Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/696 E. , 2022/3115 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/696
Karar No : 2022/3115
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : … Büyükşehir Belediye Başkanlığında veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’le değişik 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali ile maaşından kesilerek tahsil edilen toplam 4.041,52-TL işgaliye bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Danıştay İkinci Dairesinin 20/03/2014 tarih ve E:2013/5756 sayılı kararıyla, Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, dava konusu düzenlemenin ve kesinti işlemlerinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALI …NIN SAVUNMASI: Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E:2018/5537, K:2018/2580 sayılı kararıyla dava konusu düzenleme iptal edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DAVALI … BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI: Savunma süresinde verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın; Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’le değişik 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, maaşından kesilerek tahsil edilen toplam 4.041,52-TL işgaliye bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : İzmir Büyükşehir Belediyesinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, lojmanda oturma süresini doldurduğundan bahisle tahliye etmemesi halinde işgaliye bedeli alınacağına ilişkin 01/12/2013 tarihli işlem ile bu işlemin dayanağı olan Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 27/03/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikle değişik 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline, maaşından kesilerek tahsil edilen toplam 4.041,52 TL işgaliye bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Davalı idarece dava süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmekte ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesinde; ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun hükmü uyarınca; ilgililerin, ileriye dönük olarak hukuki sonuçlarından yararlanmak üzere haklarında işlem yapılması için idareye başvurmaları ve isteklerinin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde yine maddede öngörülen usule uygun şekilde dava açmaları mümkün bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; … Büyükşehir Belediyesinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacı adına tahsis edilen lojmanda oturma süresini 01/12/2013 tarihinde doldurduğu halde tahliye etmediği için bu tarihten itibaren davacının lojmanı boşalttığı 30/09/2014 tarihine kadar maaşından işgaliye bedeli kesildiği, davacının 30/09/2014 tarihinde lojmanı boşalttığı, 01/10/2018 tarihli dilekçe idareye başvurarak Danıştay İkinci Dairesinin 20/03/2014 tarih ve 2013/5756 sayılı kararı ile Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34/3. maddesinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği belirtilerek bu karar uyarınca maaşından haksız olarak kesilen 4.041,52.-TL işgaliye bedelinin (aylık yapılan 144,84.-TL lojman kira bedeli düşüldüğünde) yasal faiziyle birlikte ödenmesini istediği, bu istemin 26/11/2018 tarihli işlemle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Kamu Konutları Yönetmeliği’nin “Konuttan çıkarılma” başlıklı 34. maddesinin 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 3. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay 2. Dairesinin 20/03/2014 tarih ve 2013/5756 sayılı kararı ile Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34/3. maddesinin yürütülmesinin durdurulmasına kararı verilmesinden sonra davacı tarafından ortaya çıkan yeni hukuki durum nedeniyle, 01/10/2018 tarihinde yapılan başvurunun, İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi uyarınca yapılan başvuru olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinin birinci fıkrasında “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” hükmü yer almaktadır.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 5. maddesinde, konutta oturulan süre için alınacak kira bedeli düzenlenmiş, 8. maddesinde “Konutlar, 7 nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazını durdurmaz.” hükmüne yer verilmiş, öngörülen süreler sonunda kamu konutunun boşaltılmaması durumunda konuttan çıkarılma yöntemi kurala bağlanmıştır.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’na dayalı olarak 16/07/1984 tarih ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan “Kamu Konutları Yönetmeliği”nin “Konuttan çıkarılma” başlıklı 34. maddesinin, 27/03/2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle değişik üçüncü fıkrasında “20 nci maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca İdarece konutta oturmasına izin verilenler hariç olmak üzere, 33 üncü madde gereğince konutta oturma süresini doldurduğu veya konutta oturma hakkı sona erdiği halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu on beş gün içerisinde tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin olarak İdarece yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir tebligata gerek olmaksızın, konutun tahliye tarihine kadar geçecek süreler için ödenmesi gereken kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için, ödenmesi gereken kira bedelinin (yakıt, elektrik, su vb. hariç) iki katı, daha sonraki aylar için ise dört katı olarak uygulanır. Ancak, bu şekilde oturulan süreler 33 üncü madde ile belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar yönünden bir hak teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda 2946 sayılı Kanunun 8. maddesinde; konutta oturma süresi sona erenlere karşı idarelere sadece “konutu boşalttırma” yetkisi tanınmış, konutun boşaltılmaması durumunda, idareye işgaliye bedeli tahsil yetkisi verilmemesine karşın Yönetmeliğin 34. maddesinin üçüncü fıkrası ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme hakkı verilmesinde hukuka uyarlık uyarlık bulunmamaktadır. Kaldı ki Kamu Konutları Yönetmeliği’nin “Konuttan çıkarılma” başlıklı 34. maddesinin 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 3. fıkrasının iptali istemiyle daha önce açılan davada, Danıştay İkinci Dairesinin 20/03/2014 tarih ve 2013/5756 sayılı yürütmenin durdurulması kararı verilen dosya, sonra Onaltıncı Daireye, bu Daireden tekrar İkinci Daireye daha sonra da Onbirinci Daireye devredilmiş, Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E:2016/5537, K:2018/2580 sayılı kararı ile söz konusu Yönetmelik maddesi iptali edilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 07/10/2019 tarih ve E:2018/4626, K:2019/4119 sayılı karar ile Daire kararının onanmasına karar verildiğinden davanın, iptali istenilen anılan Yönetmelik maddesi yönünden konusu kalmamıştır.
Diğer taraftan hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla hüküm altına alınan davaya konu düzenlemeye dayanılarak davacı adına tesis edilen işgaliye bedeli alınacağına ilişkin 01/12/2013 tarihli işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi davacının maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen işgaliye bedellerinin de davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren yasal faiziyle ödenmesi gerekmektedir.
Belirtilen nedenlerle Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 27/03/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikle değişik 34. maddesinin 3. fıkrasının daha önce yargı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle bu maddenin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, bu düzenlemeye dayanılarak davacı adına tesis edilen 01/12/2013 tarihli işlemin iptali, davacının maaşından kesilerek tahsil edilen işgaliye bedelinin idareye başvurduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığında memur olarak görev yapan ve kendisine 28/11/2008 tarihinde sıra tahsisli kamu konutu tahsis edilen davacıya, tahsis süresinin sona erecek olması nedeniyle, 12/11/2013 tarihli işlem ile lojmanda oturma süresinin sona ereceği 01/12/2013 tarihininden itibaren 15 gün içinde lojmanı boşaltması, aksi takdirde Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesine göre tahliyesinin sağlanarak işgaliye bedeli alınacağı hususu tebliğ edilmiştir.
Davacının, lojmanı tahliye etmeyerek konutta oturmaya devam etmesi üzerine, Yönetmeliğin 34. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tahliyenin gerçekleştiği 30/09/2014 tarihine kadar maaşından işgaliye bedeli kesintisi yapılmıştır.
Davacı tarafından; anılan Yönetmelik hükmünün Danıştay İkinci Dairesinin 20/03/2014 tarih ve E:2013/5756 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulduğundan bahisle, maaşından kesilen işgaliye bedellerinin ödenmesi istemiyle 01/10/2018 tarihinde davacı tarafından yapılan başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 124. maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” kuralı yer almıştır.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’nun “Kira bedeli” başlıklı 5. maddesinin ikinci fıkrasında, “Konutların aylık kira bedelleri, personelin aylık veya ücretinden peşin olarak bordro üzerinden kesilmek suretiyle tahsil edilir ve genel bütçeye dahil kurum ve kuruluşlarda hazineye, diğerlerinde kendi bütçelerine irat kaydedilir.” denilmiştir.
Aynı Kanun’un “Konuttan çıkarılma” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Konutlar, 7 nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazını durdurmaz.” kuralına yer verilmiştir.
2946 sayılı Kanun’a dayalı olarak, 16/07/1984 tarih ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile hazırlanan, 23/09/1984 tarih ve 18524 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Kamu Konutları Yönetmeliğinin, 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’le değişik ”Konuttan çıkarılma” başlıklı 34. maddesinin üçüncü fıkrasında, “20 nci maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca İdarece konutta oturmasına izin verilenler hariç olmak üzere, 33 üncü madde gereğince konutta oturma süresini doldurduğu veya konutta oturma hakkı sona erdiği halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu on beş gün içerisinde tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin olarak İdarece yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir tebligata gerek olmaksızın, konutun tahliye tarihine kadar geçecek süreler için ödenmesi gereken kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için, ödenmesi gereken kira bedelinin (yakıt, elektrik, su ve benzeri hariç) iki katı, daha sonraki aylar için ise dört katı olarak uygulanır. Ancak, bu şekilde oturulan süreler 33 üncü madde ile belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar yönünden bir hak teşkil etmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’le değişik 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemi yönünden incelendiğinde;
2946 sayılı Kanun’un 8. maddesinde konutta oturma süresi sona erenlere karşı idarelere sadece konutu boşalttırma yetkisi tanındığı, konutun boşaltılmaması durumunda idareye işgaliye bedeli tahsil etme yetkisi verilmediği, Kanun’un anılan maddesinde yer alan açık kurala rağmen, dava konusu Yönetmeliğin 34. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrası ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme hakkı tanınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin 28/05/2014 tarih ve E:2013/10117 sayılı kararı ile söz konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına; daha sonra Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E.2016/5537, K:2018/2580 sayılı kararıyla iptaline karar verildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Dava, davacının maaşından kesilerek tahsil edilen toplam 4.041,52-TL işgaliye bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; 12. maddesinde ise, ilgililerin haklarını ihlal eden bir işlem dolayısıyla Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvuru haklarının saklı olduğu kurala bağlanmıştır.
Belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda, İdari Yargılama Usulu Kanunu’nun 7. maddesine göre uygulama tarihinden itibaren 60 gün içinde uygulama üzerine davacı tarafından idareye başvurulmuş ise, 12. maddenin yollamada bulunduğu 11. maddeye göre, idarenin bu başvuruya cevap vermemiş olduğu hallerde, uygulama tarihinden en geç 120 gün, idarenin cevap verdiği durumlarda ise, uygulama tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde idari davanın açılmış olması gerekmektedir.
Başka bir anlatımla dava, davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren 120 gün içinde açılmış ise, ilgiliye, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama esas alınarak parasal hakların verilmesi, idareye başvuru tarihinden itibaren 120 günlük ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise, ancak dava tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içinde kalan ilk uygulamadan doğan parasal hakların ödenmesi mümkündür.
Bu durumda, davacının maaşından en son 2014 yılı Eylül ayında işgaliye bedeli kesintisinin yapıldığı, davanın ise 21/12/2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, yapılan kesintilerin iadesi istemi yönünden davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Kamu Konutları Yönetmeliği’nin 27/03/2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacının maaşından kesilerek tahsil edilen toplam …-TL işgaliye bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN SÜREAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
3. Dava kısmen karar verilmesine yer olmadığına kısmen retle sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen …TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, yargılama giderinin diğer yarısı olan …-TL’nin davalı Cumhurbaşkanlığından alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı Cumhurbaşkanlığından alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.