Danıştay Kararı 10. Daire 2022/674 E. 2022/3107 K. 08.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/674 E.  ,  2022/3107 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/674
Karar No : 2022/3107

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- … Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, kendisini tehdit eden … isimli kişiye karşı can güvenliğinin sağlanması amacıyla başvuruda bulunmasına rağmen herhangi bir önlem alınmaması sonucunda anılan kişi tarafından 31/05/2014 tarihinde gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu yaralandığından bahisle iş gücü kaybı tazminatı istemiyle açılan davada; … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bilirkişi raporuyla belirlenen %33 tüm vücut fonksiyon kaybına göre iş gücü tazminatı olarak 120.958,73 TL maddi tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın istinaf incelemesinde, İzmir Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre meslekte kazanma gücü kaybı oranının %58 olarak belirlendiği, ancak bu yönden salt davalıların istinaf yoluna başvurmuş olması nedeniyle aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının onandığı belirtilerek yeni rapora istinaden oluşan fark iş gücü kaybı tazminatının ödenmesi istemiyle yapılan 22/06/2020 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine fark iş gücü kaybı tazminatı olarak 1.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 167.874,61 TL) maddi tazminat ve 150.000,00 TL manevi tazminatın rapor tarihi olan 06/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, tehdit altındaki kişinin hayatını ve vücut bütünlüğünü korumak için gerekli makul herhangi bir tedbirin hayata geçirilmemiş olduğu görüldüğünden davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu, Mahkemelerinin 24/03/2021 tarihli ara kararı ile dava konusu fark iş gücü kaybı oranına (%25) karşılık maddi tazminatın hesaplanması amacıyla düzenlenen aktüeryal bilirkişi raporunda, davacının iş gücü kaybına ilişkin uğradığı zararının 167.874,61 TL olduğunun tespit edildiği; manevi tazminat istemi yönünden ise, uğranıldığı belirtilen manevî zararın tazmini istemiyle ilk olarak 23/09/2014 tarihinde açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin E:…, K:… sayılı kararıyla davacı lehine 70.000,00 TL tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 16/02/2017 tarih ve E:2016/2385, K:2017/850 sayılı kararı ile bozulması ve aynı Daire tarafından karar düzeltme isteminin açıklamalı olarak reddedilmesi üzerine bozma kararına uyularak … tarih ve E:… K:… sayılı karar ile davacıya manevî değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntı karşılığı olarak takdiren 70.000,00 TL manevî tazminat verilmesine karar verildiği, bu bakımdan davacının dava konusu olay ile ilgili manevi zararlarının karşılandığı gerekçesiyle davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, 167.874,61 TL maddi tazminatın başvuru tarihi olan 22/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenmesine, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurularına konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, yasal faizin rapor tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, maddi tazminat talebinin tümüyle kabul olmasına rağmen aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedildiği, nispi karar harcının aleyhine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, manevi tazminatın hukuka aykırı şekilde reddedildiği; davalı idareler tarafından, harçtan muaf olduklarından yargılama giderlerinin kendilerinden tahsilinin mümkün olmadığı, olayda herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, üçüncü kişinin davranışı neticesinde zararın gerçekleştiği, 06/12/2019 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Kurulu Raporunda yer alan maluliyet oranının fazla olduğu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, ancak davacının asgari ücretli bir işi olduğuna dair dava dosyasında bilgi bulunmadığı, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %60’ın altında olması nedeniyle çalışmasını sürdürüp pasif dönemde yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün olduğundan bu dönem için zarar hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, miktar artırımı yapılan kısım için, miktar artırımına ilişkin harcın yatırıldığı tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği ve mahkeme kararının bu yönüyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda, fark maluliyetten kaynaklı maddi tazminatın hatalı hesaplanması nedeniyle maddi tazminat istemi yönünden bozulması, manevi tazminat yönünden ise gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının karşı komşusu olan … isimli şahsın, eşi ile davacı arasında ilişki olduğunu düşündüğünden davacıyı ve eşini tehdit etmesi nedeniyle yapılan başvuru üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı’nca ifadeleri alınmıştır.
Yine, davacı tarafından … Kaykamamlığına hitaben verilen 16/05/2014 tarihli dilekçe ile … isimli şahsın kendisini ve eşini sürekli tehdit ettiği ve can güvenliklerinin tehlikede olduğu bildirilmiştir.
Altıntaş Kaymakamlığı’nca davacının başvuru dilekçesinin havale edilmesi üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı’nca, “… isimli şahsın kendisini ve eşini rahatsız ve tehdit ettiğini beyan ederek koruma talep ettiği anlaşılmış olup, kendilerinin ve ailelerinin can güvenliğinin olmadığı tehlikeli bir durumda veya herhangi bir olumsuz durumda Komutanlığımız … telefon numarasını veya 156 Jandarma ihbar hattını araması gerektiği…” şeklinde düzenlenen belge davacı … ve eşi (müteveffa) …’a tebliğ edilmiştir.
Davacı …, 31/05/2014 tarihinde hayvanlarını otlattıktan sonra eve yaklaştığı esnada, komşusu olan … tarafından, evinin penceresinden tüfekle yapılan ilk ateş sonucu yaralanarak yere düşmüş, ikinci ateşte ise kendisine yardım için gelen eşi … vurularak öldürülmüştür. … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli ve E:.., K:… sayılı kararıyla, … isimli şahsın, davacı …’a karşı işlediği tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs suçundan 17 yıl, …’a karşı işlediği kasten adam öldürme suçundan ise müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, eşi …’ı ve kendisini tehdit eden … isimli şahsa karşı can güvenliğinin sağlanması amacıyla davalılara başvuruda bulunulmasına rağmen herhangi bir önlem alınmaması sonucunda adı geçen şahıs tarafından 31/05/2014 tarihinde gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu davacının yaralanması, eşi …’ın ise hayatını kaybetmesi nedeniyle oluşan zararlara karşılık 138.195,54 TL iş gücü kaybı tazminatı ile 182.346,25 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 320.541,79 TL (miktar artırımı sonrası) tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan ilk davada, … İdare Mahkemesince davacının iş gücü kaybının saptanması amacıyla sevk edildiği DPÜ Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce düzenlenen 29/11/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda, tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %33 olarak tespit edilmiştir.
… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın, davacının eşinin ölümü sebebiyle destekten yoksun kalmasından kaynaklı tazminat talebine ilişkin 182.346,25 TL’lik kısmı yönünden süre aşımı nedeniyle reddine, davacının iş gücü kaybı sebebiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile %33 iş gücü kaybı oranına karşılık 120.958,73 TL maddi tazminatın 30.000,00 TL’lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 29/06/2016 tarihinden, 90.958,73 TL’lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin karşı tarafa tebliğ tarihi olan 06/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Söz konusu karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, destekten yoksun kalma tazminatı istemine yönelik olarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; davanın iş gücü kaybı tazminatı istemine yönelik kısmı bakımından ise, ilk derece mahkemesince davacının maddi zararının belirlenmesinde “işlev kaybı oranına” ilişkin sağlık kurulu raporunda belirlenen % 33 oranının esas alınmasının hukuka uygun olmadığı, iş gücü kaybı tazminatı yönünden “çalışma gücü kaybı” oranının belirlenmesi ve bu oran göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerektiği, bu yönüyle kararda hukuksal isabet bulunmadığı, Dairelerinin 04/09/2019 tarihli ara kararı ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan istenen raporda özetle; davacının olaya bağlı gelişen birden fazla arıza nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının olay tarihinde % 58, raporun düzenlendiği tarihte %60 olduğu sonucuna varıldığı, bu durumun matematiksel olarak davacının maddi zararının artmasına yol açacağı ve davalının aleyhine sonuç doğuracağı açık olduğundan, kararın iş gücü kaybı tazminatına ilişkin kısmına yönelik sadece davalıların istinaf yoluna başvurmuş olması karşısında “aleyhe bozma yasağı” ilkesi dikkate alınarak kararın bu kısmının da hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle kararın bu kısmına yönelik davalıların istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
Anılan karara karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulmuş, davacının anılan dosyaya sunduğu temyiz dilekçesinde, Bölge İdare Mahkemesi tarafından alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporuyla iş gücü kaybı oranının %60 olarak saptandığı, bu oran üzerinden tazminat miktarının güncellenmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Dairemizin 22/12/2020 tarih ve E:2020/2131, K:2020/6806 sayılı kararıyla temyize konu … Bölge İdare Mahkemesinin kararının onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Söz konusu kararın Dairemizce onanarak kesinleşmesi üzerine, davacı tarafından Mahkemece hükme esas alınan %33 iş gücü kaybı oranı ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince alınan yeni rapordaki iş gücü kayıp oranı (olay tarihinde %58, raporun düzenlendiği tarihte %60) arasındaki fark maluliyetine karşılık maddi tazminat ödenmesi istemiyle 22/06/2020 tarihinde davalı idarelere başvuru yapıldığı, davalı idarelerce cevap verilmemesi üzerine 02/10/2020 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” kuralı; “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin 1. fırkasında, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” hükmüne yer verilmek suretiyle “kesin hüküm” dava açma şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminat İstemi Yönünden Davanın Reddi Bakımından İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “kesin hüküm” koşulları ve hukuksal sonuçlarına yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi; aynı Kanun’un 31. maddesinde “kesin hüküm” konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na herhangi bir gönderme de bulunmamaktadır.
Ancak bir toplumun yürürlükte bulunan hukukunun işlerliğinin ve güvenliğinin sağlanmasının, o toplumun hukuk düzeni içinde yargı yerlerince verilecek yargısal kararlara “kesinlik” tanınmasıyla olacağı açıktır.
Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138. maddesinin 4. fıkrasındaki hüküm de bu gereğin sağlanmasını amaçlamaktadır.
Bu anlamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “kesin hüküm” koşulları ve hukuksal sonuçlarına yönelik düzenlemeleri idari yargı yerlerince de kabul edilmektedir.
Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan “kesin hüküm” ise, şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmalıdır.
Şekli anlamda kesin hükümle, ilk derece mahkemesince verilen karara ilişkin olağan kanun yollarının öngörülmemesi veya olağan kanun yollarına ilişkin başvuru sürelerinin kaçırılması ya da olağan kanun yolu başvurusunun mahkemesince reddedilmesi üzerine davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir. Şekli anlamda kesin hüküm, maddi anlamda kesin hüküm için zorunlu bir ön şarttır.
Maddi anlamda kesin hüküm ise, uyuşmazlığın esasını çözen nihaî yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını; diğer bir anlatımla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ve bunun gelecek için devamlı nitelik taşımasını ifade etmektedir.
Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması hâlinde; tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Şekli anlamda kesin hüküm niteliği taşımakla beraber, uyuşmazlığı esastan çözmeyen, yani maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımayan hükümlerin ise, tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılmasına engel oluşturmayacağı ve varılan bu sonucun, hak arama hürriyeti bağlamında adil yargılanma hakkının da bir gereği olduğu açıktır.
Dolayısıyla, bu türden uyuşmazlıklarda, idarî yargı yerlerince verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıyıp taşımadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, daha önce … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, davacının sağlık kurulu raporuyla belirlenen %33 oranındaki maluliyeti nispetinde maddi tazminata hükmedildiği, Bölge İdare Mahkemesince bu maluliyet tespitinin hukuka uygun olmaması sebebiyle maluliyetinin yeniden saptanması amacıyla Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan alınan raporda, davacının olaya bağlı gelişen birden fazla arıza nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının olay tarihinde %58, raporun düzenlendiği tarihte %60 olduğu sonucuna varıldığı, ancak bu durumun matematiksel olarak davacının maddi zararının artmasına yol açacağı ve davalıların aleyhine sonuç doğuracağı açık olduğundan, kararın bu kısmına yönelik sadece davalıların istinaf yoluna başvurmuş olması karşısında “aleyhe bozma yasağı” ilkesi göz önünde bulundurularak kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurularının açıklamalı olarak reddine karar verildiği; diğer bir anlatımla davacı tarafından %33 maluliyet oranı dikkate alınarak hesaplanan iş gücü kaybı tazminatı yönünden istinaf yoluna başvurulmadığı, sadece süre aşımı nedeniyle reddedilen kısma ve bu kısım nedeniyle hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden istinaf yoluna başvurulduğu, dolayısıyla %33’lük maluliyet oranının esas alınması suretiyle maddi tazminata hükmedilmesinin uygun bulunduğu, davacı tarafından anılan dosyaya sunulan temyiz dilekçesinde, Bölge İdare Mahkemesince alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporuyla iş gücü kaybı oranının %60 olarak saptandığı, bu oran üzerinden tazminat miktarının güncellenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının bu talebi Dairemizin 22/12/2020 tarih ve E:2020/2131, K:2020/6806 sayılı kararıyla (istinaf yoluna başvurmadığı da gözetilmek suretiyle) uygun bulunmayarak İzmir Bölge İdare Mahkemesinin kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği, dolayısıyla … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, bakılan dava açısından tarafları (… ve davalılar) sebebi ve konusunun aynı olması ve uyuşmazlığın esasını çözmesi nedeniyle maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, işbu davanın maddi anlamda kesin hüküm nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığından belirtilen gerekçe ile manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden, temyizen incelenen kararın İdare Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle manevi tazminatın reddedilmesine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, davacının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Temyize Konu Kararın, Maddi Tazminat İstemi Yönünden Davanın Kabulü Bakımından İncelenmesi:
Yukarıda da izah edildiği üzere … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bakılan dava açısından maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıdığı, dolayısıyla işbu davanın maddi anlamda kesin hüküm nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığından maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idarelerce yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan bozma kararı üzerine Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurulacağından davacının bu yöndeki iddiaları bu aşamada incelenmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. Davacının TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, manevi tazminat istemi yönünden yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, maddi tazminat istemi yönünden BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın .. Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/06/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.