Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/6422 E. , 2022/1516 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6422
Karar No : 2022/1516
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Deniz Kuvveti Komutanlığı Sualtı Taarruz Komutanlığında
ordonat ks. özel ve ordonat malzeme astsubayı olarak görev yapan davacı tarafından;
1- Paraşüt tazminatının kesilmesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Paraşüt Tazminatı ve Eğitimlere İştirak Hk.” konulu … tarih ve … sayılı işlemin;
2-15/08/2016-14/04/2017 tarihleri arasında davacıya ödenen 4.923,97-TL tutarındaki paraşüt tazminatının geri ödenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin;
3- Bu işlemlerin dayanağını teşkil eden, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 30/06/2014 tarih ve 31357 sayılı 2629 Sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri’nin “Uygulama İle İlgili Diğer Hususlar” başlıklı 4. maddesinin (ç) bendinin birinci fıkrasında yer alan; “Hizmet kadrolarına atanan Dz.K.K.lığı personelinden, tekrar Dz.K.K.lığı kadrolarına atananların mevcut paraşütçülük statüleri, Komutanlığımız bünyesinde paraşütçülük hizmetini gerektiren bir kadro bulunmadığından sonlandırılmaktadır.” ibaresinin iptaline karar verilmesi istenmektedir
DAVACININ İDDİALARI : Özel Kuvvetler Komutanlığından, Sualtı Taarruz Komutanlığına paraşütçü statüsü ile atandığı, 01/09/2017 tarihine kadar paraşüt tazminatını hak ettiği; nitekim, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının Sualtı Taarruz Komutanlığına gönderdiği 07/03/2017 tarihli Hizmet ve Tazminat Listeleri konulu yazısında, mecburi atlayış miktarını doldurduğu ve özlük hakları başlığı altındaki uçuş/atlayış tazminatı satırının karşısında “paraşüt” ibaresinin yer aldığı; 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu’nun kuvvet komutanlıklarına, ihtisas sahibi personelin ihtisasını köreltecek ve tazminattan yoksun bırakacak şekilde, kuvvet komutanlığının ihtiyacı veya kadrosu bulunmaması gibi gerekçelerle, ihtisasa ilişkin beceri ve deneyimden yoksun bırakma, atmaya izin vermeme ve zorunlu lazımelerini yerine getiren personele öngörülen tazminatı ödememe yetkisini vermediği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : 2629 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, “Askeri paraşütçü hizmet kadrolarına atanan paraşütçü ve paraşütçü adayı subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlarla, askeri paraşütçü niteliklerini korudukları halde kadro ve hizmet gerekleri nedeniyle Silahlı Kuvvetlerin diğer görevlerine atanan subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlardan Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayı ile daha sonra tekrar paraşütçülük hizmetlerinde görevlendirilmeleri gerekli görülenlere zorunlu yıllık atlayış miktarının yarısını tamamladıkları sürece, kıstas aylığın %68’i üzerinden bu Kanuna ek cetvelde hizmet yılları (adaylar için 1’inci hizmet yılı) karşılığında gösterilen oranda aylık atlayış tazminatı ödenir.” hükmü uyarınca, davacının paraşüt tazminatından yararlanabilmesi için, Kuvvet Komutanı onayı ile tekrar paraşütçülük hizmetlerinde görevlendirilmesi gerektiği; 2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri’nin dava konusu 4. maddesinin (ç) bendinin birinci fıkrasında, Özel Kuvvetler Komutanlığında paraşütçü hizmet kadrolarına atanan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinden, tekrar Deniz Kuvvetleri Komutanlığına atananların, paraşütçülük hizmetini gerektiren kadro bulunmadığından, paraşütçülük statülerinin sonlandırılacağının düzenlendiği; bu nedenle, davacının paraşütçülük statüsünün 15/07/2016 tarihi itibarıyla sonlandırıldığı, paraşütçülük statüsü sonladırıldıktan sonra paraşütçülük tazminatından yararlandırılmasının mümkün olmadığı; 2629 sayılı Kanun’un “Yıpranma Tazminatı” başlıklı 8. maddesinde; paraşütçülük görevi yapamayan askeri paraşütçülere, Silahlı Kuvvetlerde görevde bulundukları sürece yıpranma tazminatının 10 yıl süreyle ödeneceğinin düzenlendiği; bu kapsamda, 15/07/2016 tarihinden 15/07/2026 tarihine kadar paraşütçü statüsü sonlandırılanların yıpranma tazminatından yararlanacağı hususunun Deniz Kuvveteri Komutanlığının “Hizmet ve Tazminat Listesi” konulu … tarih ve … sayılı yazısı ile ilgili birliklere bildirildiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI :…
DÜŞÜNCESİ :
Dava; Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 30.06.2014 tarihli, 31357 sayılı ve “2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri” konulu genel emrinin, “Uygulama ile ilgili diğer hususlar” başlıklı 4. maddesinin (ç) fıkrasının 1. bendinin, … tarihli, … sayılı, “Paraşüt tazminatı ve eğitimlere iştirak hk” konulu yazının ve … tarihli ve … sayılı “Asb.Bçvş. …” konulu yazının iptali istemiyle açılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup pilot, silah sistem subayı, seyrüsefer subayı, taktik koordine subayı, uçuş ekibi personeli, görev ekibi personeli, paraşütçü, denizaltıcı, atmosferik dalış sistemi pilotu, dalgıç ve kurbağa adamlar ve bunların adayları ile hava ve deniz vasıtaları içinde bulunan veya görevlendirilen diğer personelin niteliklerinin, hizmet sürelerinin, kendilerine ödenecek tazminatlar ile bu tazminatların ödenmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesi amacıyla hazırlanarak yürürlüğe konulan 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu’nun ”Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde paraşütçülük hizmetinin, sağlık nedenleri hariç zorunlu olup, Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında paraşütçü, arama-kurtarma, iz bulucu, Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli ve paraşütçü komando olarak gösterilen görevler ile bunların sevk ve idaresinde bilfiil görevli paraşütçü niteliklerini taşıyan personelin hizmetlerini ifade ettiği hükme bağlanmış, ”Paraşütçülere ödenecek tazminat” başlıklı 5. maddesinde, ”(Değişik: 11/10/2011-KHK-666/6 md.) Askeri paraşütçü hizmet kadrolarına atanan paraşütçü ve paraşütçü adayı subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlarla, askeri paraşütçü niteliklerini korudukları halde kadro ve hizmet gerekleri nedeniyle Silahlı Kuvvetlerin diğer görevlerine atanan subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlardan Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayı ile daha sonra tekrar paraşütçülük hizmetlerinde görevlendirilmeleri gerekli görülenlere zorunlu yıllık atlayış miktarının yarısını tamamladıkları sürece, kıstas aylığın %68’i üzerinden bu Kanuna ek cetvelde hizmet yılları (adaylar için 1’inci hizmet yılı) karşılığında gösterilen oranda aylık atlayış tazminatı ödenir.
Paraşütçülerden, Özel Kuvvetler Komutanlığında veya Kuvvet Komutanlığına bağlı taburlarda bilfiil görev yapanlara, yıllık zorunlu atlayış miktarlarını tamamladıkları sürece ek cetvelde hizmet yılları karşılığında gösterilen aylık tazminat oranları subaylar ve sözleşmeli subaylar için 20, astsubaylar ve sözleşmeli astsubaylar için 15, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için 10’ar puan artırılarak ödenir. Görev esnasında engelli hâle gelerek sağlık kurullarından “paraşütle atlayamaz” raporu alan personel de diğer kadro görevlerine ataması yapılıncaya kadar bu fıkra hükmünden istifade etmeye devam eder.
Paraşütçülerden, görevinin ihtisası gereği aynı zamanda dalgıç ve kurbağa adam olarak eğitim ve görev yapan subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara bu Kanunda gösterilen zorunlu yıllık dalış süresinin üçte birini tamamladıkları sürece ek cetvelde hizmet yılları karşılığında gösterilen aylık tazminat oranları 10’ar puan artırılarak ödenir.
Askeri öğrencilerden (Sözleşmeli subay adayları ve sözleşmeli subaylar dahil) paraşütle atlayış eğitimine katılanlar ile askeri paraşütçü olmak üzere seçilen erbaş ve erlere, okul veya kursta her atlayış başına kıstas aylığın %2’si, temel atlayışlarını tamamlayarak paraşüt eğitimine devam eden askeri öğrenciler ile paraşütçü kadrolarında görevlendirilen erbaş ve erlere görevlendirildikleri müddetçe her atlayış başına kıstas aylığın %4’ü, atlayış tazminatı olarak ödenir. Yılda 40 atlayıştan fazlası tazminat yönünden dikkate alınmaz.” hükmü; ”Tazminatın ödenme şartları ve kesilmesi” başlıklı 7. maddesinin (b) bendinde, ”Paraşütçülerin aylık atlayış tazminatı alabilmeleri için bir yılda en az;
1. Asteğmen-yüzbaşı rütbelerindeki subaylar ile astsubay astçavuş -kıdemli üstçavuş rütbelerindeki astsubayların; 24,
2. Binbaşı-general rütbelerindeki subaylar ile astsubay kademeli kıdemli üstçavuş ve üzeri rütbesindeki astsubayların; 12,
3. 1-15 yıl hizmet yılını dolduran uzman jandarma ve uzman erbaşların; 24, 16 yıl ve üzeri hizmet yılında olanların; 12,
paraşüt atlayışı yapmaları şarttır. ” hükmü; aynı maddenin (e) bendinde, ”Yıllık zorunlu uçuş saati, atlayış miktarı veya dalış süresini tamamlamayanların uçuş, atlayış ve dalış tazminatının %50’si müteakip hizmet yılı başlangıcından itibaren kesilir. Normal tazminat önceki yıldan noksan kalan süre veya miktarın tamamlanmasını takip eden aybaşından itibaren ödenmeye başlanır.” hükmü yer almış, ”Yıpranma tazminatı” başlıklı 8. maddesinde ise sekiz uçuş hizmet yılını tamamladıktan sonra daimi olarak yer hizmetine nakledilen pilot, silah sistem subaylarına, seyrüsefer subaylarına veya taktik koordine subaylarına yıpranma tazminatı ödenmesi öngörülmüştür.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 30.06.2014 tarihli, 31357 sayılı ve “2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri” konulu genel emrinin, “Uygulama ile ilgili diğer hususlar” başlıklı 4. maddesinin dava konusu (ç) fıkrasında, Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesindeki paraşütçü hizmet kadrolarına atanan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinden, tekrar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kadrolarına atananların mevcut paraşütçülük statülerinin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde paraşütçülük hizmetini gerektiren bir kadro bulunmadığından sonlandırıldığına işaret edilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesinden, 30.06.2014 tarihli, 31357 sayılı genel emrin dava konusu düzenlemesinin 2629 sayılı Yasa hükümleriyle uyumlu olduğu ve iptalini gerektirir bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2002 yılından 15 Temmuz 2016 tarihine kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde paraşütçü olarak görev yaptığı, 15 Temmuz 2016 tarihinde Sualtı Taarruz Komutanlığı emrine atamasının yapıldığı, 15 Mart 2017 tarihine kadar kendisine paraşüt tazminatı ödenmesine devam edildiği, 2017 yılının Nisan ayında paraşüt tazminatı ödemesi yapılmadığından ödemenin devamı talebiyle yaptığı başvurusu üzerine konuya ilişkin olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığından görüş istendiği, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dava konusu … tarihli, … sayılı, “Paraşüt tazminatı ve eğitimlere iştirak hk” konulu yazısında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde paraşütçülük hizmetini gerektiren bir kadro bulunmadığından 15 Temmuz 2016 tarihinde Özel Kuvvetler Komutanlığından ayrılış yapan personele sadece yıpranma tazminatı ödenebileceğinin belirtilmesi üzerine de 15 Ağustos 2016 – 14 Nisan 2017 döneminde ödenen paraşütçülük tazminatının davacıdan dava konusu … tarihli ve … sayılı işlemle geri istenildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının paraşütçü hizmet kadrolarında görev yapmadığı açık olduğundan dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapmakta iken, Özel Kuvvetler Komutanlığında yapılan kursa katılıp paraşütçü olmuş ve 2002 yılından 15/07/2016 tarihine kadar anılan Komutanlıkta paraşütçü astsubay olarak görev yapmıştır.
03/05/2016 tarihli atama Oluru ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Sualtı Taarruz Komutanlığına atanmış, paraşütçülük görevinden 15/07/2016 tarihinde ayrılarak, 17/07/2016 tarihinde Sualtı Taarruz Komutanlığında malzeme astsubayı olarak göreve başlamıştır.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Hizmet ve Tazminat Listeleri” konulu … tarih ve … sayılı yazı ekinde, davacının paraşütçülük görevi yaptığı Özel Kuvvetler Komutanlığından ayrıldığı 15/06/2016 tarihi itibarıyla paraşütçülük statüsüne, 15/07/2026 tarihine kadar yıpranma tazminatı ödenmek kaydıyla son verildiği, Sualtı Taarruz Komutanlığına bildirilmiştir.
Davacı 13/04/2017 tarihli dilekçesi ile, zorunlu paraşüt atlayışını 16/02/2016 tarihinde tamamladığından, 15/03/2017 tarihine kadar paraşüt tazminatının ödendiğini, 15/04/2017 tarihi itibarıyla paraşüt tazminatının kesileceği ve 15/09/2016 tarihi itibarıyla geriye dönük olarak ödenen paraşüt tazminatının tahsil edilmesinin gerektiğinin sözlü olarak bildirildiği; zorunlu atlayışlarını tamamladığından 01/09/2017 tarihine kadar paraşüt tazminatı almaya hak kazandığı, dolayısıyla 2016-2017 dönemi tazminatını hak ettiği gerekçesiyle, 2017 Eylül ayına kadar paraşüt tazminatının ödenmesini ve geriye dönük borç çıkarılmasının gerekçelerinin bildirilmesini talep etmiş; Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Paraşüt Tazminatı ve Eğitimlere İştirak Hk.” konulu … tarih ve … sayılı yazısında, 15/07/2016 tarihinde paraşüt statüsü sonlandıran personele, bu tarihten itibaren sadece yıpranma tazminatının ödeneceği, davacının Özel Kuvvetler Komutanlığından ayrıldığı tarihten itibaren paraşüt statüsünün sona ereceği, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında paraşüt hizmetini gerektiren herhangi bir kadronun bulunmadığı, tekrar Özel Kuvvetler Komutanlığına atanması durumunda paraşütçü statüsünü kazanacağından bahisle, 15/07/2016 tarihinde Özel Kuvvetlerden ayrılan davacıya 15/07/2026 tarihine kadar sadece yıpranma tazminatının ödeneceği, Özel Kuvvetlerden ayrılış ve katılış bildiriminde özlük hakları bölümünün, “uçuş/atlayış tazminatı” kısmına, “yıpranma tazminatı alır” ibaresinin yazılmasının uygun olacağı bildirilmiştir.
Bunun üzerine, davacının paraşüt tazminatının kesilmesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Paraşüt Tazminatı ve Eğitimlere İştirak Hk.” konulu … tarih ve … sayılı işlem ile 15/08/2016-14/04/2017 tarihleri arasında davacıya ödenen 4.923,97-TL tutarındaki paraşüt tazminatının geri ödenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin ve bu işlemlerin dayanağını teşkil eden, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 30/06/2014 tarih ve 31357-14 sayılı 2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri’nin “Uygulama İle İlgili Diğer Hususlar” başlıklı 4. maddesinin (ç) bendinin birinci fıkrasında yer alan; “Hizmet kadrolarına atanan Dz.K.K.lığı personelinden, tekrar Dz.K.K.lığı kadrolarına atananların mevcut paraşütçülük statüleri, Komutanlığımız bünyesinde paraşütçülük hizmetini gerektiren bir kadro bulunmadığından sonlandırılmaktadır.” ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup pilot, silah sistem subayı, seyrüsefer subayı, taktik koordine subayı, uçuş ekibi personeli, görev ekibi personeli, paraşütçü, denizaltıcı, atmosferik dalış sistemi pilotu, dalgıç ve kurbağa adamlar ve bunların adayları ile hava ve deniz vasıtaları içinde bulunan veya görevlendirilen diğer personel hakkında uygulanır.” hükmüne yer verilmiş;
“Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde; paraşütçütlük hizmeti, “sağlık nedenleri hariç zorunlu olup, Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında paraşütçü, arama-kurtarma, iz bulucu, Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli ve paraşütçü komando olarak gösterilen görevler ile bunların sevk ve idaresinde bilfiil görevli paraşütçü niteliklerini taşıyan personelin hizmetleri” olarak; paraşütçülük hizmet süresi ise, “paraşütçülerin, okul veya paraşütçü kurslarında ilk atlayışa başlama tarihinden itibaren paraşütçülükten ayrılmalarına kadar geçen süreler” olarak tanımlanmış;
“Paraşütçülere ödenecek tazminat” başlıklı 5. maddesinde;
“Askeri paraşütçü hizmet kadrolarına atanan paraşütçü ve paraşütçü adayı subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlarla, askeri paraşütçü niteliklerini korudukları halde kadro ve hizmet gerekleri nedeniyle Silahlı Kuvvetlerin diğer görevlerine atanan subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlardan Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayı ile daha sonra tekrar paraşütçülük hizmetlerinde görevlendirilmeleri gerekli görülenlere zorunlu yıllık atlayış miktarının yarısını tamamladıkları sürece, kıstas aylığın %68’i üzerinden bu Kanuna ek cetvelde hizmet yılları (adaylar için 1’inci hizmet yılı) karşılığında gösterilen oranda aylık atlayış tazminatı ödenir.
Paraşütçülerden, Özel Kuvvetler Komutanlığında veya Kuvvet Komutanlığına bağlı taburlarda bilfiil görev yapanlara, yıllık zorunlu atlayış miktarlarını tamamladıkları sürece ek cetvelde hizmet yılları karşılığında gösterilen aylık tazminat oranları subaylar ve sözleşmeli subaylar için 20, astsubaylar ve sözleşmeli astsubaylar için 15, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için 10’ar puan artırılarak ödenir..” hükümlerine yer verilmiş;
“Tazminatın ödenme şartları ve kesilmesi” başlıklı 7. maddesinde; paraşütçülerin aylık atlayış tazminatı alabilmeleri için bir yılda en az, asteğmen-yüzbaşı rütbelerindeki subaylar ile astsubay astçavuş -kıdemli üstçavuş rütbelerindeki astsubayların 3 atlayış yapmalarının şart olduğu, düzenlemesine yer verilmiş;
“Yıpranma tazminatı” başlıklı 8. maddesinde; sekiz paraşütle atlayış hizmet yılını tamamladıktan sonra daimi olarak diğer sınıf görevlerine nakledilen veya paraşütçülük görevi yapamayan askeri paraşütçülere, Silahlı Kuvvetlerde görevde bulundukları sürece atlayış görevlerinden ayrıldıkları tarihteki derece ve kademelerinin karşılığı gösterge ve ek gösterge rakamlarının ödeme yapılacak aydaki aylık katsayısı ile çarpılması sonucu bulunacak tutarın %10’u kadar aylık yıpranma tazminatı ödeneceği;
“Hizmet süresinin hesabı” başlıklı 12. maddesinde;
“Uçuş, paraşütle atlayış ve dalış hizmet sürelerinin hesabında başlangıç tarihi; okul veya kurslarda ilk uçuşa, atlayışa, dalışa başlanılan tarihtir.
Uçuştan, atlayıştan, dalıştan ayrılma tarihi ise durumlarına göre,
a) Uçuş, atlayış, dalış kıymetlendirme kurullarının karar tasdik tarihidir.
b) Yetkili Sağlık Kurulu raporunun tasdik tarihidir.
c) Uçuculardan istekleri üzerine ayrılmaları kabul edilenlerin dilekçe tarihidir.
ç) Görev ekibinde yer alan personelin kadro görev yeri dışına atanması üzerine ilişik kestiği tarihtir.
Başlangıç ve ayrılma tarihleri arasındaki süre; uçuş, atlayış, dalış hizmet süresidir.
Uçuş, paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmet süreleri, hizmet yılı başlangıcına göre tespit edilir. Hizmet yılı hesabında ilk uçuşa, dalışa veya atlayışa başlayan personelin hizmet yılı birinci yıl olarak kabul edilir ve hizmet yılı sonraki yıllarda artarak devam eder. Yıl hesabında 6 ay ve daha fazla süreler tam yıla tamamlanır. 6 aydan az süreler dikkate alınmaz. Hizmet yılları her yıl 1 Eylül tarihine göre düzenlenerek Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca onaylandıktan sonra ilgililere duyurulur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Statünün kaybı” başlıklı 15. maddesinde ise; “Kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca teşkil edilecek yetkili kurullar tarafından uçucu, paraşütçü, denizaltıcı, ADS pilotu, dalgıç ve kurbağa adamlardan görevlerinin gerektirdiği nitelikleri kaybettikleri veya görev isteklerini yerine getirmedikleri anlaşılanların bu statülerine son verilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 30/06/2014 tarih ve 31357-14 sayılı 2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri’nin “Uygulama İle İlgili Diğer Hususlar” başlıklı 4. maddesinin (ç) bendinin birinci fıkrasında yer alan “Hizmet kadrolarına atanan Dz.K.K.lığı personelinden, tekrar Dz.K.K.lığı kadrolarına atananların mevcut paraşütçülük statüleri, Komutanlığımız bünyesinde paraşütçülük hizmetini gerektiren bir kadro bulunmadığından sonlandırılmaktadır.” ibaresi yönünden incelendiğinde;
2629 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; paraşütçülük tazminatının ödenebilmesi için, paraşüt kadrosunda bilfiil paraşütçülük görevinin ifa edilmesi gerektiği ve paraşüt görevini yerine getiremeyeceği anlaşılanların ise paraşütçülük statülerinin sonlandırılması hususunda Kuvvet Komutanlıklarına yetki verildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede 2629 sayılı Kanun’a aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava, davacının paraşüt tazminatının kesilmesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Paraşüt Tazminatı ve Eğitimlere İştirak Hk.” konulu … tarih ve … sayılı işlemi yönünden incelendiğinde;
Davacının, paraşütçülük görevi yaptığı Özel Kuvvetler Komutanlığından 15/06/2016 tarihinde ayrılarak Deniz Kuvvetleri Kamutanlığında göreve başladığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında bilfiil paraşütçülük görevini ifa etmediği açık olduğundan, yukarıda hukuka uygun bulunan 2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri’nin “Uygulama İle İlgili Diğer Hususlar” başlıklı 4. maddesinin (ç) bendi uyarınca, paraşütçülük statüsüne son verildiği tarihten itibaren paraşüt tazminatından yararlanmasının mümkün olmadığı; bu nedenle, paraşüt tazminatının kesilmesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Paraşüt Tazminatı ve Eğitimlere İştirak Hk.” konulu … tarih ve … sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava,15/08/2016-14/04/2017 tarihleri arasında davacıya ödenen 4.923,97-TL tutarındaki paraşüt tazminatının geri ödenmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlem yönünden incelendiğinde;
İdari işlemin icrai (yürütülebilir) nitelikte olması için ilgililerin hukuksal durumunu değiştirmesi, ilgilileri hukuksal yönden etkilemesi gerekmektedir. İdari işlemin icrailik unsurunu değerlendirirken işlemin “kesin” ve “nihai” olması hususları üzerinde de durulması gerektiği açıktır.
Danıştayın yerleşik içtihatlarında, kesin ve yürütülmesi zorunlu, idari davaya konu edilebilecek işlemlerin, idarenin kamu gücüne dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettiği, hukuk düzeninde değişiklik yapan, başka bir deyişle ilgililerin hukukunu etkileyen işlemler olduğu kabul edilmektedir.
Uyuşmazlık konusu 15/08/2016-14/04/2017 tarihleri arasında davacıya ödenen 4.923,97-TL tutarındaki paraşüt tazminatının geri ödenmesinin istenilmesine ilişkin işlemin, borcun tahsili için hazırlık mahiyetinde bir işlem olduğu ve bu haliyle idari davaya konu yapılabilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 30/06/2014 tarih ve 31357-14 sayılı 2629 sayılı Kanuna Tabi Personele İlişkin İşlemlere Ait Uygulama Prensipleri’nin “Uygulama İle İlgili Diğer Hususlar” başlıklı 4. maddesinin (ç) bendinin birinci fıkrasının iptali istemi yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının paraşüt tazminatının kesilmesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının “Paraşüt Tazminatı ve Eğitimlere İştirak Hk.” konulu … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemi yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
3. 15/08/2016-14/04/2017 tarihleri arasında davacıya ödenen 4.923,97-TL tutarındaki paraşüt tazminatının geri ödenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemi yönünden oyçokluğuyla DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE;
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/03/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava,15/08/2016-14/04/2017 tarihleri arasında davacıya ödenen 4.923,97-TL tutarındaki paraşüt tazminatının geri ödenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlem yönünden incelendiğinde;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesi uyarınca kamu zararının kapsamı; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı bulunmakta; ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde de kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamaktadır.
Bu bakımdan, idarenin hatalı işlemi sebebiyle yersiz ve fazla yapılan ödemeler sözkonusu olduğunda ortada 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan Yönetmelik kapsamında ilgililerden tahsil edilebilecek nitelikte bir kamu zararının varlığından bahsetmek mümkün bulunmamaktadır. Temelinde hatalı bir ödeme işlemi bulunduğu belirtilen durumlarda, idarenin öncelikle hatalı işlemini ve bu işlem sebebiyle ilgililer adına borç çıkartılan miktarı belirten kesin ve icrai nitelikte yeni bir işlem tesis etmesi, idari davaya konu edilebilecek nitelikte olan bu işlemin ilgililere tebliği üzerine, ilgililer tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda belirtilen sürelerde dava açılmaması, dava açılması durumunda ise mahkemece bir karar verilmesi üzerine fazla ödenen miktarın istirdat edilebileceği açıktır.
Aksi düşünce, Anayasa’nın, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin 125. maddesi hükmünü işlevsiz hale getirecektir.
Nitekim; idarenin hatalı olarak ödediği miktarın istirdadına mahkeme kararı olmadan karar verebileceği ve istirdadın koşullarına ilişkin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı, bu niteliğe haiz uyuşmazlıklarda, idari yargı tarafından verilecek kararlara ilişkin olduğu açıktır.
Bu duruma göre; uyuşmazlığa konu fazla ödemelerin geriye dönük olarak borç çıkartılmasına ilişkin bireysel işlemin, yukarıda anılan 1973 tarihli İçtihat gereğince herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın davacıdan istenilmesi mümkün olduğundan ve idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemlerden olduğundan, işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 1. maddesinde; ‘’ Bu Kanunun amacı, kalkınma planları ve programlarda yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu malî yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve malî kontrolü düzenlemektir.’’ hükmüne, ‘’Kamu Zararı’’ başlıklı 71. maddesinde; ‘’Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.’’ hükmüne yer verilmiş, kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılmasının esas alınacağı belirtilmiş, üçüncü fıkrasında, kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edileceği, son fıkrasında ise; kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esasların, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kuralı getirilmiştir.
5018 sayılı Kanun’un 71. maddesine dayanılarak çıkarılan ve 19/10/2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren; Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının, kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, ‘’Tanımlar’’ başlıklı 4. maddesinde; bu Yönetmeliğin uygulanmasında; “(a) İlgili: Kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gerçek ve/veya tüzel kişi ya da kişileri,” “(c) Kamu zararı: Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıyla doğan zararı,” “(ğ) Sorumlu: Kamu zararının oluşmasına sebep olan kamu görevlisini ifade eder.” tanımlarına yer verilmiştir. ‘’Sorumluluk’’ başlıklı 5. maddesinde; Kanun’un ilgili maddeleri gereğince, kamu görevlilerinin kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hizmete hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olduğu, kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının geri ödenmesi sürecine, kamu görevlileri ile birlikte ilgililerin de dâhil edileceği belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden dolayı mevzuata aykırı olarak aldıkları karar, tesis ettikleri işlem veya eylemleri neticesinde kamu zararına sebebiyet vermeleri halinde bu zarara neden olan ilgili kamu görevlisi ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsili cihetine gidileceği belirtilmek suretiyle, zararın tahsilinde muhatap olacak kişilerin, 5018 sayılı Kanun kapsamında sorumluluk yüklenen, diğer bir anlatımla zararın doğmasına sebep olan kişiler olduğu açıktır.
Kanun’un açıkça, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olanları sorumlu tutmasına ve yukarıda anılan Yönetmeliğin 4/ğ ve 5/1 maddesinde de sorumluluk ve sorumlular konusunda Kanun’a paralel düzenlemeler öngörülmesine karşın, 4/a maddesinde, ‘’ilgili’’ tanımının, kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan kişiler olarak belirtilmesi ve 5/2 maddesinde, zararın ödenmesi sürecine Kanun’un sorumlu tuttuğu kişilerin yanında bu kişilerin de dahil edileceğinin belirtilmesi, Kanun hükmüne açıkça aykırılık taşımaktadır.
Dolayısıyla, her ne kadar Yönetmelik hükmü yürürlükte olsa da Kanun’da öngörülmeyen bir düzenleme içermesi ve açıkça Kanun’a aykırılık teşkil etmesi nedeniyle bu hükümlerin ihmal edilmesi ve doğrudan Kanun hükümlerinin dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Aksi düşünce, 5018 sayılı Kanun kapsamındaki asıl sorumlu olanların kasıt, kusur veya ihmal gibi işlemleri sonucu ortaya çıkan kamu zararları nedeniyle sadece hatalı veya fazla ödemeye muhatap olan ilgili kişilerin adli yargı mahkemelerinde açılacak olan davalarda, davalı sıfatıyla alacak davasına maruz kalmaları ve yargılama giderleri ve vekalet ücreti veya bilirkişi ücreti gibi masraflara mahkum olmalarına sebep olabilecektir ki bu da Kanun’un amacıyla örtüşmeyen bir durumdur.
Bakılan davada, astsubay olarak görev yapan ve ek ödeme yapılması konusunda oluşturulan görev yaptığına veya fazla ödemelere ilişkin imzası bulunduğuna dair her hangi bir bilgi ve belge bulunmayan davacının, fazla yapıldığı belirtilen ödemelerle ilgili olarak kamu kaynağında eksilmeye neden olabilecek konumda, diğer bir ifadeyle sorumlu konumda olmadığı, sadece ödemeye muhatap kişi konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, fazla ödemelerde herhangi bir sorumluluğu bulunmayan ve sadece ödemeye muhatap olan davacıdan istenilen kamu zararının tahsilinde, anılan Yönetmeliğin uygulanma olanağı bulunmadığından, dava konusu paraşüt tazminatının borç çıkarılmasına ilişkin işlemin, idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai bir işlem olduğu ve işin esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle, davanın; davacıya ödenen paraşüt tazminatının geri istenilmesine ilişkin kısmına yönelik aksi yöndeki çoğunluk karara katılmıyorum.