Danıştay Kararı 12. Daire 2021/123 E. 2022/2042 K. 14.04.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/123 E.  ,  2022/2042 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/123
Karar No : 2022/2042

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Nevşehir İli Ürgüp İlçesinde imam hatip olarak görev yapmakta iken din görevlisi olarak yurt dışında görevlendirilen davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirlenen ortak nitelikleri kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevinin sona erdirilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ve eki tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması” şeklindeki ortak niteliği kaybettiği sonucuna varıldığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 98.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevinin sona erdirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Herhangi bir kadınla gayri ahlaki ilişkisinin bulunmadığı, gazetede çıkan haberin asılsız olduğu, hiçbir somut delil bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Danıştay Başkanlık Kurulu’nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı “Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kararı” üzerine Dairemize devredilen dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/04/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının “Özel şartları” belirleyen (B) bendinin (2) numaralı alt bendinde, “Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak” kuralına yer verilmiş; 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi” hali, Devlet memurluğunu sonra erdiren haller arasında sayılmıştır.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Personelin nitelikleri” başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında; “Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
25/10/2011 tarih ve 28095 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Genel şartlar” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında “bir bayan ile gayri ahlaki ilişkisi olduğu ve bu olayı bir belediye başkanı ile paylaştığı” yolundaki Nevşehir Valiliğinin yazısı üzerine soruşturma açıldığı,
soruşturmaya konu davacının bir bayan ile gayri ahlaki ilişkisi olduğu iddialarının davacı ile belediye başkanı arasında geçtiği iddia edilen mesenger üzerinden gerçekleşen konuşmaların Kent Haber isimli gazetede haber yapılması üzerine davacının bu eylemlerinin, yürüttüğü görevin gereği olarak inanç, ibadet, tavır ve hareketleriyle topluma örnek olması gerekirken, temel dini ve ahlaki değerlere ters düşen mezkur davranışlar kapsamında olduğu anlaşıldığından, din görevlisinin itibar ve itimadını sarsıcı nitelikte, İslam törelerine uygun olmayan bir davranış olarak değerlendirilmesi sebebiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, “atanmalarında dini öğrenim esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması” şeklindeki ortak nitelik şartını görevi esnasında kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98/b maddesi uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. “Özel hayat”; gerek özel hukukta ve gerekse kamu hukukunda, kişinin girilmesine ya da müdahale edilmesine açık veya zımni rızasının olup olmadığı yönünden hukuki denetime tabi olup, özellikle, kişinin bire bir özel (sır) yaşam alanını, gizli tutmak istediği, bir başka kişi ya da kişilerin bilmesini istemediği konuları içermektedir. Bu itibarla, hukuken çok sıkı biçimde korunan, dokunulamayan bu alana idari makamlarca doğrudan müdahale edilmesi veya bu alanı sınırlayıcı idari yaptırım kararlarının uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının üzerine atılı bulunan ve soruşturma konusu olan eylemin özel hayatına ilişkin olduğu; davacı ile belediye başkanı arasında geçtiği iddia edilen konuşmaların kim tarafından ve ne şekilde elde edildiğinin de bilinmediği gibi, davacının özel hayatına ilişkin olan ve söz konusu kişiler arasındaki iletişimin gizliliğinin ihlal edilmiş olduğu dikkate alındığında, davacının yürütmekte olduğu kamu göreviyle, bir başka ifadeyle mesleki faaliyetiyle ilgisinin olmadığı anlaşıldığından, davacının atanmasında itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinde İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğuna dair ortak nitelik şartını taşımadığından bahisle imam hatiplik görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının temyiz isteminin kabulüyle … İdare Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.