Danıştay Kararı 10. Daire 2022/2864 E. 2022/2959 K. 31.05.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2864 E.  ,  2022/2959 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2864
Karar No : 2022/2959

DAVACI : …

DAVALI : … Genel Müdürlüğü

DAVANIN_ÖZETİ :
… Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan davacı tarafından;
1- Telefonla konuşma süresi ile ilgili yaptığı başvuru üzerine tesis edilen Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve …sayılı işleminin iptali,
2- 29/03/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yönetmelik’in 74. maddesinin 2. fıkrasının (ğ) bendinin iptali,
3- Kendisine uygulandığı belirtilen 16 günde 1 kez, 10 dakika sesli telefon görüşmesi uygulamasının kaldırılması, bu uygulamanın her hafta olacak şekilde gerçekleştirilmesi ve bazı mahkumlara verilen görüntülü görüşme hakkının kendisine de verilmesi yönünde karar alınması, istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde; idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı, hususları düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun’un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, dava dilekçesinde, ceza infaz kurumunda tutuklu olan davacı tarafından, 16 gün içinde sadece bir kez sesli telefon görüşmesinden yararlandırıldığı, başka mahkumlara haftada bir kez 30 dakika görüntülü görüşme hakkı dahi tanındığı, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu, kendisinin hükümlü dahi olmadığı, bu haktan yararlandırılmadığı ileri sürülerek yaptığı başvuru üzerine tesis edilen uygulama işleminin yanı sıra anılan Yönetmelik’in 74. maddesinin 2. fıkrasının (ğ) bendinin iptalinin, ayrıca sesli ve görüntülü telefon görüşmesi hakkında kendi adına idarece bazı kararlar alınmasının istenildiği, açıklamalar kısmında Yönetmelik’in (i) ve (j) bentlerine yönelik iddialarda da bulunulduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, (ğ) bendinin iptali istenilmişse de uygulama işleminde (i) ve (j) bentlerine atıf yapıldığı anlaşılmaktadır.
İdari yargıda menfaat ihlali ileri sürülerek bir veya birden fazla işlemin iptalinin istenebileceği gibi idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tazmin edilmesi istemiyle tam yargı davası da açılabileceği, öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı; ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptal edilmesinin mümkün olduğu açıktır. Bu durumda, davacının, kendisine uygulandığı belirtilen 16 günde 1 kez, 10 dakika sesli telefon görüşmesi uygulamasının kaldırılması, bu uygulamanın her hafta olacak şekilde gerçekleştirilmesi ve bazı mahkumlara verilen görüntülü görüşme hakkının kendisine de verilmesi yönünde karar alınması şeklindeki isteminin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, dava dilekçesinin sonuç ve istem ile açıklamalar kısmı bir arada değerlendirildiğinde, Yönetmelik’in uygulama işleminde yer verilen 74. maddesinin 2. fıkrasının (i) ve (j) bentlerinin iptalinin açıkça istenilmediği, yalnızca (ğ) bendinin iptalinin istenildiği, bu durumda uygulama işlemi ile birlikte Yönetmelik’in hangi bentlerinin iptalinin istenildiğinin tereddüde yer bırakılmayacak şekilde ifade edilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi istemi içermeyecek şekilde, uygulama işlemi ile birlikte dava konusu edilecek Yönetmelik hükümleri (bentleri) tereddüde yer bırakılmayacak biçimde belirtilmek, dava konusu edilen işlem ve/veya işlemlerin hukuka aykırılık nedenleri açıkça gösterilmek; dilekçenin konu, içerik ve sonuç bölümleri çelişkili olmayacak şekilde açıklanmak ve belirtilen bu hususlar açıklığa kavuşturulmak suretiyle, 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
Öte yandan, dava dilekçesinin yenilenmesi hâlinde hasım olarak “Adalet Bakanlığı”nın gösterilmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile adli yardım istemi kabul edildiğinden dolayı harç yatırılmaksızın dilekçe ret kararını veren yargı yeri sıfatıyla Dairemiz nezdinde yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, aynı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine, davanın yenilenmemesi durumunda davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle dava açıldığı esnada tahsil edilmeyen yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 31/05/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.