Danıştay Kararı 12. Daire 2021/5231 E. 2022/1518 K. 30.03.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5231 E.  ,  2022/1518 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5231
Karar No : 2022/1518

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 20/06/2007 tarihinde Kamu Personeli Seçme Sınavı puanıyla Diyarbakır ili, Lice ilçesi Devlet Hastanesine sözleşmeli personel statüsünde … olarak yerleştirilen davacının, askerlik görevinin bitimi sonrasında sözleşme imzalama talebinin, müracaat evrakının zamanında teslim edilmemesi nedeniyle reddine ilişkin Lice Kaymakamlığı Halis Toprak Vakfı Lice Devlet Hastanesi Baştabipliğinin … tarih ve … sayılı işleminin yargı kararıyla iptali üzerine yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL tutarın, (ıslah yolu ile arttırılmak suretiyle ise 61.489,70-TL tutarın) ilk dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 04/10/2018 tarih ve E:2015/486, K:2018/3440 sayılı bozma kararına uyularak; bozma ilamı öncesinde Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 17/07/2014 tarihli ilk bilirkişi raporuna istinaden (27.914,94-TL maaş, 21.803,84-TL ek ödeme ile toplam 49.718,78-TL asıl alacak + 11.770,92-TL faiz üzerinden) 61.489,70-TL tutarın ödenmesine karar verildiği, söz konusu kararın, davacı vekili tarafından 29/06/2015 tarihli icra emriyle 61.489,70-TL maddi tazminat, 5.841,41-TL yargılama gideri, 7.063,00-TL asıl alacak (vekalet ücreti) ve işlemiş faizler ile toplam 99.197,90-TL üzerinden takibe konulduğu, icra dosyasına davalı idare tarafından 14/07/2015 tarihinde 109.097,48-TL ödeme yapıldığı, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunan 24/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının terhis tarihi ile idarece fiilen göreve başlatıldığı tarih arasında idareden alması gereken maaş ve ek ödemeler toplamından, aynı tarihler arasında bir başka işte çalışması karşılığı elde ettiği ücretlerin mahsubu neticesinde davacının 30.997,39-TL ücret (asıl alacak), 31.783,26-TL faiz olmak üzere toplam 62.780,65-TL’lik parasal hak kaybı bulunduğunun tespiti karşısında, bu tutarın icra yoluyla tahsil edildiği anlaşıldığından, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bozma kararındaki hususlar açıklığa kavuşturulmadan karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, davacının 21/02/2008 tarihli atama istemli başvurusundan itibaren göreve başlayıp başlamayacağı hususunun netleştirilmediği, askerlik tarihi konusunda çelişkinin bulunduğu, davacının alması gereken ücret ve ek ücretlerden, açıkta kaldığı dönemde aldığı ücretin düşülmesi suretiyle bulunacak tutara 07/10/2010 tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiği halde, bilirkişi raporunda faizlerin 2020 yılına kadar işletilerek hesaplama yapıldığı, davacıya fazla ödeme yapılarak sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, 2007/4 KPSS yerleştirme sonuçlarına göre 20/06/2007 tarihinde Sağlık Bakanlığına sözleşmeli personel statüsünde yerleştirilmiştir.
Ancak, bu dönemde askerlik görevini yapması nedeniyle işe başlatılması için müracaat edemediğinden bahisle, gereğinin yapılması amacıyla 21/02/2008 tarihinde Halis Toprak Vakfı Lice Devlet Hastanesi Baştabipliğine başvuruda bulunmuştur.
Atama istemiyle yaptığı başvurunun, müracaat evrakının zamanında teslim edilmemesi nedeniyle reddine ilişkin 26/02/2008 tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onikinci Dairesince verilen bozma kararına uyularak, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davacı yargı kararına istinaden 07/10/2010 tarihinde Lice Kaymakamlığı Halis Toprak Vakfı Lice İlçe Hastanesinde göreve başlatılmıştır.
10/09/2013 tarihli başvurusuyla, … İdare Mahkemesinin 12/07/2013 tarihli kararına istinaden, 13/03/2008 ile 07/10/2010 tarihleri arasında yoksun kaldığı 65.000,00-TL’nin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuştur.
Diyarbakır Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 06/11/2013 tarihli yazısıyla, davacının talebine dayanak alınan yargı kararında sadece dava konusu işlemin iptali şeklinde karar verildiği, parasal haklar konusunda hüküm kurulmadığından, ödeme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Bunun üzerine işe başlatılması talebiyle başvuruda bulunduğu 21/02/2008 tarihi ile göreve başlatıldığı 07/10/2010 tarihi arasında mağduriyeti bulunduğundan bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, dava tarihine kadar işlemiş ve dava tarihinden sonra işletilecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 1.000,00-TL tazminat tutarının ödenmesi istemiyle açılan davada, ıslah talebinde bulunularak 61.489,70-TL’nin ilk dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 83. maddesinin birinci fıkrasında; ”Devlet memuru iken muvazzaf askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlardan askerlik görevini tamamlayıp memuriyete dönmek isteyenler, terhis tarihinden itibaren 30 gün içinde kurumlarına başvurmak ve kurumları da başvurma tarihinden itibaren azami 30 gün içinde ilgilileri göreve başlatmak zorundadırlar.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemenin, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüyle, davacının yoksun kaldığı 61.489,70-TL maddi zarar miktarının 07/10/2010 tarihinden itibaren (bilirkişi raporuyla 21/02/2008 – 07/10/2010 tarihleri arasındaki süre için işleyecek faiz miktarı hesaplanmış olduğundan) işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki 30/10/2014 tarih ve E:2013/2662, K:2014/1033 sayılı ilk kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 04/10/2018 tarih ve E:2015/486, K:2018/3440 sayılı kararıyla bozulduğu, anılan kararın gerekçesinde; davacının 21/02/2008 tarihi itibarıyla askerlikten terhis edilip edilmediği, yine bu tarih itibarıyla göreve başlayıp başlayamayacağı hususu araştırılmadan, bu tarihin esas alınması suretiyle parasal hak ile faiz başlangıcının hesaplandığı, ayrıca açıkta kaldığı sürede bir başka işte çalışıp çalışmadığı hususunun da netleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda değinilen ilk kararın davacı tarafça icra takibine konu edilmesi nedeniyle, davalı idare tarafından, 14/07/2015 tarihinde 109.097,48-TL tutarında ödeme yapılmıştır.
Bozma kararı üzerine yeniden yapılan inceleme neticesinde, dosyanın tekrar bilirkişiye sevkiyle, ilk karar üzerine yapılan ödeme de dikkate alınarak, bilirkişi raporunda tespit edilen tutarın icra takibi yoluyla karşılandığı belirtilmek suretiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin temyize konu karar verilmiştir.
Dairemizce bozulmasına karar verilen; ilk kararda belirtilen tutarın davacı tarafça icra takibine konu edilerek ödenmesinin, bu dava kapsamında direkt hükmün teşkiline dayanak alınarak, karar verilemeyeceği açıktır.
Bu durumda yapılması gereken, bozma kararında belirtilen hususların netliğe kavuşturulması ile bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olup olmadığının incelenmesidir.
24/11/2020 tarihinde Mahkemenin kaydına giren bilirkişi raporunda, 13/03/2008 ile 07/10/2010 arasında yoksun kalınan parasal hakların, bu dönemde davacının çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düşülmesi suretiyle, bakiye tutar üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilmiş olup, 2008 yılı Mart ayı ve 2010 yılı Ekim ayları arası dönem için, aylık bazda 2020 yılı sonuna kadar olmak üzere de faiz hesaplanması suretiyle tutar tespit edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacının askerlik sonrasında 21/02/2008 tarihinde göreve başlatılması için başvuruda bulunmasına rağmen, hangi tarih itibarıyla göreve başlayabileceği hususunda açıklık bulunmadığından, parasal haklar başlangıcı açısından, bu tarihin belirlenmesinin önem arz ettiği açık olup, askerlik süresi konusunda da dosya kapsamında verilen ara kararına istinaden, 13/12/2006-13/03/2008 tarihleri arasında askerlik görevinin yapıldığının belirtildiği, davacının ise kullanmadığı izinleri olduğundan fiilen 11/02/2008 tarihinde birliğinden ayrıldığı yönünde iddiasının bulunduğu görülmektedir.
Bu nedenle, davacının askerlik yaptığı tarihlerin netleştirilerek, 657 sayılı Kanun’un 83. maddesinin de dikkate alınması suretiyle, askerlik bitiminde hangi tarihten itibaren göreve başlayabileceğinin tespiti ile bir başka işte çalışmış olması halinde çalıştığı döneme ilişkin tutarın da düşülmesi neticesinde, açıkta kaldığı sürelere ilişkin olarak yoksun kaldığı parasal haklarının belirlenmesi gerektiğinden, açıklanan hususlar dikkate alınmadan verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak belirli bir bedel üzerinden açılan tazminat davalarında, yargılama aşamasında ilgili yargı mercii tarafından konuya ilişkin yaptırılan bilirkişi incelemesi vs. araştırmalar neticesinde bulunan yeni değer, davacı tarafından 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ıslah edilerek, talebe konu tazminat miktarı, belirlenmiş olan yeni değer üzerinden güncellenebilmektedir.
İlgili yargı mercii tarafından, ıslah edilen bu değerin tazminine karar verilirken, hükmedilecek tazminata yürütülecek faiz yönünden, faizin niteliği gereği ikili bir ayırım yapılması ve “davanın ilk açıldığı zaman belirtilen tazminat miktarına”, dava tarihinden veya dava tarihinden önce davacı tarafından idareye bir başvuru yapılmış ve bu başvuru tarihinden itibaren faiz ödenmesi yönünde bir talepte bulunulmuş ise idareye başvuru tarihinden itibaren; “tazminatın ıslah ile artırılan diğer kısmına” ise, ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiği açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.