Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/1741 E. , 2022/3407 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/1741
Karar No:2022/3407
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Bakır ve Sanayi Hammaddeleri Dış Ticaret A.Ş.’ye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla verilen 308.194,00 TL idari para cezasının tahsil edilememesi üzerine kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … ana takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacının … Bakır ve Sanayi Hammaddeleri Dış Ticaret A.Ş’deki kanuni temsilciliğinin 22/12/2003 tarihinde başlayıp 26/05/2006 tarihinde sona erdiği, dava konusu ödeme emrinin içeriği Kurul’un verdiği idari para cezasının 2012 yılına ilişkin olduğu, bu durumda, borcun dönemi (borcun doğduğu tarih) itibarıyla kanuni temsilci olmadığı anlaşılan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, asıl borçlu şirket hakkında yapılan araştırmalar sonucu şirket borçlarının tahsiline imkân bulunmadığına kanaat getirildiği, amme alacağının tahsilatının güvence altına alınması amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlendiği, davacının 22/12/2003-28/06/2006 tarihleri arasında şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, dolayısıyla ilgili dönemlerde şirket yöneticisi olarak sistemlerinde kayıtlı olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
… sayılı madeni yağ lisansı sahibi … Bakır ve Sanayi Hammaddeleri Dış Ticaret A.Ş.’ye “2006 yılına ait bildirimleri yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi” fiilini işlediğinden bahisle Kurul’un … tarih ve … sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca 308.194,00-TL idari para cezası verilmiştir.
Anılan idari para cezasının tahsili amacıyla davalı idarece asıl borçlu şirket nezdinde yapılan araştırmalar neticesinde borcun tahsil edilemeyeceğine kanaat getirildiğinden kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına … tarih ve … ana takip numaralı ödeme emri düzenlenmiştir.
Bahse konu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Kanun’un dava konusu ödeme emrinin dayanağı Kurul kararında belirtilen fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan 19. maddesinin yedinci fıkrasında, Kurul’un ceza vermesinde zamanaşımı süresinin, ihlâlin ve/veya olayın meydana geliş tarihinden itibaren beş yıl olduğu, bununla ilgili olarak Kurum’un inceleme ve araştırma amacıyla yapacağı herhangi bir işlemin, bu işlemin kişilerden birine tebliği anından itibaren zamanaşımını keseceği, karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş olmasının da zamanaşımı süresini keseceği kuralı yer almakta iken, anılan madde 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış, zamanaşımına ilişkin hükümlere madde metninde yer verilmemiştir.
5728 sayılı Kanun’un gerek genel gerekse madde gerekçesinde bu değişikliklerin nedeni, “İdarî yaptırım kararlarının tebliği, kesinleşmesi, takip ve tahsili ile zamanaşımı konuları Kabahatler Kanunu’nun genel hükümler kısmında ayrıntılı olarak düzenlendiğinden buna ilişkin düzenlemelere madde metninde yer verilmemiştir.” ifadelerine yer verilerek açıklanmıştır.
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren, 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5560 sayılı Kanun ile bazı maddeleri değiştirilen 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, “Kabahat” deyiminin, Kanun’un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; 3. maddesinde, bu Kanun’un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer Kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı ifade edilmiş; anılan Kanun’un genel hükümleri arasında yer alan “Soruşturma zamanaşımı” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, soruşturma zamanaşımının dolması hâlinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemeyeceği, 2. fıkrasında, soruşturma zamanaşımının, Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş yıl olduğu; 4. fıkrasında ise, zamanaşımı süresinin, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, anılan Kanun’un “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 5. maddesinde ise, 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhal uygulama kuralının geçerli olduğu kurala bağlanmış, bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan Petrol Piyasası Bilgi Sistemi Yönetmeliği’nin “Dönemsel Bildirimler” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde üç aylık bildirimlere yer verildiği, 1. Çeyrek (Ocak-Şubat-Mart), 2. Çeyrek (Nisan-Mayıs-Haziran), 3. Çeyrek (Temmuz-Ağustos-Eylül) ve 4. Çeyrek (Ekim-Kasım-Aralık) dönemlere ilişkin olarak yılda dört kez çeyrek dönemleri izleyen ayların sonuna kadar belirtilen bildirimlerin yapılması gerektiği kural altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda idarî para cezası öngörülen fiilin cezalandırılabilmesi açısından 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen soruşturma zamanaşımının uygulanabilirliği ve soruşturma zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususlarının değerlendirilmesi ve ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukukî durumun dikkate alınması gerekmektedir. Zamanaşımı hükümlerinin infaz aşaması bakımından sonuçlar doğurduğu açık olmakla birlikte esas itibarıyla ceza verme ve cezayı infaz etme imkânını ortadan kaldırdığı, bu anlamda maddî ceza hukukuna ilişkin olduğundan lehe kanunun uygulanması bakımından dikkate alınacağı kuşkusuzdur.
5015 sayılı Kanun’da, zamanaşımı süresinin yanısıra, Kurum’un herhangi bir araştırma veya işlemi kişilerden birine tebliğ etmesi veya yargı yoluna başvurulması durumunda zamanaşımının kesileceğine ilişkin düzenlemeye de yer verildiği, 5326 sayılı Kanun’da ise zamanaşımını durduran veya kesen sebeplere yer verilmediği görüldüğünden, uyuşmazlıkta, 5015 sayılı Kanun’a göre lehe düzenlemeler getiren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde yer alan zamanaşımı müessesesinin uygulanması, 5015 sayılı Kanun ile 5326 sayılı Kanun’da belirtilen soruşturma zamanaşımı süreleri aynı olduğundan, zamanaşımı süresinin hesaplanmasında 5 yıllık sürenin dikkate alınması gerekmektedir.
Ayrıca, 5728 sayılı Kanun’la değiştirilen 5015 sayılı Kanun’da zamanaşımına ilişkin hususlara yer verilmemesinin yanında bu konuda herhangi bir geçiş hükmü de getirilmediğinden, zamanaşımının, fiilin işlenmiş sayıldığı tarih itibarıyla başlayacağının kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı itirazlarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, madeni yağ lisansı sahibi … Bakır ve Sanayi Hammaddeleri Dış Ticaret A.Ş.’ye 2006 yılına ait bildirimleri yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla idari para cezası verildiği, idari para cezasının şirket nezdinde yapılan araştırmalar neticesinde tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucu amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktkadır.
Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2016/1741 sayılı ara kararıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan Kurul kararında belirtilen 2006 yılına ait bildirimlerin neler olduğu, hangi tarihlerde yapılması gerektiği hususları sorulmuş olup Kurum tarafından verilen cevapta, “şirketin 2006 yılına ait 3’er aylık madeni yağ ithalat beyanları ile madeni yağ ihracat beyanlarının yapılmadığı tespit edilmiş olup…” şeklinde beyanda bulunulmuştur. Petrol Piyasası Bilgi Sistemi Yönetmeliği’ne göre üç aylık bildirimlerin yılda dört kez çeyrek dönemleri izleyen ayların sonuna kadar yapılması gerekmektedir.
Bu çerçevede uyuşmazlık incelendiğinden dava konusu ödeme emrinin dayanağı Kurul kararında belirtilen 2006 yılına ait bildirimlerin son gününün 31/01/2007 tarihi olduğu, 5326 sayılı Kanun’un 20. maddesinde soruşturma zamanaşımının fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayacağı hükmü gereği 2006 yılına ait bildirimlerin 31/01/2007 tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, bu anlamda anılan şirkete idari para cezası verilebilecek son günün 31/01/2012 tarihi olduğu anlaşıldığından, anılan şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının, soruşturma zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alındığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun’da ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek iddialar arasında sayılan “borcun zamanaşımına uğradığı” itirazının somut olayda gerçekleşmiş olması karşısında, 5015 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasının süresi içerisinde ödenmediğinden bahisle tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.