Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/3305 E. , 2021/1487 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/3305
Karar No:2021/1487
TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVALI) …
VEKİLİ : Av. …
2. (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, kefili olduğu … Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin …’tan kredi kullanması nedeniyle ödenmeyen kredi borcundan kefil sıfatıyla sorumlu tutularak Fon tarafından düzenlenen … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacının, kefil sıfatıyla … Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. için kredi kullandığı ve kredi sözleşmelerinin birçoğunu da bizzat kefil sıfatıyla imzaladığı, davacının, … Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin … A.Ş.’den kredi kullanımından dolayı kefil sıfatıyla sorumlu olduğunun anlaşıldığı; kullanılan bu krediler nedeniyle davacının sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla beraber davalı idarece ödemeye çağrı mektubuna konu miktarın yasal düzenleme uyarınca belirlenmesi gerekirken Yönerge’deki temerrüt faizi ve gecikme zammı hükümlerine istinaden tesis edildiği görüldüğünden dava konusu işlemde; ödemeye çağrı mektubunda yer alan ana para yönünden hukuka aykırılık; faiz, temerrüt faizi ve diğer fer’i alacaklar yönünden ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, kısmen dava konusu işlemin iptaline, davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının gerekçesinin ana para yönünden hukuka aykırı olduğu, ödemeye çağrı mektubunda yer alan borcun varlığının kanıtlanamadığı, borcun bulunmadığına ilişkin gerekçe ve delillerin Mahkemece irdelenmediği, kullanılan kredilerin borçlu firma tarafından ödendiği ve bütünüyle sona erdiği, borcun nasıl hesaplandığına ilişkin ekstrenin taraflarına gönderilmediği, şirketin tasfiye edildiği, kredilere ilişkin ipoteklerin fekkedildiği, tüm bunların da borcun sona erdiğini gösterdiği, zamanaşımı süresinin dolduğu, kesinleşmiş bir kamu alacağı bulunmadığı için 6183 sayılı Kanun’a göre takip yapılamayacağı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, ödemeye çağrı mektubuna konu borcun Yönergeye göre değil Kanun’a göre hesaplandığı, ödemeye çağrı mektubunun faiz, temerrüt faizi ve diğer fer’ilere ilişkin kısmı yönünden iptaline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu alacağa ilişkin tüm bilgi ve belgelerin Mahkemeye ibraz edildiği, davacının kefil olduğu şirketin kullandığı kredilerin ödenmek suretiyle kapanmadığı, yeni kredi kullandırımları ile fiktif olarak kapandığı, kredi vadelerinin firmanın talebi üzerine defalarca uzatıldığı, ipoteğin fekki işlemlerinin kredilerin ödendiği anlamına gelmediği, bankanın idari kararıyla yapılmış işlemler olduğu, zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu, Fon alacaklarının 6183 sayılı Kanun’a göre takip edilebileceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına; davalının temyiz isteminin kabulü ile, mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Fon’a devredilen … A.Ş.’den kredi kullanan … Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin borcuna kefil olan davacıdan söz konusu borcun tahsili için 10/06/2015 tarihi itibarıyla 26.293.551,16-TL ana para, 137.239.190,26-TL gecikme zammı ile birlikte toplam 163.536.836,45-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubu düzenlenmiş, bu ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15/3. maddesinde, Fon’un, devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlayacağı, bu alacakların, Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı ve birikmiş alacak tutarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı; 15/7-b maddesinde ise, madde kapsamında kalan alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Fon Alacaklarının Tahsilinde Kullanılacak Usul ve Esaslara İlişkin İşlem Yönergesi’nin 23. maddesinin ikinci fıkrasında, “Fona devir edilen alacaklardan firmanın ana alacak dosyası için Fona devir tarihinden önce İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre takibi başlatılmış olanlar ile Fona devir tarihinden sonra ancak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmesi kararından önce İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış icra takipleri açısından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecek borç;
İcra takip talebinde belirtilen alacak miktarı ve temerrüt faiz oranı esas alınmak sureti ile Fon’a devir tarihi esas alınmaksızın icra takip talebinde belirtilen faiz başlangıç tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi kararı tarihine kadar temerrüt faizi uygulanmak, yapılan tahsilatlar ve masraflar yapıldığı tarihte ana paradan indirilip veya eklenmek sureti ile tespit edilir. Bu suretle hesaplanan toplam borç 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibe esas amme alacağıdır.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Temyize konu Mahkeme kararının, dava konusu ödemeye çağrı mektubunda yer alan ana para bakımından davanın reddine ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Temyize konu Mahkeme kararının, dava konusu ödemeye çağrı mektubunun faiz, temerrüt faizi ve diğer fer’iler yönünden iptaline ilişkin kısmı incelendiğinde;
4389 sayılı Kanun’un 15/3. ve 15/7-b maddelerindeki düzenlemeler irdelendiğinde, 15/3. maddede yer alan alacakların Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı ve birikmiş alacak tutarına 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı; 15/7-b maddesindeki alacaklar açısından ise, bu alacakların doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı belirtilmesine rağmen, aktarılan Yönerge’de, Fon alacakları için, alacağın Fon’a devrinden önce İcra ve İflas Kanunu’na göre takibe geçilmişse, bu alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi kararı tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması, bu tarihten sonra ise 6183 sayılı Kanun’a göre gecikme zammı uygulanması gerektiği belirtildiğinden, anılan Yönerge hükmünün gecikme zammı ve temerrüt faizi hesabı yönünden Kanunlara aykırı olduğu görülmektedir.
Bu noktada, bakılan davada, anılan Yönerge’de yer alan temerrüt faizi ve gecikme zammı hesabının bakılan uyuşmazlığa uygulanıp uygulanmayacağı hususu bir ön sorun teşkil etmektedir.
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Dolayısıyla, bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün değildir. Belirtilen hiyerarşinin, yönetmelikler bakımından bir ifadesi niteliğini taşıyan Anayasa’nın 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı,, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilecekleri kuralına yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen bu durum, daha alt düzeyde yer alan diğer hukuksal metinler ve idari işlemler açısından da geçerlidir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 4. fıkrasında, “…Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.” kuralı ile, idari yargı mercilerine, bireysel işlemlerin yargısal denetiminde, bu işlemlerin dayanağı ikincil nitelikteki düzenleyici işlemleri ihmâl etme yetkisi tanınmıştır.
Belirtilen bu durum karşısında, Yönerge’deki temerrüt faizi ve gecikme zammı hesabı yasal düzenlemeye aykırı olduğundan, uyuşmazlığa konu Fon alacağının hesaplanmasında, Yönerge’deki düzenleme yerine Yasa kurallarının uygulanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının … A.Ş.’den kredi kullanan … Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin borcuna kefil olduğu, kullanılan kredilere ilişkin genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzası bulunan davacı hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında takip işlemlerinin başlatıldığı ve dava konusu ödemeye çağrı mektubunun gönderildiği, ödemeye çağrı mektubuna konu borç hesaplanırken davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu 25/06/1992 tarihli ve 1.000.000 USD limitli, 03/09/1991 tarihli ve 3.250.000 USD limitli, 13/08/1991 tarihli ve 15.000 TL limitli, 18/06/1992 tarihli ve 1.500.000 USD limitli genel kredi sözleşmelerinde yer alan borçların hesaplamaya dahil edildiği, toplam borca ihtarnamenin keşide edildiği 02/08/2000 tarihinden borcun Fon tarafından temlik alındığı 10/08/2001 tarihine kadar %54 temerrüt faizinin uygulandığı, temlik tarihinden 10/06/2015 tarihine kadar ise gecikme zammı oranları uygulanarak hesaplama yapıldığı anlaşılmakta olup, Fon alacağına, alacağın temlik alındığı tarihten itibaren, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 11. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15/3. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulandığı görülmektedir.
Bu itibarla, her ne kadar Mahkemece Yönergedeki temerrüt faizi ve gecikme zammı hükümlerine istinaden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle faiz, temerrüt faizi ve diğer fer’ilere ilişkin kısım yönünde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, hesaplamanın Yönerge hükümlerine göre yapılmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödemeye çağrı mektubunun faiz, temerrüt faizi ve diğer fer’ilerin hesaplanmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin bu kısmının iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. …. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının bu kısmının ONANMASINA,
3. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
4. Temyize konu Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 21/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.