Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/2712 E. , 2022/3557 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2712
Karar No : 2022/3557
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR :
1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALILAR) :1- …Bakanlığı
2- …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Elazığ İli, … İlçe Emniyet Müdürlüğünde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun geçici 27. maddesi uyarınca re’sen emekliye sevk edilmesine ilişkin …tarih ve … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 04/04/2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’na eklenen geçici 27. maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 07/07/2020 tarih ve E:2017/5643, K:2020/3219 sayılı bozma kararına uyularak; davacının re’sen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlem yönünden; görevine devam ettirilen personelin, kimi zaman sicil not ortalaması yüksek olmasına rağmen ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri bakımından re’sen emekli edilen personelin gerisinde kaldığı, bir personelin görevine devam edebilmesi için önünde engel olan bir fiilin diğer bir personel açısından engel olarak görülmediği, dolayısıyla, davalı idarece yapılan değerlendirmede dikkate alındığı belirtilen; personelin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, özgüveni, verimlilik ve benzeri özellikleri yönünden eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın söz konusu olmadığı, bunlardan birine öncelik verilmiş ise bunun gerekçelerinin açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, davalı idarece, davacının re’sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda, açıklanan gerekçeler dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılacağından, bu kararın, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayacağı; davacının re’sen emekliye sevk edilmesi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebi yönünden ise; davacının re’sen emekliye sevk edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin belirtilen gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayıp, re’sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının parasal ve özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı tarafından; İdare Mahkemesi kararının yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının reddine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Davalı idareler tarafından; 6638 sayılı Kanunun değişik 55. maddesiyle her rütbe için azami amir sayısı belirlendiği ve mevcut amir sayısının belirlenen oranlara çekilebilmesi için resen emeklilik sisteminin getirildiği, idarenin bu konuda geniş takdir yetkisi bulunduğundan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı tarafından; savunma verilmemiştir.
Davalı idareler tarafından; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenleri bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının düzelterek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın davacı ve davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz İncelemesi Üzerine Verilecek Kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıkların da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununda ise, “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son fıkrasında; avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı ve davalı idarelerin davayı avukat aracılığıyla takip ettiği, davanın da dava konusu işlemin iptali, parasal haklarının ödenmesi, özlük haklarının iadesi isteminin ise reddi nedeniyle kısmen davacı lehine, kısmen davalı idareler lehine sonuçlandığı, buna karşın kararda, davacı ve davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmakta olup, davacı ve davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Ancak, bu husus, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, temyize konu kararın hüküm fıkrasının, “…tazminat talebinin reddine…” ibaresinden sonra gelmek üzere “kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,” ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali, davacının parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemleri yönünden ise davanın reddi yolundaki …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasına, “kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 1.700,00 TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.