Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4371 E. , 2022/5064 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4371
Karar No : 2022/5064
DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : 19/02/2020 tarih ve 31044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 08/02/2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı Dernek tarafından, 19/02/2020 tarih ve 31044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 08/02/2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle 29/06/2022 tarihinde açılmıştır.
Dava dilekçesinde, davanın, dava konusu edilen düzenleyici işlemlerin ilgili maddelerinin vegan yaşam biçimine uygun olarak bitkisel temelli gıda maddelerinin üretimi, ithalatı ve ihracatıyla iştigal olan firmaların aleyhine uygulanması neticesinde idari yaptırımlara maruz kaldıkları, üreticilerin üretime devam etme iradelerinin ortadan kaldırıldığı, üretici firmalar tarafından tüketicilere ürünlerin raflardan toplatılacağına ilişkin e-postalar gönderildiği, dolayısıyla tüketicilerin de vegan ürünlere erişiminin engellenmesine neden olunduğu ileri sürülerek açıldığı belirtilmiştir.
Dosya kapsamından da dava konusu edilen düzenleyici işlemlerin ilgili hükümlerine dayanılarak vegan yaşam biçimine uygun olarak bitkisel temelli gıda maddelerinin üretimi ile iştigal eden firmalara idari para cezası yaptırımları uygulandığı görülmektedir.
Davacı Dernek’in Tüzüğünün 2. maddesinde; derneğin Türkiye’de veganlık bilincinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi, bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek verilmesi, bu yaşam tarzını seçen ve seçmek isteyenlerin bilinçlendirilmesi, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesi için gerekli tedbirlerin alınması, sıkıntılara çözüm geliştirilmesi için gerekli her türlü girişimde bulunulacağı belirtilmiş ve Derneğin faaliyet alanı kapsamında tüzük amaçlarını, üyelerin ve derneğin hak, menfaat ve çıkarlarını korumak için dava açabileceği ve hukuki işlemler yürüteceğine yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” kuralı yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 36533/04 başvuru numaralı ve 14/10/2008 tarihli Mesutoğlu-Türkiye kararında mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında mâkûl bir orantı olması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları mevcut olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usûllerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usûl şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda; her ne kadar anılan Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerine dayanılarak tesis edilmiş olan idari para cezalarının davacı adına tesis edilmediği, üretici firmalara idari yaptırım uygulandığı, bu nedenle davacı Dernek’e doğrudan uygulanan bir uygulama işleminin bulunmadığı görülmekte ise de; bitkisel temelli gıda maddelerinin üretimi, ithalatı ve ihracatıyla iştigal olan firmalara uygulanan idari yaptırımların, üreticilerin üretime devam etme iradelerini etkileyeceği ve bu etkinin de doğrudan tüketicilerin vegan ürünlere erişiminin engellenmesine neden olacağı, davacı Dernek’in temel amacının da üyelerinin hak, menfaat ve çıkarlarını korumak olduğu gözetildiğinde; tüm vegan tüketicilerin dolayısıyla Dernek’in üretici firmalar adına uygulanan yaptırımlardan etkilendiği açık olduğundan, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde düzenleyici işleme yönelik de dava açılabileceği düzenlendiğinden, davacı Dernek tarafından açılan davanın süresinde olduğu düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; aynı maddenin 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine dava açabilecekleri; anılan Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Anılan hükümlerin incelenmesinden görüleceği üzere; bir düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği, ayrıca söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bir uygulama işleminin varlığı halinde, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde birel veya düzenleyici işleme yahut her ikisine birden dava açılabileceği görülmektedir.
Dava; davacı Dernek tarafından, 19/02/2020 tarih ve 31044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 08/02/2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği 19/02/2020 tarihinde, Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği ise 08/02/2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup; anılan düzenleyici işlemlerin ilgili maddelerinin vegan yaşam biçimine uygun olarak bitkisel temelli gıda maddelerinin üretimi, ithalatı ve ihracatıyla iştigal olan firmaların aleyhine uygulanması neticesinde idari yaptırımlara maruz kaldıkları, üreticilerin üretime devam etme iradelerinin ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla tüketicilerin de vegan ürünlere erişiminin engellenmesine neden olunduğu ileri sürülerek iptali istemiyle Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına 29/06/2022 tarihinde giren dilekçeyle bakılan davanın açıldığı görülmüştür.
Dairemizin 06/07/2022 tarihli ara kararında; dava dilekçesinde ve ekinde dava açma süresini başlatacak nitelikteki bir uygulama işleminin ve bu işlemin davacıya hangi tarihte tebliğ edildiğine dair bir bilgi ve belgenin yer almadığı görüldüğünden iptali istenilen düzenleyici işlemin davacı Dernek açısından uygulanması niteliğinde olan uygulama işleminin bulunup bulunmadığının, bulunması halinde bu uygulama işleminin hangi tarihte tebliğ edildiğini gösterir belgelerin asıllarının veya onaylı suretlerinin istenilmesine karar verildiği; davacı vekili tarafından ara karara cevaben verilen dilekçede, bitki temelli üretimler yapan firmalara para cezasının kesilmesine dayanak olan ve tüketicilerin, vegan bireylerin, dernek üyelerinin vegan peynirlere erişimine engel olan Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerinin menfaatlerini zedelediği, doğrudan Dernekleri adına yürütülen bir uygulama işleminin varlığının işbu davanın açılması şartı olmadığı ve bu nedenle düzenleyici işlemin tebliğ yoluyla öğrenilmesinin de usuli açıdan gerekli olmadığı, davaya konu iptali istenen Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerinin etkisi devam eden işlemler niteliğinde olduğu ve söz konusu hükümlere dayalı olarak idari para cezalarının kesilmeye devam ettiği belirtilerek, Dernekleri adına tesis edilmiş herhangi bir uygulama işlemi ibraz edilmemiştir.
Bu durumda; düzenleyici işlem niteliğindeki dava konusu Yönetmeliğin 19/02/2020 tarihinde, Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği’nin ise 08/02/2015 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandığı ve anılan tarihlerde yürürlüğe girdiği, Yönetmeliğin ve Tebliğ’in uygulanması suretiyle davacı Dernek hakkında tesis edilmiş bireysel bir işlemin de (uygulama işleminin) bulunmadığı görüldüğünden, dava konusu Yönetmelik ve Tebliğ’in Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihleri izleyen günden itibaren başlayan altmış günlük dava açma süresi geçirildikten sonra, ilk olarak 29/06/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle,
1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
2- Aşağıda ayrıntısı gösterilen … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3- Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde, artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
4- Bu Kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.