Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/1527 E. , 2022/3615 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/1527
Karar No : 2022/3615
DAVACI : …Derneği
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Kurumu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun (Kurul) …tarih ve …sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Anayasa’nın 172. maddesinde, devlete, tüketiciyi aydınlatma yükümlülüğüne yer verilmesine rağmen, dava konusu düzenlemenin tüketicinin aydınlatılmasına fahiş sınırlar getirdiği, bu sınıra göre 4.5G hizmetine zaten ücretsiz geçirilecek olan tüketicilerin bilgilendirilmesinin bir takvim yılı içinde en fazla 4 defa yapılabileceği, kendisine gönderilen sms/posta/sesli ileti gibi bilgilendirme amaçlı gönderileri ilk aşamada önemsemeyen tüketicilerin daha sonra bu bilgilendirmeden mahrum bırakılacağı, tüketicinin daha kaliteli hizmeti ücretsiz olarak almasını sağlayacak bilgiye ulaşmasının engellendiği, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nda belirtilen tüketici haklarının gözetilmesi ve tüketicinin korunması ilkesine aykırı işlem tesis edildiği, hâlihazırda fahiş sınırlamalar bulunmadığı takdirde tüketicinin daha iyi bilgileneceğine dair şüphe bulunmadığı, tüketiciye bilgilendirme yapılmadığı takdirde hizmetin işlerlik kazanmasının zorlaşacağı, 4,5G hizmetinin tüketici tarafından açılıp kapatılabilmesinin mümkün olduğu, 4.5G hizmetinden faydalanılabilmesi için tüketicinin hem cihazının hem de SIM kartının 4.5G destekli olması gerektiği ve cihazının ayarlar bölümünden 4.5G hizmetini seçmesi gerektiği, tüketicinin irade beyanını tartışmasız şekilde ortaya koyan bu işlemlere ilaveten 4.5G hizmetinin sunumu için tüketiciden ayrıca onay alınmasına ilişkin bir süreç öngörülmesinin yeni teknolojiden beklenen faydaların önünde engel olarak değerlendirildiği, sorumlu kuruluşlarca bilgilendirme yapılmasına izin verilmediği takdirde bu bilgilendirmeyi idarenin kendisinin yapmasının gerekeceği, internet hizmetinin günümüzde kamu hizmetini teşkil ettiği, söz konusu sınırların tüketicinin kamu hizmetinden faydalanma hakkına hâlel getirdiği, dava konusu sınırlama ile birlikte, işletmecilere kanunla yüklenmiş olan dürüstlük kuralı çerçevesinde bilgilendirme yükümlülüğünün davalı idarenin aldığı bir kararla tüketici aleyhine sınırlandırıldığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin 5809 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olarak tüketiciye talep zorunluluğu getirildiği, bu durumun kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davacının menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği;
Esasa ilişkin olarak ise, dava konusu Kurul kararının 2. maddesi ile getirilen bir takvim yılı içerisinde en fazla 4 teklif sunulabilmesine ilişkin düzenlemenin işletmecinin sunduğu hizmetlerle ilgili olarak 5809 sayılı Kanun’un 49. maddesi ile Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca tüketicilere yapılması gereken bilgilendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, dava konusu düzenleme ile getirilen hususun bilgilendirmelere ilave olarak abonelere geçiş için teklif sunulması ile ilgili olduğu, bilgilendirme yapılmasına ilişkin bir sınırlama getirilmesinin söz konusu olmadığı, zaten 4.5N hizmetleriyle ilgili olarak işletmecilerin internet sayfalarında da duyuruların yapıldığı, bayiler aracılığıyla da bilgi edinilmesinin mümkün olduğu, Kurum internet sitesinde de 4.5N ile ilgili detaylı bilgilendirmelerle birlikte bu konuda el kitapçığının da kamunun bilgisine sunulduğu, yazılı ve görsel basında sürekli yer alan haber ve reklamlarla da ülke genelinde bilgilendirmelerin yapıldığının bilindiği, dava konusu Kurul kararının 3. maddesinde, genel bilgilendirme yapılan abonelerden 4.5N aboneliğine geçmek isteyen abonelere ayrıntılı bilgilendirmenin işletmeciler tarafından yapılması gerektiğinin düzenlendiği, tüketicilerin gereksiz ve yersiz iletişim ile rahatsız edilmemesinin amaçlandığı, dava konusu Kurul kararının tüketicinin aydınlatılmasına fahiş sınırlar getirmediği, genel bilgilendirmede herhangi bir sınır bulunmadığı, kamu yararına uygun olduğu, işletmecilerin gerekli bilgilendirmeleri tüketicilere sağlamakla yükümlü olduğu, dava konusu Kurul kararının 3. maddesi ile bilgilendirmenin içeriği belirlenerek aboneye eksik, yanıltıcı bilgi verilmesinin de önüne geçildiği, dava konusu Kurul kararı ile sadece, abonelere kısa mesaj ve benzeri kanallarla yapılan teklif sayısına sınırlama getirilerek abonelerin sürekli olarak bu tip haberleşmeler ile rahatsız edilmesinin engellendiği, daha ileri bir teknoloji olan 4,5G hizmetlerinin yaygınlaşmasının desteklendiği, tüketici haklarının gözetilmesi ve tüketicinin korunması ilkesine uygun olduğu, tüketicinin yoğun pazarlama iletişimine maruz bırakılmamasının amaçlandığı, konunun birçok boyutu ile alınarak tüketicinin nihai faydasına hizmet edecek bir analizle ihdas edildiği, dava konusu düzenleme ile getirilen ilave bilgilendirme yükümlülüğü olmasa bile, işletmecilerin sunduğu hizmetlerle ilgili olarak 5809 sayılı Kanun’un 49. ve Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca, öngörülen şekilde işletmecilerin, tüketicileri bilgilendirmekle yükümlü tutulduğu, 4.5G hizmetinin tüketici tarafından açılıp kapatılabilmesi mümkün olmakla birlikte, 4.5G hizmeti için geçiş talebi ve onayı bulunmayan bir tüketicinin 4.5G hizmetini almasının mümkün olmadığı, tüketicilerin iradeleri dışında bir hizmet almalarının önüne geçilmesinin amaçlandığı, aksi durumda tüketicilerin mağdur olmalarının kaçınılmaz olduğu, örneğin 4.5G hizmetinde sağlanan internet hizmetinin yaklaşık 10 kat hızlı olduğu göz önüne alındığında, tüketicilerin kotalarının istek dışında hızlıca tükenmesi ve kota aşım ücreti gibi tutarlarla karşılaşmalarının mümkün olduğu, tüketicinin iradesi dışında herhangi bir hizmet sunumunun engellenmesi ve böylece tüketici hak ve menfaatlerinin korunmasının amaçlandığı, mezkûr sınırlamanın “bilgilendirme” değil “teklif” ile ilgili olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’UN DÜŞÜNCESİ : Dava, …tarih ve …sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararının iptali istemi ile açılmıştır.
Anayasamızın “Tüketicilerin korunması” başlıklı 172. maddesinde; “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” hükmü yer almaktadır.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 1.maddesinde; “Bu Kanunun amacı; elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.” hükmü, “İlkeler” başlıklı 4. maddesinin 1/b fıkrasında, “Tüketici hak ve menfaatlerinin gözetilmesi” ilkesinin göz önünde tutulacağı, 49/2 maddesinde de; İşletmeciler, özellikle hizmetler arasında seçim yapılırken ve abonelik sözleşmesi imzalanırken tüketicilerin karar vermelerinde etkili olabilecek hususlar ile dürüstlük kuralı gereğince bilgilendirilmelerinin gerekli olduğu her durumda talep olmaksızın tüketicileri bilgilendirir.” hükümleri yer almaktadır.
Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun temel işlevi, elektronik haberleşme sektörünü düzenlemek ve denetlemektir. Mobil telekomünikasyon işletmeleri, sektörde ancak, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu çerçevesinde alacakları yetkilendirme ile faaliyet gösterebilmektedirler. Bu durumda, bir kamu hizmeti olan elektronik haberleşme hizmetinin, mobil telekomünikasyon işletmeleri tarafından imtiyaz usulü ile görülmesi söz konusu olmaktadır.
Tüketicilerin korunması ile tüketici haklarına işlerlik kazandırılması doğrudan kamu yararınadır. Tüketicilerin korunması kamu düzeni bakımından önem arzetmektedir. Tüketicinin bilgilendirilmesi de, tüketicinin korunması kadar önem arzetmektedir.
Dava konusu karardaki düzenlemeler arasında, “işletmeciler tarafından 2N veya 3N abonelerine IMT hizmet aboneliğine geçişe ilişkin olarak, SMS, Flash SMS, çağrı merkezi,internet, kayıtlı e-posta, IVR ve benzeri yöntemler ile bir takvim yılı içerisinde en fazla 4 teklif sunulabilmesi…..” ibaresi yer almaktadır.
Buna göre, mobil telekomünaksyon işletmelerinin, halihazırda aboneleri olan ve abonman sözleşmeleri çerçevesinde, eski teknolojileri kullanarak mobil telekomünikasyon hizmetlerinden faydalanan kişilere yeni teknolojiden faydalanma hususunda teklifte bulunma imkanlar zamansal olarak sınırlandırılmıştır.
Bu husus yukarıda belirtilen mevzuata uygun düşmemektedir.
Netice olarak, dava konusu …tarih ve …sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kararın iptali gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçilmiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava konusu …tarih ve …sayılı Kurul kararında, “IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Sayısı Sınırlandırılmış Kullanım Hakkı Yetki Belgesi (IMT Yetki Belgesi) kapsamında IMT hizmeti verecek olan işletmecilerin, mevcut 2N/3N abonelik sözleşmeleri çerçevesinde abonelerinin IMT hizmetlerinden faydalandırılmasının sağlanması yönteminin belirlenmesini teminen; Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 3, 4, 6, 12, 47, 48, 49 ve 50. maddeleri ile Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, tüketici haklarının korunması ile elektronik haberleşme altyapı, şebeke ve hizmetlerine ilişkin teknolojik gelişmeler çerçevesinde ülke genelinde anılan hizmetlerin yaygınlaştırılması, bu kapsamda kaynakların etkin ve verimli kullanılmasının teşviki amaçları doğrultusunda, IMT Yetki Belgesi kapsamında verilecek hizmet için;
1) Mevcut 2N veya 3N aboneliğinden IMT hizmeti aboneliğine geçmek için talepte bulunacak abonelerin, SMS, çağrı merkezi, internet ve benzeri yollar ile abonenin ispatlanabilir onayının alınarak IMT hizmetlerinden faydalandırılması, talebi halinde benzer yöntemler ile abonenin 2N veya 3N hizmetine geri dönüşünün sağlanması,
2) İşletmeciler tarafından 2N veya 3N abonelerine IMT hizmeti aboneliğine geçişe ilişkin olarak, SMS, Flash SMS, çağrı merkezi, internet, kayıtlı e-posta, IVR ve benzeri yöntemler ile bir takvim yılı içerisinde en fazla 4 teklif sunulabilmesi ve abonelerden ispatlanabilir onayının alınması suretiyle IMT hizmeti aboneliğine geçişin sağlanması ve talebi halinde benzer yöntemler ile abonenin 2N veya 3N hizmetine geri dönüşünün sağlanması,
3) İşletmeciler tarafından, genel bilgilendirme yapılan mevcut 2N veya 3N abonelerinden IMT hizmeti aboneliğine geçmek isteyen abonelere, geçmek istediği tarife paketi, tarife paketinin yürürlüğe gireceği tarih, tarife paketinin ücreti dahil tüm özellikleri, IMT hizmeti için cihaz, SIM kart uyumu ve kapsama alanında bulunulması zorunluluğu ile varsa SIM kart ücret bilgisine ilişkin ayrıntılı bilgilendirmenin yapılması, abonelik geçişlerinde aboneler tarafından gönderilecek SMS’lerin ücretsiz olmasının sağlanması,
4) Mevcut 2N veya 3N kapsamında taahhütlü aboneliklerde, IMT aboneliğine geçiş yapıldığında, abonenin aksi yönde bir talebi olmadığı sürece ilgili taahhütname kapsamındaki haklarının taahhüt süresince korunması ve abonenin onayı dışında tarife paketi veya tarife değişikliği yapılmaması,
5) İşletmecinin sunduğu IMT hizmetlerinden ilk kez yararlanacak olan ve 2N veya 3N abonesi olmayan tüketicilerle, ilk kez 2N veya 3N hizmeti alacak tüketicilere yönelik IMT hizmetlerini de kapsayan tek tip abonelik sözleşmelerinin imzalanması ve söz konusu abonelik sözleşmesinin abonenin talebi halinde 2N, 3N imtiyaz sözleşmeleri ve IMT Yetki Belgesi kapsamında abonelik geçişlerine engel teşkil etmeyecek şekilde teknolojiden bağımsız düzenlenerek Kuruma sunulması” hususlarına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın “Tüketicilerin korunması” başlıklı 172. maddesinde, “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” kuralı yer almıştır.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “(1) Bu Kanunun amacı; elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.”;
“İlkeler” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Her türlü elektronik haberleşme cihaz, sistem ve şebekelerinin kurulması ve işletilmesine müsaade edilmesi, gerekli frekans, numara, uydu pozisyonu ve benzeri kaynak tahsislerinin yapılması ile bunların düzenlenmesi Devletin yetki ve sorumluluğu altındadır. İlgili merciler tarafından elektronik haberleşme hizmetinin sunulmasında ve bu hususta yapılacak düzenlemelerde aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır:
a) Serbest ve etkin rekabet ortamının sağlanması ve korunması.
b) Tüketici hak ve menfaatlerinin gözetilmesi…”;
“Kurumun görev ve yetkileri” başlıklı 6. maddesinde,
“(1) Kurumun görev ve yetkileri şunlardır: …
c) Abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak.
…
y) Bu Kanunla verilen görevlere ilişkin yönetmelik, tebliğ ve diğer ikincil düzenlemeleri çıkarmak.”;
“İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri” başlıklı 12. maddesinde, “(1) İşletmeci, Kurum düzenlemeleri ve yetkilendirmesinde öngörülen şartlara uygun olarak yetkilendirildiği kapsamdaki elektronik haberleşme hizmetini sunma hakkına sahiptir.
(2) Kurum, işletmecilere sektörün ihtiyaçları, uluslararası düzenlemeler, teknolojide meydana gelen gelişmeler gibi hususları gözeterek aşağıdaki hususlar başta olmak üzere, mevzuat doğrultusunda yükümlülükler getirebilir:
…
e) Tüketicinin korunması…”;
“Tüketicinin ve son kullanıcının korunması” başlıklı 48. maddesinde, “(1) Kurum, elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanan tüketici ve son kullanıcıların, hizmetlere eşit koşullarda erişebilmelerine ve hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik usul ve esasları belirler.” kurallarına yer verilmiştir.
5809 sayılı Kanun’un “Şeffaflığın sağlanması ve bilgilendirme” başlıklı 49. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki hâlinde, “(1) Kurum, son kullanıcı ve tüketicilerin azami faydayı elde edebilmeleri ve hizmetlerin şeffaflık ilkesine uygun olarak sunulabilmesi için hizmet seçenekleri, hizmet kalitesi, tarifeler ile tarife paketlerinin yayımlanmasına ve benzer hususlarda abonelerin bilgilendirilmesine yönelik olarak işletmecilere yükümlülükler getirebilir.
(2) İşletmeciler, özellikle hizmetler arasında seçim yapılırken ve abonelik sözleşmesi imzalanırken tüketicilerin karar vermelerinde etkili olabilecek hususlar ile dürüstlük kuralı gereğince bilgilendirilmelerinin gerekli olduğu her durumda talep olmaksızın tüketicileri bilgilendirir.
(3) Kurum bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.” kuralı yer almıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 28/07/2010 tarih ve 27655 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin “Şeffaflık ve bilgilendirme” başlıklı 6. maddesinde, “(1) İşletmeciler, sundukları elektronik haberleşme hizmetlerine erişim ve bu hizmetlerin kullanımı ile ilgili olarak asgari aşağıdaki bilgileri talep olmaksızın tüm tüketicilere sunmak ve bu bilgilere kolayca ulaşılabilmesini sağlamakla yükümlüdür.
a) İşletmecinin adı, unvanı ve adresi,
b) Sunulacak hizmete ilişkin olarak; hizmetin tanımı ve kapsamı, hizmete erişim ve hizmetin kullanımı konusunda genel hüküm ve şartlar, hizmet için uygulanacak tarifeler ve varsa abonelik paketleri, tarifelerin içerdiği vergi türleri ile bu vergilerin tarifeler hesaplanırken tarifelere yansıtılma oranı, doğru tüketici algısının oluşması amacıyla tarifelerin yalnızca tüm vergiler dâhil değeri, işletmeciler tarafından varsa abonelere tazminat verme ve geri ödeme yapma şartları, varsa sunulan bakım/onarım hizmetlerinin çeşitleri, asgari sözleşme süresini de içerecek şekilde standart sözleşme şartları,
c) Tüketici şikâyetleri çözüm mekanizmaları.” kuralı yer almıştır.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (Kurum) görev ve yetkileri arasında, tüketici haklarına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak bulunmakta olup, Kurum’un işletmecilere, sektörün ihtiyaçları, uluslararası düzenlemeler, teknolojide meydana gelen gelişmeler gibi hususları gözeterek tüketicinin korunması başta olmak üzere, mevzuat doğrultusunda yükümlülükler getirebileceği, Kurum’un son kullanıcı ve tüketicilerin azami faydayı elde edebilmeleri ve hizmetlerin şeffaflık ilkesine uygun olarak sunulabilmesi için hizmet seçenekleri, hizmet kalitesi, tarifeler ile tarife paketlerinin yayımlanmasına ve benzer hususlarda abonelerin bilgilendirilmesine yönelik olarak işletmecilere yükümlülükler getirebileceği, işletmecilerin özellikle hizmetler arasında seçim yapılırken ve abonelik sözleşmesi imzalanırken tüketicilerin karar vermelerinde etkili olabilecek hususlar ile dürüstlük kuralı gereğince bilgilendirilmelerinin gerekli olduğu her durumda talep olmaksızın tüketicileri bilgilendireceği anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin, IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Sayısı Sınırlandırılmış Kullanım Hakkı Yetki Belgesi kapsamında 01/04/2016 tarihinden itibaren IMT hizmeti verecek olan işletmecilerin, mevcut 2N/3N abonelik sözleşmeleri çerçevesinde abonelerinin IMT hizmetlerinden faydalandırılmasının sağlanması yönteminin belirlenmesini teminen düzenlendiği, dava konusu Kurul kararının 1. maddesinde, IMT Yetki Belgesi kapsamında verilecek hizmet için, mevcut 2N veya 3N aboneliğinden IMT hizmeti aboneliğine geçmek için talepte bulunacak abonelerin, SMS, çağrı merkezi, internet ve benzeri yollar ile abonenin ispatlanabilir onayının alınarak IMT hizmetlerinden faydalandırılması, talebi hâlinde benzer yöntemler ile abonenin 2N veya 3N hizmetine geri dönüşünün sağlanmasına yer verildiği; 2. maddesinde, işletmeciler tarafından 2N veya 3N abonelerine IMT hizmeti aboneliğine geçişe ilişkin olarak, SMS, Flash SMS, çağrı merkezi, internet, kayıtlı e-posta, IVR ve benzeri yöntemler ile bir takvim yılı içerisinde en fazla 4 teklif sunulabilmesi ve abonelerden ispatlanabilir onayının alınması suretiyle IMT hizmeti aboneliğine geçişin sağlanması ve talebi hâlinde benzer yöntemler ile abonenin 2N veya 3N hizmetine geri dönüşünün sağlanmasına yer verildiği; 3. maddesinde, işletmeciler tarafından, genel bilgilendirme yapılan mevcut 2N veya 3N abonelerinden IMT hizmeti aboneliğine geçmek isteyen abonelere, geçmek istediği tarife paketi, tarife paketinin yürürlüğe gireceği tarih, tarife paketinin ücreti dahil tüm özellikleri, IMT hizmeti için cihaz, SIM kart uyumu ve kapsama alanında bulunulması zorunluluğu ile varsa SIM kart ücret bilgisine ilişkin ayrıntılı bilgilendirmenin yapılması, abonelik geçişlerinde aboneler tarafından gönderilecek SMS’lerin ücretsiz olmasının sağlanması gerektiğine yer verildiği; 4. ve 5. maddelerinde ise, IMT aboneliğine geçiş yapıldığı takdirde abonelerin bir kısım haklarının düzenlendiği görülmüştür.
Bu bağlamda, IMT hizmeti aboneliğine (4.5N’ye) geçişe ilişkin abonelerden ispatlanabilir onay alınması ve abonelere teklif sunulmasına ilişkin en fazla 4 teklif sınırlaması getirilmiş ise de, bu düzenlemenin 4.5N geçişe ilişkin olarak 5809 sayılı Kanun’un 49. maddesi ve Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 6. maddesi kapsamında tüketicilere yapılacak bilgilendirmelere ilişkin herhangi bir kısıtlama getirmediği, dava konusu Kurul kararının 2. maddesinin 4,5N’ye geçişe ilişkin sadece teklife yönelik bir sınırlandırma olduğu, kaldı ki dava konusu Kurul kararının 3. maddesinde de, 4,5N’ye geçmek isteyen abonelere işletmeciler tarafından yapılacak bilgilendirmelere ilave yükümlülükler getirildiği, ayrıca 4.5N geçişe ilişkin abonelerden ispatlanabilir onay alınması ile tüketicilerin korunmasının amaçlandığı, onay alınmaması hâlinde 4,5G’de internet hizmetinin daha hızlı olduğu dikkate alındığında tüketicilerin kotalarının hızlı bir şekilde bitirilmesi veya kota aşım ücreti gibi tutarlarla karşı karşıya kalmalarına, dolayısıyla tüketicilerin iradeleri dışında hizmet sunulmasına sebep olunacağı, bu nedenle onay alınmasının tüketicinin yararına olduğu, yine 4,5N’ye geçişe ilişkin olarak 4 teklif sınırının getirilmesi ile birlikte tüketicilerin yoğun pazarlama iletişimine maruz bırakılmamasının ve gereksiz rahatsız edilmemelerinin amaçlandığı göz önüne alındığında, dava konusu kararın tüketici haklarına uygun olarak tesis edildiği, davacının iddialarının dava konusu Kurul kararını kusurlandırıcı nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik 5809 sayılı Kanun’a uygun olarak düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 12/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.