Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/3838 E. , 2021/6913 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3838
Karar No : 2021/6913
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …A.Ş. Genel Müdürlüğünde çalışmakta iken özelleştirme sonrası 2010 yılında Devlet Personel Başkanlığına bildirilerek davalı idareye atanan davacı tarafından, yargı kararının eksik ve yanlış uygulandığı ve 5473 sayılı Kanun ile getirilen ek ödemelerin Yüksek Planlama Kurulu kararlarıyla yapılan güncellemeler dikkate alınmadan ödendiğinden bahisle, eksik ödenen güncel tutarın ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal tutarın başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince, davacının Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği 2010 yılı dikkate alındığında, dayanak yargı kararı uyarınca 2006, 2007 ve 2008 yılları için Yüksek Planlama Kurulu kararı ile belirlenen ek ödemelerin hesaplanarak davacıya ödenmesi gerekirken, sadece müracaat tarihindeki ek ödeme tutarı esas alınarak ödenmesi karşısında, başvuru üzerine eksik ödemelerin hesaplanarak davacıya ödenmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile eksik ödenen 2006, 2007 ve 2008 yılı Yüksek Planlama Kurulu kararları ile belirlenen ödemelerin davalı idareye yapılan ilk başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacıya yargı kararı gereği müracaat tarihindeki ek ödemenin yasal faiziyle birlikte tahakkuk ettirilmek suretiyle 557,64-TL olarak ödendiği, dolayısıyla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
…A.Ş. Genel Müdürlüğünde çalışmakta iken özelleştirme sonrası 2010 yılında Devlet Personel Başkanlığına bildirilerek davalı idareye atanan davacı tarafından, yargı kararının eksik ve yanlış uygulandığı ve 5473 sayılı Kanun ile getirilen ek ödemelerin maaşına yansıtılarak ödenmesi talebiyle yapılan başvuru, 30/11/2012 tarihli işlem ile reddedilmiştir.
Anılan işleme karşı açılan davada, …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararla; 2010 yılının 15 Ocak tarihine kadar kamu personelinin maaşına yapılan artışlardan davacının yararlandırılması gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlem hukuka aykırı bulunarak iptaline, tazminat isteminin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren eksik ödemenin aynı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karar, Danıştay Beşinci Dairesince verilen 11/02/2016 tarih ve E:2013/3922, K:2016/688 sayılı kararla onanarak kesinleşmiştir.
Yargı kararı uyarınca, davalı idare tarafından davacıya 557,64-TL ödeme yapılmakla birlikte, kararda geçen ek ödemenin davacının maaşına yansıtılmaması nedeniyle, yapılan başvurunun, davalı idare tarafından tesis edilen 07/05/2014 tarihli işlemle reddedilmesi üzerine, yargı kararının hatalı uygulandığı, ek ödemenin 2008/14012 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre 5793 sayılı Kanun ile güncellenen tutarın maaşına yansıtılarak ödenmesi gerektiğinden bahisle, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrasında ise, Anayasa’nın yukarıda yer verilen hükmüne koşut olarak; Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu; bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği kuralına yer verilmiştir.
31/03/2006 tarih ve 26125 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5473 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 3. maddenin birinci fıkrasıyla, maddede belirtilen kamu personeline, 01/01/2006 – 30/06/2006 tarihleri arasında (950) gösterge rakamının, 01/07/2006 tarihinden itibaren ise (1850) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay ek ödeme yapılacağı; yedinci fıkrasında ise, kadro karşılığı sözleşmeli personel hariç olmak üzere, çeşitli statülerde istihdam edilen sözleşmeli personele, birinci fıkrada belirlenen tutarı aşmamak üzere ve bu madde hükümleri çerçevesinde, statüleri ve kurumları dikkate alınarak ödeme yapıp yapmamaya, sözleşme ücreti ile ilişkilendirilmeksizin yapılacak ek ödeme tutarını belirlemeye, ücretleri Yüksek Planlama Kurulu tarafından belirlenenler için bu Kurulun, diğerleri için Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu belirtilmiştir.
Yüksek Planlama Kurulunun 08/05/2006 tarih ve 2006/T-17 sayılı kararıyla, anılan maddeye istinaden, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında çalışan sözleşmeli ve kapsamdışı personele her ay 01/01/2006 – 30/06/2006 tarihlerinde 40,00-TL; 01/07/2006 tarihinden itibaren ise 80,00-TL ek ödeme yapılması öngörülmüş, ayrıca izleyen yıllarda da ek ödeme tutarları, ilgili yıllara ait Yüksek Planlama Kurulu Kararlarıyla yeniden belirlenmiştir.
28/07/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yüksek Planlama Kurulunun 21/07/2010 tarih ve 2010/T-28 sayılı kararının 5. maddesinde ise, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında çalışan sözleşmeli ve kapsamdışı personele, unvanları için belirlenen oranların (tekniker için %34), en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil) uygulaması sonucu bulunacak tutarda her ay ek ödeme yapılması ve 9. maddesiyle de bu düzenlemenin 01/01/2010 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.
Diğer taraftan, 02/11/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesiyle, ek ödemenin yasal dayanağını teşkil eden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 3. maddesi yürürlükten kaldırılmış, ancak Ek 3. maddeye benzer bir düzenlemeye 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek 9. maddesinde yer verilerek ek ödeme yapılmasına devam edilmesi öngörülmüş; bu düzenleme sonrasında ek ödemenin Yüksek Planlama Kurulu kararıyla belirlenmesi uygulamasına son verilerek, 15/01/2012 tarihinden itibaren ek ödemenin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelde belirtilen oranlarda ödenmesi kurala bağlanmıştır.
4046 sayılı Kanun’un 22. maddesinin beşinci fıkrasında, “Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tabi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak ….. yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir.” kuralı yer almaktadır.
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun Ek 29. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22/01/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakil için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer malî ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır. Bu fıkrada belirtilen süre içinde nakle tâbi personelden Türk Telekom tarafından hizmetine ihtiyaç duyulmayanlar tespit edildikleri tarihten, kendi isteği ile nakil talep edenler ise talep tarihinden itibaren en geç doksan (yüzseksen günlük aylıksız izin süresi aşılmamak kaydıyla ve 15 Ocak 2006 tarihindeki üçüncü fıkraya göre hesaplanan ücretleriyle) gün içinde Türk Telekom tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunların aylıksız izinleri bu tarih itibarıyla sona erer. Hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin tespiti ve kendi isteği ile nakil talebinde bulunma süresi, hisse devir tarihinden itibaren yüzelli günü aşamaz.” kuralına; üçüncü fıkrasında da, “Birinci fıkra kapsamına giren personelden, sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel statüsünde çalışanlar hakkında, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasında, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki unvanları esas alınarak Yönetim Kurulunca 15/04/2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer mali haklarına bu tarihten Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamu görevlilerine yapılacak artış oran ve/veya miktarları uygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen kurallar, idarenin yargı kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamak zorunda olduğunu açıkça ortaya koyduğu gibi, idarenin yargı kararlarında yer verilen gerekçeler doğrultusunda hareket etme zorunluluğu da, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurudur.
4046 sayılı Kanun’un yukarıda anılan 22. maddesinin beşinci fıkrası incelendiğinde, özelleştirme nedeniyle nakledilen sözleşmeli personel ile İş Kanunu’na tâbi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları (sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemeler) ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır), nakledildiği kurum ve kuruluşta yapılan ödemelerden (kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar tazminat olarak ödeneceği açıktır.
Davacı tarafından, yargı kararının davalı idarece eksik ve hatalı uygulandığı ileri sürülerek çıkartılan uyuşmazlıkta; dayanak yargı kararı uyarınca 2006, 2007 ve 2008 yılı Yüksek Planlama Kurulu kararları ile belirlenen ödemelerin davacıya eksik ödendiği ibaresine yer verilmiş ise de, davacının 2010 yılında Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği açık olup, 2010 yılına ilişkin Yüksek Planlama Kurulu kararında belirlenen ek ödeme tutarının maaşına yansıtılmak suretiyle davacıya ödenmesi gerekmekle birlikte, davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmaması ve aleyhe bozma yasağı nedeniyle bu durumun idarenin aleyhine olduğu, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince İdare Mahkemesi kararının istemde bulunan davalı idare aleyhine bozulmasına yol açamayacağı açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali, tazminat isteminin kabulü ile eksik ödenen 2006, 2007 ve 2008 yılı Yüksek Planlama Kurulu kararları ile belirlenen ödemelerin davalı idareye yapılan ilk başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
2. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.