Danıştay Kararı 10. Daire 2022/5608 E. 2022/4769 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/5608 E.  ,  2022/4769 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5608
Karar No : 2022/4769

DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : …Kurumu / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU :
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan ve tüm TRT teşkilatına gönderilen …tarih ve …sayılı duyurunun 9. maddesinde yer alan “Asılacak her türlü materyal, merkezde Koruma ve Güvenlikten Sorumlu Müdürlük yetkililerince, taşra teşkilatlarımızda Destek Hizmetlerinden Sorumlu Müdür Yardımcılığı yetkilileri tarafından kontrol edildikten sonra asılabilecektir.” ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından, sendikal etkinliğe ilişkin duyuru ya da afişi kontrol etme gibi bir yetkinin Kurum personeline verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ILO sözleşmelerinde sendikal faaliyetlere müdahalede bulunulmasının engellendiği, bu nedenle söz konusu duyurunun dava konusu edilen ibaresinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Davalı idare tarafından, söz konusu duyurunun dava konusu edilen kısmının sendikal faaliyeti engelleyici bir yönünün bulunmadığı, kamu düzenini sağlamaya yönelik olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/04/2022 tarih ve E:2022/191, K:2022/1197 sayılı kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan ve tüm TRT teşkilatına gönderilen …tarih ve …sayılı duyurunun 9. maddesinde yer alan, “Asılacak her türlü materyal merkezde koruma ve güvenlikten sorumlu müdürlük yetkililerince, taşra teşkilatlarımızda destek hizmetlerinden sorumlu müdür yardımcılığı yetkilileri tarafından kontrol edildikten sonra asılabilecektir.” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 53. maddesine 23/07/1995 tarihli, 4121 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen fıkra ile kamu görevlilerine kendi aralarında sendikalar ve üst kuruluşlarını kurma ve toplu görüşme yapma hakkı tanınmış ve Anayasada belirtilen sınırlar çerçevesinde kamu görevlilerinin sendikal haklarının düzenlenmesi amacıyla 2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çıkarılmıştır.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Örgütlenme ve Toplantı Özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde, herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapma, dernek kurma, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara katılma haklarına sahip olduğu; bu hakların kullanılmasının, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenlik, kamu emniyeti, nizamın muhafazası ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için ancak yasayla sınırlanabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel oluşturmadığı kuralına yer verilmiştir.
Dolayısıyla, çalışanların sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma haklarının temel hak ve özgürlükler kapsamı içinde olduğu hem Anayasanın 53. maddesinde hem de tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde kabul edilmiş ve güvence altına alınmıştır.
Bu nedenle, demokratik sosyal hukuk devletinin vazgeçilmez ögelerinden birini oluşturan sendikaların görevlerini yerine getirebilmeleri ve sendikal haklarını kullanılabilmeleri, sendikaların bağımsız olmalarını zorunlu kılmaktadır. Nitekim, Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 ve 151 sayılı Sözleşmelerinde sendikalara müdahale yasaklanmıştır.
“Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına İlişkin 98 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi”nin 2. maddesinde, işçi ve işveren teşekküllerinin, gerek doğrudan doğruya, gerek mümesilleri veya üyeleri vasıtasıyla, birbirlerinin kuruluşları, işleyişleri ve idarelerine müdahalede bulunmalarına karşı gerekli surette himaye edilecekleri, bilhassa işçi teşekküllerinin bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kontrolüne tabi kılmaya, bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kendi nüfuzu altına alınmış işçi teşekkülleri ihdasını tahrik etmeye veya işçi teşekküllerini mali yollarla veya başka bir şekilde desteklemeye matuf tedbirlerin, bu maddedeki manasıyle müdahale hareketlerinden sayılacağı belirtilmiş; “Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 sayılı Sözleşme”nin 5. maddesinde de, kamu görevlileri örgütlerinin kamu makamlarından tamamen bağımsız olacakları, kamu görevlileri örgütlerinin kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalesine karşı yeterli korumadan yararlanacakları, bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemlerin bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edileceği ifade edilmiştir.
Ayrıca, 4688 sayılı Yasa’da kamu görevlileri sendikalarının kurulu olduğu hizmet kolunda bulunan kamu kurumu ve kuruluşlarına, sendikaların faaliyetlerinin niteliğini, bu faaliyetlerin yürütülmesinde uygulanacak ilke ve esasları belirleme, bunlara göre sendikaların iş ve işlemlerini denetleme ve bu faaliyetlere izin verme ya da vermeme gibi bir hak ve yetki tanınmamıştır.
Görüldüğü üzere, gerek ulusal mevzuatımızda gerekse tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde, kamu otoritesinin sendikal faaliyetlere müdahale etmemesi genel bir ilke olarak kabul edilmiştir.
Bu kapsamda konu değerlendirildiğinde, dava konusu duyuru ile davalı idarenin, kurum bünyesinde gerçekleşecek sendikal faaliyetlerin nitelik ve içeriğini sınırlandırması sendikal faaliyetlere karışma, (müdahale) niteliğinde olup, bu karışmanın hukuksal dayanağı bulunmamaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; tüm teşkilata gönderilen 22/05/2018 tarih ve 11 sayılı duyurunun 9. maddesinde belirtilen, asılacak her türlü materyalin merkezde koruma ve güvenlikten sorumlu müdürlük yetkililerince, davalı idarenin taşra teşkilatlarında da destek hizmetlerinden sorumlu müdür yardımcılığı yetkilileri tarafından kontrol edildikten sonra asılabileceğine ilişkin düzenlemenin, yukarıda bahsedilen koşulları taşımaması nedeniyle sendika hakkının kullanılmasına karışma (müdahale) niteliğinde olduğu ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal eden bu yönüyle uluslararası sözleşmelere ve hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak, dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 07/06/2021 tarih ve E:2018/4884, K:2021/3025 sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/04/2022 tarih ve E:2022/191, K:2022/1197 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
TRT Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından, “el ilanı, broşür, bildiri, afiş dağıtımı ve sendikal faaliyetler” konulu, …tarih ve …sayılı duyuru yayımlanmış, söz konusu duyurunun 9. maddesinde “Asılacak her türlü materyal, merkezde Koruma ve Güvenlikten Sorumlu Müdürlük yetkililerince, taşra teşkilatlarımızda Destek Hizmetlerinden Sorumlu Müdür Yardımcılığı yetkilileri tarafından kontrol edildikten sonra asılabilecektir.” ibaresine yer verilmiştir.

Davacı sendika tarafından, söz konusu ibarenin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 07/06/2021 tarih ve E:2018/4884, K:2021/3025 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Kararın davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/04/2022 tarih ve E:2022/191, K:2022/1197 sayılı kararıyla davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat;
Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesinde; “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir… Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir…” hükmüne yer verilmiştir.
2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan, “Teşkilat” başlıklı 16. maddesinde; “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu; Genel Müdür, dört Genel Müdür Yardımcısı, Hukuk Müşavirliği, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Yayın Denetleme ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı,… Destek Hizmetleri daire başkanlıklarından oluşur.” hükmü yer almaktadır.
Diğer yandan, 20/10/2009 tarih ve 27382 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yönetmelik’in 28. maddesinde yardımcı hizmet birimleri arasında Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı da sayılmış; 35. maddesinde ise anılan Başkanlığın, kurum içerisinde düzeni sağlamaya yönelik görevlerine yer verilmiştir.

Dava Konusu İşlemin İncelenmesi:
Anayasa’nın 51. ve devamı maddelerinde güvence altına alınan “sendika hakkı”, çalışanların ve çalıştıranların sadece istedikleri sendikaları kurmaları ve bunlara üye olmaları yönünde bir hakla sınırlı kalmamakta; aynı zamanda oluşturdukları tüzel kişiliklerin varlığının ve bu tüzel kişiliklerin kendine özgü faaliyetlerinin de garanti altına alınmasını içermektedir. Üyelerinin ekonomik, sosyal ve kültürel ortak menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının serbestçe sendikal faaliyetlerde bulunabilmesi … sendika hakkının gereklerindendir. (AYM, E:2014/177, K:2015/49, 14/05/2015)
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin 9. maddesi ile davalı idarenin hizmet binaları içinde asılacak her türlü afiş, broşür ve sair materyalin yetkili personel tarafından kontrol edilmesinin ardından asılmasının tüm teşkilata duyurulduğu görülmektedir.
Davacı tarafından, bu düzenlemenin “sendika hakkı”nı ihlal eder nitelikte olduğu ileri sürüldüğünden, uyuşmazlık bu husus yönünden değerlendirildiğinde;
İdareler, üst hukuk normlarına aykırı olmamak şartıyla, kendi iç işleyişi ve düzeninin sağlanması amacıyla düzenleme yapma yetkisine sahip olup, yapılan bu düzenlemelerin üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmaması ve temel hak ve hürriyetleri ihlal eder nitelikte olmaması gerekmektedir.
Söz konusu yazının davalı Kurumun merkez ve taşra teşkilatlarında sendika, vakıf, dernek, sivil toplum kuruluşları, firmalar vs. tarafından ürün tanıtımı, el ilanı, broşür, bildiri, afiş vb. materyal dağıtımı ve asılması ile ilgili faaliyetlerde uygulanacak kural ve esasları belirlemek amacıyla tesis edildiği, yazının dava konusu edilmeyen diğer maddelerinde, sendikal faaliyetler konusunda ayrı düzenlemeler yapıldığı, dava konusu maddenin ise doğrudan ve yalnızca sendikal faaliyete yönelik olmadığı, asılacak materyalin kontrolünün, hizmet binasının asayiş ve güvenliğinin sağlanması, bina içerisinde huzur ve sükunun bozulmaması amacına hizmet ettiği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı gibi temel hak ve hürriyetlerden olan sendika hakkını ihlal eder veya bu hakka müdahale niteliğinde bir yönün de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, davalı idare tarafından dava konusu düzenleme dayanak alınarak tesis edilecek işlemlerin veya uygulamaların, üst hukuk normlarına aykırı olması veya sendika hakkını ihlal eder nitelikte sonuçlar doğurması halinde bu işlemlerin ayrıca dava konusu edilebileceği de tabiidir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. İşbu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen …TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.