Danıştay Kararı 12. Daire 2022/3600 E. 2022/5922 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/3600 E.  ,  2022/5922 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3600
Karar No : 2022/5922

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …’i temsilen … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 30 yıl fiili hizmet süresini ve 61 yaşını doldurduğu gerekçesiyle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında resen emekliye sevk edilmesine ilişkin Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve tüm özlük, emeklilik ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davalı idarenin 30 yıl fiili hizmet süresini doldurmuş olan personellerin resen emekliye sevk işlemlerinde takdir yetkisinin bulunduğu açık ise de, davalı idarece dava dosyasına sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin tetkikinden, davacının ilk olarak 22/10/1992 tarihinde açıktan yapılan atama neticesinde Samsun Büyükşehir Belediyesinde istihdam edildiği, dolayısıyla davacının 30 yıllık fiili hizmet süresini 22/10/2022 tarihinde tamamlayacağı, bu durumda; 30 yıllık fiili hizmet süresinin 22/10/2022 tarihi itibarıyla tamamlayacak olan davacının, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun “Emekli Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 39. maddesinin (b) fıkrasının ikinci paragrafında yer verilen düzenlemeye aykırı bir şekilde henüz bu süre dolmadan 11/08/2021 tarihinde resen emekliye sevk edildiği anlaşıldığından, bu kapsamda bir takdir yetkisine haiz olmayan davalı idarece davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine yönelik isteminin kabulü ile, söz konusu parasal hak kalemlerinin her ay için tahakkuk ettiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının dava konusu işlem sırasında yasanın aradığı hizmet süresini tamamladığı, cevap dilekçesinin ekindeki Hizmet Belgesinde sabit olduğu üzere, davacının toplam hizmet süresinin 34 yıl, 7ay, 12 gün olduğu, yani Kanun’un aradığı şartların gerçekleştiği, Mahkemece yasal şartların ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüş olduğu, dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından resen emekliye sevk edilmesi işlemine hiç bir somut gerekçe sunulmadığı, ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Geçici 206. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesi uyarınca 30 yıl fiili hizmet süresi ve 61 yaşını dolduğu gerekçesiyle, … tarih ve … sayılı işlemle 12/08/2021 tarihinden geçerli olmak üzere resen emekliye sevk edilmesi üzerine, bu işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile tüm özlük, emeklilik ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinde; ”Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun “Yaş Hadleri” başlıklı 40. maddesinde, iştirakçilerin görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddinin 65 yaşını doldurdukları tarih olduğu, bu görevlere, 65 yaşını dolduranların açıktan veya naklen atamalarının yapılamayacağı, “Emekli Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine, aynı bendin ikinci paragrafında, seçilmiş belediye başkanları ve illerin daimi komisyonu üyeleri hariç olmak üzere 30 hizmet yılını tamamlamış olanların, kurumlarınca lüzum görüldüğünde yaş kaydı aranmaksızın resen emekli edilebilecekleri hükme bağlanmıştır.
08/07/2003 tarih ve 4919 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesinin, iştirakçilerin görevleri ile ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddinin 61 yaşını doldurdukları tarih olarak değiştirilmesi ve bu değişikliğin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi’nin 28/02/2004 tarih ve 25387 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2003 tarih ve E:2003/67, K:2003/88 sayılı kararıyla; anılan değişikliğin 65 yaşını doldurmayanlar yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı gereğince dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesinde belirlenen yaş haddi 65 olarak uygulanmaya devam edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden; 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nda, mevzuatımızda genel olarak kabul edilmiş bulunan memur güvencesinin doğal sonucu olarak emeklilik uygulaması isteğe bağlanmış olup, resen emekliye sevk uygulaması ise, istisnai nitelik taşımakta, çalışana ve hizmete yönelik birtakım koşullara bağlı bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun’un anılan maddeleri ile idarelere, 30 hizmet yılını tamamlamış olanlar ile 61 yaşını dolduranların resen emekliye sevki konusunda takdir yetkisi verilmiş ise de, bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, emekliye sevk işleminin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun hukuken geçerli, somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerekmekte olup, davacının, hizmetlerini aksattığı ya da etkin ve verimli çalışmadığı veya görevini yapamayacak derecede bedenen ve fikren güçlü olmadığı yolunda yapılan bir tespit ve somut bir verinin bulunmadığı ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin, iştirakçilerin görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırının 61 yaş olarak değiştirilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği de göz önüne alındığında, davalı idarece, mahalli idare hizmetlerinin ifası ile görevli olan belediyenin, davacının sürekli olarak izin ve rapor kullanması nedeniyle hizmetlerinde istenilen düzeyde kurumsal fayda sağlanamadığı ve işlerin aksamasına, çalışma arkadaşlarının da motivasyonunun düşmesine neden olduğu, öte yandan pandemi süreci ve bütçe olanakları dikkate alınarak hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin tasarruf tedbirleri ile ilgili Genelge de dikkate alınarak atıl personel oluşmaması amacıyla davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu durumda; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.
Temyize konu kararın, “davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine yönelik isteminin kabulü ile, söz konusu parasal hak kalemlerinin her ay için tahakkuk ettiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına gelince;
İdare Mahkemesince, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara uygulanacak “yasal faizin başlangıç tarihi”nin, dava açma tarihi olan 25/08/2021 tarihi esas alınarak, bu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal hakların; “…her ay için tahakkuk ettiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine…” şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, Kararın, “…dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, dava açma tarihi olan 25/08/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine..” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine yönelik isteminin kabulü ile, söz konusu parasal hak kalemlerinin her ay için tahakkuk ettiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla,
3.Temyize konu kararın, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara işletilecek yasal faize ilişkin kısmının, “dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, dava açma tarihi olan 25/08/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oybirliğiyle,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Dava, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 30 yıl fiili hizmet süresini ve 61 yaşını doldurduğu gerekçesiyle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında resen emekliye sevk edilmesine ilişkin Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve tüm özlük, emeklilik ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
5434 sayılı Kanun’un Geçici 206. maddesinde; “8/9/1999 veya bu tarihten önce iştirakçiliği bulunup, 8/9/1999 tarihi itibarıyla 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunanlar yaş haddi nedeniyle istekleri üzerine veya resen emekliye ayrıldıklarında fiili hizmet sürelerinin 10 yılı doldurmuş olması şartıyla emekli aylığına hak kazanırlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinde; ”Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır.
Dava konusu işlemde; davacının, 5434 sayılı Kanun’un Geçici 206. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca re’sen emekliye sevk edildiği belirtilmiş olmakla birlikte, davalı idarenin 27/09/2021 tarihinde kayıtlara giren savunmasında; 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 30 hizmet yılını ve 61 yaşını doldurduğundan bahisle re’sen emekliye sevk edildiği ifade edilmiştir.
5434 sayılı Kanun’un Geçici 206. maddesi, 08/09/1999 veya bu tarihten önce iştirakçiliği bulunup, 08/09/1999 tarihi itibarıyla 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunanlardan, yaş haddi nedeniyle istek üzerine veya re’sen görevine son verilenlerden 10 yıl hizmeti bulunanlara emekli aylığı bağlanmasına ilişkin olup, 16/10/1956 doğum tarihli olan davacının 08/09/1999 tarihinde 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunma koşulunu taşımaması nedeniyle anılan madde hükmünün davacı yönünden dava konusu işleme dayanak oluşturmasına hukuken olanak bulunmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararının bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.