Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/2567 E. , 2022/3401 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/2567
Karar No:2022/3401
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … İletişim Hizmetleri A.Ş. (Eski Unvanı: … İletişim Hizmetleri A.Ş.)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurumu
VEKİLLERİ: Av. …, Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Elektronik mobil iletişim sektöründe davalı idare ile imzalanan imtiyaz sözleşmesi ile faaliyet gösteren davacı şirketin, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 11. maddesi ve Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nin 17., 20. ve Geçici 4. maddesi uyarınca 2015 yılı için ödenmesi gerektiği belirtilen kullanım hakkı ücretine ilişkin işlemin 777.330,44-TL’lik kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; 5809 sayılı Kanun’da bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce yapılan sözleşmeler gereği tahsis edilen numaralar için yürürlük tarihinden sonraki yıllara ilişkin kullanım hakkı ücreti tahakkuk ettirilmeyeceğine ilişkin bir geçiş hükmünün yer almadığı, Elektronik Haberleşme Sektörüne ilişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nde ise anılan durumlar için de kullanım hakkı ücreti ödeneceğinin açıkça belirtildiği, davacı tarafından söz konusu işlemin dayanağı olan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nin Geçici 3. maddesi ile Geçici 4. maddesinin (ç) bendinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin E:2010/2690 ve E:2010/2659 sayılı dosyalarında 28/09/2010 tarihli kararları ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, buna göre 5809 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce yetkilendirilmiş işletmecilerden kendilerine yapılan numara ve frekans tahsisleri için de kullanım hakkı ücreti alınacağının açık olduğu, 2015 yılına ilişkin olarak toplam 795.350,78-TL kullanım hakkı ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin işlemin dava konusu olan 777.330,44-TL’lik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin şekil, sebep, konu ve yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, Mahkemece eksik inceleme yapıldığı, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğu, dava konusu işlemin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olarak tebliğ edilmediği, kullanım hakkı rejimi ve yetkilendirme usulüne özgü olarak tanımlanan kullanım hakkı ücretlerinin ilk kez 5809 sayılı Kanun ile getirildiği, davalı idarenin kullanım hakkı ücreti talep ettiği kaynakların ise bu rejime tâbi olmadığı, anılan Kanun’un yürürlüğe girmesinden çok önce tahsis edildiği, kullanım hakkı ücretinin davalı idare tarafından 5809 sayılı Kanun’un yayımlanmasından uzun süre önce ücretsiz olarak tahsis edilen kaynaklara tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, 10/05/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5809 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 4. fıkrasında davacı şirketin imtiyaz sözleşmesi kapsamı dışında tahsis edilen kaynaklar için kullanım hakkı ücreti alınmamasını gerektirecek hiçbir istisnanın getirilmediği, bu tarihten önce tahsis edilmiş dahi olsa Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra kullanılmaya devam edilen frekanslar ve numaralar için kamu malı niteliğinde olan kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını teminen 10/05/2009 tarihinden itibaren kullanım hakkı ücretinin alındığı, kullanım hakkı ücretinin ödenmesi gereken tarihin mevzuatta kesin olarak belirli olduğu ve bu ücretin tahakkuk etmesi için Kurum işlemine gerek olmadığı, davacıdan kullanım hakkı ücreti talep edilen numaraların imtiyaz sözleşmesi içerisinde zikredilmeyen ve ihale bedeli kapsamında ücret ödenmeyen davacı şirket tarafından kullanılmakta olan numaraları ilişkin olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.