Danıştay Kararı 12. Daire 2021/2071 E. 2022/3325 K. 07.06.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/2071 E.  ,  2022/3325 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2071
Karar No : 2022/3325

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLLERİ : …

DAVANIN KONUSU :
Ankara ili, Polatlı ilçesi … Mahallesi Camii imam-hatibi olarak görev yapan davacı tarafından;
1. 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şeklindeki 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin eksik düzenleme nedeniyle iptali,
2. Anılan maddedeki düzenlemeye dayanılarak tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Yönetmelik maddesinin, liyakat ilkesine ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, davalı kurumda aynı suçu işleyen her ikisi de Devlet memuru olan imam-hatip lisesi mezunu bir cami görevlisinin memurluk görevinin sonlandırıldığı, yardımcı hizmetleri sınıfındaki hizmetlinin memurluk görevi sonlandırılmadığı, davacının dini görevinin sonlandırılıp devlet memurluğu görevinin sonlandırılmaması gerektiği, din görevlilerinin güvencesiz memur konumuna düştüğü, dava konusu düzenlemenin atamalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda görev yapan davalı idare personeli aleyhine haksızlık, adaletsizlik ve hukuksuzluk oluşturduğu, Yönetmelik maddesinin ve bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürerek iptali gerektiği iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının işlediği fiillerin, din görevliliği ile bağdaşmasının mümkün olmadığı, bu olayın duyulması ile kötü örnek teşkil etmesine sebep olacağı, bu nedenle davacının, kamu hizmetini etkili ve verimli bir şekilde ifa etmesine artık imkân kalmadığı, Başkanlığın yapmış olduğu hizmetin özellik ve hassasiyeti dikkate alınarak tesis edilen dava konusu işlem, hizmet gereklerine ve kamu yararına matuf ve hukuka uygun olarak tesis edildiğinden davacının ileri sürdüğü iddiaların hukukî ve maddî yönlerden mesnetsiz olduğu, dava konusu yönetmelik hükmünün daha önce Danıştay denetiminden geçtiği ve hukuka uygun bulunduğu, davacının mesleğini ifa ettiği Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özelliği ve önemi dikkate alındığında; özellikle bazı eylemler açısından, mesleki ve etik kurallara aykırı davranışlarının kamu görevlilerinin ve bu bağlamda kamu hizmetinin saygınlığı üzerinde belirli bir etkiye sahip olabileceğinin açık olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığının özel nitelik arz eden kurumsal yapısı ile kamu nezdindeki itibari göz önüne alındığında ifa edilen görevin önemi ve özelliği gözetildiğinde davacının eylemlerinin kurum disiplini ile itibarını zedeleyerek kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini engelleyeceğinin açık olduğu, davacının sübut bulan soruşturmaya konu eyleminin niteliği ve yaptığı görevin gereklilikleri dikkate alındığında, atanma sırasında aranan niteliğin kaybedilmesi nedeniyle göreve son verme işleminin ve dayanağı yönetmelik maddesinin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kamu görevlisi olarak atanmak için aranan genel şartlar yanında ifa edilecek görevin önem ve özelliği nedeniyle özel şartlar öngörülmesinin; ayrıca, atama için aranan niteliklerin görev sırasında kaybedilmesi hâlinin kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyecek kimi unsurların önleyici ve caydırıcı nitelikleri de gözetilerek idari yaptırıma bağlanmasının, idarenin takdir hakkı kapsamında kaldığı ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacına yönelik olduğu açıktır.
Din görevlisinin toplum nezdindeki yeri ve önemi ile ifa edilen görevin sosyal yapıya etkileri gözetildiğinde, Din Hizmetleri Sınıfında görev yapan din görevlilerinden, topluma örnek olacak davranışlar içinde olmalarının bekleniyor olması, örnek kişilik özellikleri sergileme sorumluluğu taşımaları, toplumda kabul gören değerlere ters düşmeyen ve inanç, ibadet, ahlak ve davranış bütünlüğüne uygun bir yaşam tarzına sahip olmalarının yürütülen kamu hizmetinin ayrılmaz parçası olması, inanç, ibadet, ahlak değerlerinin yaşama yansıyan yönlerinde örnek olma görevini yüklenmeleri karşısında, bu hizmet sınıfı için yukarıda sözü edilen ve iptali istenen, “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şartının aranmasında, Yönetmeliğin dayanağı ve üst hukuk normu olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’a, hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Genel Şartlar” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda görev yapan personelin; 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (2.) alt bendi ile aynı Kanun’un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca Yönetmelikle aranılan “itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu” şeklindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle görevine son verme işleminin tesisi için, ”İslam törelerine uygun olmayan bir eylemin bulunmasının” yanında diğer bir şart olarak ”bu eylemin çevresinde bilinir olması gerektiği”, ancak bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda görevine son verilebileceği açıktır.
Dava konusu olayda, dosya kapsamındaki soruşturma raporu, tanık ifadeleri ve diğer bilgi ve belgeler incelenmesinden, davacının Uşak ili Eşme ilçesi … Camii imam-hatibi olarak görev yaptığı dönemde evli olmasına rağmen, aynı köyde yaşayan ve evli olan … isimli kadınla sık sık uzun süre gizli olarak karşılıklı birbirlerini telefonla arayıp konuştukları ve mesajlaştıkları, davacıya ait araçla muhtelif tenha yerlere gidilerek gayri ahlaki tutum ve davranışlarda bulunduğu, bu gayri ahlaki birliktelik nedeniyle … isimli kadının eşinin boşanma davası açarak boşanmalarına sebebiyet verdiği, davacının da bu sebeple eşinden boşandığı tespit edilmiştir. Davacının bu eylemleriyle bir din görevlisine yakışmayacak gayri ahlaki tutum davranışlar içerisinde olduğu ve göreve etki eden olumsuz davranışlarının bulunduğu; davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda tespit edilmesi nedeniyle davacının üzerine atılan eylemlerin İslam töresi ile bağdaşmadığı gibi, söz konusu eylemlerin alenilik kazanarak davacı hakkında öne sürülen iddiaların sübuta erdiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, davacının, atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak olarak tanımlanan niteliği kaybettiği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98/b maddesi gereğince görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bununla birlikte, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, bu işlem nedeniyle davacının tazmini gerekli maddi ve özlük hakkı kaybının varlığından bahsetme olanağı bulunmamaktadır.
Bu itibarla davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI :…
DÜŞÜNCESİ: Dava; Ankara İli Polatlı İlçesi … Mahallesi Camii İmam Hatibi olarak görev yapan davacı tarafından; 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şeklindeki 5/1-b maddesindeki eksik düzenleme ile anılan düzenlemeye dayanılarak, 657 sayılı Kanun’un 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Yasanın Devlet memurluğuna alınmada Genel ve Özel Şartları belirleyen 48.maddesinin B/2 bendinde ; “Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatlarında aranan şartları taşımak” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 98/b.maddesinde ise; “memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi hallerinde” Devlet memurlarının memurluğunun sona ereceği belirtilmiştir.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 10’uncu maddesinde de, Başkanlık kadrolarına yapılacak atama ve nakil işlemlerine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 633 sayılı Kanun’a dayanılarak hazırlanan ve 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, bu Yönetmelikte yer alan kadrolara atanacaklarda aranacak genel şartlar içerisinde, “atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan ünvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak” şartı öngörülmüştür.
Kamu görevlisi olarak atanmak için aranan genel şartlar yanında görevin niteliği gözetilerek özel şartlar öngörülmesinin, ayrıca atama için aranan özel niteliklerin kaybedilmesi halinin yaptırıma bağlanmasının idarenin takdir hakkı kapsamında olduğu ve bu durumun kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacını taşıdığı açıktır.
657 sayılı Kanununun 36’ncı maddesinde, din hizmetleri sınıfının, özel kanunlarına göre çeşitli derecelerde dini eğitim görmüş olan ve dini görev yapan memurları kapsadığı ifade ettiği belirtilmiş olup, bu sınıfta görev yapan din görevlilerinin kendilerinden beklenen örnek kişilik özelliklerini sergileme sorumluluğunu taşımaları nedeniyle, toplumda kabul gören inanç, ibadet ve davranış bütünlüğü içerisinde aynı zamanda örnek olma görevini de yüklendiklerinden, bu hizmet sınıfı için yukarda sözü edilen “ortak nitelik” şartının aranılmasının, yapılan hizmetin gereği olduğu sonucuna varılmakla, iptali istenilen düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın bireysel işleme ilişkin kısmına gelince;
Olayda; davacının Uşak İli Eşme İlçesi … Camii İmam-Hatibi olarak görev yapmakta iken, hakkında öne sürülen fiili nedeniyle yapılan soruşturma sonrasında Ankara İli Polatlı İlçesi … Mahallesi Camii İmam Hatibi olarak naklen atandığı, burada görev yapmakta iken yine Eşme İlçesi … Camii İmam-Hatibi olarak görev yaptığı dönemde işlediği öne sürülen aynı filler nedeniyle hakkında şikayette bulunulduğu, bu şikayet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda da, davacının fiillerinin din görevlisine olan güveni sarsıcı ve İslam törelerine aykırı nitelikte olduğu, ve bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Kurulunun 12/07/2018 tarihli kararı ile; Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5/1/b. maddelerindeki “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unsurlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin işlem törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak” şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinin (b) uyarınca davacının görevine son verilmesinin uygun olacağına karar verildiği, 27/07/2018 tarihli Başkanlık Oluru ile de görevine son verildiği anlaşılmıştır.
Soruşturma raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; üzerine atılı fiili işlediği anlaşılan ve bu nedenle de Yönetmeliğin 5.maddesinde yer alan itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin islam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklindeki ortak nitelik şartını taşımadığı açık olan davacı hakkında tesis edilen işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, duruşma için önceden belirlenen 07/06/2022 tarihinde, davacı ile davalı Diyanet İşleri Başkanlığı vekilleri Hukuk Müşaviri … ve Av. …’ ın geldiği, Danıştay Savcısı … ‘ in hazır olduğu görülerek duruşmaya başlanıldı. Taraflara usulüne uygun söz verilip dinlenildi ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındı. Taraflara son kez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dosyanın incelenmesinden; Ankara ili Polatlı ilçesi … Mahallesi Camii imam-hatibi olarak görev yapan davacı tarafından; Uşak ili Eşme ilçesi … Camii imam-hatibi olarak görev yaptığı dönemde evli bir kadınla gayri ahlaki tutum ve davranışlarda bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonrası düzenlenen … tarih ve … sayılı soruşturma raporunda davacının fiilinin sabit olduğu sonucuna varılarak Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ nun 98/b maddesi uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki görevinin sonlandırılması teklifinin getirildiği, getirilen teklif doğrultusunda … tarih … sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Olur işlemiyle görevine son verilmesi üzerine 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şeklindeki 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin eksik düzenleme nedeniyle iptali, anılan maddedeki düzenlemeye dayanılarak tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve .. sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının “Özel şartları” belirleyen (B) bendinin (2) numaralı alt bendinde, “Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak” kuralına yer verilmiş; 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi”, Devlet memurluğunu sonra erdiren haller arasında sayılmıştır.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Personelin nitelikleri” başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında, “Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Genel şartlar” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şeklindeki 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yönünden incelendiğinde:
Kamu görevlisi olarak atanmak için aranan genel şartlar yanında ifa edilecek görevin önem ve özelliği nedeniyle özel şartlar öngörülmesinin; ayrıca, atama için aranan niteliklerin görev sırasında kaybedilmesi hâlinin kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyecek kimi unsurların önleyici ve caydırıcı nitelikleri de gözetilerek idari yaptırıma bağlanmasının, idarenin takdir hakkı kapsamında kaldığı ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacına yönelik olduğu açıktır.
Din görevlisinin toplum nezdindeki yeri ve önemi ile ifa edilen görevin sosyal yapıya etkileri gözetildiğinde, Din Hizmetleri Sınıfında görev yapan din görevlilerinden, topluma örnek olacak davranışlar içinde olmalarının bekleniyor olması, örnek kişilik özellikleri sergileme sorumluluğu taşımaları, toplumda kabul gören değerlere ters düşmeyen ve inanç, ibadet, ahlak ve davranış bütünlüğüne uygun bir yaşam tarzına sahip olmalarının yürütülen kamu hizmetinin ayrılmaz parçası olması, inanç, ibadet, ahlak değerlerinin yaşama yansıyan yönlerinde örnek olma görevini yüklenmeleri karşısında, bu hizmet sınıfı için yukarıda sözü edilen ve iptali istenen, “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şartının aranmasında, Yönetmeliğin dayanağı ve üst hukuk normu olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’a, hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Dava, Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden incelendiğinde:
Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Genel Şartlar” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda görev yapan personelin; 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (2.) alt bendi ile aynı Kanun’un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca Yönetmelikle aranılan “itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu” şeklindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle görevine son verme işleminin tesisi için, ”İslam törelerine uygun olmayan bir eylemin bulunmasının” yanında diğer bir şart olarak ”bu eylemin çevresinde bilinir olması gerektiği”, ancak bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda görevine son verilebileceği açıktır.
Dava konusu olayda, dosya kapsamındaki soruşturma raporu, tanık ifadeleri ve diğer bilgi ve belgeler incelenmesinden, davacının Uşak ili Eşme ilçesi … Camii imam-hatibi olarak görev yaptığı dönemde evli olmasına rağmen, aynı köyde yaşayan ve evli olan … isimli kadınla sık sık uzun süre gizli olarak karşılıklı birbirlerini telefonla arayıp konuştukları ve mesajlaştıkları, davacıya ait araçla muhtelif tenha yerlere giderek gayri ahlaki tutum ve davranışlarda bulunduğu, bu gayri ahlaki birliktelik nedeniyle … isimli kadının eşinin boşanma davası açarak boşanmalarına sebebiyet verdiği, davacının da bu sebeple eşinden boşandığı tespit edilmiştir. Davacının bu eylemleriyle bir din görevlisine yakışmayacak gayri ahlaki tutum davranışlar içerisinde olduğu ve göreve etki eden olumsuz davranışlarının bulunduğu ve davacı hakkında daha önce de gayri ahlaki tutum ve davranışlarda bulunduğuna ilişkin şikayetler olduğu yapılan soruşturma sonucunda tespit edilmesi nedeniyle davacının üzerine atılan eylemlerin İslam töresi ile bağdaşmadığı gibi, söz konusu eylemlerin alenilik kazanarak davacı hakkında öne sürülen iddiaların sübuta erdiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; davacının, atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak olarak tanımlanan niteliği kaybettiği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98/b maddesi gereğince görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bununla birlikte, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, bu işlem nedeniyle davacının tazmini gerekli maddi ve özlük hakkı kaybının varlığından bahsetme olanağı bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak.” şeklindeki 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen … – TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.