Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/1990 E. , 2021/55 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/1990
Karar No:2021/55
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Radyo Televizyon Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait “… TV” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 07/10/2013 tarihinde yayınlanan “…” adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle, aynı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “uyarı” yaptırımı uygulanmasına; 9. maddesinin 3. fıkrasının tekraren ihlâli nedeniyle de yine aynı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 11.886,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı toplantısında alınan 27 no.lu kararın iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce; davacı şirkete ait televizyon kanalında 07/10/2013 tarihinde yayınlanan “…” adlı programda, bitkisel bir ürünün tanıtımının yapıldığı ve bitkisel ürünlerin birçok hastalığa çözüm olduğu konusunun işlendiği, aynı yayında …’un sağlık merkezine başvuran hastalara ilişkin bilgilere yer verildiği, internet sayfası adresi verilerek diğer hastaların iyileşme süreçlerinin izlenebileceğinin belirtildiği, söz konusu yayının hastaları bitkisel tedaviyi kullanmaya teşvik eden reklam programı niteliğinde olduğu, telefon numaraları verilerek ve diğer kullanıcıların şifa bulduğuna ilişkin beyanları yayınlanarak ürünlere ulaşma ve satın alma yollarının gösterildiği;
Dava konusu Kurul kararının 11.886,00 TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı incelendiğinde; söz konusu yayında, …’un geliştirdiği ürün ve yöntemlerin bazı hastalıkların tedavilerinde uygulanmasının olumlu sonuçlar verdiğinin belirtildiği, anılan ürünlere izleyicilerin dikkati çekilerek yönlendirmede bulunulduğu, hastalığı olan kişilerin adı geçen doktorun adının yer aldığı sağlıklı yaşam merkezlerine sağlık kontrolü ve tedavi olmak için yönlendirildiği, mevzuat hükümlerine aykırı olarak yapılan yayın nedeniyle tekerrür hükümleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle 6112 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrası ve 32. maddesinin 2. fıkrası gereğince tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği; her ne kadar davacı şirket, tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığını iddia etmekte ise de, davacı şirkete ait aynı televizyon kanalının 02/05/2013 tarihli yayınında ekrana gelen “Hastaların Dilinden” adlı programda 6112 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasının ihlâl edilmesi nedeniyle, Kurul’un … tarih ve … sayılı kararıyla davacı şirkete “uyarı” cezası verildiği, bu cezanın, aynı iş yerinde bulunan Tarık Çiftçi isimli kişiye usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve bu cezaya karşı herhangi bir dava açılmadığı görüldüğünden bu iddiaya itibar edilmediği;
Davaya konu Kurul kararının “uyarı” yaptırımı uygulanmasına ilişkin kısmı incelendiğinde ise, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında, radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programların bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamayacağı hükmünün ihlâli konusunun teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle Mahkemenin 24/04/2014 tarihli ara kararıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, düzenlenen 05/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle, ürünün tanıtımında çocuk ve ergenlerin içinde bulunduğu gelişme sürecinde cinselliğe ilgilerinin arttığı, aynı döneme ilişkin güvenilir kaynaklardan alınmayan bu tür bilgilerin cinsel kimliğin kazanıldığı dönemlerde çocuk ve gençlerde cinsel gücü artırma isteği yanında performans kaygılarına kapılmalarına neden olabileceği, yayında yer alan bu konudaki aşırı vurgulamaların olumsuz etkiler doğurabileceği belirtilerek söz konusu hükmün ihlâl edildiği yönünde görüş bildirildiği, söz konusu raporun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu; bu durumda, 6112 sayılı Kanun’un 8/2. maddesinin ihlâli sebebiyle “uyarı” yaptırımı ve aynı Kanun’un 9/3. maddesinin ihlâli sebebiyle 11.886,00 TL idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu yayında ürün tanıtımı yapıldığına yönelik somut bir tespit bulunmadığı, öncelikle “uyarı” yaptırımı uygulanması gerekirken, hiçbir bildirim yapılmaksızın doğrudan idarî para cezası verildiği, tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımına ilişkin Kurul kararının tebliğ edildiği iddia edilen …’nin şirket çalışanı olmadığı, tebligatın kendilerine ulaşmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete ait “… TV” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 07/10/2013 tarihinde yayınlanan “…” adlı programda, … tarafından bitkisel bir ürünün tanıtımı yapılmıştır.
Anılan programda, bitkisel ürünlerin birçok hastalığa çözüm olduğu konusunun işlendiği, bu ürünlere izleyicilerin dikkati çekilerek yönlendirmede bulunulduğu, hastalığı olan kişilerin adı geçen doktorun adının yer aldığı sağlıklı yaşam merkezlerine sağlık kontrolü ve tedavi olmak için yönlendirildiği, sağlık merkezine başvuran hastalara ilişkin bilgilere yer verildiği, internet sayfası adresi verilerek diğer hastaların iyileşme süreçlerinin izlenebileceğinin belirtildiği, söz konusu yayının hastaları bitkisel tedaviyi kullanmaya teşvik eden reklam programı niteliğinde olduğu, telefon numaraları verilerek ve diğer kullanıcıların şifa bulduğuna ilişkin beyanları yayınlanarak ürünlere ulaşma ve satın alma yollarının gösterildiği sonucuna varılmış, böylece 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle, aynı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “uyarı” yaptırımı uygulanmasına; 9. maddesinin 3. fıkrasının tekraren ihlâli nedeniyle de 11.886,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararı alınmıştır.
Anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Hükmî şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı 12. maddesinde, “Hükmî şahıslara tebliğ, salâhiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”; “Hükmî şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13. maddesinde, “Hükmî şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 21. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olmaları durumunda tebliğin, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı; 2. fıkrasında, ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibarıyla tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği; 3. fıkrasında ise, tüzel kişilerin orada hazır bulunan memur ya da müstahdemlerine tebliğ yapılabilmesi için tüzel kişiler adına tebliği almaya yetkili kişilerin orada bulunmadığının tebliğ mazbatasında belirtilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1-Temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirkete “uyarı” yaptırımı uygulanmasına yönelik davanın reddine ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2-Temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirkete “idarî para cezası” verilmesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmına gelince;
Aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, hükmî şahıslara yapılacak tebligatın öncelikle hükmî şahsın yetkilisine yapılması, yetkili kişinin bulunamaması veya evrakı alacak durumda olmaması hâlinde ise memur ve müstahdemlere tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak, memur ve müstahdemlere yapılacak tebligatta, tüzel kişiliğin yetkilisinin iş yerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının açık bir şekilde belirtilmesi zorunludur.
Olayda, davacı şirkete verilen idarî para cezasında tekerrüre esas alınan Üst Kurul’un … tarihli ve … sayılı “uyarı” yaptırımı uygulanmasına yönelik kararının … adlı şahsa tebliğ edildiği, ancak davacı şirket tarafından, adı geçen şahsın kendilerinin çalışanı olmadığının ve söz konusu “uyarı” yaptırımlarından dava konusu Kurul kararıyla haberdar olunduğunun ileri sürüldüğü görülmektedir.
Bu durumda, her ne kadar davalı idare tarafından tesis edilen ve tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımı şirket çalışanı olduğu iddia edilen …’ye tebliğ edilmiş ise de tüzel kişilerin memur ya da müstahdemlerine tebliğ yapılabilmesi için tüzel kişiler adına tebliğ evrakını almaya yetkili kişilerin orada bulunmadığı veya evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olduklarının tebliğ mazbatasında belirtilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu idarî para cezasında tekerrüre esas alınan “uyarı” yaptırımının usulsüz tebliğ edildiği anlaşıldığından davanın reddine yönelik Mahkeme kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine,
2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı şirkete “uyarı” yaptırımı uygulanmasına yönelik davanın reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Mahkeme kararının bu kısmının ONANMASINA,
3. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4. Temyize konu Mahkeme kararının, davacı şirkete “idarî para cezası” verilmesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13/01/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.