Danıştay Kararı 10. Daire 2022/2789 E. 2022/3109 K. 08.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2789 E.  ,  2022/3109 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2789
Karar No : 2022/3109

TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Erzurum ili, Pazaryolu ilçesi, … köyü muhtarı olan davacı tarafından, 14/05/2013 tarihinde köy sakinlerinin ayı sesi duyduklarını bildirmesi üzerine mal ve can güvenliğini sağlamak amacıyla köy meydanına intikal ettiği sırada ayı saldırısına maruz kalması sonucu ağır bir biçimde yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere 1.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 482.707,13 TL) maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek artan oranlı avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 08/12/2020 tarih ve E:2015/779, K:2020/5949 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar ayı saldırısının gerçekleştiği Erzurum ili, Pazaryolu ilçesinin, 09/11/2005 tarih ve 232 sayılı Bakanlık Oluru ile yaban hayatı koruma sahası statüsünden çıkarıldığı anlaşılmakta ise de, ilgili mevzuat uyarınca idare tarafından, yaban hayvanlarını koruma görevi kapsamında ayıların mutlak koruma altına alınması karşısında, ayı saldırısı sonucunda yaralanan davacının özel nitelikteki zararlarının kusursuz sorumluluk (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi uyarınca tazmini gerektiği, davacı hakkında düzenlenen 21/09/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda, olay nedeniyle davacının %50 oranında engelli olduğunun tespiti üzerine bu oran üzerinden Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 25/01/2022 tarihli raporda davacının iş gücü kaybı nedeniyle oluşan zararının 482.707,13 TL olarak hesaplandığı, ancak anılan sağlık kurulu raporunun dava konusu olaya ilişkin olarak tespit edilen kalemlerinin “Ortopedi ve Travmatoloji” ile “Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon” alanlarına ilişkin olması, bir başka anlatımla davacının geçirmiş olduğu bypass ameliyatına bağlı olarak “Kalp ve Damar Cerrahisi” alanında tespit edilen %30 oranındaki engel oranının işbu dava konusu olayla ilgisinin bulunmaması nedeniyle, tazminat tutarının dava konusu olayla ilgili oranların toplamı olan % 30 nispetinde kabulü gerektiği, dolayısıyla bu oran üzerinden hesaplanan 289.624,27 TL efor/iş gücü kaybı tazminatının ödenmesi, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca Mahkemelerinin 30/09/2021 tarihli ara kararı ile dava dilekçesinde ifade edilen tedavi giderlerine ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belge bulunup bulunmadığı sorularak bu hususa ilişkin tüm bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı örneğinin gönderilmesinin davacı taraftan istenilmesine rağmen dava dosyasına herhangi bir belge ibraz edilemediği anlaşıldığından, davacı tarafından ortaya konulamayan tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, buna göre olay nedeniyle davacının uğradığı tespit edilen maddi ve manevi zararların davalı idarelerce kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 289.624,27 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelere yapılan başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat ile faiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI_: Davacı tarafından, kalp ve damar cerrahisi alanında tespit edilen %30 oranındaki engel oranına yönelik Mahkemece yapılan değerlendirmenin varsayımsal, gerekçesiz ve hukuka aykırı, tedavi masraflarının ise kaçınılmaz olduğu, Mahkemece objektif kriterlere göre bu masrafların belirlenmesi gerektiği, olayın olduğu dönemde muhtarlık görevinde bulunduğu, geçici iş göremezlik zararına ilişkin yeterli araştırma yapılmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, ayıların korunması gereken tür olarak belirlenmesinin ve avlanmasının yasaklanmasının ilgili mevzuat ve uluslararası sözleşmeler ile verilen görevlerinin gereği olduğu, olayda, davacının bulunduğu yerleşkede ayının varlığından haberdar olduğu, buna rağmen herhangi bir koruma amaçlı silah taşıma talep dilekçesinin bulunmadığı, davacının silahsız ve gece geç saatlerde arazide olması nedeniyle idareye atfedilecek bir kusur olmadığı, kusursuz sorumluluk şartlarının ise gerçekleşmediği; davalı Erzurum Valiliği tarafından, hasım konumundan çıkarılmaları gerektiği, zarar ile eylem arasında nedensellik bağının ve tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Erzurum ili, Pazaryolu ilçesi, …köyü muhtarı olan davacı tarafından, 14/05/2013 tarihinde ayı saldırısına maruz kalması sonucu ağır bir biçimde yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere 1.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 482.707,13 TL) maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek artan oranlı avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 4. maddesinde, yaban hayvanı türleri içinde yer alan ve Bakanlıkça belirlenen av hayvanlarından, korunması gerekenlerin Merkez Av Komisyonunca, av hayvanlarının dışında kalan yaban hayvanları ile diğer türlerin gerektiğinde ilgili kuruluşların uygun görüşleri alınarak Bakanlıkça koruma altına alınacağı; koruma altına alınan yaban hayvanlarının avlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
Aktarılan hükme istinaden alınan ve 18/06/2011 tarih ve 27968 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011-2012 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararının, “Bakanlıkça Koruma Altına Alınan Yaban Hayvanları”nı gösteren Ek 1 sayılı listesinde, boz ayı, koruma altına alınan ve bu nedenle (av turizmi hariç) avlanma yasağına tabi olan yaban hayvanları arasında sayılmıştır. Anılan Kararın 16. maddesinde, “(1) Ürünlerini korumak için tarla, bağ ve bahçelerinde, arı kovanlarının bulunduğu yerde ve ormanda çalıştıkları için çadır ve barınaklarında kendilerini korumak amacıyla ruhsatlı yivli veya yivsiz tüfekleri üzerlerinde bulunduracaklar, “Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in 57. maddesi kapsamında, il müdürlüklerinden koruma amaçlı av tüfeği taşıma belgesi almak zorundadırlar. Ancak bu kişiler yanlarında tek kurşunlu fişek dışındaki diğer fişekleri bulunduramazlar.

(2) Bu kişilerden; a) Ürünlerini koruyanların, korudukları tarla, bağ ve bahçelerinin mülkiyet belgeleri veya kira sözleşmelerini, b) Arıcılık yapanların, arıcılar birliğinden alacakları arıcılık yaptıklarına ilişkin arıcılık kimlik belgesini, c) Çobanların, sürü sahibi çoban veya ücretli çoban olduklarına ilişkin muhtarlıklarından alacakları yazıyı, ç) Ormanda istihsal ve/veya bakım çalışmaları işlerinde çalışanların, orman işletmelerinden alacakları yazıyı üzerlerinde bulundurmak zorundadırlar.
(3) Yukarıda belirtilen kişiler;
a) Tarla, bağ ve bahçelerinin ekili veya dikili olduğu tarihlerde olmak üzere tarla, bağ-bahçeleri içinde; arı kovanı sahipleri arılarının yanı başındayken; ormanda istihsal yapanlar, ormandaki geceleme yerinde (barınak ve çadırlarında) istihsal ve/veya bakım sahasına gidip-gelirken tüfeklerini yanlarında ve açıkta bulundurabilirler. Bu kişilerde, avcılık belgesi ve avlanma izni aranmaz.
b) Sadece ürünlerine, arılarına veya kendilerine zarar veren veya vermek üzere tarlaya, kovanların arasına giren veya kendilerine saldırma ihtimali olan av ve yaban hayvanlarını; ürünlerinden, bağ ve bahçelerinden, arılarından ve kendilerinden ürküterek uzak tutmak için tüfeklerini kullanabilirler. Bu kişiler tarla, bağ ve bahçelerine, arılarına, kendilerine zarar veren yaban domuzu veya diğer korunan yaban hayvanlarını ürkütmek ve uzak tutmak istemelerine rağmen avlamak mecburiyetinde kalmaları halinde, derhal il çevre ve orman müdürlüğü veya orman işletme müdürlüklerine veya güvenlik güçlerine haber vermek ve olay tespit tutanağı tutturmak zorundadırlar. Bu kişiler yaban hayvanlarının zararlarından korunmak için bağ, bahçe ve tarlalarına veya civarına hiçbir surette yakalama tuzakları kuramazlar. …” kuralına yer verilmiştir
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmına Karşı Tarafların Temyiz İstemlerinin İncelenmesi:
1) Efor kaybı zararı yönünden:
İdare Mahkemesince, Dairemizin bozma kararından sonra davacının dava konusu olay nedeniyle maluliyet oranının tespiti amacıyla Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkine karar verilmiştir.
Anılan Hastane tarafından 21/09/2021 tarihinde düzenlenen raporda, davacının Ortopedi ve Travmatoloji bölümünce yapılan muayenesi sonucu ayı saldırısından kaynaklı özür oranının %9 olduğu, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon bölümünce yapılan muayenesi sonucu ayı saldırısından kaynaklı özür oranının %21 olduğu, Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünce yapılan muayenesi sonucu rahatsızlığı nedeniyle özür oranının ise %30 olduğu, sonuç olarak (matematiksel toplama yapıldığında toplam özür oranı %60 çıkmasına rağmen) Balthazard formulü uygulanarak davacının toplam özür oranının %50 olduğu tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
İdare Mahkemesinin 30/09/2021 tarihli ara kararı ile yukarıda bahsi geçen raporda belirlenen özür oranı (%50) üzerinden davacının iş gücü kaybı nedeniyle oluşan zararının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine düzenlenen ve 25/01/2022 tarihinde Mahkeme kaydına giren hesap bilirkişisi raporunda, davacının olay nedeniyle %50 oranında özürlü hale geldiği dikkate alınarak iş gücü kaybına ilişkin zararının 482.707,13 TL olduğu yönünde görüşe yer verildiği, ancak İdare Mahkemesince davacının geçirmiş olduğu bypass ameliyatına bağlı olarak kalp ve damar rahatsızlığı nedeniyle tespit edilen %30 oranındaki engel oranının işbu dava konusu olayla ilgisinin bulunmaması nedeniyle, bu kısım yönünden hesaplanan özür oranının toplam maluliyet oranından çıkarılması sonucunda maddi tazminat hesabında sadece Ortopedi ve Travmatoloji (%9 engel oranı) ile Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (%21 engel oranı) bölümlerince ayı saldırısından kaynaklı olarak tespit edilen toplam % 30 oranının dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle bu oran üzerinden hesaplanan 289.624,27 TL efor/iş gücü kaybı tazminatının ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının Ortopedi ve Travmatoloji ile Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon bölümlerince tespit edilen engel durumunun ayı saldırısından kaynaklandığı, kalp ve damar rahatsızlığının ise bu olay nedeniyle meydana gelmediği, başka bir ifadeyle davacının kalp ve damar rahatsızlığının meydana gelmesiyle davalı idarelerin eylemi arasında illiyet bağının kurulamadığı sonucuna varılmıştır. Bu haliyle, ortopedi ve travmatoloji ile fiziksel tıp ve rehabilitasyona ilişkin rahatsızlıkları nedeniyle oluşan özür oranı dikkate alınarak davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği kuşkusuz olup, İdare Mahkemesinin anılan gerekçesi Dairemizce de uygun görülmüştür.
Ancak, Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21/09/2021 tarihli raporunda, olay nedeniyle meydana gelmediği anlaşılan kalp ve damar rahatsızlığını da içinde barındıran toplam özür oranının (ortopedi ve travmatoloji %9, fiziksel tıp ve rehabilitasyon %21, kalp ve damar cerrahisi %30) %50 olduğu belirtilmesine karşın, rapor içeriğinde, ayı saldırısı nedeniyle meydana gelen ortopedi ve travmatoloji ile fiziksel tıp ve rehabilitasyona ilişkin rahatsızlıkların Balthazard formulüyle hesaplanan %50 toplam özür oranının ne kadarlık kısmına denk geldiğinin belirsiz olduğu, bu kısımlara yönelik maluliyet oranı toplamı açık ve net bir şekilde ortaya konulmadan iş gücü kaybına ilişkin özür oranının %30 olarak kabul edilmesi suretiyle davalı idareler aleyhine maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki, bahse konu raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlendiği anlaşılmakta olup, İdare Mahkemesince, davacının ayı saldırısı nedeniyle meydana gelen çalışma gücü kaybının 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca saptanması gerekmektedir.
Diğer yandan, anılan raporda da belirtildiği üzere davacının bu olay nedeniyle ortaya çıkan engel durumunun “Ortopedik” olduğunun anlaşılmasına rağmen, heyetinde ortopedi uzmanı bulunmaksızın düzenlenen sağlık kurulu raporunun hükme esas alınması nedeniyle de kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile 289.624,27 TL maddi tazminatın davalı idarelerce davacı tarafa ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
2) Tedavi Giderleri ve Gelir Kaybı Yönünden:
Dava dilekçesinde davacının maddi zararlarının, iş gücü kaybından kaynaklanan zararın yanı sıra tedavi masrafları ve gelir kaybı karşılığı uğranılan zarara yönelik olduğunun belirtildiği, Mahkemece efor kaybına yönelik maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi, davacı tarafından herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle de tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat isteminin reddi yolunda hüküm kurulduğu; ancak davacının gelir kaybı istemine yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı, dolayısıyla bu konuda hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararının, tedavi giderlerine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; gelir kaybı istemine yönelik olarak, olay tarihinde, Erzurum ili, Pazaryolu ilçesi, … köyü muhtarı olarak görev yapan davacının maruz kaldığı ayı saldırısı sonrasında muhtarlık görevine devam edip etmediği, devam etmediğinin saptanması halinde normal görev süresinin ne zaman tamamlanacağı, görevinden ayrıldığı tarih ile normal görev süresinin tamamlandığı tarih arasında gelir kaybının olup olmadığı, bununla beraber muhtarlık görevi dışında herhangi bir gelir getirici işte çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa anılan maluliyeti nedeniyle işinden ayrılıp ayrılmadığı ve gelirinde bir azalma olup olmadığı hususlarının İdare Mahkemesince araştırılması suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, davacının maddi tazminat istemlerinin (bütün zarar kalemlerinin) yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesini teminen kararın maddi tazminata ilişkin kısmının tümüyle bozulması uygun görülmüştür.
İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata İlişkin Kısmına Karşı Tarafların Temyiz İstemlerinin İncelenmesi:
Dava konusu olayda davalı idarelerin yukarıda belirtilen kusursuz sorumluluğundan kaynaklı uğranılan manevi zararın, davacının yeniden saptanacak maluliyet durumu da dikkate alınarak olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli, manevi tatmin sağlayacak, makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekmektedir.

Olayda; manevi tazminat miktarının benzeri olaylarda hükmedilen manevi tazminattan yüksek belirlenmesini gerektiren farklı ve özel bir sebebin bulunmadığı, bu haliyle davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu görülmekte olup; manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alındığında, hükmedilecek manevi tazminat miktarının Mahkemece yeniden belirlenmesi gerektiğinden kararın manevi tazminata ilişkin kısmının da bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.