Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4237 E. , 2022/4921 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4237
Karar No : 2022/4921
DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacı … Odası tarafından, 12/05/2015 tarih ve 29353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 9. fıkrasının, jeofizik mühendislerine yer verilmemek suretiyle eksik düzenlendiğinden bahisle iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu edilen düzenlemede 3 kişilik komisyonun içinde zorunlu mühendislik alanlarının sayılarak belirtildiği, jeofizik mühendisliğine yer verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, su yapılarının uygulama projeleri (statik) için jeoteknik raporların hazırlanması gerektiği, bunun da olmazsa olmaz şartının zemin etüdü olduğu, davaya konu edilen su yapılarının inşasında da zemin etüdü raporu zorunlu olarak projenin bir parçası olduğuna göre inşaat, jeoloji ve jeofizik mühendislerinin uzmanlığına göre yapacağı işin farklı olacağı, hazırlanan temel ve gövde inşasına yönelik verilerin rapora uygun yapılıp yapılmadığının arazide jeofizik etütler yönünden denetlenmesinin jeofizik mühendislerince yapılması gerektiği, jeofizik mühendisince gerek görülmesi durumunda temelin gövde inşasında temelde sızdırmazlık testleri, su kaçakları, zemin iyileştirme kontrolü, taşıma ve emniyetli taşıma gücü testleri yapılması gerektiği, zemin etüdü ve deprem risk analiz raporu, sızıntı suyu ve depo gazı yönetimi konularının jeofizik mühendislerinin uzmanlık alanı olduğu, su yapıları gibi büyük ve pahalı yatırımları gerektiren ve ülke kaynaklarının kullanımında önemli bir yer teşkil eden yapıların yapım aşamasında da denetimin jeofizik mühendislerince yapılmasının zorunlu olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği kapsamında üretilen ve dava dilekçesinde gerekçe olarak gösterilen mühendislik hizmetleri ile baraj, gölet gibi su yapılarında yapılacak mühendislik hizmetlerinin birbirinden farklı olduğu, birinin bina ve bina türü yapıların projelendirilmesi esnasında üretilen mühendislik hizmetleriyle ilgili olduğu, diğerinin elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak tesislerin su yapısıyla ilgili kısımları ile diğer su yapılarının onaylı fizibiliteye uygun kati, uygulama ve iş sonu projelerinin kontrol ve onayı ile yapımındaki inceleme ve denetimiyle ilgili olduğu, dava konusu düzenleme ile DSİ baraj, gölet gibi depolamalı tesislerde temelin gövde inşasına başlanması için uygun olup olmadığının yerinde incelemesini yapacak komisyonun oluşumunun düzenlendiği, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplaması gibi çalışmaların inşaat ve jeoloji mühendislerince yapılacağının belirtildiği, dava konusu düzenleme kapsamında kurulan komisyonun, su yapılarının projesinde belirtilen mühendislik hizmetlerine uygun yapılıp yapılmadığını incelemek ve denetlemekle görevli olduğu, su yapılarının yapımı süreçlerinde üretilen mühendislik hizmetlerinin çoğunluğunun, (jeolojik takip, mühendislik jeolojisi çalışmaları, zemin iyileştirme ve jeoteknik hizmetler ile inşa süreçlerindeki beton, demir vb. hizmetler gibi) jeoloji ve inşaat mühendislerinin görev alanı içinde yer aldığı, bu nedenle de komisyonlarda görev alacakların en az birinin jeoloji ve inşaat mühendisi olmasının gerektiği, diğer üçüncü kişinin ise su yapısının yapımı süreçlerinde üretilen diğer mühendislik hizmetlerinin niteliğine göre komisyona dahil olabileceğinin düzenlendiği, komisyonların en az 3 kişiden oluşacağının düzenlendiği, işin niteliği ve safahatı dikkate alınarak komisyon üye sayısının arttırılma olanağının olduğu, dava dilekçesinde gerekçe olarak gösterilen bina ve bina türü yapıların projelendirilmesi süreçlerinde üretilen mühendislik hizmetlerini tanımlayan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’ne göre inşa edilen yapıların denetim süreçlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nde (Yönetmeliğin 13. maddesinin 4. fıkrası hariç) jeofizik mühendislerine yer verilmediği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Onüçüncü Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca dava konusu düzenlemenin iptali yolunda verilen 17/11/2020 tarih ve E:2015/2736, K:2020/5020 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/03/2022 tarih ve E:2021/2038, K:2022/979 sayılı kararıyla bozulması üzerine dosya yeniden incelendi, gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, davacı … Odası tarafından, 12/05/2015 tarih ve 29353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 9. fıkrasında “jeofizik mühendisleri”ne de yer verilmesi gerektiği öne sürülerek anılan fıkranın eksik düzenleme nedeniyle iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat
Dava konusu edilen Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin “DSİ’nin görev ve sorumlulukları” başlıklı 12. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, “DSİ baraj, gölet gibi depolamalı tesislerde, içinde jeoloji ve inşaat mühendislerinin bulunduğu en az üç (3) kişilik bir Komisyon marifeti ile temelin gövde inşasına başlanması için uygun olup olmadığını yerinde inceler. DSİ, yatırımcı ve/veya yüklenicinin gövde inşaatına başlama konusundaki yazılı talebini en geç onbeş gün içerisinde gerekli incelemeleri yaparak sonuçlandırır. Uygun görülmeyen hususlar DSİ tarafından SYDF ve yatırımcıya yazılı olarak bildirilir. DSİ’nin onayı olmadan gövde inşaatına başlanılmaz.” kuralına yer verilmiştir.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’un ek 6. maddesinin 1. fıkrasında, 14/03/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve su kullanım hakkı anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek amacıyla yapılacak olan hidroelektrik tesislerinin baraj, regülatör, yükleme havuzu, tünel, kanal, borulu isale hattı gibi su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak baraj, gölet ve regülatör gibi su yapılarının inşasının inceleme ve denetiminin zorunlu olduğu, diğer su yapılarından sulama tesisi, isale hattı, kolektör, arıtma tesisi, taşkın ve nehir yatağı düzenlemesi gibi su yapılarının da denetim masrafları ilgililerine ait olmak üzere denetim hizmetinin DSİ tarafından yapılacağı veya DSİ tarafından yetkilendirilen Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş şirketlerden DSİ’ce müşavirlik hizmeti satın alınarak yaptırılacağı, denetim masraflarının, denetlenen yatırımcı gerçek ve tüzel kişiler tarafından DSİ’ye ödeneceği; 8. fıkrasında, denetim işleriyle ilgili masrafların tahsiline dair usuller ile denetim yapacak personelin nitelikleri, denetleme usulleri ve diğer şartların, DSİ tarafından, bağlı olduğu Bakanlığın görüşü alınarak hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceği hükmüne yer verilmiş; anılan hükme dayanılarak 12/05/2015 tarih ve 29353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği uygulamaya konulmuştur.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 6200 sayılı Kanunun ek 6. maddesinde; su yapılarının denetiminin DSİ tarafından veya DSİ tarafından yetkilendirilen Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş şirketlerden DSİ’ce müşavirlik hizmeti satın almak yoluyla yaptırılabileceği kuralına yer verilirken, aynı maddede denetim yapacak personelin nitelikleri ile diğer şartların, DSİ tarafından belirlenmesi kurala bağlanmıştır.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği’nin “Kuruluş” başlıklı 4. maddesinde, “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununa uygun olarak kurulan, tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Jeofizik Mühendisleri Odası bu Yönetmelik hükümlerine bağlı olup, merkezi Ankara’dadır.” düzenlemesine;
Aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 5. maddesinde, “Jeofizik Mühendisliği: Petrol, maden ve benzeri doğal kaynakların aranması, araştırılması, bulunması, rezerv özelliklerinin saptanması, içme ve kullanma amaçlı yeraltı ve yerüstü suları, jeotermal enerji, çevre ve çevre sorunları ve arkeolojik amaçlı araştırmalar ile her türlü mühendislik yapılarının yapı yeri ve güzergah seçimi, zemin ve temel etütleri, deprem, doğal afet ve benzeri konularında eğitim ve araştırma etkinliklerinin yürütüldüğü, fizik, matematik, bilgisayar, elektronik teknolojisine dayalı, dili matematik olan mühendislik dalını; Jeofizik mühendisliğinin uzmanlığı: Yerkürenin incelenen bölümüne ve olayına göre ya da belirli fiziksel özelliklerinden yola çıkılarak, sismoloji (deprembilim), yer içi fiziği, hidroloji, deniz jeofiziği, jeomanyetizma, aeronomi, meteoroloji, atmosfer fiziği, volkanoloji, yer içi kimyası, fiziksel oşinografi, jeofizik bilimi ve jeofizik mühendisliği ile ilgili araştırmalarını, ifade eder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri Büro Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliğinin “Jeofizik Mühendisliği Uzmanlık Alanları
” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının “Mühendislik yapılarının zemin araştırmaları, kent planlamalarına esas yer seçimi, jeoteknik çalışmalar kapsamında jeofizik mühendisliği hizmet alanları/dalları” başlıklı (c) bendinin 17. alt bendinde, “yol, baraj, tünel yapımı, metro, kanalizasyon ve içme suyu şebeke yapımı ve benzeri kazı ve sökü işleri gerektiren çalışmalarda; zemin veya kayaçların sökülebilirliğinin/kazılabilirliğinin saptanması kapsamında sismik yöntemler kullanılarak yürütülecek jeofizik mühendisliği hizmetleri,” jeofizik mühendisliği hizmet alanları arasında sayılmıştır.
Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi:
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca oluşturulan Danıştay Onuncu ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Heyetinin 17/11/2020 tarih ve E:2015/2736, K:2020/5020 sayılı kararıyla; Üniversitelerarası Kurul Başkanlığından, jeofizik mühendisliğinin jeoloji mühendisliğinden farklılaştığı hususlar ile dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “baraj, gölet gibi depolamalı tesislerde, içinde jeoloji ve inşaat mühendislerinin bulunduğu en az üç kişilik bir Komisyon marifeti ile temelin gövde inşasına başlanması için uygun olup olmadığının yerinde incelenmesi”nin yapılması işinin Jeoloji ve İnşaat Mühendisliğinin müfredatı ile uyumlu olup olmadığı, davacının iddiaları doğrultusunda jeofizik mühendisliğinin davaya konu hükümler kapsamında yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip olup olmadığı ve Yönetmeliğin 12. maddesinin 9. fıkrasında belirtilen “yerinde inceleme”de jeofizik mühendislerinin de yer almasının zorunluluk arz edip etmediği sorularak bunlara ilişkin bilgi ve belgeler istenilmiş; Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının 26/08/2020 tarihli cevabında, sonuç olarak, yapılaşma alanlarının yapı-zemin ilişkisinin incelenmesinde meslekî tutkuların dizginlenip bilimsellik safında kalınarak jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği-geoteknik araştırmalarının ayrı ayrı değil bir arada etkileşimli olmasının sağlanması ve son rapor aşamasında üç disiplini kapsayan bir kurumsallaşma etiği yaklaşımı ve doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılması, yönetmelikler oluşturulması ve uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.” görüşüne yer verilmesi üzerine, baraj, gölet gibi depolamalı tesislerde temelin gövde inşasına başlanmasının yerinde incelenmesi sürecinde jeoloji mühendisliği ve inşaat mühendisliği ile birlikte jeofizik mühendisliği uzmanlık alanına aslî derecede ihtiyaç duyulacak çalışmalar yapılacağı gözetildiğinde dava konusu Yönetmelik hükmünde jeofizik mühendisliğine yer verilmemesinde hukukî isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 9. fıkrasının “jeofizik mühendisleri”ne yer verilmemesi nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Danıştay Onuncu ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Heyetinin 17/11/2020 tarih ve E:2015/2736, K:2020/5020 sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/03/2022 tarih ve E:2021/2038, K:2022/979 sayılı kararı ile;
“Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 6200 sayılı Kanun’un Ek 6. maddesinde; su yapılarının denetiminin DSİ tarafından veya DSİ tarafından yetkilendirilen Türk Ticaret Kanununa göre kurulmuş şirketlerden DSİ’ce müşavirlik hizmeti satın almak yoluyla yaptırılabileceği kuralına yer verilirken, aynı maddede denetim yapacak personelin nitelikleri ile diğer şartların, DSİ tarafından belirlenmesine olanak tanınmıştır.
DSİ’ye verilen bu yetkinin teknik gerekliliklere aykırı kullanıldığının somut olarak ortaya konulması durumunda yargı yerince eksik düzenleme nedeniyle iptal kararı verilebileceği açık ise de; dava dosyasında yer alan Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı görüşünde, genel ifadelerle ve bütüncül bir yaklaşımla, yapı-zemin ilişkisinin incelenmesi konusunda; jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği-geoteknik araştırmalar disiplinlerinin her üçünün bir arada olmasının sağlanması gerektiği konusunda kanaat bildirildiği görülmektedir.
Anılan raporda, depremsellik ve zemin dinamik parametreleri konularının jeofizik mühendisliğinin uzmanlık alanı olduğuna vurgu yapıldığı ve yer altının saha bazında incelenmesi ve sismik yöntemlerle zemin sınıflaması yapılması gerektiği üzerinde durulduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, davalı idare tarafından hazırlanan 21/02/2014 tarihli Baraj Projesi Yapım Teknik Şartnamesi ile idarenin savunmaları bir arada değerlendirildiğinde; yapılacak baraj projelerine esas alınan raporlardan birinin “sismik risk değerlendirme raporu” olduğu, raporun baraj gövdesinin tasarımı, deprem yükleri altında barajın ve temelin davranışının incelenmesi gibi konularda esas teşkil edeceği ve bu raporun uzmanlık alanlarına uygun olarak jeofizik mühendislerince hazırlandığı anlaşılmaktadır.
Bu sebeple depremsellik tehdidinin son derece yüksek olduğu ülkemizde, baraj, gölet gibi depolamalı tesislerin yapım sürecinde jeofizik mühendisliği disiplinin dışarıda bırakıldığından söz edilemeyeceğinden Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı görüşünde işaret edilen teknik kanaate aykırı bir durumun varlığından söz edilemez.
Ancak, dava konusu Yönetmelik kuralı yönünden yapılacak incelemenin bu tür genel bir değerlendirme üzerinden değil; yalnızca baraj, gölet gibi depolamalı tesislerde “temelin gövde inşaatına uygunluğu” bağlamında yapılacak bir değerlendirme ile açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dosya kapsamından, baraj, gölet gibi depolamalı tesislerin yapımı süreçlerinde üretilen mühendislik hizmetlerinin çoğunluğunun, (jeolojik takip, mühendislik jeolojisi çalışmaları, zemin iyileştirme ve jeoteknik hizmetler ile inşa süreçlerindeki beton, demir vb. hizmetler gibi) jeoloji ve inşaat mühendislerinin görev alanı içerisinde yer aldığı, bu nedenle de komisyonlarda görev alacakların en az birinin jeoloji, birinin de inşaat mühendisi olmasının yönetmelikte açık şekilde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu düzenlemenin jeofizik mühendisliği disiplinin temel uzmanlık alanları olan, sismoloji (deprembilim), yer içi fiziği, hidroloji, deniz jeofiziği, jeomanyetizma, aeronomi, meteoroloji, atmosfer fiziği, volkanoloji, yer içi kimyası, fiziksel oşinografi gibi alanlardan ziyade temelin gövde inşasına başlanması için uygun olup olmadığının yerinde incelenmesine dayanan gözlemsel bir çalışmayı tanımladığı ve bu bağlamda jeofizik mühendislerinin komisyonda bulunmasının zorunlu tutulmasına ilişkin teknik bir gerekliliğinin gerek davacının iddiaları gerekse de Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı görüşünde ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki, dava konusu düzenleme ile söz konusu komisyonda yer alacak üçüncü kişinin su yapısının yapımı süreçlerinde üretilen diğer mühendislik hizmetlerinin niteliğine göre komisyona dahil olacağı ve eğer teknik açıdan gerekli ise bu kişinin jeofizik mühendisi olacağı açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki müşterek heyet kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun’un 49/4 ve 50. maddelerinde Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması hâlinde ise Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanımayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdarî ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdarî Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle su yapıları denetiminde, gövde inşaatına başlanılabilmesi için zorunlu olan incelemenin, içinde jeoloji ve inşaat mühendislerinin bulunduğu en az üç kişilik bir komisyon marifetiyle yapılmasını öngören Yönetmeliğin 12. maddesinin 9. fıkrasının iptali istemine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 9. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Davacı tarafından yatırılan posta gideri avansından varsa artan tutarın karar kesinleştikten sonra istemi halinde davacıya iadesine, davalı idarece temyiz aşamasında yatırılan ancak kullanılmadığı anlaşılan … TL posta gideri avansının istemi halinde davalı idareye iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.