Danıştay Kararı 12. Daire 2022/4140 E. 2022/5665 K. 21.11.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/4140 E.  ,  2022/5665 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4140
Karar No : 2022/5665

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …’ı temsilen … Sendikası (…Sen)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Büyükşehir Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının; 30 yıl fiili hizmet süresini ve 61 yaşını doldurduğundan bahisle, resen emekliye sevk edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların hak ediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlem tarihi itibarıyla, davalı idarenin 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı uyarınca, kamu kurumlarının hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olması şartıyla, 30 yıl hizmet süresini doldurmuş olan personeli somut/haklı sebeplerle resen emekli edebilme hususunda takdir yetkisinin bulunduğu; mahalli idare hizmetlerinin ifasıyla görevli olan belediyelerin mali durumu ve pandemi şartları ile bütçe olanakları dikkate alınarak, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında, atıl personel oluşmaması ve personelin maaşlarından kaynaklanan giderlerin azaltılması amacıyla, hizmetine ihtiyaç duyulmayan personeli emekliye sevk edebileceği; uyuşmazlıkta, 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinde yer alan şartları taşıyan davacının resen emekli edilmesi yönünde işlem tesis edildiği, davacının kadrosunun boşaltılması sebebiyle personel ihtiyacı doğduğuna ve yerine atama yapıldığına dair bir iddia ve delilin de dosya kapsamında bulunmadığı; davacının resen emekli edilmesi yönünde kullanılan takdir yetkisinin kamunun yararına ve mahalli idari hizmetlerin gereğine uygun olarak kullanıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle; 5434 sayılı Kanun’da, mevzuatımızda kabul edilmiş bulunan memur güvencesinin doğal sonucu olarak emeklilik uygulaması isteğe bağlanmış olup; resen emekliye sevk uygulamasının ise istisnai nitelik taşıdığı, çalışana ve hizmete yönelik birtakım şartlara bağlı bulunduğu; diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun’da idarelere 30 hizmet yılını tamamlamış olanlar ile 61 yaşını dolduranların resen emekliye sevk edilmesi konusunda takdir yetkisi verilmiş ise de, bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, emekliye sevk işleminin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun hukuken geçerli, somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiği; uyuşmazlık konusu olayda, resen emekliye sevk edilen davacı hakkında hizmetlerini aksattığı ya da etkin/verimli çalışmadığı veya görevini yapamayacak derecede bedenen ve fikren güçlü olmadığı yolunda yapılan bir tespit ve somut bir verinin bulunmadığı; davalı idarece dava dosyasına sunulan belgelerin davacının resen emekliye sevk edilmesi için yeterli/gerekli nedenler olarak kabulünün mümkün olmadığı; öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2003 tarih ve E:2003/67, K:2003/88 sayılı kararıyla, iştirakçilerin görevden ilişiklerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırının 61 yaş olarak değiştirilmesine ilişkin düzenlemenin iptal edildiği de göz önüne alındığında; davalı idarece, mahalli idare hizmetlerinin ifası ile görevli olan belediyenin mali durumu dikkate alınarak, salgın hastalık hakkında ülke genelinde uygulanan idari tedbirler kapsamında 60 yaşını geçmesi sebebiyle risk grubunda olan ve fiilen görev yapmayan personelin maaşlarından kaynaklanan giderlerin azaltılarak tasarruf yapılabilmesi amacıyla, davacının hizmetinden aktif olarak yararlanılamadığından bahisle, resen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının 06/05/2021 tarihli dilekçeyle emeklilik talebinde bulunduğu, bu tarihten itibaren sürekli olarak izin kullandığı, 13/07/2021 tarihinde ise emekli olma talebinden vazgeçtiği, emeklilik istemli dilekçesi nedeniyle hizmetlerinden istenilen düzeyde kurumsal fayda sağlanamadığı ve işlerin aksaması ile çalışma arkadaşlarının da motivasyonunun düşmesine neden olduğu; öte yandan pandemi şartları ve bütçe olanakları dikkate alınarak hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin Cumhurbaşkanlığının tasarruf tedbirleri kapsamında atıl personel oluşmamasıyla amacıyla emekliliğe sevk edildiği, davacının 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesi uyarınca, resen emekliye sevk edildiği tarih itibarıyla 30 fiili hizmet yılını ve 61 yaşını doldurduğu, hizmetine ihtiyaç duyulmadığı ve atıl hale geldiği, davacının emekliye sevk edilmesi hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Tüm memuriyet hayatı değerlendirildiğinde asla sürekli rapor ve izin alan bir personel olarak nitelendirilemeyeceği, emekli olmayı düşünmediğini söylemesi üzerine, kendisine mobbing uygulanmaya başlandığı, 5434 sayılı Kanun’un, her 30 yılını dolduran personeli, kurumun lüzum görmesi durumunda zorunlu olarak emekli etme yetkisini vermediği, bütçe olanaklarının resen emekliye sevk edilme gerekçesi olamayacağı, memurun 65 yaşını dolduracağı tarihe kadar görev yapma hakkına sahip olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın esasa ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır.
Buna karşın, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının resen emekliye sevk işlemi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizinin başlangıç tarihi olarak, davanın açıldığı tarihin esas alınması gerekirken, yoksun kalınan parasal hakların hak ediş tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
Ancak, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan “…davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine…” ibaresinin, “…davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihine kadar olan kısmının, dava açma (18/08/2021) tarihinden itibaren; dava tarihinden sonraki döneme ilişkin kısmının ise hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine…” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolunda verilen temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Dava; … Büyükşehir Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Geçici 206. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 4. maddesi kapsamında, 30 yıl fiili hizmet süresini ve 61 yaşını doldurması nedeniyle resen emekliye sevk edilmesine ilişkin 29/07/2021 tarih ve 34510 sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
5434 sayılı Kanun’un Geçici 206. maddesinde; “8/9/1999 veya bu tarihten önce iştirakçiliği bulunup, 8/9/1999 tarihi itibarıyla 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunanlar yaş haddi nedeniyle istekleri üzerine veya resen emekliye ayrıldıklarında fiili hizmet sürelerinin 10 yılı doldurmuş olması şartıyla emekli aylığına hak kazanırlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinde; ”Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır.
Dava konusu işlemde; davacının, 5434 sayılı Kanun’un Geçici 206. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca re’sen emekliye sevk edildiği belirtilmiş olmakla birlikte, davalı idarenin 05/11/2021 tarihinde kayıtlara giren savunmasında; 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 30 hizmet yılını ve 61 yaşını doldurduğundan bahisle re’sen emekliye sevk edildiği ifade edilmiştir.
5434 sayılı Kanun’un Geçici 206. maddesi, 08/09/1999 veya bu tarihten önce iştirakçiliği bulunup, 08/09/1999 tarihi itibarıyla 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunanlardan, yaş haddi nedeniyle istek üzerine veya re’sen görevine son verilenlerden 10 yıl hizmeti bulunanlara emekli aylığı bağlanmasına ilişkin olup, 01/09/1959 doğum tarihli olan davacının 08/09/1999 tarihinde 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunma koşulunu taşımaması nedeniyle anılan madde hükmünün davacı yönünden dava konusu işleme dayanak oluşturmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; …Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararın, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.