Danıştay Kararı 13. Daire 2016/2603 E. 2022/3903 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/2603 E.  ,  2022/3903 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/2603
Karar No:2022/3903

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVACI): … İnşaat Taahhüt Nakliyat Pazarlama Petrol Ürünleri ve Dış Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı tarafından esas, davalı idare tarafından ise vekâlet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kamu İhale Kurulu’nun (Kurul) 06/01/2010 tarih ve 2010/UH.I-38 sayılı kararının yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine, hukuka aykırı işlem nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın 17/02/2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; ilgililerin, haklarını ihlâl eden bir işlem nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle dava açabileceğinde duraksama bulunmamakla beraber, işlem nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın somut, hesaplanabilir ve kesin olması gerektiği, zira tam yargı davalarında tazminat hesaplanmasında gerçek ve muhakkak zararların hesaplamaya dahil edildiği, muhtemel (kesin olmayan) zararların hesaplamaya dahil edilmediği;
Olayda, Karayolları Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü’nce 24/11/2009 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Tünellerde ve Otoyol Bakım İşletme Şefliklerinde İdare Malı Araçlarda Sürücü Operatör ve Erbap İşçi Çalıştırılması Hizmet Alım İşi” ihalesinin davacı şirketin üzerinde kaldığı, bunun üzerine ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusu sonucunda, 06/01/2010 tarihli ve 2010/UH.I-38 sayılı Kurul kararıyla, davacı şirketin teklifinin asgari işçilik maliyetini karşılamadığından bahisle teklifinin değerlendirme dışı bırakılarak ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesine karar verildiği, anılan Kurul kararına karşı açılan davada … İdare Mahkemesi’nce, Dairemizin 01/02/2011 tarih ve E:2010/4680, K:2011/362 sayılı bozmaya ilişkin kararına uyularak, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, davacı şirket tarafından, ihale dışı bırakılmasından dolayı ihaleye konu işin rakibi olan bir başka şirkete verilerek elde edilecek kârdan mahrum kalındığı ve ihaleye katılamamaktan ötürü şirketin prestij kaybına uğradığı, başka iş alınamadığı ileri sürülmekte ise de, davacının uğradığını iddia ettiği zararın kesin olmayıp muhtemel bir zarar olduğu ve hesaplanabilirlik niteliği bulunmadığı dikkate alındığında idarenin maddi tazminatla sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı;
Öte yandan, ihale dışı bırakılmasına yönelik işlemden dolayı davacı şirketin saygınlığını yitirdiği, şirketin değer kaybına uğradığı veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düştüğüne yönelik bir kanaate varılamadığı, dosyaya bu konuya yönelik somut bilgi ve belgeler de sunulmadığı, bu itibarla, manevi tazminat istemine yönelik olarak da davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesindeki talep ve iddiaları hakkında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, şirket merkezinin Cizre’de ve bir şubesinin de Ankara’da bulunduğu, kendi çevresinde ve hatta iş yaptığı bölgelerde oldukça tanınan iyi bir şirket olduğu, ihale konusu işte en az 50 işçi çalıştıracağı, ihaleye 1.178.472,83-TL teklif verildiği, ancak davalı idarenin haksız ve hukuka aykırı olduğu tespit edilen kararı ile kazandığı ihaleden değerlendirme dışı bırakıldığı, davalı idarenin şirketin teklifinden elde edeceği ve/veya ihalenin bırakıldığı mevcut tekliften elde edilen kâr kadar bir tazminat kalemi ödeme yükümlülüğü bulunduğu, verilen teklifte asgari işçilik maliyeti dahil tüm maliyet ve kâr kalemlerinin bulunduğu, uğranılan zarar veya elde edilemeyen kâr için Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasının gerektiği, ayrıca söz konusu ihale nedeni ile yapılan masraf ve giderler ile ihalenin haksız bir şekilde elinden alınması nedeni ile uğradığı her türlü zarar ve ziyanın da davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, ihale dışı bırakılmaları nedeniyle çevresinde büyük bir prestij kaybına uğradığı, ne kamu sektöründe ne de özel sektörde uzun bir süre ve hâlen de iş alamadığı, davalı idarenin ihale bedeli ve maliyetleri konusunda hata yapmasının kabul edilemez olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin üçüncü bölümünde belirtildiği üzere reddedilen maddi tazminat üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bu nedenle Mahkeme kararının maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlık çözme fonksiyonuna ilişkin olarak alınan Kurul kararları nedeniyle tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, Kanunla verilen itirazen şikâyet başvurularını inceleme görevini yerine getirirken sürekli tazminat tehdidi altında bulundurulmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağı, henüz doğmamış ve doğması muhtemel zararlar ile doğmuş olması kuvvetle muhtemel olmakla birlikte belli bir miktar olarak ispatlanamayan zararların idare tarafından tazminine karar verilemeyeceği, davacının söz konusu Kurul kararı nedeniyle zararının gerçekleşmediği, kişisel varlıklarına bir saldırıda bulunulmadığı ve herhangi bir haksız rekabet ve ticari itibar zedelenmesine de uğramadığı, davacı tarafın uğradığı maddi zarara ilişkin somut hiçbir veri sunulmadığı, diğer taraftan ihale konusu işi almış olsa bile, işi ihale dokümanına uygun olarak yapıp yapmayacağının belli olmadığı, dava dilekçesinde doğduğu iddia olunan zararın, belirsiz ve gerçekleşmemiş, geleceğe yönelik beklenti niteliğinde bir zarar olduğu, dava konusu işlem ile kişisel hakkın doğrudan ihlâlinin söz konusu olmadığı, davacının bu karar nedeniyle giremediği ihalenin de söz konusu olmadığı, zira Kurul kararının davacı şirket açısından bir yasaklılık veya ihaleye katılamama yaptırımı içermediği, davacının teklif verebileceği kamu ihalelerinin hangilerinin davacı üzerinde kalacağı hususunun da belirsiz olduğu, ayrıca Kurul kararında davacı tüzel kişinin kişisel haklarına veya ticari itibarına yönelik herhangi bir değerlendirme yer almadığı gibi davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılması yönünde alınan karar nedeniyle elem ve ızdırap duyması ve bu işlem ile kişisel varlıklarına bir saldırıda bulunulması veya herhangi bir haksız rekabet ve ticari itibar zedelenmesine uğramasının söz konusu olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1-Temyize konu Mahkeme kararının, davacının 50.000,00.-TL maddi tazminat, 100.000,00-TL manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
2-Temyize konu Mahkeme kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden;
21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve Mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında, “Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” kuralına yer verilmiş; anılan tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde, idare mahkemelerinde görülen davalarda duruşmasız işler için 1.000,00-TL maktu vekâlet ücreti tespit edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacıyı dava açtığı konumdan daha da geriye götüren durumlarda mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi hâlinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 tarihli, Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4’ünün vekâlet ücreti adı altında idareye verilmesini Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlâli niteliğinde değerlendirmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinde, manevi tazminat davalarının kısmen veya tamamen reddedilmesi durumlarında, vekâlet ücretine ne şekilde hükmolunacağının açıkça düzenlendiği, buna karşın maddi tazminat taleplerinin kısmen veya tamamen reddedilmesi durumuyla ilgili olarak özel bir düzenlemeye yer verilmediği; bununla birlikte, dava konusunun para olması nedeniyle nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılabilir ise de olayın, mahkemeye erişim hakkı ve yukarıda bahsedilen Anayasa Mahkemesi kararı ışığında değerlendirilmesinden, davacının, hak ettiği tazminat tutarının neredeyse tamamını vekâlet ücreti olarak idareye ödemesi sonucuna yol açacak olan söz konusu Tarife hükümlerinin ihmâl edilmesi gerektiğinden, davalı idarenin reddedilen maddi tazminat üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin iddiasının bir geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, anılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin 4. fıkrasında, manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedileceğine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 50.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı, Mahkemece hem maddi hem de manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, reddedilen maddi tazminat için ayrı, manevi tazminat için ayrı bir kalem olmak üzere iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Asgari Ücret Tarifesi’ne göre her bir kalem için 1.000,00-TL maktu vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğinden, toplam 750,00-TL vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukukî isabet bulunmamaktadır.
Ancak, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay’ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği açık olduğundan, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyize konu Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen maddi ve manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesi suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” dair kısmının “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin 4. fıkrası gereğince, reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00-TL, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 27/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.