Danıştay Kararı 10. Daire 2022/6742 E. 2022/4812 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/6742 E.  ,  2022/4812 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6742
Karar No : 2022/4812

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : …

DAVANIN_ÖZETİ: 17/10/1966 tarih ve 12428 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suriye Uyrukluların Mallarının Tespiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik ile 06/11/1967 tarih ve 12743 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El Konulan Mallarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :…
DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 5. maddesinde, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, 3. ve 5. maddeye uygun olmayan dava dilekçesinin otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedileceği hükmüne yer verilmiştir.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca mahkemelerce, iptali istenilen idari işlemle sınırlı olarak hukuka aykırılık incelemesi yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
İptal davalarında, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle işlemin tamamının mı, yoksa belli kısımlarının mı iptalinin istenildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Bir düzenleyici işleme karşı açılan iptal davasında, düzenleyici işlemin tamamının, belirli maddelerinin veya maddelerin belirli kısımlarının iptalinin istenebilmesi mümkün ise de dava dilekçesinde, iptali istenilen hukuk kuralı açıkça belirtilmelidir.
Öte yandan, düzenleyici işlemin, idari işlemin yetki ve/veya şekil unsurlarına aykırı olarak tesis edildiği iddia ediliyor ise tamamının iptalinin istenebileceği açık olmakla birlikte; yargısal denetimi yapacak olan merci tarafından anılan unsurlar yönünden düzenleyici işlemin hukuka uygunluğu tespit edildiği takdirde, düzenleyici işlemin tamamı yönünden iptali isteminin yanında ayrıca belirli maddeleri veya kısımları yönünden de hukuka aykırılık iddialarının denetlenebilmesi için, aynı dava kapsamında düzenleyici işlemin tamamının iptali istemiyle birlikte belirli maddelerinin veya kısımlarının da iptalinin istenebileceği, anılan nitelikte bir istemde bulunulmasının ise terditli istem niteliğinde olmayacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, Bakanlar Kurulunun 01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılı kararı ile bu karar dayanak alınarak hazırlandığı belirtilen, 01/10/1967 tarih ve 6/8890 sayılı Yönetmelik’in iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Dairemizin 2022/1940 sayılı esasına kayden dava açıldığı, Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2022/1940, K:2022/2360 sayılı kararı ile dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun düzenlenmediği dikkate alınarak reddine karar verildiği, bu kararın gerekçesinde; “…Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı tarafından, 28/05/1927 tarih ve 1062 sayılı Kanun’a dayalı olarak çıkartılan 01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile buna dayalı olarak çıkartıldığı belirtilen 01/10/1967 tarih ve 6/8890 sayılı Yönetmelik’in iptali istenildiği; ancak 01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarak, 17/10/1966 tarih ve 12428 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suriye Uyrukluların Mallarının Tesbiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik’in çıkartıldığı, buna karşın 25/09/1967 tarih ve 6/8890 sayılı Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin ise 06/11/1967 tarih ve 12743 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El Konulan Mallarının İdaresi Hakkında Yönetmelik olduğu, bu durumda davacı tarafından hangi yönetmeliğin iptalinin istenildiğinin net bir şekilde ortaya konulamadığı, ayrıca iptali istenilen yönetmeliğin hangi kısmının iptalinin istenildiğinin ayrıntılı bir şekilde belirtilmediği, öte yandan, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak yapılan başvuruların ve bu başvurular üzerine tesis edilen işlemlere yönelik bilgi ve belgelerin dosyada eksik olduğu, dava dilekçesinde yer alan tüm ifadelere yönelik bilgi ve belgelerin dosyaya eklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre, dava dilekçesinde, hangi Bakanlar Kurulu kararı ile hangi yönetmeliğin iptalinin istenildiğinin, ayrıca hukuka aykırılık iddiasında bulunulan yönetmeliğin de tam olarak hangi maddesinin, fıkrasının, bendinin ya da ibaresinin iptalinin istenildiğinin açıkça anlaşılamadığı, yapılan başvurular sonucunda tesis edilen uygulama işlemlerin tam olarak dosyaya eklenmediği, istemlerin tereddüte yer bırakılmayacak şekilde dilekçede ifade edilmediği görülmektedir. Bu hâli ile dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, hangi Bakanlar Kurulu kararı ile hangi yönetmeliğin ilgili kısmının iptalinin istenildiğinin açıkça ifade edilmesi, iptali istenilen hükümler yönünden tek tek hukuka aykırılık sebeplerinin belirtilmesi ve menfaatinin ne şekilde etkilendiğinin açıklanması, davanın süresinde olup olmadığının açıklığa kavuşması için idarelere yapılan başvurulara ve verilen cevaplara yönelik bilgi ve belgelerin dosyaya tam olarak eklenmesi, davanın belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerekmektedir…” ifadelerine yer verildiği, bunun üzerine yenilenen dava dilekçesi ile 17/10/1966 tarih ve 12428 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suriye Uyrukluların Mallarının Tespiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik ile 06/11/1967 tarih ve 12743 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El Konulan Mallarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, şekil ve içerik olarak bir dava dilekçesi ciddiyetinden uzak olan dilekçe ile Dairemizce verilen dilekçe ret kararının gereği kısmen yerine getirilerek yenilenen davada, açık ve doğru bir şekilde tarih ve sayı bilgilerine yer verilen Yönetmeliklerin iptalinin istenildiği; ancak hukuka aykırılık iddiasında bulunulan bu Yönetmeliklerin tam olarak hangi maddesinin, fıkrasının, bendinin ya da ibaresinin iptalinin istenildiğinin yine belirtilmediği, ayrıca yapılan başvurular sonucunda tesis edilen ve bakılan davanın ehliyet ve süre yönünden değerlendirilmesine olanak sağlayacak olan uygulama işlemlerinin de yine tam olarak dosyaya eklenmediği, dolayısıyla istemlerin tereddüte yer bırakılmayacak şekilde dilekçede ifade edilmediği görülmektedir. Bu hâli ile dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu Yönetmeliklerin hangi kısımlarının iptalinin istenildiğinin açıkça ifade edilmesi, iptali istenilen hükümler yönünden tek tek hukuka aykırılık sebeplerinin belirtilmesi ve menfaatin ne şekilde etkilendiğinin açıklanması, davanın süresinde olup olmadığının açıklığa kavuşması için idarelere yapılan başvurulara ve verilen cevaplara yönelik bilgi ve belgelerin dosyaya tam olarak eklenmesi, davanın belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, aynı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına ve … TL yürütmeyi durdurma harcı ile kullanılmayan posta gideri avansından artan miktarın istemi hâlinde davacıya iadesine, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.