Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/5404 E. , 2021/5420 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5404
Karar No : 2021/5420
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı tarafından, askerlik görevini yapmakta iken 01/06/2000 tarihinde vefat eden oğlunun vazife malulü sayılması talebiyle 01/04/2015 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince, davacının oğlunun, askerlik görevini yapmakta iken psikiyatrik rahatsızlığı sebebiyle 13/12/1999, 27/12/1999 ve 30/05/1999 tarihlerinde birlik revirine göderildiği, 01/12/1998-10/12/1998 tarihleri arasında yatarak tedavi gördüğü Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesinde “nevrotik kişilikte anxiete” teşhisi konulup 7 gün istirahat verilerek taburcu edildiği, sonrasında 22/03/1999-24/03/1999 tarihleri arasında tedavi gördüğü Diyarbakır Asker Hastanesinde “psikotik bozukluk” teşhisi konularak üç ay hava değişimi izni verildiği, Diyarbakır Asker Hastanesince 29/06/1999 tarihinde “nevrotik kişilik” teşhisi konulduğu, yine 06/08/1999-25/08/1999 tarihleri arasında da Diyarbakır Asker Hastanesinde “psikotik reaksiyon (ayırt edilemeyen tip)” teşhisi ile üç ay hava değişimi raporu verildiği, askere gitmeden önce tarım ilacı içerek intihara kalkıştığı, müteaddit defa askerde iken intihara teşebbüs ettiği, olaydan bir gün önce kendisini öldüreceğini söylediği, 31/05/2000 tarihinde saat 07:00 civarında erat tuvaletinin kabin kapısını arkadan kilitledikten sonra tıraş bıçağı ile boynunu kesmek suretiyle intihar neticesinde vefat ettiği; Askeri Savcılığın kararıyla, ölüm olayının meydana gelmesinde herhangi bir şahsın suç teşkil edecek eyleminin mevcut olmadığının tespit edildiği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; dolayısıyla, davacının oğlunun intihara meyilli olması da göz önünde bulundurularak terhis edilmesi gerekirken, ilaç tedavisi yapılmak suretiyle görevine devam ettirilmesinde hizmetin kusurlu işlemesi nedeniyle idarenin sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Emekli ikramiyesine ilişkin açıklamalarda bulunulmak suretiyle, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının oğlu, askerlik görevini Mardin ili, Midyat ilçesinde…Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında topçu er olarak yerine getirmekte iken, 31/05/2000 tarihinde saat 07:00 civarında erat tuvaletinin kabin kapısını arkadan kilitleyerek, tıraş bıçağı ile boynunu kesmek suretiyle intihar neticesinde vefat etmiştir.
Davacının, oğlunun vazife malülü sayılması talebiyle 01/04/2015 tarihinde yaptığı başvuruya cevap verilmemiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’a 08/05/2008 tarih ve 26870 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle eklenen “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar … hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…” ; beşinci fıkrasında, “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…” kuralına yer verilmiştir.
Her ne kadar 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasında, vazife malullüğü kapsamına girenler hakkında 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesinde yer alan hükümler uyarınca işlem yapılacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin kapsamının, 5434 sayılı Kanun’a göre iştirakçi iken görevinden ayrılan, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlarla sınırlı olduğu; uyuşmazlık konusu olayda ise 5434 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (II) saylı işaretli fıkrasının (k) bendinde, “Erler; (Vazife malullükleri ile vazifeden doğma ölümleri halinde.)” ifadelerine yer verilmiş olduğundan ve böylece vazife malullüğü veya vazife nedeniyle meydana gelen ölüm hallerinde, erlerin 5434 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacakları belirtildiğinden, 01/06/2000 tarihinde vefat eden oğlundan dolayı vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması talebiyle davacı tarafından yapılan başvuru hakkında 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 44. maddesinde, “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malûl) denilir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.” kuralına, 45. maddesinde, “44 üncü maddede yazılı malullük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;
b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken,bu işlerden doğmuş olursa;
c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);
ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.” kuralına, 48. maddesinde ise, “Vazife malullükleri:
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan;
b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan;
c) Yasak fiilleri yapmaktan;
ç) İntihara teşebbüsten;
d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından;
doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (Adi malullük) hükümleri uygulanır.” kurallarına yer verilmiştir.
Öte yandan, 5434 sayılı Kanun’un “Dul ve Yetim Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 19. kısmında yer alan 66. maddesinin (ç) bendinde, iştirakçilerden 45. maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle ölenlerin veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin, ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstahak dul ve yetimlerine dul ve yetim aylıkları bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Aktarılan düzenlemede, malülliyetin, görevin yapılması sırasında görevin neden ve etkisinden doğması halinde, ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak kabul edilmiş; ilgilinin vazife malülü sayılmaması sonucunu doğuran nedenler, diğer bir ifadeyle malüliyeti doğuran eylem ile görev arasındaki nedensellik bağını kaldıran haller ise, Kanun’un 48. maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile değerlendirmelerden, intihar eyleminin, vefat ile askerlik görevi arasındaki nedensellik bağını kaldıran haller arasında sayıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının intihara meyilli oğlunun terhisi gerekirken, ilaç tedavisi yapılmak suretiyle görevine devam ettirilmesi suretiyle meydana gelen vefat olayında; hizmetin kusurlu işlemesi nedeniyle idarenin sorumluluğunun bulunduğu söylenebilir ise de, bu hususun tek başına, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği, vefat olayına yol açan eylemin, vefat ile askerlik görevi arasındaki nedensellik bağını kaldırdığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki …İdare Mahkemesinin …tarih tarih ve E:…, K:…temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.