Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4738 E. , 2022/4214 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4738
Karar No : 2022/4214
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken 16/07/2006 tarihinde devriye görevini ifa ettiği sırada durumundan şüphelendiği şahısların ekip aracına bindirilmesi esnasında, şahısların saldırısı üzerine yaralanan ve vazife malulü olarak emekliye ayrılan davacı tarafından, erken emekli olması nedeniyle 460.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 1.115.262,86 TL) maddi ile tedavi sürecinden ve olaydan kaynaklanan üzüntü nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay 10. Dairesinin maddi tazminat yönünden bozma kararına uyan … İdare Mahkemesince; Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken görevi gereği yaralanan ve bu kapsamda malulen emekli olan davacının bu olay nedeniyle yoksun kaldığı ve tazmini gereken zararının bulunmadığı anlaşıldığından davalı idareyi maddi tazminat ödemekle sorumlu tutma olanağı bulunmadığı, manevi tazminat ve manevi tazminat nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısım Danıştay Onuncu Dairesinin 14/04/2014 tarih ve E:2010/13792 K:2014/2358 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, yargılamanın 14 yıldır devam ettiği, Danıştay’ın ilk bozma kararından sonra karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği ve müktesep hak niteliğinde olduğu, hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, görevi sırasında yaralanması üzerine tedavi sürecinin sonunda Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen … tarih ve …sayılı raporun, Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca 5434 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereğince 24/01/2008 tarihinde incelenmesi üzerine davacı hakkında; maluliyet derecesinin 4 olduğu, idari polislik görevinde çalışabileceği belirtilerek davacıya 5434 sayılı Kanun uyarınca 15/06/2008 tarihinden itibaren 4. dereceden vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ayrıca 2330 sayılı Kanun gereğince de 21.994,20 TL nakdi tazminat ödendiği, davacı tarafından, son görev maaşından düşük bulunan Emekli Sandığınca bağlanan vazife malüllüğü aylığının zararını karşılamadığı, yaşanan olay nedeniyle manevi yönden de zarara uğradığı ileri sürülerek 460.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 1.115.262,86 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Mülga 53. maddesinde, en az 10 yıl fiili hizmet süresini tamamlamış iştirakçilere “adi malullük aylığı”; 55. maddesinde, görevin neden ve etkisiyle yaralanan iştirakçilere 53. maddeye göre hesaplanacak adi malüllük aylıklarına, malullük derecelerine göre %15 ila %60 oranında zam yapılmak suretiyle “vazife malullüğü aylığı” bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacının, zararı doğuran ve tazminat istemine dayanak teşkil eden olaya bağlı olarak 5434 ve 2330 sayılı Kanunlar kapsamında vazife malulü olarak 15/03/2008 tarihinden itibaren emekliye ayrıldığı tartışmasız olup; davacının zararı, meydana gelen olay nedeniyle halen görevde bulunan emsali polis memurunun yasal emeklilik yaşından önce, bir başka ifade ile erken emekli olmuş olmasından kaynaklanmaktadır.
Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır.
Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple genel itibarıyla tazminat hesaplanması gereken davalarda bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararına esas alınan 08/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının aktif dönemde çalışmaya devam etseydi alacağı görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı arasındaki fark, pasif dönemde ise emekli aylıkları peşin sermaye değeri ile vazife malulü aylığı peşin sermaye değeri arasındaki fark ve yaş haddinden emekli olsaydı bugünkü katsayılar üzerinden alacağı emekli ikramiyesi zarar olarak hesaplamış; davacıya ödenen nakdi tazminatın güncel değeri, malulen emekliye ayrılırken aldığı emekli ikramiyesinin bugünkü katsayılar üzerinden güncel değeri, 2015 yılına kadarki tütün ikramiyesi ve davacının çocukları için verilen eğitim öğretim yardımının 2015 yılına kadarki kısmı yarar olarak düşülerek hesap yapılmıştır. Ancak aşağıda aktarılan sebeplerle bilirkişi raporunun, hükme esas alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.
Raporda, 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen eğitim öğretim yardımının ifa amaçlı olduğu, dolayısıyla yarar kalemi kapsamında kaldığı kabulü ile toplam zarardan düşülmesi yoluna gidilmiş ise de; anılan ödemenin bir sosyal yardım mahiyetinde olduğu kanaatine varıldığından, yarar kalemi olarak değerlendirilerek toplam zarardan düşülmesi uygun görülmemiştir. Öte yandan, aynı Kanun maddesi kapsamında tütün ikramiyesinin sadece 2015 yılına kadarki kısmının hesaplanan maddi zarar tutarından indirilmesi hatalı olup, tütün ikramiyesinin ne kadar süre ve ne miktarda ödenmeye devam edileceğinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından sorularak tespit edilmesi sonrasında bu madde kapsamında yapılan ödemelerin hesaplanan tazminat tutarından yarar olarak indirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, peşin sermaye değerli emekli aylığı hesaplamasını içeren Tablo-4’te davacının 2022 (bilirkişi rapor tarihi) yılında emekli olsaydı alacağı emekli maaşına normal şartlarda emekli olacağı 2030 yılına kadar sadece %10 artırım yapılmış, ancak % 10 iskonto uygulanmamış olması nedeniyle oluşan hesap hatasının ve yine peşin sermaye değerli vazife malullüğü aylığı hesaplamasını içeren Tablo- 5’te davacının 2022 (bilirkişi rapor tarihi) yılında aldığı vazife malullüğü aylığına normal şartlarda emekli olacağı 2030 yılına kadar sadece %10 artırım yapılmış, ancak % 10 iskonto uygulanmamış olması nedeniyle oluşan hesap hatasının düzeltilmesi gerekmektedir.
Buna göre, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zarar, aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, Mahkemece verilecek ara kararı tarihi itibarıyla davacının emsali polis memurunun almakta olduğu görev aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün davalı idareden istenilmesi, yine aynı tarih itibarıyla davacının almakta olduğu vazife malullüğü aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün Sosyal Güvenlik Kurumundan istenilmesi, gelen cevaplara göre görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın, davacının aktif dönemde işlemiş zararı olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı/tamamlayacağı tarihi kapsayan döneme ilişkin zararı ifade etmektedir. Bu dönemde davacının zararı, emsalinin almış olduğu görev aylıkları ile bu dönem içerisinde de almaya devam ettiği vazife malullüğü aylıkları dikkate alınmak suretiyle, işlemiş dönem zararının hesaplanmasındaki yöntemle (görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı arasındaki fark zarar olarak kabul edilmek suretiyle) hesaplanmalıdır. İşlemiş dönem zararından farklı olarak, bu dönemdeki zararın hesabında, zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- her iki aylıkta meydana gelen artışların peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönem zararı, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemdeki zarar, Mahkemece ara kararının verildiği tarih itibarıyla davacı yasal emekli olma koşullarına sahip olsaydı bağlanabilecek emekli aylığının tutarı Sosyal Güvenlik Kurumuna sorularak gelen cevaba göre, emekli aylığı ile bu dönemde de almaya devam edeceği vazife malullüğü aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Aktif dönem sonunun, pasif dönem başlangıcının tespitinde, 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca, davacı polis memurunun öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağı yok ise 55 yaşın; var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin anılan Kanun maddesinde düzenlenen emeklilik yaşının dikkate alınması gerekmektedir.
Ayrıca, davacı kamu görevlisi olduğundan, geliri maaş katsayısına bağlı olarak belirli dönemlerde artmaktadır. Zararının tespitinde, yeniden düzenlenecek rapor tarihine kadar, gelirde meydana gelen artışların da dikkate alınması gerekir. Başka bir ifadeyle, davanın görülmesi sırasında maaşında bir artış meydana gelmiş ise, bu yeni maaşa göre hesaplama yapılmalıdır.
Öte yandan, davacıya ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği açıktır.
Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki güncel değerleri hesaplanarak düşülmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte davacıya çalıştığı süre olan 15 yıllık hizmetine karşılık emekli ikramiyesi ödendiğinden söz konusu ikramiyenin yarar olarak kabul edilerek ödenecek tazminattan indirilmesi söz konusu olamaz. Bilakis yasal emeklilik süresinden önce malulen emekliliğe ayrılmak zorunda kalmış olması nedeniyle 42 yıl 2 ay (yasal emeklilik yaşına kadarki) toplam hizmet süresi üzerinden hesaplanarak ödenmesi gereken emekli ikramiyesi ile erken (15. hizmet yılında) emekliliğe ayrılmak zorunda kalınması nedeniyle ödenen emekli ikramiyesi arasındaki farkın hesap edilerek zarar olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, davacı ile aynı olayda yaralanarak malulen emekli olan ve erken emeklilikten doğan zararının tazmini istemiyle dava açan …hakkında Dairemizce verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı bozma kararı üzerine Mahkemece yapılacak yargılama esnasında bu iki dosyanın aynı bilirkişiye tevdi edilmesi ve aynı hesaplama yöntemiyle çelişkiye düşülmeyecek şekilde yeniden rapor alınması gerekmektedir.
Öte yandan; bozma öncesi kararın davacılar tarafından temyiz edilmediği görüldüğünden, yeniden yaptırılacak olan hesaplama sonucunda hükmedilecek olan miktarın aleyhe hüküm verme yasağı gereğince 1.115.262,86 TL miktarı aşamayacağı aleyhe açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddin ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.