Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4845 E. , 2022/5168 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4845
Karar No : 2022/5168
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- … Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Muş İl Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde Jandarma Uzman Çavuş olarak görev yapmakta iken, 15/09/2015 tarihinde gerçekleştirilen operasyon dönüşü askeri aracın geçişi sırasında Muş-Diyarbakır karayolu üzerinde bulunan Suluca Köyü mevkinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yol kenarına döşenmiş el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu söz konusu aracın içinde bulunanlardan biri olarak ağır yaralandığı olayda, idarelerin sorumluluğu bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile 412.876,71 TL) ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; mesleki risk ilkesi çerçevesinde davalı idarelerin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında ve hizmetten doğan bir sebeple yaralanan davacının uğradığı zararların davalı idarelerce tazmini gerektiği, davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre oluşan maddi zararının belirlenmesi amacıyla yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde efor kaybı için hesaplanan 412.876,71 TL maddi zararın davacıya ödenmesine; manevi tazminat istemi yönünden olayda, bedensel zararının mahiyeti dikkate alındığında yaralanma sonucunda duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi için 15.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, hükmedilen 412.876,71 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL’lik kısmının idareye başvurunun yapıldığı 01/07/2016 tarihinden itibaren, geriye kalan 411.876,71 TL’lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği tarih olan 31/01/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 01/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Karşılıklı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; tarafların esasa yönelik istinaf istemlerinin reddine, kararın, 411.876,71 TL maddi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısım yönünden davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacı lehine hükmedilen 412.876,71 TL maddi tazminatın, artırılan tazminat miktarı olan 411.876,71 TL’lik kısmı için de davalı idarelere başvuruda bulunulduğu 01/07/2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davalı idareler tarafından, karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, Adli Tıp Kurumunda efor kaybına ilişkin rapor alınması gerektiği, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği, nakdi tazminatın düşülmediği, manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiği, maddi tazminatı yürütülecek faizin idareye başvuru tarihinden itibaren başlatılması, manevi tazminata faiz yürütülmemesi bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği, idarelerin kusurlu olduğu, nakdi tazminatın efor hesabında indirilmemesi gerektiği, vazife malulü olanlara yapılan ödemelerin kendisine yapılmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca diğer tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; Muş ili, Bulanık Merkez Jandama Komutanlığı emrinde Jandarma Uzman Çavuş rütbesinde hafif araç şoförü olarak görev yapan davacı tarafından, Muş İl Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde görev yapmakta iken 15/09/2015 tarihinde saat 09.50 civarında icra edilen görev dönüşünde Muş-Diyarbakır karayolu üzerinde bulunan Suluca Köyü mevkiinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yol kenarına döşenmiş el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu söz konusu aracın içinde bulunan kendisi ile birlikte iki askerin yaralandığı olayda davalı idarelerin sorumluluğu bulunduğundan bahisle, olay neticesinde yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların karşılanması talebiyle 01/07/2016 tarihli dilekçe ile Jandarma Genel Komutanlığı’na başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 412.876,71 TL) ve 100.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının sevk edildiği Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nce düzenlenen … tarih … sayılı Engelli Sağlık Raporunda davacının maluliyet oranı %16 olarak belirtilmiştir. Öte yandan, davacıya nakdi tazminat komisyonunun 10/02/2017 tarihli kararıyla 4.562,75 TL nakdi tazminat ödemesi yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I- Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinden alınan … tarihli raporda iş gücü kaybı oranının % 16 olarak tespit edildiği, efor kaybının hesaplanması amacıyla yaptırılan ve hükme esas alınan 26/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda uzman çavuş maaşının hesaba esas alındığı ve 2019 Ocak ayı sonrasına ilişkin veri bulunamadığından bu tarihten bilirkişi raporunun alındığı tarihe kadar memur toplu sözleşme oranları çerçevesinde belirlenen zam oranlarına enflasyon farkı eklenerek belirlenen artış oranları üzerinden ve 52 yaşında emekli olacak şekilde hesap yapıldığı, sonuç itibarıyla toplam zararın 412.876,71 TL olduğunun tespit edildiği, İdare Mahkemesince anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminat talebinin kabulü yolunda karar verildiği görülmektedir.
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde, dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi güç (efor) kaybı tazminat olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı görevi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsemektedir. Bu doğrultuda kamu görevlilerinin, görevlerinin neden ve etkisinden kaynaklanan güç (efor) kaybına dayanan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiğinde duraksama yoktur.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde ve gücünde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının dava konusu olay nedeniyle %16 oranında çalışma gücü kaybına uğradığı, dolayısıyla günlük yaşamını ve çalışma hayatını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdürmek zorunda kalması nedeniyle maddi zararının bulunduğu açık olup, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren 3269 sayılı Kanunun 5. maddesiyle 5434 sayılı Kanunun 40. maddesine yapılan atıf uyarınca emeklilik yaşı olarak kabul edilen 55 yaşın sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) çalışma gücü kaybı olan %16 oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının 55 yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması sonucu ortaya çıkacak miktarların toplanması suretiyle hesaplanmalı, 2330 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın güncellenmiş hali yarar kabul edilmek suretiyle yapılacak ödemeden düşülmelidir.
Söz konusu hesaplamada, işleyecek döneme ilişkin asgari ücretler, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılması ve %10 iskontoya tabi tutulması suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, Mahkemece hükme esas alınacak nitelik ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
II- Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Temyiz konusu kararda, davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ıstıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, olay tarihi, paranın alım gücü ve sağlanan nakdi tazminat yararı göz önünde bulundurarak manevi tazminat isteminin 15.000,00 TL’lük kısmının kabulüne, kalan kısmının reddine karar verilmiş ise de; dava konusu olayın davacı üzerinde yarattığı etki ve yaşadıkları sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görüldüğünden bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, manevi tazminatın, amaç ve niteliği dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi, maddi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısım yönünden davacının istinaf başvurusunun kabulü yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.