Danıştay Kararı 12. Daire 2018/6582 E. 2022/1586 K. 31.03.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/6582 E.  ,  2022/1586 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6582
Karar No : 2022/1586

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdari Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Belediye Başkanlığı’nda (şimdiki adıyla … Belediye Başkanlığı) zabıta memuru olarak görev yapmakta iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca görevine son verilen ve bu işlemin yargı kararıyla iptali üzerine yeniden göreve başlayan davacının, anılan işlem nedeniyle görevde bulunmadığı dönemde yoksun kaldığı maaşların toplam tutarı olarak ıslah ile belirlenen 59.200,07 TL maddi tazminatın her bir maaş için ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdari Mahkemesince; 28/11/2014 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacının, görevle ilişiğinin kesildiği tarih ile yeniden göreve başlatıldığı tarihin ve çalışmadığı bu tarihlerde eğer çalışıyor olsaydı ne kadar ücret alacağının sorulduğu, davalı idare tarafından gönderilen cevabi yazıda, göreve son verme yazısının 15/09/2009 tarihinde davacıya tebliğ edilip 14/02/2012 tarihinde davacının tekrar göreve başlatıldığı, yazı ekinde, dava dosyasına sunulan emsal maaş bordrolarından, davacının, bu dönemde çalışmış olsa idi zabıta memuruna ödenecek maktu maaş ve sendika denge tazminatı ile birlikte alacağı toplam ödemelerin ay ay belirtilerek gösterildiği, sunulan bordroların emsal personele ait maaş bordroları ile tutarlı olduğu, hesaplamada her yıl ocak ve temmuz aylarında yapılan maaş artışları da göz önünde bulundurularak toplamda 59.200,07 TL ödeme yapılması gerektiğinin anlaşıldığı, davacı vekili tarafından, 29/04/2015 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile ıslah talebinde bulunulduğu ve dava konusu edilen miktar 30.000,00 TL iken 59.200,07 TL olarak belirlendiğinden, hukuka aykırı bulunan işlem nedeniyle davacının maddi zararının 59.200,07 TL olduğu ve bu zararın davacıya yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 59.200,07 TL tazminatın davanın açıldığı 27/01/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, iptal kararı verilmiş olsa da davacının çalışmadığı döneme ait ücretini almasının hukuka aykırı olduğu, faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiği belirtilerek, İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak belirli bir bedel üzerinden açılan tazminat davalarında, yargılama aşamasında ilgili yargı mercii tarafından konuya ilişkin yaptırılan bilirkişi incelemesi vs. araştırmalar neticesinde bulunan yeni değer, davacı tarafından 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ıslah edilerek, talebe konu tazminat miktarı, belirlenmiş olan yeni değer üzerinden güncellenebilmektedir.
İlgili yargı mercii tarafından, güncellenen bu değerin tazminine karar verilirken, hükmedilecek tazminata yürütülecek faiz yönünden, faizin niteliği gereği ikili bir ayırım yapılması ve “davanın ilk açıldığı zaman belirtilen tazminat miktarına”, dava tarihinden veya dava tarihinden önce davacı tarafından idareye bir başvuru yapılmış ve bu başvuru tarihinden itibaren faiz ödenmesi yönünde bir talepte bulunulmuş ise idareye başvuru tarihinden itibaren; “tazminatın ıslah ile artırılan diğer kısmına” ise, ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının 27/01/2014 tarihinde açtığı davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 30.000,00-TL maddi tazminata hükmedilmesini istediği, Mahkemece yapılan inceleme neticesinde gerçek zararının 59.200,07-TL olduğunun belirlenmesi üzerine, 29/04/2015 tarihli dilekçe ile ıslah talebinde bulunulduğu ve istemin 29.200,07-TL arttırılarak, tazmini istenilen tutarın 59.200,07-TL’ye yükseltildiği, ıslah dilekçesinin davalı idareye 02/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın İdare Mahkemesince, yukarıda belirtildiği şekilde bir ayrım yapılmaksızın, 59.200,07-TL maddi tazminatın tamamına, davanın açıldığı 27/01/2014 tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedildiği anlaşılmakta olup, kararda bu yönüyle hukuki isabet görülmemiştir.
Ancak, bu husus, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, kararın hüküm fıkrasının faize ilişkin kısmının, “50.200,07 TL tazminatın, dava dilekçesinde talep edilen 30.000-TL’lik kısmının davanın açıldığı 27/01/2014 tarihinden itibaren, ıslah yolu ile arttırılan 29.200,07-TL’lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 02/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasının faize ilişkin kısmının, “50.200,07 TL tazminatın, dava dilekçesinde talep edilen 30.000-TL’lik kısmının davanın açıldığı 27/01/2014 tarihinden itibaren, ıslah yolu ile arttırılan 29.200,07-TL’lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 02/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.