Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5101 E. , 2022/5782 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5101
Karar No : 2022/5782
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
3- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : Davacılar tarafından; yakınları …’ın… Karayolu’nda seyir halinde iken hemzemin geçitte bulunan bariyer sistemindeki arıza nedeniyle yolcu treni ile çarpışması sonucunda vefat ettiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 100,00 TL (miktar artırımı sonucu 468.896,89 TL) maddi ve müteveffanın kızı … için 20.000,00 TL, eşi … için 20.000,00 TL, babası … için 10.000,00 TL, annesi … için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince davanın manevi tazminata ilişkin kısmının kesinleştiği belirtilerek maddi tazminat istemleri yönünden davanın kabulü yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, faizin olay tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğinden kararın faiz başlangıç tarihi açısından düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, alınan kusur bilirkişisi raporlarında kendilerine tali, sürücüye asli kusur belirlemesi yapıldığı, olayda araç sürücüsünün ağır kusuru bulunduğundan illiyet bağının kesildiği, idarelerine atfedilecek bir hizmet kusurunun söz konusu olmadığı, manevi tazminatın şartları oluşmadığından reddi gerektiği, ayrıca manevi tazminata niteliği gereği faiz yürütülemeyeceği belirtilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin manevi tazminat yönünden incelenmeksizin reddine, diğer temyiz istemlerinin reddine, Mahkeme kararının faiz açısından düzletilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dosyanın incelenmesinden; … Karayolu’nda hemzemin geçitte bulunan otomatik bariyer sistemine bir aracın … tarihinde çarptığı, çarpma sonucu otomatik bariyer sisteminin arızalandığı, … tarihinde de davacıların murisi …’ın, … plakalı araç ile … Devlet Karayolu’nda seyir halinde iken hemzemin geçitteki bariyerin bozuk olması sebebiyle yolcu treni ile çarpışması neticesinde vefat ettiği, olayla ilgili olarak davalı idare çalışanları hakkında… Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ceza soruşturmasında Adli Tıp Kurumundan alınan raporda; “bariyer sistemi bozulunca ölen sürücünün geçide yaklaştığı yönde birer tane sağlı-sollu “bariyersiz hemzemin geçit” levhası konulduğu, sürücünün geçide yaklaşma yönünde bariyer kolunun kalkmış durumda olduğu, trenin sürücünün sol arka tarafından geldiği, sürücünün kalkık kolu görünce “bariyersiz hemzemin geçit” levhasına rağmen çok da belirgin olmayan “geçit arızalıdır” levhasını algılaması ve buna göre davranmasını beklemenin zor olduğu, zaten olay yerinin geometrisinin kontrolsüz geçit için müsait olmadığı, olay yerinde bariyer kolunun inik duruma getirilmesi ve sadece bariyersiz geçit levhası ile yetinilmeyip görevliler ile geçitlerin kontrol edilmesi gerekirken bunların yapılmadığı, idarenin 1 ila 3 arası tali kusurlu olduğu, sürücünün ise asli kusurlu olduğu” yönünde tespit ve görüşlere yer verildiği, olay sebebiyle yapılan ceza soruşturması sonucunda ilgililer hakkında açılan davada, … Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda idarenin hizmet kusuru bulunmakla birlikte sanıkların kişisel kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat davasında, … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile verilen görevsizlik kararının 12/09/2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine, yakınlarının vefat etmesine davalı idarenin hizmet kusurunun sebebiyet verdiğinden bahisle, 100,00 TL (miktar artırımı sonucu 468.896,89 TL) maddi tazminat ile murisin kızı … için 20.000,00 TL, eşi … için 20.000,00 TL, babası … için 10.000,00 TL, annesi … için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 18/09/2006 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince … tarih ve E…, K:… sayılı kararla davacıların maddi tazminat istemlerinin taleple bağlı olma kuralı gereği kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz aşamasında 30/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na miktar artırımı müessesesinin getirilmesi üzerine, davacılar vekili tarafından, 13/06/2013 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesine miktar artırımı talebinde bulunulduğu, Danıştay Onuncu Dairesinin 24/09/2013 tarih ve E:2009/6993, K:2013/6536 sayılı kararı ile temyize konu kararın maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının onandığı, manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmının bozulduğu, artırılan tazminat miktarı netleştirildikten sonra miktarı artırılan maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderildiği, … İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak ara kararı ile artırılmak istenen tazminat miktarının ne kadar olduğunun açıkça belirtildiği miktar artırımı dilekçesinin davacılardan istenildiği, davacılar tarafından miktar belirtilmeksizin maddi tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenildiği, bu istemin açıkça tazminat miktarı belirtilmediği için miktar artırımı talebi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle sadece manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/12/2016 tarih ve E:2016/2041, K:2016/5829 sayılı kararı ile manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının ise miktar artırımı dilekçesi dikkate alınarak yeniden hesaplanmak üzere bozulması üzerine, Mahkemece söz konusu karara uyulmayarak ısrar edilmesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/10/2019 tarih ve E.2017/2819, K.2019/4020 sayılı kararıyla ısrar kararının bozulduğu ve davalı tarafın manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik temyiz istemi hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine karar verildiği, anılan Dairenin 23/03/2021 tarih ve E.2020/4933, K.2021/1324 sayılı kararıyla Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin hükmünün Danıştay Onbeşinci Dairesinin 06/12/20016 tarih ve E:2016/2041, K:2016/5829 sayılı kararıyla onandığı, davalı idare tarafından, mahkeme kararının bir önceki aşamada temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kısmının temyiz edildiğinin görüldüğü, bu nedenle davalı idarece temyizi kabil olmayan bir kararın temyiz edildiği gerekçesiyle, davalı idarenin temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verildiği; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/10/2019 tarih ve E:2017/2819, K:2019/4020 sayılı bozma kararı gereğince bozulan kısım yönünden bir karar verilmek üzere dosyada maddi zararın hesaplanması için atanan bilirkişinin hazırladığı rapor hükme esas alınabilecek nitelikte görülerek, davanın kabulü ile davacılar tarafından dava dilekçesinde 100,00 TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının davalı idareye başvuru tarihi olan 28/12/2005 tarihinden, miktar artırımı yoluyla davacı … için 387.808,73 TL, … için 42.968,99 TL, … için 21.561,20 TL, … için 16.457,97 TL olarak artırılan destekten yoksun kalma tazminatının ise miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 12/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Davalı İdarenin Manevi Tazminata Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesi:
Davalı idare tarafından, davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararı temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesine rağmen kesinleşen kısma ilişkin olarak yeniden temyiz isteminde bulunulmuştur.
Bu doğrultuda, manevi tazminatın kabulü yönündeki Mahkeme kararının yargılamanın önceki aşamalarında kanun yolundan geçerek kesinleştiği, kesin bir karara karşı da temyiz isteminde bulunulamayacağı anlaşıldığından, söz konusu istemin incelenmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
B) Davalı İdarenin Manevi Tazminat Dışındaki Temyiz İstemi İle Davacıların Yasal Faizin Başlangıç Tarihine Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesi:
Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun’a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, adli yargının görevsizlik kararı üzerine idari yargıda açılan davalarda ön karar alınması amacıyla idareye başvuru yapılması şartı aranmadığından ve adli yargıda dava 28/12/2005 tarihinde açıldığından bu tarihten itibaren faiz yürütülmesi ayrıca, dava dilekçesinde talep edilen 100,00 TL’lik maddi tazminata yönelik kısmın ise yargılamanın önceki aşamalarında kabul edilerek kesinleştiği, kesinleşen söz konusu miktar hakkında sehven yeniden hüküm kurulduğu, bu durumun mükerrer ödemeye sebebiyet vermemesi açısından bu kısmın da hükümden çıkarılması gerektiğinden, davanın kabulüne ilişkin … İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan ” dava dilekçesinde 100,00 TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının davalı idareye başvuru tarihi olan 28/12/2005 tarihinden, ıslah yoluyla davacı … için 387.808,73 TL, … için 42.968,99 TL, … için 21.561,20 TL, … için 16.457,97 TL olarak artırılan destekten yoksun kalma tazminatının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 12/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine,
” ibaresinin, ” miktar artırım yoluyla davacı … için 387.808,73 TL, … için 42.968,99 TL, … için 21.561,20 TL, … için 16.457,97 TL olarak artırılan destekten yoksun kalma tazminatının adli yargıda davanın açıldığı 28/12/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine,
” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, manevi tazminat dışındaki temyiz isteminin REDDİNE, davacıların artırılan maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Maddi tazminat istemleri yönünden davanın kabulü yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olarak belirlenmesi ve dosyanın geçirdiği süreçte kesinleşen maddi tazminat isteminin 100,00 TL’lik kısmı için yeniden mükerrer olarak hüküm kurulması hukuka aykırıdır. Bu hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; İdare Mahkemesi kararının, bu hususlarda yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.