Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/5485 E. , 2021/5422 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5485
Karar No : 2021/5422
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, askerlik görevini yapmakta iken 08/04/2009 tarihinde vefat eden oğlunun vazife malulü sayılması ve kendisine aylık bağlanması talebiyle 12/08/2014 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 47. maddesinde vazife malullüğüne yer verildiği; davacının oğlunun askerlik görevini yapmakta iken 08/04/2009 tarihinde gece nöbet tuttuğu esnada kendisine ait silah ile intihar neticesinde yaşamını yitirdiğinden, vazife malullüğü hükümlerinden yararlanamayacağı anlaşıldığından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının oğlunun, askerlik görevi nedeniyle yaşanan psikolojik rahatsızlık nedeniyle şehit olduğu, Anayasa’da sosyal güvenlik hakkının bulunduğu, uluslararası sözleşme hükümleri ile tanınan yaşam hakkının ihlal edildiği, meydana gelen mağduriyetin sosyal devlet ilkesi mucibinde giderilmesinin gerektiği, konuya ilişkin emsal yargı kararlarının bulunduğu, askerlik görevinin niteliği gereği zor ve insanlarda psikolojik rahatsızlığa sebep olan bir vazife olduğu, bu nedenle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının oğlunun, Sakarya 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığında topçu er olarak askerlik görevini yerine getirmekte iken Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin …tarih ve …sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile “akut ve geçici psikotik bozukluklar” ön tanısı nedeniyle 1 ay hava değişimi izni kullandıktan sonra 13/03/2009 tarihinde birliğine katıldığı, iki hafta süreyle durumunun izlendiği ve sağlığının iyi durumda olduğu gözlemlenerek nöbet hizmetine dahil edildiği, 08/04/2009 tarihinde gece nöbet tuttuğu esnada saat 01:55’de silahın kurma kolunu çekip namluyu çene altına dayayarak bir el ateş etmesi sonucunda vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, oğlunun vazife malulü sayılması ve kendisine aylık bağlanması talebiyle 12/08/2014 tarihinde yapılan başvurunun, davalı idarece zımnen reddedilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların, bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi olduğu belirtilmiş; “Aylık bağlanması” başlıklı 4. maddesinin (c) fıkrasında ise, ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığının, dul ve yetimlerine intikal ettirileceği, bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıkların % 25 arttırılarak ödeneceği kurala bağlanmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanuna 08/05/2008 tarih ve 26870 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle eklenen “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar … hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…” ; beşinci fıkrasında, “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…” kuralına yer verilmiştir.
Her ne kadar 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasında, vazife malullüğü kapsamına girenler hakkında 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesinde yer alan hükümler uyarınca işlem yapılacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin kapsamının, 5434 sayılı Kanun’a göre iştirakçi iken görevinden ayrılan, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlarla sınırlı olduğu; uyuşmazlık konusu olayda ise 5434 sayılı Kanun’un 12. maddesinin (II) saylı işaretli fıkranın (k) bendinde, “Erler; (Vazife malullükleri ile vazifeden doğma ölümleri halinde.)” ifadelerine yer verilmiş; böylece vazife malullüğü veya vazife nedeniyle meydana gelen ölüm hallerinde, erlerin 5434 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacakları belirtildiğinden, 08/04/2009 tarihinde meydana gelen vefattan dolayı vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması talebiyle davacı tarafından yapılan başvuru hakkında 5510 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 44. maddesinde, “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malûl) denilir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.” kuralına, 45. maddesinde, “44 üncü maddede yazılı malullük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;
b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken,bu işlerden doğmuş olursa;
c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);
ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.” kuralına, 48. maddesinde ise, “Vazife malullükleri:
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan;
b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan;
c) Yasak fiilleri yapmaktan;
ç) İntihara teşebbüsten;
d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından;
doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (Adi malullük) hükümleri uygulanır.” kurallarına yer verilmiştir.
Öte yandan, 5434 sayılı Kanun’un “Dul ye Yetim Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 19. kısmında yer alan 66. maddesinin (ç) bendinde, iştirakçilerden 45. maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle ölenlerin veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin, ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstahak dul ve yetimlerine dul ve yetim aylıkları bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Aktarılan düzenlemede, malülliyetin, görevin yapılması sırasında görevin neden ve etkisinden doğması halinde, ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak kabul edilmiş; ilgilinin vazife malülü sayılmaması sonucunu doğuran nedenler, diğer bir ifadeyle malüliyeti doğuran eylem ile görev arasındaki nedensellik bağını kaldıran haller ise, Kanun’un 48. maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen Kanun maddelerinden, davacının oğlunun askerlik görevi sırasında intihar neticesinde vefat ettiği dikkate alındığında, uyuşmazlık hakkında 5434 sayılı Kanun’un uygulanmaya devam edeceği ve intihar eyleminin, ölüm ile askerlik görevi arasındaki nedensellik bağını ortadan kaldıran haller arasında sayıldığı açıktır.
Bu durumda, davacının vefat eden oğlunun vazife malulü sayılması ve kendisine aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.