Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/1276 E. , 2022/3559 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ON İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1276
Karar No : 2022/3559
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a ve b) alt bentleri ile “Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir” hükmü uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile mahrum kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının 16/08/2015 tarihinde 2. derecede kara askeri yasak bölge kapsamında bulunan ve artan terör olayları nedeniyle özel güvenlik bölgesi ilan edilen … istikameti … mezrasında bulunan barış çadırına gittiği, buradan gelirken jandarma ekipleri tarafından araçlarının durdurulduğu, yapılan aramada terör örgütü mensuplarına ait olabileceği değerlendirilen örgütsel doküman bulunduğu, o günlerde bölgede yapılan operasyonlar nedeniyle bu bölgede yaralı teröristler bulunabileceği ”terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” ile ”2. derece kara askeri bölgesine izinsiz girmek” suçları sebebiyle 27/08/2015 tarihinde soruşturma başlatıldığı, soruşturma raporunda; … Jandarma Komutanlığının … tarih ve … sayılı yazı ve eklerinin incelendiği, … istikameti … mezrasında kurulan barış çadırında davacının bahsettiği basın açıklamasına dayanak oluşturacak hiç bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacının savunmasının alındığı, araç sürücüsü …’nin … Jandarma Karakolunda verdiği ifadede örgütsel dokümanların davacı ve yanında bulunan …’ya ait çantanın içinde bulunduğu, araca bindikleri esnada bu çantanın bu şahısların elinde olduğunu ifade ettiğinin belirtildiği, soruşturmanın usulune uygun yürütüldüğü, olayın niteliği gereği bizzat görgüye dayalı başka tanığın olmadığı, eylemin sendikal hak kapsamında değerlendirilemeyeceği ve barış çadırında basın açıklaması yapılacağını gösteren davacı beyanından başka dosyada somut bir delilin bulunmadığı dikkate alındığında davacının üzerine atılı fiilin sübuta erdiği, işlediği fiilin ağırlık itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a ve b) alt bentlerine denk geldiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacının, 16/08/2015 tarihinde 2. derecede kara askeri yasak bölge kapsamında bulunan ve artan terör olayları nedeniyle özel güvenlik bölgesi ilan edilen Büyük Ağrı Dağı istikameti Eliköy mezrasında Halkların Demokratik Partisi tarafından kurulan çadıra yine parti teşkilatının sağladığı araçla gittiğinin sabit olduğu, ancak araçta bulunan örgütsel dokümanların davacıya ait olduğuna ve suç teşkil ettiğine ilişkin bir tespitin olmadığı, terör örgütü mensuplarını tedavi ettiğine ya da sağlık malzemesi tedarik ettiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, öte yandan, aynı eylemden dolayı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek isnadıyla yapılan ceza yargılaması sonunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararıyla beraat ettiği, bu durumda, terör örgütüne yardım ve yataklık etmek eylemi sübuta ermeyen davacının, askeri yasak bölgeye girmek ve bir siyasi parti tarafından organize edilen çadıra gitmek ve bir süre kalmak eyleminin karşılığının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren “Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak” fiili kapsamında değerlendirilmesi gerekirken Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının 16/08/2015 tarihinde HDP isimli siyasi partinin … İlçe Teşkilatı tarafından kiralanan araç ile 2. derecede kara askeri yasak bölge kapsamında bulunan ve özel güvenlik bölgesi ilan edilen Büyük Ağrı Dağı eteğinde bulunan … mezrasında kurulan çadıra gittiği, bu bölgeye ne zaman ve hangi saatte gittiği hususunda davacının beyanı dışında somut belge olmadığı, burada uzun süre kalmak suretiyle örgüt mensuplarına yardım ve yataklık yaptığı, … ilçesine dönerken jandarma ekipleri tarafından yapılan aramada terör örgütü mensuplarına ait olabileceği değerlendirilen örgütsel doküman bulunduğu, bu bölgede operasyon yapan güvenlik güçlerine karşı terör örgütü mensuplarını koruma amaçlı canlı kalkan görevi yapmak suçlarının sabit olduğu, beraat kararının kesinleşmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 203. maddesi uyarınca, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu yerine Sağlık Bakanlığı hasım mevkiine alınarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, Ağrı Devlet Hastanesi’nde radyoloji teknikeri olarak görev yapan davacının, 16/08/2015 tarihinde 2. derecede Kara Askeri Yasak Bölge kapsamında bulunan ve artan terör olayları nedeniyle Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilen … istikameti … Mezrasında … Partisi tarafından kurulan barış çadırı olarak ifade edilen çadıra parti teşkilatının sağladığı araçla gittiği, buradan gelirken jandarma ekipleri tarafından araçlarının durdurulduğu, yapılan aramada BTÖ mensuplarına ait olabileceği değerlendirilen örgütsel doküman bulunması ile son günlerde bölgede yapılan operasyonlar nedeniyle bu bölgede yaralı teröristler bulunabileceği değerlendirilerek ”terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” ile ”2. derece kara askeri bölgesine izinsiz girmek” suçlarından soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonucu düzenlenen raporda, Büyük Ağrı Dağı istikameti Eliköy Mezrasında kurulan çadırda davacının bahsettiği basın açıklamasına dayanak oluşturacak hiç bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, araç sürücüsü …’nin örgütsel dokümanların içinde bulunduğu çantanın davacı ve yanında bulunan …’ya ait olduğunu ifade ettiği, şahsın yaralı terör örgütü mensuplarını tedavi etmek veya onlar için sağlık malzemesi tedarik etmek gibi bir görev üstlenmiş olabileceği, hiç bir kamu personelinin terör örgütü mensuplarının bulunduğu dağa çıkarak basın açıklaması yapma yetki ve görevinin olamayacağı, bunun sendikal faaliyetle ilgisinin bulunmadığı, tamamen siyasi propaganda, siyasi fiil ve eylem niteliğinde olduğu, dolayısıyla, 2. derece kara askeri yasak bölgesine izinsiz girmek, terör örgütlerinin bulunduğu bölgeye giderek uzun süre kalmak suretiyle örgüt mensuplarına yardım ve yataklık yapmak, örgütsel döküman bulundurmak, bölgeye operasyon yapan güvenlik güçlerimize karşı terör örgütü mensuplarını koruma amaçlı canlı kalkan görevi yapmak suçlarının sübuta erdiğinden bahisle getirilen teklife istinaden, fiillerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(a,b) bentleri benzeri olduğu sonucuna varılarak mülga Türkiye Kamu Hastaneleri Yüksek Disiplin Kurulu’nun 14/04/2016 tarih ve 2016/I-10-2 karar numaralı kararıyla Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde Devlet memurluğundan çıkarma cezasının tanımı yapılmış; (a) alt bendinde “İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak” fiili, (b) alt bendinde “Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek” fiili devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Aynı Kanun’un 125.maddesinin birinci fıkrasının 4. bendinde “Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 131. maddesinde, “Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturulmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.” hükmü yer almaktadır.
657 sayılı Kanunun anılan hükmü kapsamında ceza mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.
Ancak; ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev’i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden suç, disiplin hukuku yönünden ise aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışlarının bir başka disiplin suçu kapsamına girmesi halinde, Disiplin Hukuku yönünden başka bir disiplin cezası ile cezalandırılmasına, delil yetersizliğinden dolayı beraat eden memurun eyleminin de Disiplin Hukuku yönünden değerlendirilerek aynı veya farklı cezayla cezalandırılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta; disiplin cezasına konu eylemleri nedeniyle davacı hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Bilerek İsteyerek Yardım Etme” suçundan açılan davada, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih E:…, K:… sayılı kararıyla, aynı Mahkemenin
birleşen E:… sayılı dosyası yönünden beraatine, E…. sayılı dosyası yönünden 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih E:…, K:… sayılı kararı ile bozulduğu, bu kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin E:… sayılı dosyasında temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmıştır.
Anılan suçların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda açıkça tanımlanan fiillerden olması ve ceza yargılamasına da konu edilmesi nedeniyle, davacının bu fiilleri işleyip işlemediği; ancak, ceza mahkemesince verilecek kararın kesinleşmesi sonucunda belirlenebilecektir.
Bu durumda, söz konusu ceza davasının sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunun araştırılması ve davacı hakkındaki ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra disiplin cezasına konu fillerin işlenip işlenmediği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin verilen … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, işlemin iptali ve davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü, dava konusu işlemin iptali ve davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.