Danıştay Kararı 13. Daire 2016/1943 E. 2022/4581 K. 06.12.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/1943 E.  ,  2022/4581 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/1943
Karar No:2022/4581

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla verilen 285.784,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilsi sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarihli, … sayılı ve 273.496,70-TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete verilen idari para cezasının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca tüzel kişilerin yetkili mümessillerine yapılması gerekmekle birlikte bu tebligatın tüzel kişiliğe ait adreste yapılması gerektiği, dava konusu olayda ise davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin yerleşim yerinde yapılması gereken tebligatın şirkete ait iş yerine tebliğe çıkarıldığı ve anılan şirket çalışanı olup olmadığı belirli olmayan bir şahsa tebliğ edildiği dolayısıyla usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği, ödeme için öngörülen süre başlamayacağı gibi ödeme emri düzenlenebilmesi için öngörülen kesinleşmenin de gerçekleşmeyeceği açık olduğundan, kesinleşmeyen idari para cezasının şirket ortağı ve yetkilisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla idari para cezasının tesis edildiği, anılan cezanın tahsili amacıyla asıl borçlu … İnşaat Ticaret Turizm Limited Şirketi adına ödeme emri düzenlendiği, ancak anılan şirketin hacze kabil bir varlığı bulunmadığından davacı adına ödeme emri düzenlendiği, şirket müdürü olan davacının borcun tamamından sorumlu olduğu, dolayısıyla tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacının ortağı ve yöneticisi olduğu … tarih ve … sayılı bayilik lisansı sahibi … İnşaat Ticaret Turizm Limited Şirketi’ne (asıl borçlu şirket) ait tesiste 04/01/2005 ve 10/09/2005 tarihlerinde gerçekleştirilen denetimler kapsamında alınan numunelerin ODTÜ Petrol Araştırma Merkezi’nde yapılan analizleri sonucunda, numunelerin baz yağ özelliği gösterdiği tespit edilmiş, bu tespitler üzerine asıl borçlu şirketin savunmasının alınmasına karar verilmiş, 28/02/2006 ve 16/09/2006 tarihli yazılı savunmalarında ileri sürülen hususların tağşiş ve/veya hile amacıyla akaryakıta katılabilecek ürünün (baz yağ) söz konusu istasyonda bulundurulması fiilini haklı gösterecek bir gerekçe olmadığı değerlendirilmiş, akabinde Kurul’un … tarih ve … sayılı kararıyla asıl borçlu şirkete toplam 285.784,00-TL idari para cezası verilmiştir.
Bahse konu Kurul kararı … tarih ve … sayılı yazı ile akaryakıt istasyonunun bulunduğu “…” adresine tebliğe çıkarılmış, tebliğ mazbatasına “Evrak muhatabı adresinde tevziat sırasında bulunamadı, birlikte tebliğe ehil imzasına tebliğ edildi.” şeklinde şerh düşülerek işçisi …’ye 29/01/2007 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Kurul kararı kapsamında verilen idari para cezasının süresinde ödenmemesi üzerine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından … tarih ve … sayıl yazı ile davalı idareye cezanın tahsil edilmesi hususunda bildirimde bulunulmuş, bu bildirim üzerine davalı idarece asıl borçlu şirket adına … tarih ve … sayılı takip yaprağı düzenlenerek 09/05/2007 tarihinde “…” adresinde şirket müdürü davacıya tebliğ edilmiş, yapılan araştırmalar neticesinde mahsuben yapılan bazı tahsilatlar ile kısmen yapılan ödemeler haricinde asıl borçlu şirket nezdinde hacze kabil mal varlığı bulunamadığından kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına 273.496,70-TL tutarlı ödeme emri düzenlenmiştir.
Bunun üzerine ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı 12. maddesinde, “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”; “Hükmi şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13. maddesinde ise, “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır.” kurallarına yer verilmiştir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan hâliyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kurallar uyarınca, hükmi şahıslara yapılacak tebligat öncelikle hükmi şahsın yetkilisine yapılması, yetkili kişinin bulunamaması veya evrakı alacak durumda olmaması hâlinde ise memur veya müstahdemlerine tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak, memur veya müstahdemlere yapılacak tebligatta, tüzel kişiliğin yetkilisinin iş yerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının belirtilmesi zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirketin bayilik lisansının bulunduğu, dava konusu işleme dayanak olan Kurul kararında belirtilen 04/01/2005 ve 10/09/2005 tarihlerinde numune alınmasına ilişkin denetimlerin asıl borçlu şirketin “…” adresinde faaliyet gösteren istasyonunda gerçekleştirildiği, denetimler neticesinde alınan numunenin ODTÜ Petrol Araştırma Merkezi’nde yapılan analizler sonucu numunelerin baz yağ özelliği gösterdiği tespit edildiğinden bahisle asıl borçlu şirketin yazılı savunmalarının istenildiği, yazılı savunmalarda ileri sürülen hususların yerinde görülmemesi üzerine dava konusu ödeme emrinin dayanağı Kurul kararının tesis edildiği, anılan Kurul kararının asıl borçlu şirketin istasyonunun bulunduğu ve denetimlerin gerçekleştirildiği “…” adresinde işçisi …’ye tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan Kurul kararının asıl borçlu şirketin yerleşim yerinde yapılması gereken tebligatın şirkete ait iş yerine tebliğe çıkarıldığı ve şirket çalışanı olup olmadığı belli olmayan bir şahsa tebliğ edildiği, dolayısıyla usulüne uygun tebligattan söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun tebligat işlemlerinde esas alacağı adresin asıl borçlu şirketin Kurum bünyesinde bulunan ve bayilik lisansında belirtilen adres olması gerektiği, asıl borçlu şirket yetkilisinin tebliğ edilen adreste olmaması nedeniyle tebligatın işçisi …’ye yapıldığının tebliğ mazbatasında belirtildiği, bu anlamda dayanak Kurul kararının denetimin gerçekleştirildiği adrese tebligata çıkarılarak işçisi …’ye tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin dayanağı Kurul kararının şirketin yerleşim yeri adresine tebliğ edilmesi gerekirken iş yeri adresine tebliğ edildiğinden bahisle dava konusu işlemin iptali yönündeki temyize konu Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, ödeme emrinin dayanağı olan tahakkuk işlemine karşı dava açılmaması, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazlarının yargısal incelemesinin yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davalar, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince davacının “böyle bir borcu olmadığı” şeklindeki itirazı kapsamında değerlendirilmelidir. Bu kapsamda, ödeme emrinin dayanağını teşkil eden kamu alacağının maddi kaynağına ilişkin hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve borcun tahakkukundan önceki aşamaya ilişkin hukuka aykırılık iddialarının incelenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, ödeme emrinin dayanağı Kurul kararına karşı dava açılmadığı göz önüne alınarak ödeme emrine karşı açılan işbu davada davacı tarafından ileri sürülen iddiaların “böyle bir borcun olmadığı” itirazı kapsamında değerlendirilerek uyuşmazlığın esası yönünden yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği de açıktır.
Diğer taraftan, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilen 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin yeni hâlinde, ödeme emrine dayanak Kurul kararında belirtilen idari para cezasında herhangi bir lehe düzenleme bulunup bulunmadığı hususunun Mahkemece yeniden karar verilirken dikkate alınacağı da tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.