Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3456 E. , 2022/3971 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3456
Karar No : 2022/3971
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- … Komutanlığı
2- …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF(DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diyarbakır ili, Hani İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Uzm. J. IV. Kad. Çvş. olarak görev yapmakta iken, 11/04/2016 tarihinde terör örgütü mensuplarınca patlayıcı madde yüklü aracın infilak ettirilmesi sonucunda sağ böbrek üstünde, sol sırt altında ve sol bacak kalça kısmında kalıcı hasar meydana geldiğinden ve davacının malul olduğundan bahisle uğramış olduğunu iddia ettiği efor kaybı zararına karşılık olmak üzere miktar arttırım dilekçesi ile artırılarak 537.923,40 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 562.923,40 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; kamu görevlisi olan davacının, görevini yaparken yaralanması olayı nedeniyle uğramış olduğu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekeceği, davacının çalışma koşullarında herhangi bir değişiklik olmadığı, dava konusu olaydan sonra davacı hakkında herhangi bir adi/vazife malullüğü kararının davalı kuruma ulaşmadığı hususları dikkate alındığında, davacının aktif ve pasif dönemde maddi bir zararının bulunmadığı anlaşılmakla 3713 ve 2330 sayılı Yasaların, terör eylemlerinin veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerin neden ve etkisiyle malül olan kamu görevlilerinin veya şehit olmuş ise dul ve yetimlerinin mağduriyetini gidermeye yönelik olarak çıkarılan bu Yasalar uyarınca yapılan ödemeler dikkate alındığında maddi zararının bulunmadığından maddi tazminat isteminin reddine; davacının kamu hizmetini yürütürken görevin sebep ve tesiri ile yaralanması sonucunda duyduğu ve ömür boyu duyacağı ızdırabın karşılanmasının gerektiği gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ve 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, kalan kısmın reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf başvurusu üzerine davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine, davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek, idare mahkemesi kararının kaldıralarak; idarenin yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlü olduğu, SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin … tarih ve … sayılı Sağlık Kurul Raporunda davacının maluliyet oranının % 35 (%32+%5) olarak belirlendiği, davacının Uzman Çavuş olarak geri-idari birimde görevine devam ettiği, efor kaybı oranının belirlenmesine yönelik bilirkişi incelemesi yapılarak davacının aktif döneme ilişkin olarak yeni görev yerinde aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran % 17 oranında daha fazla güç sarf edeceği husunun belirlendiği, davacının işlemiş ve işleyecek aktif dönem efor kaybı oranı (%17) ile pasif dönem engel oranı (%35) belirlenmesi üzerine, aktif dönem için efor kaybı oranının aylık net gelirine ve pasif dönem için engellilik oranının asgari ücrete uygulanmak suretiyle güç (efor) tazminatı hesaplandığı, uyuşmazlık konusu olay nedeniyle malul kalan davacının toplam 525.335,63 TL efor kaybı zararının, 1.000,00 TL’lik kısmına idari başvuru tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren, 524.335,63 TL’lik kısmına 07/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat istemi yönünden ise; olayda idarenin kusursuz sorumluluğu, olayın oluş şekli, oluşan yaralanmanın boyutu ve verdiği üzüntü, Dairelerinin manevi tazminat tutarı yönünden ilkesel olarak belirlediği tutar dikkate alınarak, davacının 25.000,00 TL manevi tazminat isteminin tamamının, idari başvuru tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, olayda idarelerin sorumluluğunun bulunmadığı, davacının nakdi tazminat aldığı, maaşında değişiklik olmadığı, daha fazla efor sarf etmesini gerektirir bir iş yapmadığı, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, buna faiz yürütülmemesi gerektiği ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile kararın maddi tazminat yönünden bozulması, manevi tazminat yönünden onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Diyarbakır ili, Hani İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Uzm. J. IV. Kad. Çvş. olarak görev yaptığı, 11/04/2016 tarihinde bölücü terör örgütü mensuplarınca patlayıcı madde yüklü aracın infilak ettirilmesi sonucunda yaralandığı, önce Hani Devlet Hastanesine oradan da Diyarbakır Askeri Hastanesine sevk edilerek gerekli ilk müdahalelerin yapıldığı ve sonrasında sol kol, sağ el ve sağ bacağında ağrı şikayeti ile Gülhane Askeri Tıp Hastanesine sevk edildiği ve yapılan müdahaleler ile birlikte 19/04/2016 tarihinde ameliyat olduğu, bu müdahalenin ardından da 2 ay istirahat raporu alarak taburcu olduğu, davacı tarafından yaşanan söz konusu terör olayı sonucunda sağ böbrek üstünde, sol sırt altında ve sol bacak kalça kısmında kalıcı hasar meydana geldiğinden ve malul olduğundan bahisle uğramış olduğunu iddia ettiği efor kaybı zararına karşılık olmak üzere miktar artırım dilekçesi ile artırılarak 537.923,40 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 562.923,40 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I- Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi :
Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın manevi tazminata ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
II- Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi :
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İş gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının dava konusu olay nedeniyle günlük yaşamını ve çalışma hayatını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdürmek zorunda kalması nedeniyle maddi zararının bulunduğu açıktır.
SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin … tarih ve … sayılı Sağlık Kurul Raporunda davacının maluliyet oranının % 35 (%32+%5) olarak belirlendiği, davacının uzman çavuş olarak geri-idari birimde görevine devam ettiği görülmektedir.
Bölge İdare Mahkemesince, davacının ve emsali personelin görevini değerlendirebilecek rütbece üstünde emekli askeri personelden, maluliyet durumunun efora yansımasını değerlendirebilecek sağlık personelinden ve çalışma şartlarını değerlendirebilecek iş güvenliği uzmanından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden, davacının yeni görev yerinde aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç (efor) sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmesinin istenilmesi üzerine 04/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının aktif döneme ilişkin olarak yeni görev yerinde aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran % 17 oranında daha fazla güç sarf edeceği belirtilmiştir.
Davacının günlük yaşamını tespit edilecek maluliyeti oranında daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan aktif dönemdeki, daha açık bir anlatımla zarar tarihinden olay gerçekleşmeseydi yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki maddi zararın en fazla (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücret tutarı kadar olacağı, dolayısıyla aktif dönem efor kaybı tazminatının, net asgari ücrete maluliyet oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, güç kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmalıdır.
Davacının efor kaybı zararının yukarıdaki şekilde hesaplanmasından sonra olay nedeniyle yapılan ödemelerden yarar olarak kabul edilip zarar hesabından düşülmesi gerekenlerin de tespiti zorunludur.
Buna göre, davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminatın ödeme tarihinden bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihe kadar hesaplanarak yasal faiziyle hesaplanan miktarın “yarar kalemi” olarak kabul edilmesi, dolayısıyla efor kaybı zararından düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; yeniden yaptırılacak olan hesaplama sonucunda hükmedilecek olan miktarın taleple bağlılık ilkesi gereğince Bölge İdare Mahkemesine ödenmesine karar verilen maddi tazminat olan 525.335,63 TL miktarı aşamayacağı aleyhe bozma ve hüküm verme yasağının bir sonucu olup bu hususun dikkate alınacağı açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmın ONANMASINA, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.