Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/7138 E. , 2022/2724 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7138
Karar No : 2022/2724
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLLERİ: Av…., Av. …
DAVANIN KONUSU : Türk Silahlı Kuvvetlerinde piyade üsteğmen olarak görev yapan davacı tarafından; Kara Kuvvetleri Komutanlığının … tarih ve … sayılı “Konut Tahliyesi” konulu emrinin, … Ordu Komutanlığının aynı konulu … tarih ve … sayılı işleminin, Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı tarafından uygulanan, oturduğu kamu konutundan tahliyesine ilişkin işlemin ve bu işlemlerin dayanağı olan MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin “Konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesi” başlıklı Dördüncü Bölümünün 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan, “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile” ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : TSK Konut Yönergesinde yapılan değişikliğin, Kanun ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olduğu, dolayısıyla Yönerge’ye dayalı olarak tesis edilen işlemlerde de hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : Kamu konutlarının kamu personeline tahsisine ilişkin usul, esas ve şartların Kamu Konutları Yönetmeliği ile belirlendiği; Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesindeki personele tahsis edilecek kamu konutlarının puanlama, tahsis, konuttan çıkarılma ve konutların yönetimine dair esasların ise, anılan Yönetmelik esas alınarak hazırlanan MSY/319-2(B) TSK Konut Yönergesi ile düzenlendiği; Yönerge’de 17/05/2019 tarihinde dava konusu değişikliğin yapıldığı; her çeşit güvenlik önlem ve tertiplerinin baş unsurunun personel olduğu, Silahlı Kuvvetlerle ilgili maddi ve manevi değerde saklanması veya gizlenmesi gereken her çeşit bilgi veya tesisin personelin fikri veya fiziki kontrolünde olduğu, dolayısıyla personelin hassas ölçülerle değerlendirilmesinin başlı başına güvenlik önlemi sayılacağı, 15 Temmuz 2016 tarihinde Devlet aleyhinde hain darbe girişiminde bulunulduğu, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması, benzer bir girişimin tekrar etmemesi ve terörle mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla OHAL ilan edildiği ve OHAL süresince bir takım ivedi tedbirlerin alınmasının zorunlu hale geldiği, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, milli güvenliğin ve Devletin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla birtakım tedbirler alması gerektiği, darbe girişiminin mahiyeti itibarıyla hızlı, etkili ve sonuç alıcı adımlar atılmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu, bu durumun bir gereği olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde FETÖ/PDY ile mücadeleye en küçük şüpheye mahal vermeyecek şekilde her platformda devam edildiği, bu kapsamda TSK’nın güvenlik ihtiyaçları ve Kurumun özel durumu dikkate alınarak Konut Yönergesi’ne dava konusu ilavenin yapılarak Bakan oluru ile yürürlüğe konulduğu, Yönerge’de yapılan değişikliğin mevzuata uygun olduğu; öte yandan, adli kayıtların araştırılması sonucunda davacı hakkında düzenlenen iddianamenin kabul edilerek yargılamasının sürdüğünün tespit edilmiş olması ve OHAL ve sonrasındaki süreç birlikte değerlendirildiğinde, davacı hakkında tesis edilen işlemlerde de hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin, 926 ve 2946 sayılı Kanunlarda yer almayan kısıtlamalara yer vermesi nedeniyle; tarafına tahsis edilen kamu konutundan davacının tahliye edilmesine ilişkin davalı idare işlemleri ile bu işlemlerin dayanağı olan MSY/319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesine ilişkin Dördüncü Bölümünün, “Konuttan çıkma” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan “Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile” ibaresinin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli piyade üst teğmen olarak görev yapan davacı tarafından, oturmakta olduğu kamu konutunun tahliyesine ilişkin … Kolordu Komutanlığı’nın konut tahliyesi konulu kararının ve bu işlemin dayanağı Kara Kuvvetleri Komutanlığının … tarih ve … sayılı “Konut Tahliyesi” konulu emri ile … Komutanlığının … tarihli ve … sayılı işlemin ve bu işlemlere dayanak olarak gösterilen MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesinin 2019 yılı Mayıs ayında yapılan değişiklikle “Konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesi” başlıklı 4. bölümün 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile Türk Ceza Kanununun 221. maddesinden faydalanmak için başvuranlar kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren bulundukları konutu 15 gün içerisinde tahliye eder.” düzenlemesinin iptali istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 140. maddesinde; “Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler.”; 141. maddesinde; “Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler… ” hükümlerine yer verilmiştir.
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Açığa çıkarılan, tutuklanan veya firar ve izin tecavüzünde bulunan, cezası infaz edilmekte olan subaylar hakkında yapılacak işlem:” başlıklı 65. maddesinde ise; “Açığa alınan veya tutuklanan subay ve askerî memurlar hakkında aşağıdaki esaslara göre işlem yapılır:
…
f) (Değişik: 26/3/1982 – 2642/10 md.) Açığa alınan ya da tutuklananlar; 1) Hizmet eri tazminatından ve bu Kanunda öngörülen aile yardım ödeneği, mahrumiyet yeri ödeneği, doğum yardım ödeneği, ölüm yardım ödeneği, tedavi ve cenaze masrafları, yakacak yardımı, giyecek ve yiyecek (tayın bedeli) yardımı, tahsil bursları ve yurttan faydalanma, lojmandan faydalanma hükümlerinden yararlanmaya devam ederler…” hükmü düzenlenmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin “Konuttan Çıkma, Konuttan Çıkarılma ve Konutun İadesi” başlıklı 4. Bölümünün 1.maddesinin (l) bendinde; “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile (ilave 17/05/2019) Türk Ceza Kanununun 221.maddesinden faydalanmak için başvuranlar kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren bulundukları konutu 15 gün içerisinde tahliye eder. Söz konusu personel kimlikleri, MSB.lığı, Gnkur.Bşklığı ve Kuv.K.lıkları tarafından konut tahsis makamlarına bildirilir. Tebligat işlemleri ise konut tahsis makamları tarafından zaman geçirmeksizin yapılır. (ilave 29/06/2018)” kuralına yer verilmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesinin (A) bendi uyarınca görevden uzaklaştırılan, görevlerine son verilen veya (B) bendi kamu görevinden çıkartılanların kendilerine tahsis edilen kamu konutundan tahliye edilecekleri kuralı getirilmiştir.
Dava konusu Yönergenin dayanağı olabilecek nitelikteki yukarıda sayılan yasal düzenlemelerde ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve Kamu Konutları Yönetmeliğinde lojmandan tahliyeye ilişkin kurallar getirilmiş olmakla birlikte, bu düzenlemelerde yer almayan, “personel hakkında düzenlenen iddianamenin kabulü durumunun” lojmandan tahliye nedeni oluşturmasına yönelik kısıtlamanın yönerge ile getirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, üst hukuk normlarına aykırı olan ve halen Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli olup, yukarıda belirtilenler kapsamında olmayan davacı hakkında tesis edilen tahliye işleminin ve dayanağı olan dava konusu Yönerge değişikliğinin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Türk Silahlı Kuvvetlerinde piyade üsteğmen olarak görev yapan davacının, hakkında düzenlenen iddianamenin kabulü ile … Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlanılması sebebiyle tesis edilen ve oturmakta olduğu kamu konutunun tahliyesine ilişkin … Kolordu Komutanlığı işlemi, … Ordu Komutanlığının … tarih ve … sayılı işlemi, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 24/10/2019 tarihli “Konut Tahliyesi” konulu emri ve bu işlemlere dayanak olarak gösterilen MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin 2019 yılı Mayıs ayında yapılan değişiklikle “Konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesi” başlıklı Dördüncü Bölümünün 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendine eklenen, “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile” ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Açığa çıkarılan, tutuklanan veya firar ve izin tecavüzünde bulunan, cezası infaz edilmekte olan subaylar hakkında yapılacak işlem:” başlıklı 65. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; “(Değişik: 26/3/1982 – 2642/10 md.) Açığa alınan ya da tutuklananlar;
1) Hizmet eri tazminatından ve bu Kanunda öngörülen aile yardım ödeneği, mahrumiyet yeri ödeneği, doğum yardım ödeneği, ölüm yardım ödeneği, tedavi ve cenaze masrafları, yakacak yardımı, giyecek ve yiyecek (tayın bedeli) yardımı, tahsil bursları ve yurttan faydalanma, lojmandan faydalanma hükümlerinden yararlanmaya devam ederler.” hükmü getirilmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye, 25/07/2018 tarih ve 7145 sayılı Kanun”un 26. maddesiyle eklenen Geçici 35. maddenin ilgili kısımlarında ise;
“A) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca, askeri hâkimler hakkında Milli Savunma Bakanının başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından birinci sınıf askeri hâkimler arasından seçilecek iki askeri hâkimden oluşan komisyonca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Bu kişiler hakkında alınan kararlar on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.
Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler hakkında bu maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı hükümleri uygulanır. Ayrıca askeri hâkimlerin askeri rütbeleri, mahkûmiyet kararı aranmaksızın alınır.
B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
… … …
Bu fıkraya göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamaz.
… … … ” hükümlerine yer verilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin “Konuttan Çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesi” başlıklı Dördüncü Bölümünün 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile (ilave 17/05/2019) Türk Ceza Kanununun 221. maddesinden faydalanmak için başvuranlar kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren bulundukları konutu 15 gün içerisinde tahliye eder. Söz konusu personel kimlikleri, MSB.lığı, Gnkur.Bşklığı ve Kuv.K.lıkları tarafından konut tahsis makamlarına bildirilir. Tebligat işlemleri ise konut tahsis makamları tarafından zaman geçirmeksizin yapılır. (ilave 29/06/2018)” kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Uyuşmazlık, MSY/319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesine ilişkin Dördüncü Bölümünün, “Konuttan çıkma” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendine 17/05/2019 tarihli değişiklikle ilave edilen ibare ile söz konusu düzenleme uyarınca tesis edilen dava konusu işlemlerin, dayanağı olan üst hukuk normuna ve hukuka uygun olup olmadığından kaynaklanmaktadır.
Dava dilekçesinde, TSK Konut Yönergesi’nin Dördüncü Bölümünün “Konuttan çıkma” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile Türk Ceza Kanununun 221. maddesinden faydalanmak için başvuranlar kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren bulundukları konutu 15 gün içerisinde tahliye eder. ” ibaresinin iptali istenilmiş olmakla birlikte, dilekçedeki iddialar, davalının savunması ve dosya içeriğinin birlikte değerlendirilmesinden; iddiaların, anılan ibarenin “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile” kısmına yönelik olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlık bu ibareye hasren incelenmiştir.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri uyarınca açığa alınan ya da tutuklanan subay, astsubay ve askeri memurların, kendilerine tahsis edilen kamu konutlarından faydalanmaya devam edecekleri anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) bendinde, 926 sayılı Kanun’a tabi personelden, yalnızca görevlerine son verilenlerin kamu konutlarından tahliye edileceği hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin (A) bendi incelendiğinde ise; bu bentte sayılan kamu görevlileri bakımından göreve son verilme şartı aranmamış, anılan bentte sayma yoluyla belirtilen kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılmaları halinde, tahsis edilen kamu konutlarından tahliye edilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Bu yasal düzenlemelerde, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli yönünden kamu konutlarından tahliye için açığa alınmanın ya da tutuklanmanın yeterli görülmeyerek, göreve son verilme şartının öngörülmesi karşısında; görevden uzaklaştırılan veya Mahkemece hakkında düzenlenen iddianame kabul edilerek sanık sıfatıyla yargılanmaya başlanan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin kamu konutlarından tahliye edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ancak, dava konusu edilen Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nde, yukarıda açıklanan kanuni düzenlemelere aykırı şekilde; anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenlerin 15 gün içerisinde oturdukları konutu tahliye etmeleri gerektiği düzenlenmiştir.
Bu durumda; Anayasa’nın 124. maddesi hükmü uyarınca, Kanun koyucunun genel prensipleri belirlemesi koşuluyla düzenlenecek konunun uygulanması ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesi amacıyla idareye tanınan alt düzenlemeler yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanun, tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kaydıyla kullanılabileceğinden, üst hukuk normuna aykırı olan dava konusu düzenlemede ve anılan düzenleme uyarınca tesis edilen işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar idare tarafından; “Silahlı Kuvvetlerle ilgili maddi ve manevi değerde saklanması veya gizlenmesi gereken her çeşit bilgi veya tesisin personelin fikri veya fiziki kontrolünde olduğu, dolayısıyla personelin hassas ölçülerle değerlendirilmesinin başlı başına güvenlik önlemi sayılacağı, 15 Temmuz 2016 tarihinde Devlet aleyhinde gerçekleşen hain bir darbe girişiminde bulunulduğu, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, benzer bir girişimin tekrar etmemesi ve terörle mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla OHAL ilan edildiği ve OHAL süresince birtakım ivedi tedbirlerin alınmasının zorunlu hale geldiği, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, milli güvenliğin ve Devletin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla birtakım tedbirler alması gerektiği” ifade edilerek, bu hususi durumun, tesis edilen işlemlerin gerekçesi olduğu belirtilmekte ise de; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35. maddesinde; idarenin savlarında belirtilen olağanüstü süreçle bağlantılı birtakım tedbirler düzenleme altına alınırken, kanun koyucu tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri personeli bakımından açığa alınmanın, haklarında ceza davası açılmış olmasının yeterli görülmemesi ve 926 sayılı Kanun hükümlerine istisna getirir nitelikte bir düzenleme yapılmaması karşısında, bu savunmaya itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu MSY/319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetler Konut Yönergesi’nin Dördüncü Bölümünün “Konuttan çıkma” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan “Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile” ibaresinin İPTALİNE,
2. Davacının, kendisine tahsis edilen kamu konutundan tahliye edilmesi yolundaki … Kolordu Komutanlığı işlemi ve bu işlemin dayanağı olan … Ordu Komutanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığının 24/10/2019 tarihli “Konut Tahliyesi” konulu emrinin İPTALİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/05/2022 tarihinde, dava konusu Yönerge hükmünün iptali istemi yönünden oyçokluğuyla, dava konusu diğer işlemlerin iptali istemi yönünden oybirliğiyle karar verildi.
(X) – KARŞI OY :
Dairemizin 17/05/2022 tarih ve E:2019/5593, K:2022/2597 sayılı kararı ile dava konusu MSY/319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi’nin; konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesine ilişkin Dördüncü Bölümünün, “Konuttan çıkma” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan “Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile” ibaresinin iptaline karar verildiğinden, bu davada, aynı ibarenin iptali istemi hakkında yeniden bir karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, işbu davada iptali istenilen ibare hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği görüşüyle, kararın bu kısmına katılmıyorum.