Danıştay Kararı 12. Daire 2022/4836 E. 2022/5424 K. 14.11.2022 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/4836 E.  ,  2022/5424 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4836
Karar No : 2022/5424

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idarede görev yapan davacı tarafından, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davalı idarenin mali durumu dikkate alınarak, personel maaşlarından kaynaklı giderler azaltılmak suretiyle tasarruf yapılmasının amaçlandığı, davacının kadrosunun boşaltılması sebebiyle personel ihtiyacı doğduğu ve yerine atama yapıldığına dair bir iddia veya delilin dosya kapsamında bulunmadığı; davacının resen emekli edilmesi yönünde idare tarafından kullanılan takdir yetkisinin, kamunun yararına ve mahalli idari hizmetlerin gereğine uygun olarak kullanıldığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince, … sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, 30 hizmet yılını tamamlamış olanlar ile 61 yaşını dolduranların resen emekliye sevki konusunda idareye takdir yetkisi verilmiş ise de, bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, idare tarafından, emekliye sevk işleminin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun hukuken geçerli, somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiği; resen emekliye sevk edilen davacı hakkında, hizmetlerini aksattığı, verimli çalışmadığı veya görevini yapamayacak durumda olduğu yolunda bir tespit ve somut bir veri bulunmadığından, davalı idarece dava dosyasına sunulan belgelerin davacının resen emekliye sevk edilmesi için yeterli nedenler olarak kabul edilmesine imkân bulunmadığı; nitekim, benzer bir davada, Danıştay Onikinci Dairesi tarafından verilen 07/02/2022 tarih ve E:2021/6008, K:2022/303 sayılı kararın da aynı yönde olduğu gerekçesiyle, istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazmin isteminin kabulü ile dava konusu işlem sebebiyle davacının mahrum kaldığı mali haklarının ödeme yapılmayan her bir ay için ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkaniyete uygun şekilde yargılanma hakkının ihlal edildiği, temyize konu kararda belirtilen Danıştay kararının genel içtihadı yansıtmadığı, bu kararın aksi yönde verilmiş kararların bulunduğu, idarelerinin ekonomik yönden zor durumda olması nedeniyle, yasal emeklilik şartlarını taşıyan davacının emekliye sevk edilmiş olduğu, idarenin takdir yetkisi kapsamında gerçekleştirilen işlemde, kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın, davacıya ödenmesine karar verilen parasal haklara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin hüküm fıkrasına gelince;
İdare Mahkemesince, davacıya ödenmesine karar verilen parasal haklara işletilecek “yasal faizin başlangıç tarihinin”, dava tarihi olarak esas alınması gerekirken, temyize konu kararda, “… ödeme yapılmayan her bir ay için ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine….” şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; kararın yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının, “…dava açma tarihi olan 04/08/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine….” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, tazmin isteminin kabulü ile dava konusu işlem sebebiyle davacının mahrum kaldığı mali haklarının ödeme yapılmayan her bir ay için ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının “…dava açma tarihi olan 04/08/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine….” şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 4. maddesi uyarınca davacı hakkında halen uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, 30 hizmet yılını tamamlayan ve 61 yaşını dolduran kamu personelinin resen emekliye sevki konusunda idareye takdir yetkisi verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğünce davalı idare hakkında düzenlenen 2020 yılına ait Denetim Raporunda, 2020 yılında personel giderlerinin en son yıl bütçe gelirlerine oranının yüzde kırk oranını aştığı, yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması halinde oluşacak kamu zararının işletilecek yasal faiziyle birlikte belediye başkanında tahsil edileceğinin bildirildiği, dava konusu işlem tarihinde 30 hizmet yılını ve 61 yaşını dolduran “müdür görev unvanlı” davacının personel maaşlarından kaynaklı giderlerin azaltılması takdiri çerçevesinde yukarıda belirtilen yasal düzenleme uyarınca resen emekliye sevk edildiği, emeklilik işleminin tesisinden sonra, idarece yeni personel istihdam edilmediği gibi, bu takdirin subjektifliğinin de ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bu durumda, davalı idarenin işlem tarihindeki mali durumu göz önüne alındığında, personel maaşlarından doğan kaynaklanan giderlerin azaltılması amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.