Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/535 E. , 2022/3117 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/535
Karar No : 2022/3117
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbakır ili, Sur ilçesinde yaşanan terör olayları sırasında 03/01/2016 tarihinde terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada yaralanması sebebiyle uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun kısmen reddine ilişkin Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı 4 No’lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile 150.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile 259.806,43 TL) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayın terör olayı olarak değerlendirilmesi ve Anayasa Mahkemesince, 5233 sayılı Kanun’un terör olayları nedeniyle uğranılan maddi zararların tazmini yönünden seçimlik hak tanıyan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak kabul edilmesi nedeniyle seçimlik hakkını kullanarak genel hükümlere göre zararının tazminini isteyen davacının uğradığı maddi ve manevi zararın sosyal risk ilkesine göre tazmin edilerek toplumca paylaşılması gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemi bakımından; hükme esas alınabilecek nitelikteki hesap bilirkişisi raporunda, davacının %27 fonksiyon kaybı üzerinden zararının 259.806,43 TL olarak hesaplandığı ve davacı tarafından rapor doğrultusunda maddi tazminat miktarının artırıldığı dikkate alınarak davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 150.000,00 TL maddi tazminatın dava açma tarihi olan 17/07/2018 tarihinden itibaren, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 109.806,43 TL tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 24/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat istemi bakımından; olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, davacının yaralanması nedeniyle duyduğu acı ve üzüntülerin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava açma tarihi olan 17/07/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden ise, ön karar niteliğinde olan işlemin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davalı idare tarafından maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinden; davacının vücudundan çıkan mermi çekirdeğinin 6136 sayılı Kanun uyarınca yasak niteliğinde bulunan bir fişek olduğunun anlaşılması karşısında olayın terör olayı olarak değerlendirildiği, olay nedeniyle idareye atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, bu nedenle davacının maddi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun’da yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde, manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın ise genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle manevi tazminata yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine; maddi tazminata yönelik davalı idarenin istinaf istemi yönünden ise, maddi zararın 5233 sayılı Kanun’a göre hesaplanması gerektiğinden, davacının % 27 oranındaki kalıcı maluliyet durumuna son işlem tarihindeki gösterge ve katsayı rakamlarının uygulanması suretiyle karşılık gelen maddi zararının 9.906,96 TL olduğu, zarar hesabının güncel tarihli olması nedeni ile dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminata yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata yönelik kısmının kaldırılmasına, 9.906,96 TL maddi zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, bu miktarı aşan maddi tazminat isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi tazminat miktarının hatalı hesaplandığı belirtilerek kararın aleyhlerine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, idarece 5233 sayılı Kanun’a göre hesap yapılıp tazminat belirlendiği, Zarar Tespit Komisyonu kararının hukuka uygun olduğu, faize hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, Diyarbakır ili, Sur ilçesinde yaşanan terör olayları sırasında 03/01/2016 tarihinde annesinin evinin çatısında güvercinleri beslemek amacıyla bulunmakta iken terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışma sırasında ateşli silahla yaralanması üzerine Sağlık Bakanlığı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmış, hastane kayıtlarına göre 03/01/2016-21/01/2016 tarihleri arasında hastanede tedavi görmüş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 10/04/2018 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre ise davacının vücut fonksiyon kaybı oranı %27 olarak tespit edilmiştir.
Davacının, yaralanması sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması amacıyla davalı idareye 27/02/2017 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunması üzerine Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı 4 No’lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih … sayılı işlemi ile 9.118,20 TL ödenmesine karar verilmiş, ancak davacı tarafından bu tutar kabul edilmeyerek söz konusu işlemin iptali ile 150.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile 259.806,43 TL) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un, olay tarihinde yürürlükte olan halleriyle 1. maddesinde, ”Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ”Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.”; 9. maddesinde, ”Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.” hükümleri; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin “Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler” başlıklı 21. maddesinde de, “Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır.” kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A-)Temyize konu kararın, maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısımları yönünden incelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B-) Temyize konu kararın, maddi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi;
Davacının maddi zarar miktarının, 5233 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkeme tarafından, 5233 sayılı Kanun’a göre yapılan maddi zarar hesabında, davacının ilgili Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış olup, (a) bendi uyarınca geçici iş göremezlik zararı hesaplanmamıştır.
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, çalışma gücü kaybı olmaksızın yaralananların uğradığı zarar ile çalışma gücünü sürekli olacak şekilde kaybedenlerin sakatlıklarının kalıcı hale geldiğinin anlaşılmasından önce tedavi ve iyileşme süreci içerisinde iş ve güce engel olma (geçici iş göremezlik) nedeniyle oluşan zararlarının tazminini kapsamakta; aynı Yönetmeliğin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, çalışma gücünü sürekli olarak kaybeden, başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik (tedavi ve iyileşme) süresinden sonra kalıcı olarak sakatlandığı anlaşılan kişilerin yaşamları boyunca bedensel güç kaybı (sürekli iş göremezlik) nedeniyle uğradıkları zararların tazmini düzenlenmektedir.
5233 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği’nin 21. maddesinde, (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın, geçici iş göremezlik halinde, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucu hesaplanacak tutarda (6 katını geçmemek kaydıyla), sürekli iş göremezlik (çalışma gücü kaybı) halinde ise, yetkili sağlık kuruluşunca tespit edilen iş gücü kaybı derecesine göre Yönetmeliğe ekli Ek-D cetvelde karşılık gelen katı ile çarpımı sonucu hesaplanacak tutarda nakdi ödeme yapılacağı; söz konusu hesaplamalarda ödemeye ilişkin valinin veya bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
… İdare Mahkemesinin, 5233 sayılı Kanun’un bazı madde ve ibarelerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararda; “Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır.” tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsenmiştir.
Buna göre, Zarar Tespit Komisyonu tarafından hesaplanan tazminatlarda, miktarın hak sahibi tarafından kabul edilmeyip uyuşmazlık tutanağı imzalanarak dava açılması halinde Mahkemece yapılacak hesaplarda son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmekte olup dosyada uyuşmazlık tutanağı bulunmadığından 19/06/2018 tarihinde sulhname tasarısı davetiyesinin düzenlendiği, davanın 17/07/2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, 30/06/2018 – 31/12/2018 tarihleri arasında uygulanan memur aylık katsayısının esas alınması gerekmektedir.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, 30/06/2018 – 31/12/2018 tarihleri arasında uygulanan memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre davacının hastanede yattığı süre olan 18 gün ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek tutara da hükmedilmesi gerekirken, geçici iş göremezlik zararına hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
C-) Temyize konu kararın, faize ilişkin kısmının incelenmesi:
Usûl hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine göre, Mahkeme tarafından davacının talepleri aşılarak karar verilmesi mümkün olmamakta, davacının istemleri ile bağlı olunup istemleri genişletecek şekilde karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü ile taleple bağlılık ilkesi açıklanmıştır.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik faiz yürütülmesi talebinin bulunmadığı anlaşılmakta olup, Mahkemece kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına dava tarihi olan 17/07/2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi, taleple bağlılık ilkesine, dolayısıyla usul kurallarına aykırılık oluşturmaktadır.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen reddine ve hükmedilen maddi ve manevi tazminata işletilecek faize ilişkin kısımlarında hukuki isabet görülmemiş olup, bu kısımların bozulması gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, ancak Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edildiği görülmektedir. … İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin incelenmeksizin reddi ile manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısımları davacının istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle kesinleşmiş olup, bu kısımlar yönünden temyiz incelemesi yapılamayacağı açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin kısmen reddi ile hükmedilen maddi ve manevi tazminata işletilecek faize ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/06/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.