Danıştay Kararı 12. Daire 2018/741 E. 2022/3019 K. 25.05.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/741 E.  ,  2022/3019 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/741
Karar No : 2022/3019

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Malatya İli, … Adliyesinde mübaşir olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile tüm mali ve sosyal hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının kendi beyanları, disiplin soruşturması kapsamında alınan tanık ifadeleri ve dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının, 30/11/2015 tarihinde …’ya ait olan şemsiyeyi … Ticaret isimli işyerinin önünden geçerken …’nın bilgisi ve rızası dışında aldığının sabit olduğu, hakkında hırsızlık suçundan yürütülen kamu davası sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, fiilinin sübuta erdiği gerekçesiyle 6.000,00-TL adli para cezasıyla cezalandırıldığının görüldüğü; her ne kadar davacı tarafından, şemsiyeyi kullanıp tekrar geri getirmek amacıyla aldığı, şemsiyenin sürekli alışveriş yaptığı dükkan sahibine ait olduğunu sandığı, herkesin görebileceği yerden bu eyleminin suç olduğunu bilmeden şemsiyeyi aldığı, eğer bir suç oluşmuşsa bile bu suçun adi hırsızlık suçu değil kullanma hırsızlığı suçu olduğu ve takibinin şikayete bağlı olduğu, oysa şemsiyenin sahibinin şikayetçi olmadığı ve malın değerinin az olduğu ileri sürülmekte ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen hırsızlık suçuyla ilgili şartların veya kullanma hırsızlığı suçunun şikayet yokluğu sebebiyle oluşup oluşmadığı ve hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek cezada indirim yapılıp yapılmayacağı hususlarının adli yargı mercilerince değerlendirilebileceği; ayrıca davacı tarafından, kleptomani denilen psikolojik rahatsızlığının bulunduğu, davalı idarece tedavi yöntemlerine başvurmaksızın Devlet memurluğundan çıkarıldığı, disiplin cezası verilirken bunun dikkate alınması gerektiği öne sürülmekle birlikte, dava konusu işlemin tesisine neden olan fiili işlediği tarihte akli melekelerinin yerinde olmadığına veya kleptomani hastalığından dolayı davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak derecede akıl hastalığı bulunduğuna dair hastaneden alınan bir sağlık kurulu raporu dava dosyasına ibraz edilmediği gibi 22/02/2017 tarihli yazı ekinde sunduğu hasta poliklinik bilgi formlarında, davacının kleptomani hastası olduğuna dair bir kanaate varılmadığı, aksine davacı hakkında “karışık anksiyete ve depresif bozukluk” tanısı konulduğu görüldüğünden davacının bu iddiasına itibar edilmediği; … Asliye Ceza Mahkemesince, akıl hastalarına ilişkin güvenlik tedbirleri uygulanmaksızın, hırsızlık suçunu işlediği sabit görülerek adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen davacının eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A-5) bendi de göz önünde bulundurulduğunda yüz kızartıcı ve ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bu durumda, hırsızlık suçunu işlediği sabit olan ve bu eylemi memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilmesi gereken davacının, 657 sayılı Kanun’un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında açılan ceza davası sonunda verilen karar kesinleşmeden hırsızlık suçuna ilişkin eylemi sabit görülerek işlem tesis edildiği, kleptomani denilen psikolojik rahatsızlığı olduğunu belirtmesine ve buna ilişkin poliklinik raporları sunmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığı, şemsiyenin neredeyse hiç maddi değerinin olmadığı, hırsızlık kastıyla hareket etmediği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının sunduğu Aydın Atatürk Devlet Hastanesinin … tarih ve … sayılı rapor dikkate alınarak kleptomani hastalığı yönünden bir hakem hastaneye sevki ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, eksik inceleme nedeniyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, Malatya İli, … Adliyesinde mübaşir olarak görev yapmaktadır.
30/11/2015 tarihinde, …’ya ait olan şemsiyeyi … Ticaret isimli iş yerinin önünden geçerken sahibinin bilgi ve rızası dışında aldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma sonunda, eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında olduğundan bahisle, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işlemiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,” devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Ceza hukukunda kusurlu davranışın varlığı için aranan şartlardan biri, kişinin fiili sonucunda ortaya çıkan neticeyi bilebilecek durumda olup olmadığı hususudur. Bu evrensel ilkeye göre failin fiilinden sorumlu tutulabilmesi için suçun manevi unsuru olan kusurun varlığı aranmaktadır. Failin işlediği fiil nedeniyle kasıtlı veya kusurlu olduğunun kabul edilebilmesi için ise, bu fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini, davranışının hukuk düzenine ilişkin bir normu ihlal ettiğini bilmesi gerekmektedir. Failde bulunan akıl hastalığı nedeniyle bir hukuk normunu ihlal ettiği hususundaki bilgisizlik ise failin kusur yeteneğini ortadan kaldırmaktadır.
Ceza yargılamasında geçerli olan bu ilkenin, disiplin kurallarına aykırı eylem nedeniyle kamu görevlisinin sorumlu olup olmadığının veya sorumluluğunun ağırlığının tespiti açısından disiplin hukukunda da geçerli olduğu şüphesizdir. Bu ilkenin disiplin hukukuna yansıması olarak kasıt ve kusurun varlığının tespitinde, kamu görevlisinin idarenin işleyişine dair bir düzen kuralını ihlal ettiğini bilebilecek bir ruh hali içerisinde olması, eyleminin karşılığında disiplin cezası ile cezalandırılabilmesi için psikolojik durumunun kasıt veya kusuru ortadan kaldırır nitelikte bulunmaması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, her ne kadar İdare Mahkemesince “..dava konusu işlemin tesisine neden olan fiili işlediği tarihte davacının akli melekelerinin yerinde olmadığına veya kleptomani hastalığından dolayı davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak derecede akıl hastalığı bulunduğuna dair hastaneden alınan bir sağlık kurulu raporunun dava dosyasına ibraz edilmediği gibi davacının 22/02/2017 tarihli yazı ekinde sunduğu hasta poliklinik bilgi formlarında, davacının kleptomani hastası olduğuna dair bir kanaate varılmadığı, aksine davacı hakkında “karışık anksiyete ve depresif bozukluk” tanısı konulduğu görüldüğünden davacının bu iddiasına itibar edilmediği..” belirtilmiş ise de, İdare Mahkemesi karar tarihinden sonra davacı tarafından dosyaya sunulan Aydın Atatürk Devlet Hastanesinin 29/03/2017 tarih ve 2017/…sayılı tek hekim raporunun “Tanı” hanesinde, “Patolojik çalma (kleptomani)”, “Karar” hanesinde, “14/03/2017 tarihinde “kleptomani” tanısıyla tedavisine başlanan Bekir Korkmaz’ın 29/03/2017 tarihindeki kontrolünde tedaviye olumlu yanıt verdiği, iyileşmenin tedavisinin sürekliliği ile mümkün olduğu kanaatine varılmıştır.” ibarelerine yer verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan; İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde yer alan, davacı hakkında hırsızlık suçundan yürütülen kamu davası sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu ve anılan Mahkemece bozma kararına uyularak, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla, uzlaşma nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği görülmüştür.
Tüm bu bilgiler ışığında, davacının, Aydın Atatürk Devlet Hastanesinin 29/03/2017 tarihli sağlık raporu ve tedavisine ilişkin tüm belgelerle birlikte bir hakem hastaneye sevkedilerek, disiplin işlemine konu eylemin gerçekleştiği 30/11/2015 tarihinde belirtilen rahatsızlığının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise fiil ehliyetini engeller derecede olup olmadığı hususlarında bir araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, belirtilen hususlar araştırılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/05/2022 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.