Danıştay Kararı 12. Daire 2021/1383 E. 2022/5795 K. 28.11.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/1383 E.  ,  2022/5795 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/1383

Karar No : 2022/5795

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: … Genel Müdürlüğü Araç Bakım Onarım Dairesi Başkanlığı Bölge Atölyeler Şube Müdürlüğünde şef olarak görev yapan davacı tarafından, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca resen emekliye sevk edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararıyla; 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, idarenin 30 hizmet yılını tamamlayan ve hizmetine ihtiyaç duyulmayan personeli resen emekliye sevk etme hususunda takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı; uyuşmazlık konusu olayda, davacının … Genel Müdürlüğü Abone İşleri Daire Başkanlığında tahsilat şefi olarak görev yapmakta iken, anılan birimin 30/10/2007 tarihinde kapatılması üzerine, diğer birimlerde emekliye sevk edildiği tarihine kadar istihdam edilen davacının aktif olarak herhangi bir görev yürütmediği ve hizmetine ihtiyaç duyulmadığı dikkate alındığında; 34 hizmet yılını ve 62 yaşını dolduran davacının, 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak resen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin dayanağı olan Kanun hükmünün yürürlükten kaldırıldığı, ayrıca davalı idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığı hususunda Bölge İdare Mahkemesince yeterli incelemenin yapılmadığı, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Davacı, … Genel Müdürlüğü Araç Bakım Onarım Dairesi Başkanlığı Bölge Atölyeler Şube Müdürlüğünde şef olarak görev yapmaktadır.

… Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle; norm kadro fazlası kadroda bulunması ve unvanı itibarıyla yürüteceği herhangi bir görevin olmaması nedeniyle, hizmette 34 yılını tamamlayan ve 62 yaşını dolduran davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığından bahisle, 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca re’sen emekliye sevk edilmiştir.

Bunun üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinde; ”Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” kuralına yer verilmiştir.

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun “Emekli Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine, aynı bendin ikinci paragrafında, seçilmiş belediye başkanları ve illerin daimi komisyonu üyeleri hariç olmak üzere 30 hizmet yılını tamamlamış olanların, kurumlarınca lüzum görüldüğünde yaş kaydı aranmaksızın resen emekli edilebilecekleri, “Yaş Hadleri” başlıklı 40. maddesinde, iştirakçilerin görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddinin 65 yaşını doldurdukları tarih olduğu, bu görevlere, 65 yaşını dolduranların açıktan veya naklen atamalarının yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 08/07/2003 tarih ve 4919 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesinin, iştirakçilerin görevleri ile ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddinin 61 yaşını doldurdukları tarih olarak değiştirilmiş, bu değişikliğin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 28/02/2004 tarih ve 25387 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2003 tarih ve E:2003/67, K:2003/88 sayılı kararıyla; anılan değişikliğin 65 yaşını doldurmayanlar yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı gereğince dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesinde belirlenen yaş haddi 65 olarak uygulanmaya devam edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden; 5434 sayılı Kanun’da, mevzuatımızda genel olarak kabul edilmiş bulunan memur güvencesinin doğal sonucu olarak emeklilik uygulaması isteğe bağlanmış olup, resen emekliye sevk uygulaması ise, istisnai nitelik taşımakta, çalışana ve hizmete yönelik birtakım koşullara bağlı bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun’un anılan maddeleri ile idarelere, 30 hizmet yılını tamamlamış olanlar ile 61 yaşını dolduranların resen emekliye sevki konusunda takdir yetkisi verilmiş ise de, bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, emekliye sevk işleminin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun hukuken geçerli, somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerekmektedir.

Bakılan davada, davacı hakkındaki resen emekliye sevk işleminin, Ankara Elektrik, Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesinin (… Genel Müdürlüğü) faaliyet alanları ve günün gelişmeleri de dikkate alınarak, teşkilat yapısında ve kadro sayısında küçülmeye gidilmesinin yanı sıra kuruluşun faaliyet alanı, teşkilat ve kadro yapısına göre, davacının norm fazlası kadroda bulunması ve unvan itibarıyla yürüteceği herhangi bir görevi olmadığından bahisle, hizmetine ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle tesis edildiği belirtilmiştir.

Ancak, temyize konu dosyanın incelenmesinden; kuruluş tarafından yürütülen doğal gaz hizmetlerinin 12/06/2007 tarih ve 26550 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5669 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun gereğince özelleştirilerek, 01/09/2007 tarihinden geçerli olmak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan … A.Ş.’ye devredilmesine rağmen, davacının bu tarihten itibaren on yıla yakın bir süre görev yaptığı, çalışma süresince hizmetlerini aksattığı, etkin ve verimli çalışmadığı ya da görevini yapamayacak derecede bedenen ve fikren güçlü olmadığı yolunda yapılan bir tespit ve somut bir veri ile idarelerin yazılı beyanı dışında dava konusu işleme gerekçe gösterilen hususları kanıtlayacak herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, davacının resen emekliye sevk edilmesi için yeterli ve gerekli nedenlerin bulunmadığı, ayrıca Anayasa Mahkemesince, iştirakçilerin görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırının 61 yaş olarak değiştirilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği de göz önüne alındığında; davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.