Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/8106 E. , 2022/209 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/8106
Karar No : 2022/209
YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI
… vekili Av. … tarafından, Sağlık Bakanlığına karşı açılan davada; Ankara 6. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile İstanbul 12. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı üzerine çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 43. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki” başlıklı 33. maddesinin üçüncü fıkrasında; kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal haklarıyla ilgili davalarda yetkili mahkemenin, ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; KPSS 2018/5 kapsamında İstanbul ili … Devlet Hastanesine sözleşmeli statüde sağlık teknikeri olarak yerleştirilen ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin Ankara 15. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline ve işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesine ilişkin talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine göreve başlatılan davacı tarafından, çalışmadığı dönemde oluştuğu ileri sürülen gelir kaybına karşılık olarak 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; uyuşmazlığın, kamu görevlisinin özlük ve parasal haklarına ilişkin olduğu ve davacının İstanbul ili … Hastanesinde görevlendirildiği dikkate alındığında, söz konusu uyuşmazlığın çözümünde, 2577 sayılı Kanun’un 33. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, davacının görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesi yetkili bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın görüm ve çözümünde İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna, dava dosyasının İstanbul 12. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın Ankara 6. İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine, 26/01/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmüne ve 36. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise; “İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer idare mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; KPSS 2018/5 kapsamında İstanbul ili… Devlet Hastanesine sözleşmeli statüde sağlık teknikeri olarak yerleştirilen ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin Ankara 15. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine göreve başlatılan davacı tarafından, çalışmadığı dönemde oluştuğu ileri sürülen gelir kaybına karşılık olarak 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca iptal ve tam yargı davalarının birlikte veya iptal davası sonuçlandıktan sonra tam yargı davası açılması mümkün olduğundan, söz konusu iptal kararı üzerine açılan iş bu tam yargı davasına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, aynı Kanun’un 36. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, zararı doğuran idari uyuşmazlık olan atanmama işlemine karşı açılan davanın görüldüğü Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu görüşüyle, İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin karara katılmıyoruz.