Danıştay Kararı 10. Daire 2022/5915 E. 2022/4443 K. 12.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/5915 E.  ,  2022/4443 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5915
Karar No : 2022/4443

DAVACI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …

DAVANIN_KONUSU: 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 12/05/2022 tarih ve 5554 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in ve bu Yönetmelik’e dayanılarak verilen tüm vatandaşlıkların iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Süre aşımı yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Hukuk Devleti olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu; 80. maddesinde de, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün Milleti temsil edecekleri kurala bağlanmış olup, söz konusu temsilin siyasi bir temsil olduğu, hukuki anlamda dava açmaya vekâlet niteliği taşımadığı açıktır.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun ”Genel Başkan” başlığını taşıyan 15. maddesinde, partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu; kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 12/05/2022 tarih ve 5554 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in ve bu Yönetmelik’e dayanılarak verilen tüm vatandaşlıkların iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte; davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi veya manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.
Bu bağlamda, dava konusu Yönetmelik ve bu Yönetmelik’e dayanılarak vatandaşlık verilmesine ilişkin tüm işlemler ile davacı siyasi parti arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE, aşağıda ayrıntısı gösterilen … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının ve artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi hâlinde davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/10/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X):
Bir siyasi partinin, kendi tüzüğü doğrultusunda ülke çapında kamu menfaati ve yararı için faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmış bir tüzel kişilik olduğu göz önüne alındığında; hem hukukun tesisi hem de kamu yararı için uyuşmazlık konusu Yönetmelik ve bu Yönetmelik’e dayanılarak vatandaşlık verilmesine ilişkin işlemlere karşı dava açma ehliyetinin olduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, Türk vatandaşlığına alınan ya da alınacak kişilerin oy hakkına sahip olacağı; seçimlere katılan davacı siyasi partinin bu yönden de menfaatinin etkileneceği kuşkusuzdur.
Bu nedenle, davanın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.