Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/1823 E. , 2022/1736 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/1823
Karar No : 2022/1736
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
1)… A.Ş. (…) pay piyasasında … hesaplarından 31/10/2014-16/03/2015 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle söz konusu işlemleri vekil sıfatıyla gerçekleştiren davacı hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca 24.672,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının,
2) Dayanağı VI – 104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerinin iptali ile,
3) 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, piyasa bozucu eylemlerin 104. maddede, piyasa dolandırıcılığı suçunun ise 107. maddede düzenlendiği, bu fiillerin suç teşkil ettiği ve fiilleri işlediği düşünülen şahıslar hakkında piyasa dolandırıcılığı suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulması gerektiği, 104. maddede suç oluşturmayan işlemlerin ancak piyasa bozucu eylem sayılacağının ifade edildiği, Kurul’un hukuken bir eylemin suç teşkil edip etmediğine karar verme yetkisinin bulunmadığı, suç işlendiğine ilişkin şüphesi bulunmakta ise bu durumu Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmek durumunda olduğu, suçun var olup olmadığının takdir yetkisini Kurul’a bırakmanın erkler aykırılığı ilkesine açıkça aykırı olduğu; 104. maddeye göre bir eylem ve işlemin piyasa bozucu eylem sayılabilmesi için makul bir ekonomik veya finansal gerekçe ile açıklanamaması ve borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrarını bozacak nitelikte olması hususlarının bir arada olması gerektiği, Tebliğ’in Kanun’un emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, dava konusu 5. maddede makul bir ekonomik gerekçe ile açıklanamaması unsurunun eksik bırakıldığı, Kurulca işlemlerin makul bir gerekçe ile yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, savunmasında belirtilen gerekçelerin doğruluğunun değerlendirilmesi çabasına girilmediği, önemi ve etki seviyesi ne olursa olsun tek başına bir alım veya satım işleminin piyasanın işleyişini bozabileceğini söylemenin en temel iktisat teorisine aykırı olduğu, hiçbir mantıklı açıklama olmasa ve tedavüldeki tüm payları karşılayacak bütünlükte olsa dahi, bir yatırımcının alım işlemine ceza verilemeyeceği, satım işlemi için de aynı durumun geçerli olduğu, farklı fiyat kademelerinden emir verilmesinin piyasayı bozmasının mümkün olmadığı, yatırımcıların piyasadaki gelişmelere ve kendi beklentilerine göre yön değiştiren emirler vermesinin piyasanın bir gerçeği olduğu, piyasadaki alım işlemlerinin temel iktisat teorisine göre fiyatı yükseltebilir, satım işlemlerinin ise düşürebilir nitelikte olduğu, bunun piyasanın bozulması değil, kendisi olduğu, Kurulun hangi miktarda veya oranda işlemin önemli, etkili, piyasa bozucu sayılacağı konusunda herhangi bir düzenleme yapmayarak hukukî güvensizlik ortamı oluşturduğu, maddedeki işlem kalıplarının hangileri bulunduğunda hangi cezanın uygulanacağının da açık olmadığı, bu durumun temel hak ve hürriyetlere aykırı olduğu, yatırımcıların ne zaman ceza ile karşılaşacağını bilmediği, düzenlemenin örnek alınan Avrupa Birliği düzenleme ve uygulamalarına ve genel suç teorisine aykırı oluğu, düzenlemenin pek çok haksızlığa neden olduğu, piyasa bozucu işlemler yapmak gibi bir iradesi olmadığı gibi bu şekilde işlemler yapabilecek teknik bilgi ve deneyime de sahip olmadığı, hiçbir aşamada ve hiçbir şekilde kimliğini gizleme çabasında olmadığı, arz ve talep kuralı ilkesi gereğince yeterli arz olmayan piyasaya talep iletildiğinde fiyatın artacağı, kendinden kendine işlemlerin piyasayı etkilediğini söyleyebilmek için bunların ne kadarının fiyat yükseltici olduğunun incelenmesi gerektiği, EGCYO pay piyasasındaki fiyat hareketinin nedeninin kendinden kendine işlemler değil, sığ olan piyasadaki yüksek talep nedeniyle piyasadaki diğer yatırımcıların satıcı olduğu, belki para kazandıkları, belki memnun olmadıkları bir piyasadan çıkma şansı buldukları işlem sonucunda arttığını gösterdiği, piyasayı etkileme kastının bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı, düşük oranlarda gerçekleştirdiği kendinden kendine işlemlerin makul ekonomik gerekçeleri bulunduğu, bir dakikadan kısa süreli emirler vermesinin piyasayı ne şekilde bozacağının açık olmadığı, sürenin neden bir dakika olduğunun belirli olmadığı pay piyasasının manipülatif işlemler nedeniyle değil, işlem miktarlarının yüksek olması ve piyasanın sığ olması nedeniyle etkilendiği, Kurul’un önyargıyla hareket ettiği, incelenen husus eylem ise işlem hacmine değil, işlem sayısına bakılması gerektiği, genel adalet anlayışı bakımından değerlendirildiğinde daha sıklıkla gerçekleştirilen işlemlerin daha az sayıda gerçekleştirilen işlemlere nazaran daha fazla eleştiriyi hak ettiğinin söylenebileceği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinde düzenlenen piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarını oluşturmamakla birlikte yapısı, amacı ve etkisi itibarıyla piyasa bozucu nitelikteki eylemlerin 104. maddede piyasa bozucu nitelikte eylem olarak sayıldığı düzenlemenin sermaye piyasaların yapısının bir gereği olarak piyasada işlem yapan yatırımcıların korunması ihtiyacının bir ürünü olduğu, piyasa dolandırıcılığı fiilinin maddi ve manevi unsurlarının somut olayda varlığı hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunulduğu, buna karşıık 107. maddede öngörülen amaç çerçevesinde manevi unsurun bulunmaması, maddi unsurun ise piyasa bozucu eylem niteliğinin bulunması hâlinde 104. madde uyarınca yaptırım uygulandığı, savcılığa başvurma yetkisi verilmesinde erkler ayrılığı ilkesine aykırılığın söz konusu olmadığı, benzer nitelikteki düzenlemelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda da bulunduğu, bir eylemin suç teşkil edip etmediği hususundaki kararın Kurul tarafından değil, Kanun çerçevesinde yazılı başvuruda bulunulmasına müteakip Cumhuriyet Savcılıklarınca iddianame hazırlanarak açılan kamu davalarında mahkemelerce verileceği, Kanun’un gelişmiş sermaye piyasası mevzuatları örnek alınarak hazırlandığı; Kanun’un 104. maddesine göre tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ya da teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen maddede sayılan nitelikteki fiil ve davranışların piyasa bozucu eylem olarak değerlendirildiği, Tebliğ’in 5. maddesinin Kanun’a aykırı olmadığı, 104. madde ile genel hatları çizilen piyasa bozucu eylem kavramının Tebliğ ile detaylı olarak belirlendiği, kanunilik ilkesine paralel bir uygulama olduğu, Tebliğ’in 5. maddesine aykırılığın tespit edilmesi hâlinde idari para cezası tesis edilebilmesi için 104. maddede öngörülen şartların evleviyetle aranacağının tabii olduğu, alt düzenlemelerde üst normda yer alan ifadelerin tekrar edilmesine yönelik zorunluluk bulunmadığı, idari para cezalarının yatırımcıların hangi eylemi için ne miktarda verildiğine ilişkin bilgilerin somut olaya göre Kurul kararı, Kurul Haftalık Bülteni ve idari para cezası bildirim tutanaklarında yer aldığı, davacının iddiasında bahsettiği arz ve talebe göre fiyatın belirlenmesine dair iktisat teorisine uygun bir piyasa fiyatının belirlenmesi amacıyla piyasa bozucu eylemlerin yaptırıma bağlandığı, yaptırıma bağlanan hususun herhangi bir işlem değil mevzuatta belirlenen piyasa bozucu işlem olduğu, davacı tarafından farklı pay piyasalarında dikkat çekici işlemler gerçekleştirildiği, bu işlemlerin tesadüfi nitelikte olmadığı, piyasa bozucu eylem nitelendirilmesinde kast unsurunun veya yatırımcının bu yönlü bir iradesinin aranmadığı, 5. maddede öngörülen nitelikteki işlemlerin bir tanesinin dahi olmasının piyasa bozucu eylem nitelendirmesinin yapılması için yeterli olduğu, işlemler sonucunda kâr elde edilmesi veya işlemlerin bir grup ile beraber işlenmesinin de gerekmediği, piyasanın sığ olduğunun davacı tarafından anlaşılabilecek bir husus olup davacının sığ bir piyasada bu derece yüksek seviyelerde işlem gerçekleştirmesinin piyasanın bozulmasına sebep olacağının da açık olduğu, denetleme raporunda yer alan tespitlerin davacının gerçekleştirdiği işlemlerin piyasa bozucu eylem niteliğinde olduğunu ortaya koyması ve davacının geçerli bir savunmada bulunamaması nedeniyle eylemlerin piyasa bozucu eylem olarak nitelendirildiği, bir fiilin piyasa bozucu eylem olarak nitelendirilmesinde esas olan hususun işlemlerin neden ve nasıl yapıldığı değil, pay piyasasının işleyişini bozup bozmadığı olduğu, virman yapmak yerine daha sofistike olan, mülkiyette değişiklik oluşturmayan ve fiyat yükseltme amacı taşıyan kendinden kendine işlemler ile piyasada acemilik ve yeterli biligi/deneyimden yoksun olduğu iddiasının çelişkili olduğu, baz alınan bir dakikalık sürenin subjektif değil, Kurulca bütün yatırımcılar için ve bütün incelemelerde dikkate alınan bir eşik olması bakımından iddia edilenin aksine somut ve objektif olduğu, işlemlerin Tebliğ’in 5. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, … . A.Ş. Pay piyasasında… hesaplarından 31/10/2014-16/03/2015 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Tebliğ’in 5/1-(a,b,c,ç,f) maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu işlemleri vekil sıfatıyla gerçekleştiren davacıya 24.672,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu kararının ve bu karara dayanak alınan VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin iptali ile Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103/1. maddesinde, “Bu Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.” hükmü yer almış; 104. maddesinde ise, “Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Dava konusu (VI – 104.1) sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin iptali istenilen 5. maddesinde, “Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte; a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, d) Açılış veya kapanış fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler yapılması, e) Gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler gerçekleştirilmesi, f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması, g) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında bir sicile bağlı tüm hesaplar için ya da piyasa bazında belirlenen pozisyon limitlerinin geçilmesi, ğ) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında, ilgili dayanak varlık piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle aynı yönlü işlemler gerçekleştirilmesi ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir.” düzenlenmesi getirilmiş olup; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenip denetlenebilmesi ve bunun sağlanabilmesi için makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi ve bu eylem ve işlemleri gerçekleştirenler hakkında uygulanacak yaptırımların belirlenmesi suretiyle anılan kamu hizmetinin düzgün şekilde yürütülmesi için Kanun hükümlerinin uygulanmasına açıklık getirecek şekilde tesis edilen dava konusu Tebliğ hükümlerinde kamu hizmetinin gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 31/10/2014-16/03/2015 döneminde anılan piyasada … tarafından, … adet alım ve … adet satım işlemi gerçekleştirildiği, oranların gün bazında 05/12/2014 tarihinde alışta %75,80’e, 09/03/2015 tarihinde satışta %84,97’ye kadar yükseldiği ve böylece en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcı olduğu, KKİ’lerin toplam “1.122.482 adet fiyat yükseltici alım işlemi gerçekleştirdiği, FYAİ’lerin %39,87 olduğu ve bu oranın gün bazında 27/11/2014 tarihinde %99,95 seviyesine kadar yükseldiği, böylece en fazla FYAİ gerçekleştiren yatırımcı olduğu, 2.854.288 adet kendinden kendine işlem gerçekleştirdiği, KKİ’Ierin toplam alım işlemlerine oranının %16,44 olduğu ve bu oranın gün bazında 02/02/2015 tarihinde %70,64 seviyesine kadar yükseldiği, kendinden kendine işlemlerin toplam satım işlemlerine oranının %16,74 olduğu ve bu oranın gün bazında 12/02/2015 tarihinde %100 seviyesine kadar yükseldiği, böylece en fazla KKİ gerçekleştiren yatırımcı olduğu, gerçekleştirilen FYKKİ’lerin kendi FYAİ’lerine oranının %7,54 olduğu ve bu oranın gün bazında 11/11/2014 tarihinde %54,70 seviyesine kadar yükseldiği, gerçekleştirilen alış ve satış işlemi, FYAİ, FYKKİ ve KKİ miktarlarının tümünün eş anlı olarak dikkat çekici oranlarda olduğu birçok tarihin mevcut olduğu, örneğin; 11/11/2014 tarihinde … tarafından EGCYO pay piyasasında gerçekleştirilen alış, satış işlemi ve FYAİ oranlarının sırasıyla %31,60, %38,06 ve %39,09 olduğu ayrıca yatırımcı tarafından gerçekleştirilen FYKKİ’lerin kendi FYAİ’lerine oranının %54,70 olduğu, yatırımcının KKİ’lerinin alışta %22,66’sına, satışta ise %18,82’sine tekabül ettiği, bir dakikadan kısa bir süre içerisinde aynı fiyattan sisteme 201 farklı zaman diliminde zıt yönlü emir iletmiş olduğu, 1.705,00-TL realize ve 25.136,00-TL brüt menfaat elde edildiği” anlaşılmakta olup; söz konusu işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin açık olması karşısında, söz konusu işlemleri vekil sıfatıyla gerçekleştiren davacıya 24.672,00-TL idari para cezası verilmesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Davacının diğer iddiaları ise dava konusu işlemleri kusurlandırıcı mahiyette görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
Kurul uzmanlarınca … A.Ş. (…) pay piyasasında, … INC hesaplarından 31/10/2014-16/03/2015 döneminde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda; 17.357.317 adet alım (%30,44) ve 17.048.778 adet satım (%29,90) işlemi gerçekleştirildiği, söz konusu oranların gün bazında 05/12/2014 tarihinde alışta %75,80’e, 09/03/2015 tarihinde satışta %84,97’ye kadar yükseldiği ve böylece en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcı olduğu, gerçekleştirilen 35.505 adet kendinden kendine işlemlerin toplam alışlarına oranının %16,44 olduğu ve bu oranın gün bazında 02/02/2015 tarihinde %70,64 seviyesine kadar yükseldiği ve kendinden kendine işlemlerin toplam satım işlemlerine oranının %16,74 olduğu ve bu oranın gün bazında 12/02/2015 tarihinde %100 seviyesine kadar yükseldiği, gerçekleştirilen 32.133 adet fiyat yükseltici işlemin tüm fiyat yükseltici alım işlemlerine oranının %39,87 olduğu ve söz konusu oranın gün bazında 27/11/2014 tarihinde %99,95 seviyesine kadar yükseldiği, böylece en fazla fiyat yükseltici alım işlemi gerçekleştiren yatırımcı olduğu, gerçekleştirilen fiyat yükseltici kendinden kendine işlemlerin kendi fiyat yükseltici alım işlemlerine oranının %7,54 olduğu ve bu oranın gün bazında 11/11/2011 tarihinde %59,08 seviyesine kadar yükseldiği, gerçekleştirilen alış ve satış işlemi, fiyat yükseltici alım işlemi, fiyat yükseltici kendinden kendine işlem ve kendinden kendine işlem miktarlarının tümünün eş anlı olarak dikkat çekici oranlarda olduğu birçok tarihin mevcut olduğu, örneğin, 11/11/2014 tarihinde … tarafından EGCYO pay piyasasında gerçekleştirilen alış, satış işlemi ve fiyat yükseltici alım işlemi oranlarının sırasıyla %31,60, %38,06 ve %39,09 olduğu, ayrıca gerçekleştirilen fiyat yükseltici kendinden kendine işlemlerin kendi fiyat yükseltici alım işlemlerine oranının %54,70 olduğu, kendinden kendine işlemlerinin alışta %22,66’sına, satışta ise %18,82’sine tekabül ettiği, bir dakikadan kısa bir süre içerisinde aynı fiyattan sisteme 201 farklı zaman diliminde zıt yönlü emirler ileterek işlem gerçekleştirmiş olduğu, 1.705,00-TL realize ve 25.136,00-TL brüt menfaat elde edildiği tespit edilmiştir.
… tarih ve … sayılı Kurul kararıyla, … INC hesaplarından söz konusu dönemde EGCYO pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından, 6362 sayılı Kanun’un 103 ve 104. maddeleri kapsamında nihai değerlendirmenin yapılabilmesi amacıyla anılan Kanun’un 105. maddesi uyarınca … INC hesaplarından vekil sıfatıyla işlemleri gerçekleştirdiği tespit edilen davacıdan savunma istenilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından Kurulca iletilen hususlara ilişkin olarak savunma sunulmuş, Kurul uzmanlarınca davacının söz konusu hususlara ilişkin savunmasının 6362 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi sonucunda … tarih ve …, … sayılı Denetleme Raporu düzenlenmiştir.
Öneri yazısı ve eki anılan raporun incelenmesi sonucunda … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla, … A.Ş. (EGCYO) pay piyasasında … ING hesaplarından 31/10/2014-16/03/2015 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle söz konusu işlemleri vekil sıfatıyla gerçekleştiren davacı hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca 24.672,00-TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından anılan Kurul kararı ile dayanağı VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
Davacı tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun’un amacı; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesidir.
“
“Genel esaslar” başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrasında, “(1) Bu Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz. Tüzel kişilere, aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan asgari miktardan az olmamak üzere bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolarında yer alan brüt satış hasılatının %1’i ile vergi öncesi kârının %20’sinden yüksek olanına kadar idari para cezası verilir.”;
“Piyasa bozucu eylemler” başlıklı 104. maddesinde, “Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.”;
“İdari para cezalarının uygulanması” başlıklı 105. maddesinde, “(1) İdari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunması alınır. Savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi hâlinde, ilgilinin savunma hakkından feragat ettiği kabul edilir.
(2) Bu Kanun’da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz. …” kuralları yer almaktadır.
21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği (VI-104.1)’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Tebliğ’in amacı, makul bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi ile bu eylem ve işlemleri gerçekleştirenler hakkında uygulanacak yaptırımların belirtilmesidir.”; “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde, “Bu Tebliğ, 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.”; “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinde, “(1) Bu Tebliğ’de geçen; … f) Karşılıklı işlem: Birlikte hareket eden kişilerin borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlemlerin hem alıcı hem de satıcı tarafında yer almak suretiyle kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği, sermaye piyasası aracının mülkiyetinin birlikte hareket eden kişiler arasında el değiştirmesini sağlayan işlemleri, g) Kendinden kendine işlem: Bir kişinin borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlemlerin hem alıcı hem de satıcı tarafında yer almak suretiyle kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği, sermaye piyasası aracının mülkiyetinde bir değişiklik meydana getirmeyen işlemleri, … ı) Piyasa bozucu eylem: Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylemi, … ifade eder.”;
“Emir veya işlemlere ilişkin piyasa bozucu eylemler” başlıklı 5. maddesinde, “(1) Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte;
a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi,
b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi,
c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi,
ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi,
d) Açılış veya kapanış fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler yapılması,
e) Gün sonu veya vade sonu uzlaşma fiyatlarını etkilemeye yönelik işlemler gerçekleştirilmesi,
f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması,
g) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında bir sicile bağlı tüm hesaplar için ya da piyasa bazında belirlenen pozisyon limitlerinin geçilmesi,
ğ) Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında, ilgili dayanak varlık piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle aynı yönlü işlemler gerçekleştirilmesi ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir.” kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Dava dilekçesinde VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesi içeriği ve öne sürülen hukuka aykırılık sebepleri ile uygulama işlemine konu idari para cezasının söz konusu Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentleri uyarınca tesis edildiği dikkate alınarak, Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentleri yönünden inceleme yapılmıştır.
VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerinin (Tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte; a) Alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, b) Farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, c) Bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, ç) Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, … f) Fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması, … ve benzeri işlemler yapılması suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozan ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, arz ve talepleri hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran veya adil ve dürüst işlem yapılmasını, piyasanın rekabetçi bir ortamda işleyişini ya da fiyatın doğru ve dürüst bir şekilde oluşmasını zorlaştıran ya da engelleyen fiil ve davranışlar piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir.) incelenmesinden;
Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. “Kural işlemler” (ya da diğer adıyla “genel düzenleyici işlemler”), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
Düzenleyici kurumlar, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir.
Sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurumun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun’la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı anlaşılmaktadır.
İdarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerekmekte olup işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
6362 sayılı Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinin gerekçesinde, “Kanunun amacına ilişkin bu madde hükmünde, uluslararası piyasalardaki gelişmeler dikkate alınarak ve ülkemiz sermaye piyasasının yıllar içinde gösterdiği değişim paralelinde öne çıkan piyasa işleyiş esasları daha anlaşılır ve kapsamlı bir şekilde sayılmıştır. Diğer yandan piyasanın işleyişinin yanı sıra gelişmesinin sağlanması hususu da Kanunun amaçları arasına dâhil edilerek, ülkemiz sermaye piyasasının uluslararası anlamda rekabet gücünün artırılması amaçlanmış ve uluslararası finans merkezi olma hedefi desteklenmiştir. Yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla piyasanın düzenlenmesi ve denetlenmesi hususu ise temel vizyon olarak korunmuştur.” açıklamalarına yer verilmiştir.
6362 sayılı, Kanun’un amacı, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olup Kurul’un düzenleme alanı özellik arz ettiğinden görev alanına giren konularda Kurul’a, kanunların gösterdiği sınırlar içerisinde ve kamu yararı çerçevesinde kullanılabilecek, hukukun genel ilkelerine ve yazılı üst hukuk kurallarına uygun olarak yürürlüğe konulacak ikincil düzenlemeler ihdas edebilme yetkisini de barındıran takdir yetkisi tanınmış; anılan Kanun’un 104. maddesinde mâkûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayıldığı, Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idarî para cezası verilebileceği belirtilerek Kurul’a piyasa bozucu eylemlere ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda yetki verilmiştir.
Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nde, piyasa bozucu eylem, mâkûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylem olarak tanımlanmış; dava konusu düzenlemelerle tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması piyasa bozucu eylem olarak belirlenmiştir. Böylelikle, belirlenen nitelikteki alım-satım emirlerinin ve işlemlerinin engellenmesi suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasının sağlanması ve yatırımcıların menfaatlerinin korunması amaçlanmıştır.
Sermaye piyasasının hareketli yapısı ve yeni gelişmelere açık olması, kanun hükümlerinin ise esas itibarıyla durağan ve genel mahiyet taşıması, 6362 sayılı Kanun’la davalı idareye verilen görev, yetki ve sorumluluklar ile Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceğine ilişkin Kanun hükmü göz önünde bulundurulduğunda; yazılı üst hukuk kurallarına ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla, mâkûl bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan ve bir suç oluşturmayan, ancak borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi konusunda idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde ve Kanun’un amacına uygun olarak, tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması yönündeki fiil ve davranışların piyasa bozucu eylemler olarak öngörülmesine ilişkin dava konusu düzenlenmelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı hakkında (EGCYO) pay piyasasında … ING hesaplarından 31/10/2014-16/03/2015 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle söz konusu işlemleri vekil sıfatıyla gerçekleştirdiğinden bahisle 24.672,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının incelenmesine gelince;
VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin yukarıda incelenen ve hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılan düzenlemelerine göre; tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılmasının piyasa bozucu eylem niteliğinde olduğu açıktır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde, … INC tarafından söz konusu dönemde EGCYO pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin hacimleri, miktarları ve oranları dikkate alındığında; önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım ve satım yapıldığı, ilgili dönemde en fazla işlemin anılan yatırımcı tarafından gerçekleştirildiği, farklı fiyat kademelerine emirler iletildiği, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde aynı fiyattan sisteme yön değiştiren emirler verildiği, kendinden kendine ve karşılıklı işlemler gerçekleştirildiği, fiyat yükseltici işlemler yapıldığı, davacı tarafından vekil sıfatıyla gerçekleştiren bu işlemler sonucunda maddi menfaat elde edildiği, Kurul’ca tespit edilen borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozucu nitelikteki söz konusu işlemlerin Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerine aykırı olduğu ve Kanun’un 104. maddesi uyarınca makul ekonomik ve finansal gerekçelerle açıklanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, Kurulca tespit edilen söz konusu fiil ve davranışların, aktarılan Tebliğ düzenlemelerine aykırı olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 19/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.