Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/6675 E. , 2021/6557 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6675
Karar No : 2021/6557
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yardımcısı Vekili …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı Belediye Başkanlığı bünyesinde mali hizmetler müdürü olarak görev yapan …’nun Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair davacı Belediye Başkanlığı teklifinin reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; İlçe Belediyelerinin vesayet denetimine tabi özerk yerinden yönetim kuruluşu olduğu, bununla birlikte, dava konusu olayda olduğu gibi belediye personeli hakkında İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karar verildiği durumlarda, vesayet denetiminin ötesinde, hiyerarşik düzen içerisinde yer alan iki kurumda iç işleyişe ilişkin bir yetkinin kullanıldığı, bu durumda, hiyerarşik düzen içerisinde gerçekleştirilen işleme karşı açılan davada, davacı Havsa Belediye Başkanlığı’nın kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : …’nun eylemleri nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının gerektiği, bu konuda idareleri tarafından da dava açılmasının mümkün olması gerektiğinden bahisle aksi yönde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı Belediye Başkanlığı bünyesinde mali hizmetler müdürü olarak görev yapan …’nun, 11/04/2019 tarihinde yıllık izne ayrılırken belediyeye ait Mali Hizmetler hesaplarının ve kayıtlarının da olduğu 2 adet bilgisayarı ve kasa anahtarlarını da yanında götürdüğü, kendisine ulaşılarak bu eşyaları getirmesinin istenilmesine rağmen getirmediği iddialarıyla hakkında başlatılan soruşturma neticesinde Havsa Belediyesi’nin 28/09/2019 tarihli işlemiyle …’nun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması teklifiyle dosya İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sunulmuştur.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı işlemiyle ise adı geçenin Devlet memurluğundan çıkarılması cezası ile cezalandırılmasına dair teklifin reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında, idarî davaların idarî işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3/c bendinde dava dilekçesinin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İptal davasının subjektif ehliyet şartı olan “menfaat ihlâli”; öğretide ve içtihatta dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat alâkası olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel olması, idarî işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olmasını gerektirmemektedir. Sözü edilen menfaat alâkasının varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmesi gerekmektedir.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ihlali şartı ancak, iptal davasına konu olan işlemin davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel ve güncel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin olmasını gerektirmektedir. Aksi halde, kişilerin kendilerine etkisi olmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında iptal davası açması mümkün olacaktır ki bu durumun, idarenin işleyişini olumsuz yönde etkileyeceği kuşkusuzdur.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur.
Disiplin hukukunda, disiplin cezaları, hizmetin iyi işlemesi ve kamu görevlisinin uyması gereken düzenleme ve yasaklara uymasının sağlanması amacıyla getirilmiş olup, kamu görevlileri hakkında yapılan şikayetler ile disiplin soruşturması ve soruşturma neticesinde verilecek cezanın soruşturulan kişiyi ilgilendireceği açıktır.
Kamu görevlisinin disiplin suçu işlediğine dair ciddi bir suç duyurusu veya şikayet halinde ilgili hakkında soruşturmanın yapılması zorunluluğu bulunmakta ise de, yapılan soruşturma sonucunda kamu görevlisi hakkında disiplin cezasına gerek görülmemesi veya idare tarafından yapılan ceza teklifin reddedilmesi yalnızca kamu görevlisini ilgilendirdiğinden, davacı Belediyeyi ilgilendirmeyen bir hal alan ve tek taraflı işlem niteliğine bürünen bu sonuca karşı açılan davanın incelenmesine 2577 sayılı İdari Yargılama Kanunu’nun 14/3-c ve 15/b maddeleri uyarınca ehliyet yönünden olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar hukuk ve usule uygun olduğundan aynen onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.