Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/3626 E. , 2021/5071 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3626
Karar No : 2021/5071
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kaymakamlığı
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Vefat eden eşinden dolayı 01/11/1985 tarihinde ve Emekli Sandığı iştirakçisi iken vefat eden kızı nedeniyle de Seyhan İlçe İdare Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı uyarınca 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 108. maddesi kapsamında aylık bağlanan davacı tarafından, Seyhan İlçe İdare Kurulunca 21/02/2003 tarihinden itibaren muhtaç olmadığı yolunda verilen … tarih ve … sayılı kararın iptali ile muhtaç olduğuna karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, müteveffa eşinden dolayı 01/11/1985 tarihinden itibaren dul aylığı alan davacının, 22/01/2003 tarihinden itibaren asgari ücretin üzerinde aylık alması, adına kayıtlı üç taşınmazının bulunması, 01/01/1998 tarihinden bu yana kira gelirinden dolayı gelir vergisi mükellefi olduğunun anlaşılması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, idari eylem veya işlem ya da talimat niteliğinde yargı kararı verilebilmesi mümkün olmadığından, davacının muhtaçlık durumunun idare mahkemelerince incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Muhtaçlık durumunun idareye başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, il veya ilçe idare kurullarınca ilgililerin muhtaçlık durumu hakkında geçmişe etkili şekilde karar verilemeyeceği, başvuru ve karar tarihinde asgari ücretin net tutarından daha az geliri bulunduğu, kendisi ve aile fertlerini geçindirmeye yetecek kadar geliri ve malı bulunmadığı, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 121. maddesi uyarınca, hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek 5 yıllık tutarın tahsil edilebileceği, tahakkuk ettirilen faizin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdarelerince yapılan tahkikat neticesinde, 22/01/2003 tarihinden itibaren asgari ücretin üzerinde aylık alan ve adına kayıtlı taşınmazlar ile kira geliri bulunan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 66. maddesinde; emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı alanlardan (aylığa müstahak duruma girip de henüz bağlama yapılmamış olanlar dahil) ölenlerin, bu Kanuna göre aylığa müstehak dul ve yetimlerine “dul ve yetim aylığı” bağlanması öngörülmüştür.
5434 sayılı Kanun’un 67. maddesinde de, “dul ve yetimlerin”; karı, koca, çocuklar, ana ve baba olduğu belirtilmiş; 68. maddesinde ise, ölenin bağlanmış veya bu Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylıklarının; aylık alan yetimi bulunmaması durumunda “dul eşine %75” oranında; ölenin aylığa müstehak dul eşi ile bir yetimi bulunması halinde “dul eşine %60, yetimine ise %30” oranında aylık bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 72. maddesinde; ölen iştirakçilerin, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç analarına Sandığa müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması öngörülmüş; böylece vefat eden iştirakçilerin analarına aylık bağlanabilmesi “dul” ve “muhtaç” olmaları koşuluna bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 108. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisini ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre bakmağa mecbur olduğu ailesi fertlerini geçindirmeğe yetecek geliri, malı (Para veya o mahiyetteki kıymetler dahil) veya kazancı bulunmıyanlara, bu kanun hükümlerinin uygulanmasında (Muhtaç) denir.” kuralına ve ikinci fıkrasında; “Muhtaçlık, dul ve yetimler tarafından tanzim ve imzaları ihtiyar heyetlerince tasdik edilecek beyan kağıtları üzerine daimi olarak oturdukları yerlerin bağlı bulundukları il veya ilçe idare heyetleri tarafından muhtaçlık sebepleri açıkça gösterilmek suretiyle verilecek mazbatalarla belirtilir.” kuralına yer verilmiş iken; 27/04/2005 tarih ve 25798 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/04/2005 kabul tarihli 5335 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile anılan maddenin birinci fıkrası; “4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesi uyarınca 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilen asgarî ücretin net tutarından daha az aylık geliri olup, kendisini ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre bakmaya mecbur olduğu ailesi fertlerini geçindirmeye yetecek kadar malı da (para veya o mahiyetteki kıymetler dahil) olmayanlar bu Kanunun uygulanmasında muhtaç sayılırlar.” şeklinde değiştirilmiştir.
Muhtaçlık konusunda yapılacak inceleme sonucunda İl ya da İlçe İdare Kurulunca alınacak kararlar, karar tarihi itibarıyla ilgililerin hukuki durumunu ortaya koyacağından, başka bir deyişle, ilgililerin muhtaçlık durumu hakkında karar tarihinden öncesine yönelik değerlendirmelerde bulunulamayacağından, iptal istemine konu İlçe İdare Kurulu kararının davacının 22/01/2003 tarihinden itibaren muhtaç olmadığına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamakta ise de; gerek davalı idarenin başvurusu üzerine daha önce Seyhan İlçe İdare Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla davacının muhtaç olmadığına karar verilmiş olması, gerekse dosya içerisinde yer alan ve yukarıda alıntısına yer verilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacının dava konusu işlem tarihinde de muhtaç durumda bulunmadığı gözetildiğinde, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.