Danıştay Kararı 13. Daire 2015/3553 E. 2021/5351 K. 27.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2015/3553 E.  ,  2021/5351 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2015/3553
Karar No : 2021/5351

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : …Kurulu (…)
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin iptali ile ortaklıktan çıkarma hakkı kapsamında davacıdan alınan … Petrol Ofisi A.Ş. paylarının iadesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Herhangi bir zarara uğranılmayacağı ve hisselerin arzının davalı idarenin denetimi altında olduğu düşüncesiyle her bir payı 7,50-TL üzerinden hisse satın alındığı, Petrol Ofisi A.Ş.’nin borsada işlem gören hisselerini 4,50-TL fiyat üzerinden borsadan geri topladığı, sahip olduğu hisselerin geri alınmasına ilişkin olarak kendisinin herhangi bir talimatı, talebi veya isteğinin bulunmadığı, hisse senetlerinin rızası dışında elinden alındığı, anılan işlemin dayanağının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak çıkarılan II-27.2 sayılı Tebliğ olduğu, anılan kanun hükmünün Anayasada düzenlenen hukuk devleti, eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkına aykırı olduğu, söz konusu kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği, anılan kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptali hâlinde dava konusu Tebliğin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle usûle ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, Kurul’un 22/06/2015 tarihli cevabî yazısının bir uygulama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, davacı hakkında tesis edilmiş olan kesin ve yürütülmesi gereken idari bir işlem bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, ortaklıktan çıkarma ve satma hakkının ortaklıklar hukukuna özgü menfaatlerin dengelenmesi amacına hizmet eden yöntemlerden biri olduğu, konuya ilişkin Kurul düzenlemelerinin de halka açık şirketteki menfaat dengesini kurmaya ve piyasanın düzgün ve sağlıklı şekilde işleyişi ile yatırımcıların menfaatlerinin sağlanmasına hizmet ettiği, ortaklıktan çıkarma hakkının Avrupa Birliği mevzuatı başta olmak üzere pek çok ülkede düzenlendiği, ortaklıktan çıkarma hakkının Türk Ticaret Kanunu’nda da düzenlendiği, 6362 sayılı Kanun’un 27/1. maddesinde düzenlenen ortaklıktan çıkarma hakkı ve anılan maddeye dayanılarak çıkarılan dava konusu Tebliğin dünyadaki diğer düzenlemelere paralel şekilde halka açık ortaklıklarda yaşanabilecek olası sorunların giderilmesi açısından önem arz ettiği, anılan kanun hükmünün Anayasa’ya uygun olduğu, davacının paylarının iade edilmesi gerektiğine ilişkin talebinin kabulüne imkân bulunmadığı, davacıya ait payların kanun gereği itfa olup ortadan kalktığı, davacıya sahip olduğu payların mevzuat gereği hesaplanan değerinin ödendiği, dava konusu Tebliğin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …DÜŞÜNCESİ : Dava, 12/11/2014 günlü ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin iptali ile iradesi dışında elinden çıkmış bulunan … Petrol Ofisi A.Ş. paylarının iadesi istemi ile açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; … Petrol Ofisi A.Ş. tarafından 13/08/2014 tarihinde II-27.1 sayılı Tebliğ hükümleri çerçevesinde, doğrudan ve dolaylı olarak toplam %97,47 oy oranına sahip hâkim ortağı … (…)’nin, satma hakkının kullanımına ilişkin üç aylık hak düşürücü süreden sonra satma hakkını kullanmayan diğer ortakların ortaklıktan çıkarılması ve bu ortaklara ait toplam 3.035.236,644-TL nominal değerli payların iptali ile söz konusu paylar karşılığında çıkarılacak ve …’ye tahsisili olarak yapılacak sermaye artırımı amacıyla hazırlanan ihraç belgesinin, davalı idare tarafından onaylanması amacıyla davalı idareye yapılmış olan başvurunun incelenmesi neticesi … günlü … sayılı raporun düzenlendiği, söz konusu raporda;
– II-27.1 sayılı mülga Tebliğ’in yürürlük tarihi itibarı ile doğrudan ve dolaylı olarak, … Petrol Ofisi A.Ş.’nin oy haklarının %95’inden fazlasına sahip hâkim ortak … tarafından 10/07/2014 tarihinde yapılan ek pay alımı ile ilgili hakların kullanılabilir hâle geldiği,
– … tarafından yapılan 12/12/2014 tarihli özel durum açıklamasında özetle; 24/07/2014 tarihinde II-27.1 sayılı mülga Tebliğ kapsamında ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılmak üzere POAŞ’a başvurulduğu, POAŞ tarafından 14/08/2014 tarihinde diğer ortaklıkların ortaklıktan çıkarılması için Sermaye Piyasası Kurulu’na, şirket paylarının borsa kotundan çıkarılması için Borsa İstanbul’a başvurulduğu, II-27.2 sayılı Tebliğ’in, 12/11/2014 tarihinde yürürlüğe girmesi ile mevcut başvuru sahiplerine, yeni düzenleme kapsamında satma hakkı süreci de dahil olacak şekilde, ortaklıktan çıkarma hakkını kullanmak konusunda nihai kararlarını vermeleri için 12/12/2014 tarihine kadar süre tanındığı, diğer ortakların ortaklıktan çıkarılma sürecine II-27.2 sayılı Tebliğ düzenlemeleri kapsamında devam edileceği,
– II-27.2 sayılı Teblğ’in 6. maddesinin 3. fıkrası kapsamında bulunan en yüksek bedel olan 5,12 TL üzerinden satma hakkını kullanmayan pay sahipleri bakımından … tarafından ortaklıktan çıkarma hakkının, hakim ortak …’nin ek pay aldığının kamuya açıklandığı tarihten (10/07/2014) önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması olan 4,50-TL üzerinden kullandırılabileceği hususlarına yer verildiği, raporda yer alan hususların incelenmesi neticesi, 28/04/2015 günlü 11/512 sayılı Kurul Kararı ile, diğer hususların yanı sıra;
“Şirket’te hakim ortak dışındaki ortaklara ait toplam 3.035.236,644-TL nominal değerli payların iptali ile söz konusu paylar karşşılığında çıkarılacak ve ortaklıktan çıkarma hakkı kullanım bedeli olan 4,50-TL üzerinden …’ye tahsisli olarak yapılacak sermaye artırımı amacıyla hazırlanan ihraç belgesinin Kurulumuzca onaylanması talebinin olumlu karşılanması”na karar verildiği, söz konusu kararın 28/04/2015 tarihinde Kurum bülteni ile kamuya duyurulduğu, davacının, 27/05/2015 günlü dilekçesi ile, ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması için başlatılan süreç dahilinde davacının sahip olduğu payların 4,50-TL üzerinden satmak zorunda bırakılması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi yolundaki başvurusunun, … Petrol Ofisi A.Ş.’nin hâkim ortağı …’nin ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması kapsamında II-27.2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanan 4,50-TL tutarında ortaklıktan çıkarma bedeli, … tarafından, … Petrol Ofisi AŞ paylarına ilişkin ek pay alımının Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda duyurulduğu tarih olan 10/07/2014 tarihinden önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması dikkate alınarak hesaplandığı belirtilerek 22/06/2015 günlü işlemle davacıya bildirildiği açıktır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olduğu, 2. maddesinde de, sermaye piyasası araçlarının, bu araçların ihracı, ihraççılar, halka arz edenler, sermaye piyasası faaliyetleri, sermaye piyasası kurumları, borsalar ile sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü diğer teşkilatlanmış piyasalar ile piyasa işleticilerinin, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği, merkezî takas kuruluşları, merkezî saklama kuruluşları, Merkezî Kayıt Kuruluşu ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun bu Kanun hükümlerine tabi olduğu, halka açık olmayan anonim ortaklıkların halka arz edilmeyen pay ihraçlarının, bu Kanun kapsamı dışında kaldığı hüküm altına alınmıştır.
Kanun’un 24. maddesinde “Ayrılma Hakkı” başlığı altında, ortaklıkların ayrılması usulünün nasıl olacağının düzenlendiği, ayrıca II-27.2 sayılı Tebliğ’e dayanak olan 27. maddede, ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkının düzenlendiği, 27. maddeyi dayanak alarak hazırlanmış olan ve davaya konu edilen II-27.2 sayılı Tebliğ’in amacının da, ortaklıklarda hakim ortağın diğer ortakları ortaklıktan çıkarma hakkı ile diğer ortakların paylarını hakim ortağa satma hakkının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, Tebliğ hükümlerinde de bu hususun detaylandırılarak Kanun maddesinin öngördüğü şekilde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, üst hukuk normuna uygun düzenlemeler içeren ve üst hukuk normunda belirtilen hususu detaylandırarak düzenlemiş olan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nde hukuka aykırılık görülmemiştir.
II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının iradesi dışında elinden çıkmış bulunan … Petrol Ofisi AŞ. paylarının iadesi talebinin de hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
… Petrol Ofisi A.Ş. (Şirket) tarafından 13/08/2014 tarihinde II.27.1 sayılı Tebliğ hükümleri çerçevesinde doğrudan ve dolaylı olarak toplam %95’ten fazla oy oranına sahip hâkim ortağı … (AG)’nın ortaklıktan çıkarma hakkını kullanması amacıyla davalı idareye başvuruda bulunulmuştur.
Satma hakkının kullanımına ilişkin üç aylık hak düşürücü süreden sonra yapılan başvuru neticesinde alınan …tarih ve …sayılı Kurul kararı ile diğer hususların yanı sıra; Şirket’te hâkim ortak dışındaki ortaklara ait toplam 3.035.236,644-TL nominal değerli payların iptali ile söz konusu paylar karşılığında çıkarılacak ve ortaklıktan çıkarma hakkı kullanım bedeli olan 4,50-TL üzerinden …’ye tahsisli olarak yapılacak sermaye artırımı amacıyla hazırlanan ihraç belgesinin onaylanması talebinin olumlu karşılanmasına karar verilmiştir.
Söz konusu Kurul kararı 28/04/2015 tarihinde Kurul bülteni ile kamuya duyurulmuş, davacı tarafından 27/05/2015 tarihli dilekçe ile, ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması için başlatılan süreç dahilinde sahip olduğu payları 4,50-TL üzerinden satmak zorunda bırakılması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi talebiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuştur.
Davalı idarece anılan başvuruya verilen cevapta, … Petrol Ofisi AŞ.’nin hâkim ortağı …’nin ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması kapsamında II-27.2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanan 4,50-TL tutarındaki ortaklıktan çıkarma bedelinin, …’nin ek pay alımının Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda duyurulduğu tarih olan 10/07/2014 tarihinden önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması dikkate alınarak hesaplandığı belirtilmiş, anılan işlem 28/06/2015 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir.
Bunun üzerine 07/07/2015 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, davanın süresinde açılmadığı ve davacı hakkında tesis edilmiş kesin ve yürütülebilir bir işlem bulunmadığı ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması için başlatılan süreç kapsamında sahip olduğu payları 4,50-TL üzerinden satmak zorunda kalması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi talebiyle 27/05/2015 tarihinde idareye başvuruda bulunulduğu, başvuruya verilen cevabın 28/06/2015 tarihinde davacıya tebliği üzerine 07/07/2015 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle, anılan başvurunun reddine ilişkin uygulama işleminin dayanağı ve kesin ve yürütülebilir nitelikteki düzenleyici işlem olan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliğ’in iptali istemiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca yasal süresi içinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, davalının usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, 31/12/2020 tarih ve 31351 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren II-27.3 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin 10. maddesi ile dava konusu Tebliğ yürürlükten kaldırılmış ise de, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen hususlara ve kurallara yürürlükteki II-27.3 sayılı Tebliğ’de de yer verildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkı” başlıklı 27. maddesinde, “(1) Pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dâhil olmak üzere başka bir şekilde sahip olunan payların halka açık ortaklığın oy haklarının Kurulca belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda, paya sahip olan bu kişiler açısından azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkı doğar. Bu kişiler, Kurulca belirlenen süre içinde, azınlıkta kalan ortakların paylarının iptalini ve bunlar karşılığı çıkarılacak yeni payların kendilerine satılmasını ortaklıktan talep edebilirler. Satım bedeli, 24’üncü madde çerçevesinde belirlenir.
(2) Birinci fıkrada yer alan şartlar çerçevesinde ortaklıktan çıkarma hakkının doğduğu durumlarda, azınlıkta kalan pay sahipleri açısından satma hakkı doğar. Bu pay sahipleri Kurulca belirlenen süre içinde, paylarının adil bir bedel karşılığında satın alınmasını oy haklarının Kurulca belirlenen orana veya daha fazlasına sahip olan gerçek veya tüzel kişilerden ve bunlarla birlikte hareket edenlerden talep edebilirler.
(3) 6102 sayılı Kanun’un 208’inci maddesi halka açık ortaklıklara uygulanmaz.
(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
12/11/2014 tarih ve 29173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “(1) Bu Tebliğin amacı, ortaklıklarda hakim ortağın diğer ortakları ortaklıktan çıkarma hakkı ile diğer ortakların paylarını hakim ortağa satma hakkının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”; “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde ise, “(1) Bu Tebliğ, 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27’nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” kuralları yer almıştır.
Anayasa’ya Aykırılık İddiasının ve Dava Konusu Tebliğin İncelenmesi:
Davacı tarafından; 6362 sayılı Kanun’un 27. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27. maddesinin gerekçesinde, “Madde ile AB mevzuatına uyum sağlanabilmesi ve pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla ilk kez “ortaklıktan çıkarma hakkı” ve “satma hakkı” kavramları düzenlenmiştir. Pek çok ülkede pay alım teklifinin uzantısı şeklinde düzenlenen “ortaklıktan çıkarma hakkı” ile pay alım teklifi sonrası belirli bir pay oranına ulaşan kişi ya da grubun, şirketin yapısını değiştirme, halka açıklık statüsünden çıkma gibi niyetlerini küçük yatırımcının haklarını da koruyacak şekilde hayata geçirmesi amaçlanırken; devamında düzenlenen “satma hakkı” ile teklif sonrasında azınlık haline gelen pay sahiplerine, ortaklıkta kalma tercihlerini bir kez daha gözden geçirme imkânı verilerek azınlık pay sahiplerinin korunması amaçlanmıştır. Diğer yandan, benzer bir düzenleme 6102 sayılı Kanun’un 208’inci maddesinde yer almakta olup, halka açık ortaklıklara ilişkin özel düzenlemelerin yapılması ihtiyacı üzerine istisna hükmü konmuştur.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Anılan kanun hükmünün incelenmesinden; halka açık ortaklıklarda sahip olunan payların ortaklığın oy haklarının Kurulca belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda belirli bir pay oranına ulaşan kişi ya da gruba azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkı tanınmasının, hâkim ortağın şirketin yapısını değiştirme, ortaklığı halka açıklık statüsünden çıkarma gibi niyetlerini küçük yatırımcının haklarını da koruyacak şekilde hayata geçirmesini sağlama, aynı şartlar oluştuğunda azınlıkta kalan pay sahipleri açısından satma hakkı öngörülmesinin ise azınlık hâline gelen pay sahiplerine, ortaklıkta kalma tercihlerini bir kez daha gözden geçirme imkânı verilmek suretiyle yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlama yönünde meşru bir amaca sahip olduğu; öngörülen kuralın ulaşılmak istenen amaç yönünden elverişsiz ve gereksiz olmadığı; söz konusu kural ile halka açık anonim ortaklığın, ortaklıktaki sermaye ve oy haklarının çoğunluğunu elinde bulunduran pay sahiplerinin ve azınlık pay sahiplerinin sahip olduğu çıkar ve menfaatlerin dengelendiği, itiraza konu maddenin birinci fıkrasında ortaklıktan çıkarma hakkının Kurulca belirlenen süre içinde kullanılabileceği belirtilerek satım bedelinin Kanun’un 24. maddesi çerçevesinde belirleneceğinin kurala bağlandığı, atıfta bulunulan maddede ise adil bir bedel üzerinden satın alma yükümlülüğü öngörüldüğü, itiraza konu 27. maddenin ikinci fıkrasında satma hakkının yine Kurulca belirlenen süre içinde ve adil bir bedel karşılığında kullanılacağının kurala bağlandığı, dolayısıyla azınlıkta kalan ortakların satmayı talep ettikleri veya satmak zorunda kaldıkları payların karşılığı olan adil bir bedeli almalarını öngören kuralın yatırımcıların mülkiyet haklarının korunması bakımından orantısız olduğundan da bahsedilemeyeceği; sermaye piyasasının hareketli yapısı ve yeni gelişmelere açık olması, kanun hükümlerinin ise esas itibarıyla durağan ve genel mahiyette olması sebepleriyle maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesinin Kurulca tesis edilecek düzenleyici işlemlere bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir. Yasama organının yasama tasarrufları dışında, idare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. “Kural işlemler” (ya da diğer adıyla “genel düzenleyici işlemler”), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olması zorunlu olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerekir.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kurumların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurulun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun’la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı anlaşılmaktadır.
İdarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerekmektedir. İdarenin, işlem tesis ederken kendisine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkisini kullanması ve bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurması gerektiği açıktır. Bu itibarla, kamu hizmetinin etkin ve düzenli bir şekilde yürütülmesi açısından, davalı idare tarafından düzenleme yapılırken 6362 sayılı Kanun’un 1. maddesinde öngörülen sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, âdil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesine yönelik kurallara yer verilmesi gerekmektedir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak ve ortaklıklarda hâkim ortağın diğer ortakları ortaklıktan çıkarma hakkı ile diğer ortakların paylarını hâkim ortağa satma hakkının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan dava konusu Tebliğ’in 4. maddesi ile, pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dahil olmak üzere herhangi bir şekilde sahip olunan paylara ilişkin oy haklarının, ortaklığın oy haklarının %98’ine ulaşması veya bu konumda iken ek pay alınması durumunda, hâkim ortak açısından sahip oldukları payların imtiyazlı olup olmadığı dikkate alınmaksızın diğer pay sahiplerinin tamamını ortaklıktan çıkarma hakkı, diğer ortaklar açısından da paylarını hâkim ortağa satma hakkı doğacağı öngörülmüş; 5. maddesinde hakların kullanımına ilişkin usûl düzenlenmiş; 6. maddesinde ise, ortaklıktan çıkarma ve satma hakkında kullanım bedelinin nasıl hesaplanacağı ve ödeneceğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılmasında satım bedeli olarak payları borsada işlem gören ortaklıkların borsada işlem gören pay gruplarının her biri için, hâkim ortak konumunun kazanıldığının veya hâkim ortak konumunda bulunup ek pay alındığının kamuya açıklandığı tarihten önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalamasının dikkate alınacağı belirtilmiştir. Böylelikle, Kanun’da belirlenmesi Kurula bırakılan oran tespit edilip ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkının kullanılmasına ilişkin süreç ve bu hakların kullanıma ilişkin bedellerin âdil bir şekilde hesaplanmasına yönelik usûl ayrıntılarıyla düzenlenmek suretiyle, gerek halka açık ortaklığın gerek yatırımcıların menfaatlerinin korunması ve sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, âdil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanmasına yönelik kurallara yer verildiğinden, Kanun’un 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi için, Kanun ile idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde ve Kanun’un amacına uygun olarak hazırlanan dava konusu Tebliğ’de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının elinde bulunan … Petrol Ofisi A.Ş. paylarının hukuka uygun bulunan Tebliğ düzenlemeleri çerçevesinde ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması sebebiyle 4,50-TL üzerinden satın alınmasında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.