığının kabul edildiği görülmektedir. Halbuki olay tarihinde müteveffanın babasının hayatta olmadığı anlaşıldığından, müteveffanın kazancından babasına ayıracağı kabul edilen %25 destek payını da annesi …’e aktaracağı kabul edilerek …’ün destek payının %50 olarak belirlenmesi gerekirken %25 olarak tespit edilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

B) Manevi Tazminat İstemi Yönünden:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Dava konusu olayda, davalı idarenin kusurlu olduğu, dolayısıyla davacıların uğradığı manevi zararın tazmini gerektiği açık ise; takdir edilecek manevi tazminatın, benzer olaylara göre yüksek belirlenmesini gerektiren özel bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar yönünden manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak, ancak aynı zamanda idare yönünden ölçülü ve hakkaniyetli olacak, makul bir tutarda belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, idarenin olaydaki mevcut kusuru, olayın oluş şekli dikkate alındığında, Mahkemece davacıların her biri yönünden takdir edilen manevi tazminat miktarı fazla bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı Hafize Bütün ile davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahil …’in temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan davacı …’ün istinaf başvurusunun kısmen kabulü kısmen reddi, davalı idare ve davalı yanında bir kısım müdahilin istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/07/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.